- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- 2012 Yılın Sanatçısı Türkan
2012 Yılın Sanatçısı Türkan
0 dk
2012 Yılın Sanatçısı Türkan
Türkan Başa 22 Temmuz 1977 yılında Prizren'de doğdu. Bir yaşında iken geçirdiği yüksek ateş yüzünden ortopedik özürlü durumuna düşen Türkan'ın, tekerlekli sandalye vazgeçilmez kaderi oluyor. Birinci yaşında kapılan bu trajedi sebebiyle 30 yıldır tekerlekli sandalyede hayatını sürdüren Türkan Başa, buna rağmen, hayata bağlılığıyla mutlu yaşıyor. Bu trajedi olayına bir yaşındayken yakalandığını, tedavisi için maddi ve diğer imkânların olmadığını bildiren Türkan, o zamanlarda pek imkânların olmadığı için zor bir hayat yaşadı, zaman geçtikçe ellerini ve ayaklarını kullanamaz halde oldu. Lakin hayatın, bütün zorluklara rağmen, çok güzel olduğu düşünmesi kendinde güvenlik ve büyük istek yaratmaktaydı.
Türkan Başa, okula daha gitmediği zamanda okuma yazmayı kendi imkânlarıyla öğrenmeye çaba göstermiştir. Öğrendiğinde, kitap okuyanlar arasına girip, yazının tadını hissetmeye başlamıştır. Öyle ki okumanın yanında şiir yazmayı da sevmeye başlayan Türkan, 30 yıllık sandalye hayatında bütün özlemlerini, hasretlerini mısralara aktarmaya başlıyor.
Evet, Türkan Başa'nın tam olarak elleri ve ayakları tutmuyor. Ellerinle dürüst bir yemek yiyemiyor ve yürüyemiyor, arkadaşlarıyla oynayamıyor ve onlar oynarken izleyip hasret çekiyor. Gönlünce çocukluğunu yaşamak isterdi elbet. Lakin kaderin de önüne geçilmediğini bilen Türkan, yine de yaşama küsmüş değildi. Bu tür hayatta rağmen mutlu olma özlemiyle kendine güvenerek, "hayatta benim de yapacaklarım var" inancıyla şiir yazmaya ve sosyal hayatını yoğunlaştırmaya başlayan Türkan, kendini toplum içinde bulmaya başarmıştır.
İlk önce annesi yardımıyla çok şeyler yaptı, fakat onlardan yeterince memnun kalmadığı için, ruhu bir şeyler başarması inadında daha fazlasını yapmakta kendisinde güç bulduğunda, ilk şiir kitabını annesinin yardımıyla 2002 yılında yayınladı. Adını da hayatının kopmayan parçası olan "Tekerlekli Sandalye" koydu.
Bu kitabın tanıtımı gazete, radyolarda ve TV de yayınlanmaya başlayınca, insanlar artık onu da tanımaya başladılar. Ailesi ve sevenleri, ellerini sıkıp "seninle gurur duyuyoruz böyle devam et" dediklerinde, Türkan'da inanç ve hayata yönelik büyük bir güvenlik sağlamıştır. Çünkü artık o da topluma mal olmuş bir şaire olarak şiir merasimlerinde diğer şairler arasında bulunmaktaydı. Her nerede bir faaliyet varsa Türkan oradaydı, çünkü sevdikleri onu da yanında görmek istiyordu.
İki yıl geçmesine rağmen, Türkan, birinci kitabının genişletilmiş ikinci baskısını yayınlıyor. Bu kitapta artık kendini şiirde bulmaya çalışan Türkan, bu ikinci baskıda yeni şiirlerini kendisi yazıyor ve daha olgun ve gerçek bir yöntemle şiir dizelerini yazıp önemli ilerlemeler kaydetmiştir.
Aradan geçen 7 yıl kadar bir zaman diliminde toplumsal ve sosyal hayatı çeşitli etkinliklere katılmakla geçen şaire, 2001 yılında yoğun çabanın sonucu olarak "Sen Gittiğinde Hanımeller Açmıştı" üçüncü şiir kitabını yayınlıyor. Kitapta herkese yönelik birer güzellik bulacağı yanında, yazdığı şiirlere ve diğer konulara yüreğinin çarptığının tanığı olmamızı sağlıyor. Bunun yanında bazı dizelerinde düşündüren, hem de hüzünlendiren öğeler bulundurarak, türünün benzerleri içinde bir fark oluşturmuştur.
Türkan bir tarafta şiirlerinde yalnızlık acısını, diğer tarafta can dostu arkadaşlık arzusunu dile getirdiğinde, mutluluğun peşinde koşmasını çalışmaktadır. Çocuk parkında oynama özlemini dile getirirken, sokakta arkadaşlarıyla birlikte sek sek gibi oynama isteğini dile getirmektedir. Okula gidip sıralarda oturma arzusunu, okul ve öğretmen sevgisinin özlemini dile getirirken, Âşık olmanın sırlarını öğrenmek arzusuyla şiirlerinde değişik türde kurmuş olduğu tümceleriyle kendi aşkını da dile getirerek okuyucuyla temas kurmaya çalışmaktadır.
Türkan kimi şiirlerinde sınırlı bir biçimde üzüntüyü dile getirilirken, tüm hiçlere rağmen, şükretmeyi biliyor! Kendi kendini mutlu ettiği için, sınırsız bir biçimde dizlerinde sevgiyi, mutluluğu ve yaşama yönelik güvenliği ve mücadeleyi dile getirmektir, insancıl bir yaşam için çağırıda bulunmaktadır.
Şiirlerini ve diğer etkinliklerini göz önünde bulundurursak, tekerlekli sandalyeye mahkûm yaşayan Türkan Başa'nın oldukça zeki bir insan olduğu görülmektedir. Çünkü aklını kullanarak, zaman içinde hayata bakış şeklini değiştiren Türkan, bu aşamada toplumu da engellilerin yaşadığı sıkıntılara, onun tümcelerinden ve gözünden, fakat oldukça akışlı bir sunumla, vicdanından kaçmasına fırsat bırakılmadan şahit olmaktadır. Bu bağlamda Türkan'ın şiirlerinin bize anlattıkları, kendinde bir hayal ürünü olabilir, lakin hayatta bizzat yaşanmış ve hâlen yaşanan hayat hikâyelerini andırmaktadır. Aynı sıkıntıları yaşayan farklı insanların kesişen yolları ve trajedileri ile vicdani duyguları da harekete geçirdiğinden bu kitapları okumaya değer.
Bu yüzden Türkan Başa'yı yapmış olduğu bu çalışmaları nedeniyle sadece kutlamakla kalmayıp, toplum olarak takdir etmek maksadıyla, Kosova Türk Sanatçılar Derneği Seçici Kurulu onu, 2011 yılı sanatçısı ödülüne layık görmüştür.
Hayatından bu kesitlerin verilme nedeni, Türkan'ı tanımanız yanında, insan yaşamında neler olduğunu ve nelerin olacağına rağmen, hayatın devam ettiğini ve hayatla mücadelenin önemli bir unsur olduğunu unutturmamaktır. Bütün zorluklara rağmen yaşamın üstesinden gelip ayakta kalmayı, başarılar elde etmeyi, çevremize umut olmayı becerebiliriz. Yeter ki Türkan'ın gibi sevgisi ve aşkı içimizden eksik olmasın. Ben Türkan'ı acımamız için bu değerlendirmeyi yazmadım, çünkü o çok güçlüdür ve kendine büyük inancı vardır. Belki tekerlekli sandalyede daha uzun yıllar hayatını sürdürecek, ama çoğu insana nasip olmayan bir hayatı mutlu bir şekilde yaşamaktadır.
Hayatının, şiirlerinde gibi olması dileğiyle, mutluluklar ve yeni çalışmalarında başarılar dilerim.
Raif Vırmiça
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor