EURO
1
  • EURALL
    93.68 0.02%
  • EURTRY
    53.85 0.05%
  • EURMKD
    61.58 -0.01%
  • EURRSD
    117.39 0.03%
  • EURUSD
    1.14 0.02%
  • EURGBP
    0.85 0.07%
  • EURCHF
    0.93 0.00%
  • EURSEK
    11.08 0.09%
  • EURAUD
    1.63 0.11%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.

Sizden Gelenler

Zagreb Seçim Bölgesi’nde Reisü’l-Ulemâ Adayları İçin İstişare Toplantısı Yapıldı
Bosna Hersek İslam Birliği’nde  yeni Reisü’l-Ulemâ seçim süreci kapsamında, Zagreb Seçim Bölgesi istişare toplantısı bugün Zagreb’de gerçekleştirildi. Toplantıda, Meşihat Başkanı, Meclis  üyeleri, başimamlar, meclis yürütme kurulu başkanları ve İslami eğitim kurumlarının yöneticileriyle yapılan istişareler sonucunda Reisü’l-Ulemâ adaylığı için şu isimler önerildi: Prof. Dr. Hafız Mensur Efendi Malkić   Prof. Dr. Nedžad Efendi Grabus                                                                                                              Hırvatistan İslam Birliği tarafından yapılan açıklamada, aday belirleme sürecinin seçim yönetmeliği çerçevesinde yürütüldüğü belirtildi. Yönetmeliğe göre, bir seçim bölgesinde yalnızca o bölgeden değil, diğer seçim bölgelerinden de Reisü’l-Ulemâ adayları önerilebiliyor. Seçim bölgesi komisyonları, belirlenen adaylara ilişkin bilgileri ve adayların yazılı kabul beyanlarını, Seçimlerin Organizasyonu ve Yürütülmesi Komisyonunun belirlediği süre içinde Bosna Hersek İslam Birliği Saboru Başkanlığına teslim edecek. *Reisü’l-Ulemâ adaylarının kesin listesi ise, 5 Eylül 2026 tarihinde yapılması planlanan Bosna Hersek İslam Birliği Meclisi toplantısında karara bağlanacak.*                                                                                                      Bosna Hersek İslam Birliği’nde Reisü’l-Ulemâ seçimi, İslam Birliği’nin en üst dinî otoritesini belirleyen süreç olması bakımından büyük önem taşıyor. Bu kapsamda Bosna Hersek’in yanı sıra Hırvatistan, Slovenya ve Boşnak diasporasını kapsayan seçim bölgelerinde de istişare toplantıları gerçekleştirilmeye devam ediyor.
2 saat önce
0
Devamını Oku
Boşnakların Vetosu Reddedildi
RS’de Bosna Hersek Cumhuriyeti Ordusu Sembollerine Yasak Kararı Anayasa Mahkemesi’ne Taşınıyor   Banja Luka – Bosna-Hersek’teki Sırp Cumhuriyeti (Republika Srpska - RS) Halklar Konseyi, Boşnak delegelerin Bosna-Hersek Cumhuriyeti Ordusu (Armija RBiH) sembollerinin yasaklanmasına ilişkin yasaya karşı yaptığı hayati ulusal çıkar vetosunu kabul etmedi. Böylece ihtilaflı düzenlemeler, nihai değerlendirme için Republika Srpska Anayasa Mahkemesi’nin Hayati Ulusal Çıkarları Koruma Konseyi’ne gönderildi.   Halklar Konseyi ile RS Ulusal Meclisi ve Halklar Konseyi Ortak Komisyonu’nun bugün ayrı ayrı gerçekleştirdiği toplantılarda, Boşnak Delegeler Kulübü’nün itiraz ettiği düzenlemeler konusunda uzlaşma sağlanamadı.   Toplantılarda; Bosna-Hersek’teki Sırp halkının hayati ulusal çıkarlarının korunmasına ilişkin deklarasyon, RS Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikler ve Mezarlıklar ile Cenaze Hizmetleri Kanunu’ndaki değişiklikler ele alındı.   Boşnak Delegeler Kulübü Başkanı Alija Tabaković, ne Halklar Konseyi’nde ne de Ortak Komisyon’da uzlaşmaya varılamadığını belirterek dosyanın Anayasa Mahkemesi’ne sevk edildiğini açıkladı.   Tabaković, daha önceki benzer davalarda olduğu gibi RS Anayasa Mahkemesi’nin de Boşnakların hayati ulusal çıkar talebini reddetmesini beklediklerini ifade etti. Bu durumda yasanın Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe gireceğini, ardından ise Bosna-Hersek Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunacaklarını ve nihai kararın bu mahkeme tarafından verileceğini söyledi.   Armija RBiH sembollerine hapis cezası öngörülüyor   Boşnakların veto talebinin temelini, RS Ulusal Meclisi’nin Temmuz ayı başında acil usulle kabul ettiği Ceza Kanunu değişiklikleri oluşturuyor.   Yeni düzenlemeye göre, Armija RBiH’yi övdüğü veya yücelttiği değerlendirilen sembollerin, bayrakların ve sloganların kamuya açık şekilde sergilenmesi, üretilmesi veya dağıtılması, aynı kapsamda Ustaşa ideolojisi ve NDH sembollerinin teşvik edilmesiyle birlikte suç sayılıyor.   Bu fiilleri işleyenler hakkında üç yıla kadar hapis cezası öngörülürken, eylemin kamu düzenini bozması veya toplumsal huzursuzluğa yol açması halinde ceza iki yıldan beş yıla kadar hapis olarak uygulanabilecek.   Boşnaklar: “Tarihî kimliğimize müdahale”   Boşnak Delegeler Kulübü, veto gerekçesinde söz konusu düzenlemelerin Boşnak halkının hayati ulusal çıkarlarını doğrudan ihlal ettiğini savundu.   Kulübe göre Armija RBiH’nin sembolleri, Boşnak halkının tarihî kimliğinin, kolektif hafızasının ve Bosna-Hersek Cumhuriyeti’nin hukuki devamlılığının ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Bu nedenle söz konusu yasa yalnızca ceza hukuku düzenlemesi değil, aynı zamanda Boşnak toplumunun tarihsel hafızasına ve kimliğine yönelik bir müdahale niteliği taşıyor.   Mufassal haber:M.Tevfik Yücesoy Kaynak: FENA  
2 saat önce
0
Devamını Oku
Bosna Hersek Parlamentosu’nda Başörtüsü Yasağı İçin Kritik Oylama
Saraybosna – Bosna Hersek Parlamento Meclisi Temsilciler Meclisi’nin bugün gerçekleştireceği oturumda, Bosna Hersek Mahkemesi ve Temyiz Mahkemesi Kanunu’nda yapılması öngörülen değişiklikler kapsamında, uzun yıllardır tartışma konusu olan başörtüsü (hicab) yasağının kaldırılmasının önü açılabilir.   Temsilcilerin, kanun teklifini hızlandırılmış usulle oylaması bekleniyor. Kabul edilmesi halinde, Bosna Hersek yargı kurumlarında dini kıyafet ve sembollerin yasaklanmasına dayanak oluşturan hukuki zemin büyük ölçüde ortadan kalkmış olacak.   SDA (Demokratik Eylem Partisi) milletvekili Midhat Čaušević, Parlamento Anayasa-Hukuk Komisyonu’nun partisinin sunduğu değişiklik önergesini kabul ettiğini açıkladı. Buna göre, kanunun 14. maddesinde yer alan ve başörtülü kadınların görev yapmasının önünde engel olarak değerlendirilen “giyim” ifadesi metinden çıkarılacak.   Čaušević, bu değişikliğin yalnızca teknik bir düzenleme olmadığını belirterek, giyim kuşamın temel insan hakları ve din özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle alt düzenlemelerle sınırlandırılamayacağını ifade etti.   Milletvekiline göre, yasa parlamentodan geçerse Hakimler Etik Kodu veya benzeri ikincil mevzuat aracılığıyla mahkemelerde dini sembollerin, özellikle de başörtüsünün yasaklanması artık hukuken mümkün olmayacak. Bu durum, Bosna Hersek Anayasası’nın güvence altına aldığı din ve vicdan özgürlüğü, insan onuru ve eşitlik ilkeleri açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.   Reisü’l-Ulema Kavazović’ten Destek   Süreçte Bosna Hersek Husein Kavazović da aktif rol üstlendi. İslam Birliği Din Özgürlüğü Komisyonu’nun girişimi üzerine Kavazović, daha önce Bosna Hersek Parlamento Meclisi’nin her iki kanadının başkanlıklarına ve siyasi parti grup başkanlarına mektup göndererek, söz konusu düzenlemenin anayasal hak ve özgürlüklerle bağdaşmadığı uyarısında bulunmuştu.   İlk aşamada yeterli çoğunluk sağlanamadığı için teklif kabul edilmemişti. Ancak yapılan değişikliklerle konu yeniden Parlamento gündemine taşındı.   İslam Birliği: Sistematik Ayrımcılık Devam Ediyor   Bosna Hersek İslam Birliği Din Özgürlüğü Komisyonu’nun 2025 yılı raporunda, ülkede özellikle dini kıyafetlerin kamusal alanda kullanımına yönelik tartışmaların yeniden arttığı belirtilmişti. Raporda, başörtüsü ve diğer dini sembollerin sınırlandırılmasına yönelik girişimlerin, 2015 yılında başlayan tartışmaların devamı olduğu ifade edilirken, bunun aynı zamanda komünist dönemden kalan ve kamusal alanda dinin görünürlüğüne mesafeli yaklaşan anlayışın bir yansıması olduğu değerlendirilmişti.   Komisyon, özellikle Müslüman kadınların çalışma hayatında karşılaştıkları engellerin din özgürlüğü ve temel insan hakları açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu vurgulamıştı.   Bugün yapılacak oylamanın kabul edilmesi halinde Bosna Hersek, yargı kurumlarında dini kıyafetlerin kullanımına ilişkin uzun süredir devam eden hukuki tartışmalarda önemli bir dönüm noktasına ulaşmış olacak. Bu gelişme, ülkede din özgürlüğünün güçlendirilmesi ve başörtülü kadınların kamu görevlerinde eşit şekilde yer alabilmesi açısından tarihi bir adım olarak görülüyor.   Mufassal haber: M.Tevfik yücesoy  
2 saat önce
0
Devamını Oku
BM'den ABD-İran gerilimine "diplomasi yoluyla çözüm bulunması" çağrısı
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, son birkaç gündür ABD ve İran arasında tırmanarak süren askeri gerilimden derin endişe duymaya devam ettiğini belirterek, taraflara "çatışmayı diplomasi yoluyla sona erdirme" çağrısında bulundu.  BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında konuştu. “Genel Sekreter, son birkaç gündür İran ve ABD arasında devam eden ve genişleyen askeri gerilimden derin endişe duymaktadır.” diyen Dujarric, krizin tüm bölge ülkelerini etkilediğini, ticaret sistemlerine, insani yardıma erişime, ulaşım maliyetlerine, bu bölge ülkeleri ve ötesinde yakıt ve temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarına baskı uyguladığını belirtti. Dujarric, “Genel Sekreter, özellikle İran'da yapım aşamasındaki bir nükleer santral ve bir su arıtma tesisi dahil sivil altyapıya yönelik saldırılardan ve bölge genelinde Kuveyt ve diğer yerlerdeki enerji santrallerine ve su arıtma tesislerine yapılan saldırılardan da endişe duymaktadır.” ifadesini kullandı. Guterres'in, "bu tür saldırıların kabul edilemez olduğunu ve derhal durdurulması gerektiğini" belirttiğini aktaran Dujarric, “Genel Sekreter, bu çatışmanın askeri bir çözümü olmadığını bir kez daha yinelemekte ve barışçıl, kalıcı bir çözüm için diplomatik çabaların yoğunlaştırılması çağrısında bulunmaktadır.” dedi. Dujarric, taraflar arasında varılacak anlaşmanın, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki uluslararası seyrüsefer haklarının ve özgürlüğünün tam olarak yeniden tesis edilmesini içermesi gerektiğini kaydetti.
21 saat önce
0
Devamını Oku
TİKA Başkanı Abdullah Eren’den Sancak İslam Birliği’ne Ziyaret
Eğitim ve Vakıf Eserleri İçin Yeni Destek Mesajı Sırbistan’ın Sancak bölgesinde faaliyet gösteren İslam Birliği (Meşihat) Başkanı Sancak Müftüsü Mevlud Dudić,  göreve yeni atanan Abdullah Eren ve beraberindeki geniş heyeti kabul etti. Görüşmede, Türkiye’nin bölgedeki kalkınma ve kültürel miras projeleri ile İslam Birliği’nin öncelikli yatırım alanları ele alındı.   Ziyarete Türkiye’nin Belgrad Büyükelçisi İlhan Saygılı, TİKA Balkanlar Daire Başkanı Mehmed Bajrak, TİKA Sırbistan Koordinatörü Tevfik Vardar, Belgrad Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri Mehmet Melih Yılmaz, Türkiye’nin Novi Pazar Başkonsolosu Osman Peşmen, Novi Pazar Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi Eşref Yazar ile TİKA Başkan Danışmanları Vahit Borek ve Sümer Sipahi de katıldı.   Samimi bir atmosferde gerçekleşen kabulde konuşan TİKA Başkanı Abdullah Eren, kurumun bugün dünyanın 57 ülkesinde ofisleri bulunduğunu belirterek, Sırbistan’da bugüne kadar yaklaşık 450 projeyi hayata geçirdiklerini, bunların önemli bir bölümünün ise Sancak bölgesinde, özellikle Novi Pazar’da gerçekleştirildiğini ifade etti.   Eren, TİKA’nın Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı ile iş birliği içinde Osmanlı döneminden kalan cami ve vakıf eserlerinin restorasyonuna büyük önem verdiğini belirterek, bu çalışmaların başarıyla yürütülebilmesi için Sancak İslam Birliği ile güçlü iş birliğinin vazgeçilmez olduğunu vurguladı.   Sancak Müftüsü Mevlud Dudić ise TİKA’nın yıllardır bölgede yürüttüğü eğitim, kültür ve restorasyon projelerine teşekkür ederek, yeni dönemde de bazı stratejik projelere destek beklediklerini dile getirdi.   Müftü Dudić, özellikle yapımı son aşamaya gelen yeni Medrese binasının tamamlanması, Nova Varoş’taki tarihi İskender Paşa Camii’nin restorasyonu, Novi Pazar’daki Leylek Camii’nin kapsamlı onarımı ve 2007 yılında temeli atılan, hastane yakınındaki vakıf arazisinde inşa edilmesi planlanan büyük cami projesinin öncelikli çalışmalar arasında yer aldığını ifade etti.   Görüşmede ayrıca, Uluslararası Novi Pazar Üniversitesi’nin bir bölümünün Fatih Sultan Mehmed’in vakfettiği arazi üzerinde bulunduğunu hatırlatan Müftü Dudić, bu nedenle üniversitenin gelişimine katkı sunmanın tarihî ve manevi bir sorumluluk olduğunu belirterek TİKA’nın bu alandaki desteğinin de önem taşıdığını söyledi.   Resmî görüşmenin ardından Abdullah Eren ve beraberindeki heyet, yeni eğitim öğretim yılına yetiştirilmesi planlanan Medrese binasında incelemelerde bulundu. Heyete, binadaki son hazırlık çalışmaları hakkında bilgi verildi.   Bu ziyaret, Türkiye ile Sancak arasındaki tarihî ve kültürel bağların güçlendirilmesi, vakıf eserlerinin korunması ve eğitim yatırımlarının desteklenmesi bakımından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.   Mufassal haber:M.Tevfik Yücesoy     
23 saat önce
0
Devamını Oku
İngiltere Başbakanı Starmer resmen istifa etti
Buckingham Sarayı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "Sayın Keir Starmer, bu sabah Kral 3. Charles tarafından kabul edildi ve Başbakanlık ile Hazine Birinci Lordluğu görevlerinden istifasını sundu. Kral 3. Charles da istifayı kabul etti." ifadelerine yer verildi. "Yüzümde bir tebessümle veda ediyorum" Başbakanlık Ofisi 10 Numara'nın bulunduğu Downing Sokağı'nda bazı kabine üyeleri ve destekçilerinin alkışlarıyla karşılanan Starmer, Kral 3. Charles'a resmi istifasını tebliğ etmeden önce gazetecilere açıklamada bulundu. Starmer, "Birazdan Majesteleri Kral'ı ziyaret ederek istifamı sunacağım ve Başbakan olarak görev yaptığım dönemi resmen sonlandıracağım. Benim görevim tamamlandı." ifadelerini kullandı. Liderliğini yürüttüğü İşçi Partisini 2019'daki yenilgiden çıkararak yeniden ayağa kaldırdığını söyleyen Starmer, 2024 genel seçimlerinde ezici bir zafer kazandıklarını ifade etti. Starmer, "O günden bu yana bu büyük ülkeye ve sizlere Başbakan olarak hizmet etmek hayatımın en büyük onuru oldu. İngiltere'nin bugün, 2 yıl öncesine kıyasla daha güçlü ve daha adil bir ülke olduğuna yürekten inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu. Ekonominin daha güçlü olduğunu, kamu hizmetlerinin iyileştiğini, sağlık sistemindeki bekleme sürelerinde önemli düşüş yaşandığını dile getiren Starmer, "Her gün daha fazla çocuk yoksulluktan kurtarılıyor, göç önemli ölçüde azaldı. Savunma ve güvenlik alanındaki duruşumuz çok daha sağlam hale geldi ve uluslararası itibarımız önemli ölçüde güçlendi." diye konuştu. Starmer, ülkenin en güzel yönlerine en ön sıradan tanıklık etme ayrıcalığına büyük önem atfettiğini belirterek, "Bugün düşmanlarımızın, sahip olduğumuz değerlere, özgürlüğümüze, nezaketimize ve açıkçası Ukrayna'nın cesur halkına verdiğimiz sarsılmaz desteğe karşı bizi bölmek için ellerinden geleni yapacakları bir dünyayla karşı karşıyayız. Böylesi saldırılar karşısında, etrafımızdaki Britanya'nın büyüklüğünü unutmamamız hayati önem taşıyor." görüşünü dile getirdi. Görevi devrettiği Andy Burnham'a başarılar dilediğini aktaran Starmer, kendisine tam destek verdiğini iletti. Starmer, "Görevimden gönül rahatlığıyla ayrılıyor, yüzümde bir tebessümle veda ediyor ve birlikte başardığımız her şeyden büyük gurur duyuyorum." dedi. Partiden yükselen "istifa" seslerine yanıt verdi Ekonomi, Jeffrey Epstein bağlantılı Peter Mandelson'u Washington Büyükelçisi ataması ve mayıstaki yerel seçim mağlubiyeti nedeniyle büyük eleştiriler alan ve görevi bırakmaya çağrılan Starmer üzerindeki istifa baskısı, 18 Haziran'da yapılan Makerfield ara seçiminde Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'ın milletvekili seçilmesinin ardından daha da artmıştı. Parti ve kabine içindeki isimlerin yeni lider olarak görmek istediği Burnham'ın Meclis'e girmeye hak kazanmasından 4 gün sonra basının karşısına çıkan Starmer, partisinin bir sonraki seçime farklı bir liderle gitmek istediğini belirtmiş ve İşçi Partisi liderliğinden istifa etmişti. Starmer, yeni lider seçilene kadar başbakanlık görevini yürüteceğini kaydetmiş ve partiye seçim sürecini 9 Temmuz'da başlatma talimatı vermişti. İşçi Partisi, 17 Temmuz'da seçime tek aday olarak giren Makerfield Milletvekili Burnham'ın yeni lider olduğunu duyurmuştu. Burnham, Starmer'ın istifasının ardından Kral 3. Charles tarafından kabul edilecek ve kabineyi kurmakla görevlendirilecek.
2 gün önce
0
Devamını Oku
Kupayı Kazanan İspanya mı, Yoksa Vicdan mı?
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! ... -Boğamazsın ki! -Hiç olmazsa yanımdan kovarım. Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale; Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale! Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum! Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim! Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu... (Mehmet Aktif Ersoy) *** İspanya Arjantin arasındaki  dünya kupası final maçı sıradan bir futbol müsabakasından farklı bir anlama bürünmüştü dün gece.   Bazen bir kupa, sadece ayaklarla değil; yürekle, vicdanla ve ahlakla kazanılır.   İspanya’nın Dünya Kupası zaferini izlerken aklıma ilk gelen şey futbol olmadı. Gözüm kupaya bakarken gönlüm insanlığın ortak vicdanını düşündü. Çünkü bazı başarılar, skor tabelasına sığmaz. Bazı zaferler, milyonların kalbine yazılır.   Biz İspanya’yı sadece güzel futbol oynadığı için sevmedik.   Zulmün yanında saf tutmadığı için sevdik.   Mazlumun gözyaşını görebildiği için sevdik.   Filistin’de çocuklar öldürülürken suskun kalmayan, vicdanını siyasetin ve menfaatin önüne koyabilen insanların varlığını gördüğümüz için sevdik.   Bugün dünyanın en büyük imtihanlarından biri budur. Gücün yanında mı duracağız, yoksa hakkın yanında mı?   Kur’an-ı Kerim, bu konuda müminlere açık bir ölçü koyar:   “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun; bu, takvaya daha yakındır.” (el-Mâide, 5/8).   İslam, kimliklere göre değil; hak ve adalete göre tavır almayı öğretir. Mazlumun dini, ırkı ve coğrafyası sorulmaz. Mazlum, Allah’ın emanetidir.   Ne yazık ki çağımız, sessiz kalmanın normalleştiği bir çağdır. Güçlüye itiraz etmenin bedeli vardır. İşte tam da bu yüzden vicdan sahibi insanların sesi daha kıymetlidir.   Aliya İzzetbegoviç’in şu sözü bugün hâlâ bütün insanlığa yol göstermektedir:   “Her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey, düşmanlarımızın sözleri değil; dostlarımızın sessizliği olacaktır.”   Filistin meselesi yalnızca bir coğrafyanın değil, insanlığın vicdan imtihanıdır. Zulüm karşısında susanlar, zalimin suçuna ortak olmasalar bile mazlumun yalnızlığını büyütürler.   İspanya’nın Türkiye’ye ve Türk milletine karşı yıllardır sergilediği samimi yaklaşım da gönüllerimizde ayrı bir yer edinmesini sağlamıştır. Milletler arasındaki gerçek dostluk, çıkar hesaplarından değil; ortak insanlık değerlerinden beslenir.   Bu yüzden bugün gönülden şu cümleyi kurabiliyoruz:   “Yaşa İspanya… Kupayı sadece yeteneğinle değil; vicdanınla, cesaretinle ve asil duruşunla da hak ettin.”   Fakat burada durup daha büyük bir hakikati de hatırlamak gerekir.   Hayat bize her zaman gördüğümüz kadarını göstermez.   Çinli bilge Lao Tzu’nun meşhur “Beyaz At” kıssası tam da bunu anlatır. At kaybolur; herkes felaket der. At geri döner, yanında on iki vahşi at getirir; bu kez herkes büyük nimet der. Oğlu attan düşüp ayağını kırar; yine felaket denilir. Ardından savaş çıkar ve köyün bütün gençleri cepheye giderken kırık bacaklı oğul evde kalır. O zaman aynı insanlar bu defa bunun büyük bir lütuf olduğunu söylerler.   Bilge adam ise her defasında aynı cümleyi tekrar eder:   “Acele hüküm vermeyin. Hikâyenin tamamını henüz bilmiyorsunuz.”   Aslında bu hikmet, Kur’an’ın asırlar önce öğrettiği hakikatin farklı bir ifadesidir.   “Olur ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlıdır; sevdiğiniz bir şey de sizin için şer olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (el-Bakara, 2/216).   Bugün sadece futbol için değil, hayatın tamamı için bu ilahi ölçüye ne kadar muhtacız.   Bir kaybı mutlak felaket sanıyoruz.   Bir kazancı kesin başarı zannediyoruz.   Oysa Allah Teâlâ bazen kaybettiklerimizle bizi korur, bazen kazandıklarımızla bizi imtihan eder.   Tasavvuf büyükleri bu yüzden “Rızayı ilahîye teslim olan, hadiselerin görünen yüzüne aldanmaz.” demişlerdir.   Dünya kupaları da böyledir.   Siyasi zaferler de…   Ekonomik başarılar da…   Hayatın iniş çıkışları da…   Hepsi zamanın içinde gerçek anlamını bulur.   Bugün sevinenlerle üzülenlere dikkat edin.   Mazlum coğrafyaların duaları hangi tarafta?   Zulmü alkışlayanların hayal kırıklığı hangi tarafta?   Bazen tek bir fotoğraf, sayfalar dolusu analizden daha çok şey söyler.   Ama yine de mümin, fotoğrafın tamamını gördüğünü iddia etmez. Çünkü bilir ki mutlak hüküm yalnız Allah’ındır.   Bizim vazifemiz kupalara göre saf değiştirmek değildir.   Bizim vazifemiz hakikatin yanında durmaktır.   Bizim vazifemiz mazlumun duasında yer almaktır.   Kupalar paslanır.   Madalya vitrinlerde unutulur.   Şampiyonluklar yeni şampiyonlarla gölgelenir.   Fakat adalet uğruna gösterilen cesaret, insanlığın ortak hafızasında yaşamaya devam eder.   Çünkü tarih, kazananları yazar.   Vicdan ise hakkın yanında duranları asla unutmaz.   Selam ve dua ile… Mehmet Tevfik Yücesoy 20.07.2026/ İstanbul 
2 gün önce
1
Devamını Oku
İspanya, Arjantin'i yıktı ve Dünya Kupası'nda şampiyon oldu
Ukrayna: Rusya 41 füze, 125 SİHA ile hava saldırısı düzenledi
*Stolac’ta “Stolaç Camileri Günleri” Başladı: “Camiler Özgürlüğümüzün Manevi Kaleleridir”*
Bosna Hersek’in tarihi şehirlerinden Stolac’ta bu yıl 23’üncüsü düzenlenen “Stolaç Camileri Günleri” (Dani stolačkih džamija), Sultan Selim (Careva) Camii’nin avlusunda gerçekleştirilen törenle başladı. İnanç, kültür ve tarih mirasını yaşatmayı amaçlayan etkinliğin açılışı, Mostar Müftüsü Salem Dedović’in “İman ve Sorumluluk Yolu” (Put vjere i odgovornosti) adlı kitabının tanıtımıyla yapıldı.   Açılışta konuşan Mostar Müftüsü Dedović, Stolac İslam Birliği’nin yıllardır sürdürdüğü bu organizasyonun, insanları din, kültür ve birlik gibi kalıcı değerler etrafında buluşturan örnek bir program haline geldiğini söyledi.   *“Stolac ilim ve medeniyet merkezidir”*   Dedović, Stolac’ın asırlardır ilim, kültür ve yetiştirdiği değerli şahsiyetlerle öne çıkan önemli bir şehir olduğunu belirterek şunları söyledi:   “Bu şehir, sahip olduğu zengin tarihî miras ve medeniyet birikimiyle bölgemizin en seçkin merkezlerinden biridir.”   “Camiler medeniyetin ve kültürün merkezleridir”   Camilerin tarih boyunca yalnızca ibadet mekânı olmadığını vurgulayan Dedović, Stolac’taki camilerin ilim, kültür ve medeniyetin yayılmasında belirleyici rol üstlendiğini ifade etti.   Özellikle Sultan Selim Camii’nin çevresinde oluşan kültürel hayatın bölgenin gelişimine yön verdiğini belirten Müftü Dedović, günümüzde de camilerin insanları Allah’a iman ve Hz. Muhammed’in (sav) rehberliği etrafında bir araya getiren hikmet merkezleri olması gerektiğini dile getirdi.   “Yeni nesiller camilerde değerlerle yetişmeli”   Dedović, camilerin genç kuşaklara hayatın temel değerlerini kazandıran eğitim merkezleri olması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:   “Camiler; hayatın, vatanın, ailenin, neslin, şeref ve haysiyetin hiçbir dünyevî çıkar uğruna pazarlık konusu yapılamayacağını öğreten mekânlar olmalıdır.”   Birlik ve dayanışmanın toplumun ayakta kalmasının temel şartı olduğunu ifade eden Dedović, Müslümanların birbirlerine sevgi, merhamet ve şefkatle yaklaşmaları gerektiğini belirterek Hz. Peygamber’in (sav) “Müminler birbirlerini sevmede, merhamette ve şefkatte tek bir beden gibidir.” hadisini hatırlattı.   *“Camiler özgürlüğümüzün manevi kaleleridir”*   Konuşmasının en dikkat çekici bölümünde camilerin özgürlük sembolü olduğunu vurgulayan Mostar Müftüsü, şu ifadeleri kullandı:   “Cami, mümin için huzurun ve özgürlüğün vahasıdır. İnancımızı özgürce yaşayabilmemizin ve kültürümüzü inşa edebilmemizin en önemli göstergesidir. Bu nedenle camilerimiz, özgürlüğümüzün manevi kaleleri olarak korunmalı, geliştirilmeli ve yaşatılmalıdır.”   Dedović, bunun ancak güçlü bir teşkilatlanma ve camilere gönülden hizmet eden fedakâr insanlar sayesinde mümkün olacağını ifade ederek etkinliğin hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.   *23 yıldır kimliği ve hafızayı yaşatıyor*   Programın açılışında konuşan Stolac İslam Birliği Başkanı Orhan Tikveša ise “Stolaç Camileri Günleri”nin 23 yıldır kesintisiz devam ettiğini belirtti.   Tikveša, etkinliğin sadece dinî bir program olmadığını, aynı zamanda bölge Müslümanlarının tarihî hafızasını canlı tutmayı ve günümüzün zorluklarına ışık tutmayı amaçladığını söyledi.   “Camiler asırlardır bu coğrafyada Müslüman toplumun hayatının merkezinde yer almıştır.” diyen Tikveša, programın insanları yeniden cami ekseninde buluşturmayı hedeflediğini ifade etti.   Bir ay sürecek zengin program   14 Ağustos’a kadar devam edecek etkinlikler kapsamında; * Rabrani, Gornja Bitunja ve Gornja Duboka’da geleneksel mevlid programları, * “Geleneksel Bosna-Hersek Camisi: Anlamı ve Güzelliği” konulu sergi ve panel, * Hafız Ammar Bašić’in konferansı, * Kur’an Gecesi, * Sanatçı Armin Muzaferija’nın tasavvuf musikisi konseri, * Bosnalı yazar Alija Isaković’in seçme eserlerinin tanıtımı gerçekleştirilecek. Program, 14 Ağustos’ta düzenlenecek kitap tanıtımıyla sona erecek.  
4 gün önce
0
Devamını Oku
Diğer Haberler Yükleniyor...
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing