- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Alaaddin İsmailoğlu’nun Kosova Türklerinin Örgütlenme Girişimleri ile ilgili kaleme almış olduğu yazısına karşı tekzip cevabı:
Alaaddin İsmailoğlu’nun Kosova Türklerinin Örgütlenme Girişimleri ile ilgili kaleme almış olduğu yazısına karşı tekzip cevabı:
0 dk
Bu yazı, üzerinde yıllarca emek harcanmış, on binlerce sayfa okunmuş, üç bilim insanının katkıları ve destekleriyle hazırlanmış, bir profesyonel kurul önünde savunulmuş ve Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) gibi bir kurumun onayını almış bir bilimsel teze yönelik yapılan etik dışı, bilimsellikten uzak ve kişiselleştirilmiş eleştiriye cevaben yazılmıştır.
Öncellikle ifade etmek istediğim; bugüne kadar yapılan bütün bilimsel çalışmalarda olduğu gibi, benim tez çalışmamın da herkesin beklentisine cevap veremeyeceğinden, konunun genişliği ve insan olmamız nedeniyle ürettiğimiz içeriklerin eksiklikler barındırması çok doğal bir konudur. Genel itibariyle, her yazılmış tez ya da bilimsel çalışmanın tüm sorulara, sorunlara ve beklentilere cevap veremeyeceği gerçeğinden hareketle; benim de kaleme almış olduğum tezin tüm yönüyle herkesi tatmin etmesi ya da herkes tarafından takdir edilmesi için yazılmamış olduğunun altını bir daha çizmek istiyorum. Zaten mükemmeli arayan ya da bunun peşinden koşan zavallılardan hiçbir zaman olmadım, olmam da. Yüzyıllık bir tarihsel süreci bir tez içinde eksiksiz bir şekilde kapsama almanın imkânsız olacağı noktasından hareketle, bu yönde bir beklenti içinde olmak da gerçeklerden çok uzak bir beklenti olarak durmaktadır. Bu yüzden yazmış olduğum tezin herkesin takdirini toplaması beklentisi içinde olmadığımı bir defa daha ifade etmek istiyorum.
Konuyu yazmaya başladığımda ne denli zor bir konu seçtiğime ancak o zaman vakıf oldum. Yapmış olduğum literatür aramalarında Türk toplumunun özellikle örgütlenme girişimleri konusunda derli toplu referans olarak kullanılabilecek birincil çalışmaların olmaması nedeniyle, bilimsel araştırma tekniği olarak kabul edilen ikincil kaynaklara (gazetelere) yönlenmek durumunda kalınmıştır. Gerek TDB dönemi (TAN) gerekse KDTP’nin ilk dönemi (Yeni Dönem) ve nihayetinde son dönmede de yazılı basın kaynağı olmadığından, dönemin internet sitelerinden kaynak olarak yararlanılmıştır. Çünkü, bu süreçte yaşayan aydın, yazar veya döneme tanıklık etmiş kişiler (yazar da dahil), çeyrek asır geçmesine rağmen literatüre konuyla ilgili kaynak kazandırmamış olmaları, benim gibi konuya tanıklık etmemiş kişiler örneğinde olduğu gibi, çalışma sürecinde ikincil kaynaklara başvurulmasının temel nedeni olmuştur.
Tez çalışmasıyla ilgili yazısının başında yazar, bu yazıyı yazmasında temel amacının tezde var olan eksikleri gidermek ve bu konuda yapılan bazı hataların altını çizmek olduğunu yönündeki söylemi ilk başta heyecanlanmama neden olduğunu ifade etmem gerekiyor. Büyük emekler harcayarak hazırlamış olduğum çalışmanın biri tarafından okunmuş olması ve ciddiye alınarak üzerinde inceleme yapılması mutlu ettiği gibi, iki yıldan beri tezin var olan birkaç bölümü ayrı başlıklar altında kitap çalışması olarak yürüttüğüm bir zaman diliminde bu yönde yapılan bir incelemenin var olan eksikliklerin tamamlanması için önemli bir katkı olarak görmeme neden olmuştur. Yazarın eksiklikler yönünde yapmış olduğu bilimsel dayanağı olan eleştirilere saygı göstermekle birlikte, üzerinde çalışmakta olduğum kitap çalışmasında bunların giderilmesi için gerekli önemler alınacağını ve elinde kaynak, bilgi ya da resmî belge varsa onları göndermesi halinde de onları da çalışmaya ekleyeceğimi öncellikle ifade etmek istiyorum. Aslında bazı dönemlerin kısa bir şekilde geçilmesinin birincil nedeni, konulara ilişkin yazılı kaynak eksikliği ve konunun geniş olması nedeniyle sınırlılık getirilmesi gerekliliğinden kaynaklanmıştır. Yetersiz kaynak ve akademik çalışma için belirlenmiş sınırlamalar, beklenen bazı konuların işlenememesine yol açmıştır. Ana konudan uzaklaşmadan, sadece ana konuya bağlı kalınarak süreç anlatılmıştır; yani anlatılması beklenen/istenilen konular veya süreçler bahsi geçen saiklerden dolayı değil, akademik çalışma sınırlamaları sebebiyle eklenememiştir.
Fakat yazarın özellikle Türk toplumunun 1990’lardaki ilk siyasi oluşumu olan TDB’nin kuruluş ve bölünme süreçleri başlıklarını kişisel düşüncelerden çıkan ve/veya ilgili süreci birkaç kişinin şahsi düşüncesine dayandırarak suçlayıcı bir üslup kullanmak, ne yazık ki bilimsel eleştiri sınırlarını aşmaktır. Tezi okuduğunu savunan yazar, eğer olaya önyargıyla değil de bilimsel bakış açısından bakmış olsaydı ilgili bölümde yer alan bütün materyalin dönemin Türk gazetesi olan TAN’daki haber, bildiri ve yazarların düşüncelerini yansıttığına, alttaki dipnotlar sayesinde vakıf olabilirdi. Dönemin tanıklarına başvurulmaması yönündeki eleştirilere gelince, konunun hassasiyeti göz önünde bulundurularak, dönemin şahitlerinin bazılarının süreçle ilgili bilgi paylaşımı yapmak istememesi, başvurular bazılarının da olayı tamamen kişileştirerek belgeye dayanmadan diğer bazı kişileri suçlayıcı bir söylem içinde olması sonucunda, bilim insanlarının da telkinleri neticesinde bu süreçte objektif kalınması adına kaynak olarak sadece var olan yayınlanmış yazılar ve var olan resmi belgeler kullanılmıştır (ayrıca bazı özel durumlarda, üçüncü kişileri zan altında bırakmayacak şekilde okuyucu için açıklama mahiyeti taşıyan, dönemin parti temsilcilerinin görüşlerine de yer verilmiştir). Kitap çalışmasında ilgili dönemler daha geniş ele alındığından tez çalışmasında kullanılmayan bazı röportajların yanı sıra, sonradan temin edilen belgeler üzerinden kaynak yetersizliği yüzünden ele alınmayan konulara da işlenecektir.
Aslında en üzücü olan, çalışmam üzerinden üçüncü kişilere yönelik hiçbir resmi belgeye dayanmaksızın yapılan itham ve suçlamalar ise hem etik hem de insani değerler açısından kabul edilebilir bir duruma tekabül etmemektedir. Bir daha altının çizilmesi gereken nokta, tezde ilgili dönemleri yansıtan bütün olaylar, gelişmeler ve açıklamalar bireysel düşünceyi değil, fakat bilakis dipnotlarda verilmiş olan yazılı kaynakları yansıtmaktadır. Aslında yazarın bu tutumu, amacının başta ifade ettiği bir değer katmaktan çok “çamur at izi kalsın” deyimini açıkça akıllara getirmektedir. Dünya görüşü açısından laftan çok işe bakan biri olarak, her şeye ve herkese rağmen yaşamış olduğum bu topluma her açıdan katkı sunmaya devam edeceğimi de belirmek istiyorum.
Kendisini tanımamakla birlikte, kendisiyle tanışmak istediğimden ve çok araştırmacı kişiliğini merak ettiğimden, kendisinden şahsıma bugüne kadar bu alanda literatüre kazandırmış olduğu çalışmalarını göndermesini ayrıca rica etmek istiyorum.
Son olarak da konuyla ilgili kendi kitabının çıkacağını müjdeleyen yazara; kitabını sabırsızlıkla okumayı beklediğimi ve Allah sağlık verirse, kendisi kadar profesyonel olmasa da, naçizane düşüncelerimi kamuoyu ile paylaşacağımı sözlerime eklemek istiyorum.
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor