- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- 30 Yıldır Beklenen Adalet: Savaş Suçlarının Yargılanmasındaki “Blokajın” Sorumlusu Kim?
30 Yıldır Beklenen Adalet: Savaş Suçlarının Yargılanmasındaki “Blokajın” Sorumlusu Kim?
0 dk
Srebrenitsa soykırımının üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen, Bosna-Hersek’te savaş suçlarının yargılanmasına ilişkin veriler, derin bir krizin varlığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Bosna-Hersek Yüksek Yargı ve Savcılık Konseyi’nin (VSTV) dün gerçekleştirilen oturumunda paylaşılan bilgilere göre, savaş suçları kapsamında aranan yaklaşık 300 kişi hâlâ adaletin erişimi dışında bulunuyor.
Halihazırda kimliği bilinen failler hakkında 200 dava sürerken, geçtiğimiz yıl yalnızca 73 dosya sonuçlandırılabildi. Bu dosyaların 20’sinde iddianame hazırlanırken, 17’sinde soruşturma açılmamasına karar verildi, 18 soruşturma ise durduruldu.
En dikkat çekici verilerden biri ise 117 dosyada şüphelilere ulaşılamaması nedeniyle yargı sürecinin tıkanmış olması. Toplamda 294 kişi hâlen adaletten kaçmış durumda.
Yetkililere göre zaman, adaletin lehine işlemiyor. Aksine, geçen süreyle birlikte tanıkların, sanıkların ve hatta yargı mensuplarının yaşlanması; dosyaların karmaşıklığı ve süreçlerin uzunluğu, davaların sonuçlanma ihtimalini her geçen gün daha da azaltıyor.
Sorumluluk Çok Katmanlı
Bu tabloya yol açan sorumluluğun çok boyutlu olduğu ifade ediliyor. Öncelikle Bosna-Hersek içindeki yargı kurumlarının, özellikle de savcılığın, şüphelilerin erişilebilir olduğu dönemlerde iddianame hazırlamakta gecikmesi önemli bir etken olarak öne çıkıyor.
Bunun yanı sıra, komşu ülkeler olan Sırbistan ve Hırvatistan da önemli ölçüde sorumluluk taşıyor. Verilere göre adaletten kaçan 115 kişi Sırbistan’da, 97 kişi ise Hırvatistan’da bulunuyor.
Çifte vatandaşlık uygulamaları ve iade taleplerinin reddedilmesi, bu kişilerin yargılanmasını fiilen imkânsız hâle getiriyor.
“Derin Bir Sistem Krizi”
Soykırım kurbanları ve tanıkları Derneği Başkanı Murat Tahirović, bu durumu “derin bir sistem krizi” olarak nitelendiriyor.
Tahirović’e göre, üç on yıl geçmesine rağmen bu kadar çok sayıda şüphelinin hâlâ yargı önüne çıkarılamamış olması, hem siyasi irade eksikliğini hem de gerçek bir yüzleşmenin sağlanamadığını gösteriyor.
Bu durum mağdurlar için ikinci bir travmadır. Şüphelilerin özgürce yaşamaya devam etmesi, hatta bazı durumlarda kamu görevlerinde bulunması, kurban yakınları açısından adaletin yalnızca gecikmediğini, aynı zamanda ulaşılmaz olduğunu gösteriyor – diyen Tahirović, yargı sistemine olan güvenin neredeyse tamamen sarsıldığını vurguladı.
Tahirović ayrıca, Sırbistan’da bulunan 115 kişinin varlığına dikkat çekerek, bu durumun ülkenin fiilen “kaçaklar için güvenli liman” hâline geldiğini gösterdiğini ifade etti.
Tehlikeli Mesaj
Bu tablonun toplumsal etkilerine de değinen Tahirović, ortaya çıkan mesajın son derece tehlikeli olduğunu belirtti:
Eğer bir kişi, komşu bir devletin desteğini alıyorsa işlediği suçtan kaçabilir algısı oluşuyor. Bu durum etnik bölünmeleri derinleştiriyor, toplumsal yüzleşmeyi engelliyor ve gelecekte yeni çatışmaların önünü açıyor.
Uzmanlara göre, adaletin sağlanamaması yalnızca geçmişin yaralarını açık tutmakla kalmıyor; aynı zamanda bölgede kalıcı barış ve güvenin tesis edilmesini de ciddi şekilde zora sokuyor.
(Haber düzenleme: M.Tevfik Yücesoy)
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Şingin’de Hayatını Kaybeden İki Kosovalı Genç Son Yolculuklarına Bugün Uğurlanacak
Bugünkü Akaryakıt Fiyatları Açıklandı
AB–Batı Balkanlar Zirvesi Bugün Tivat’ta Başlıyor