EURO
1
  • EURALL
    95.55 0.29%
  • EURTRY
    53.47 0.15%
  • EURMKD
    61.63 -0.05%
  • EURRSD
    117.38 -0.03%
  • EURUSD
    1.16 0.16%
  • EURGBP
    0.87 0.05%
  • EURCHF
    0.92 -0.04%
  • EURSEK
    10.88 -0.25%
  • EURAUD
    1.63 0.15%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.
7 Haziran 2026 Kosova Erken Genel Seçimleri
00
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye

Arnavutluk Bektaşi Devleti`nin Temel Yapı Taşları Hazırlanıyor

Arnavutluk Bektaşi Devleti`nin Temel Yapı Taşları Hazırlanıyor
26 Ağustos 2025, 22:47

0 dk

Kudret Isaj: UNESCO'daki Arnavut Bektaşiliği Dosyası*

Yazı: telegraf/al
Türkçe: M.Tevfik Yücesoy

- Prof. Eugène Pittard, eşi Helene ile birlikte Ağustos 1921'in son haftasında Tomorr Dağı'na tırmandı ve o tarihi dönemin kanıtı olan etkileyici fotoğraflar çekti. Bu fotoğraflar bugün Cenevre Etnografya Müzesi'nde hayranlıkla izlenmektedir.

- Prof. Eugène Pittard ayrıca Tomorri Dağı'nda, hayatı boyunca ona eşlik eden şiirsel ruhunu da ortaya koydu ve antropolojik eserlerinin formüllerinin ve bilimsel terminolojisinin katılığını ve sertliğini en azından biraz olsun serbest bırakıp yumuşattı. İkisinin de Baba Tomorri ile 2417 metre yükseklikteki Pelasg dağlarından Dodona'nın tepesinde buluştuklarından emindiler. Sakalları dağların karlarından ağarmış olan Baba Tomorri, Cenevre'deki uzun bacaklı İsviçreli dostlarını elini ve ruhunu vererek kutsamıştı. 
- ⁠Tomorri dağında, Baba İlyasî liderliğindeki Bektaşi tarikatının mensuplarıyla buluşup selamlaştılar. Tarikat mensupları, elleriyle bir daire oluşturup gırtlaklarından sanki Baba Tomorri'nin göğsünün derinliklerinden geliyormuş gibi güçlü sesler çıkararak sema ritüellerini icra ediyorlardı. 
- ⁠Eugen ve Hélène, Bektaşilerin öğle yemeği davetini kabul ettiler. Yemekten önce unutulmaz bir sahneye tanık oldular ve bir kuzunun nasıl kesildiğini ve tanrıya şükür göstergesi olarak Baba Ali'ye 
nasıl kurban kesildiğini kendi gözleriyle gördüler. 
- Acaba Hélèna, Arnavutluk'a gitmeden önce Cenevre Kütüphanesi'nde, Arnavutluk milli şairinin 1896'da Bükreş'te yayınladığı Naim Fraşiri'nin "Bektaşi Defteri" adlı kitabını arayıp bulmuş olabilir mi? 
- ⁠Naim Fraşiri, bu defterde Arnavutları Bektaşiliği milli dinleri haline getirmeye çağırıyordu. 
- ⁠Naim Fraşiri, Baba Tomorri hakkında şöyle yazıyor:
Herodot diyor ki,
bir zamanlar,
Tomorr’da,
Tanrının evi varmış...

- Baba İliazi, Eugène ve Hélène Pittard ile birlikte yürüyerek Tomorr Dağı'ndaki Kulmak Tekkesi'ne giderek Baba Ali'nin sembolik mezarını ziyaret etti.
- Sami Fraşiri, Yunan mitolojisindeki Tomaros Dağı'nın bizim Tomorr Dağı'mızla eş tutulması gerektiğini yazmıştır: "Tomorr, Pelasg tapınağının bulunduğu yer olan Dodona'dır." 
- ⁠- Midhat Fraşiri, Abaz Ali Tekkesi'nin 1916 yılında Baba İliazi tarafından inşa edildiğini yazar. 
- ⁠- Arnavutluk'ta hem Müslümanların hem de Hristiyanların Baba Tomorr'a bağlılık yemini etmesi anlamlı ve önemli bir gerçektir. 
- ⁠Eugène ve Hélène Pittard, Berat'a doğru yola çıkmadan önce, Baba İliazi, Helena'ya üzerinde help bulunan küçük bir taş vererek hışırtılı sesiyle ona şöyle fısıldamıştır: "Sana Angora taşını veriyorum, uyurken bile madalyon olarak yanında taşı. Bu taşı asla elinden bırakma çünkü hayatını kurtaracak." 
- ⁠Baba İliazi, üç yıl sonra, 6 Nisan 1924'te, Kruja'daki Mamurras'ta Eugène ve Hélène Pittard'ın hayatlarını, İşkodra'ya arabayla gitmekte olan iki Amerikalı vatandaşın öldürüldüğü suikast girişiminden bu taşın kurtaracağını söyleyen bir telepati yeteneğine mi sahipti? 
- ⁠Kesin olmak gerekirse,Angora’nın, Mustafa Kemal Atatürk'ün türbesinin ve mozolesinin bulunduğu Türkiye'nin başkenti Ankara'nın eski adı olduğunu belirtmeliyiz. 
- ⁠Baba İliazi'nin Hélène'e verdiği taşın, Ankara şehriyle ne gibi bir anlam ve doğrudan bir bağlantısı olduğunu anlamak zordur. Ancak bir açıklaması olmalı ve bunu ancak Arnavutluk Dünya Bektaşilerinin Büyük Üstadı Hacı Dede Edmond Brahimaj'dan öğrenebiliriz. 
- ⁠Her yıl 20-25 Ağustos tarihlerinde, Arnavutluk'un dört bir yanından yaklaşık 500.000 Bektaşi ve Bektaşi olmayan inanan, Baba Ali'nin türbesini ziyaret etmek, kuzu kurban etmek, kutsal mekanlarda mum yakmak ve birbirleriyle yemek paylaşmak için Tomorr Dağı'na tırmanıyor. 

- ⁠Arnavutluk hükümetinin UNESCO'ya Arnavut Bektaşiliği dosyasını, Arnavutluk ve tüm Arnavutların endemik bir değeri ve varlığı, aynı zamanda korunması gereken bir insanlık varlığı olarak sunması önerisi memnuniyetle karşılanmaktadır.

- Eugène ve Hélène Pittard'ın Tomorri dağından at sırtında inmelerinin ertesi günü, Beratlı bir vatandaş onları Arnavut misafirperverliğinin gelenekleri olan ekmek ve tuz  ikramıyla evinde gecelemeye davet etti. 
- ⁠Berat'ta kaldıkları süre boyunca Eugène, Berat'ın karakteristik evlerinin birkaç fotoğrafını çekti ve Osum Nehri'nin şehri sular altında bırakmasını görüntüledi. 
- ⁠Eugène ve Hélène Pittard, Arnavutluk'ta kaldıkları üç ay boyunca ülkenin tarihi ve arkeolojik alanlarını ziyaret ettiler. Tiran, İşkodra, Dıraç, Kruja, Lezha, Elbasan, Berat, Kelkıra, Cirokastra, Tepelena ve Petrela kalelerini ziyaret etmek için hem yürüyerek hem de at sırtında yola çıktılar. Bu kalelerin tepesinden yüksek dağlara bakan Eugène ve Hélène Pittard, sanki Pelasg dağlarından Tomorr-Dodona'nın yoğun sislerine tırmanmış ve bulutların arasında Nuh'un gemisinde yelken açıyormuş gibi hissettiler (kar ve bulutlar birbirine karışmıştı). 

- ⁠Vladimir Mayakovski, 60'ların başında İsmail Kadare ve Faslli Haliti tarafından Rusçadan Arnavutçaya, daha sonra da Moikom Zeqo tarafından çevrilen "Pantolonlu Bulutlar" adlı şiirinde fütüristik göndermeler ve çağrışımlar yapmamış mıydı? 
- ⁠Eugène Pittard ve Hélène, sanki yorulmak bilmez kuş kanatlarıyla Baba Tomorr'un omuzlarına ve Cenevre'deki Salev Dağı'na, göksel galaksinin sonsuz uzayına tırmanmış gibi hissediyorlardı, sanki rüyalarıyla ve Zulvernian hayalleriyle gökyüzünde yanan ve parlayan, bedenlerinde yanan, yüreklerinde yuvalar kuran, ellerine Satürn halkaları gibi asılan yıldızlara dokunmaya, onları uyandırmaya ve koparmaya cesaret etmiş gibi hissediyorlardı ve bu aydınlanmayı, bu ateşi ve volkanik ateşi onlara vermek, onları bağışlamak, onlara bağışlamak ve saf ruhlarının cömertliğiyle bir çiftçi gibi buğday tohumunu bütün insanlara dağıtmak için hiç tereddüt etmeden çabalıyorlardı.

Hatırlatma

*Bektaşi Tarikatının Egemen Devleti*

- Bektaşi Tarikatının Egemen Devleti, Avrupa'da önerilen bir mikrodevlet ve şehir devleti olup, tamamen Arnavutluk'un Tiran şehri sınırları içinde, mevcut Bektaşî Dünya Merkezi'nde yer alacaktır. Kurulması halinde, Vatikan'dan daha küçük olacak ve 27 dönümlük (0.11 km²) toplam yüzölçümüyle dünyadaki en küçük yüzölçümüne sahip ülke unvanını alacaktır.
Devletin kurulmasına ilişkin planlar, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama tarafından tartışılmış ve Bektaşî tarikatının lideri Baba Mondi tarafından desteklenmiştir. Rama, devletin kurulmasına ilişkin daha fazla ayrıntının yakın gelecekte açıklanacağını belirtmiştir.Vatikan Şehri modelini takip eden bu olası devlet, vatandaşlığı yalnızca Bektaşî din adamlarına ve hükümet yetkililerine verecektir. Arnavutluk içinde yeni devletin kurulmasına yönelik yasaların hazırlanmasına Eylül 2024'te başlanmıştır. Bu yasalar, Arnavutluk Anayasası'nda bir değişiklik yoluyla Arnavutluk Meclisi'nin onayını gerektirecektir.

*Karşı tepkiler*

- Önerilen devlete yönelik bazı karşıt görüşler de ortaya çıkmıştır. Alevi-Bektaşi Federasyonu temsilcileri, Haber Global aracılığıyla yaptıkları bir açıklamada, "Bektaşîlik ve din devleti, birbiriyle bağdaşmayan kavramlardır" ifadelerini kullanmıştır.
- Bazı eleştirmenler, ekonomik kaygıları ve Arnavutluk'un bir İslam ülkesine dönüşme korkusunu planlanan devlete ilişkin endişeler olarak dile getirmiştir. Eleştirmenler, bu planlanan devleti, Rama'nın yarattığı iç skandallardan dikkatleri uzaklaştırmak ve olumlu haberler almak amacıyla bir dikkat dağıtma hamlesi olarak nitelendirmiştir.

*Tiran’daki Bektaşi “Vatikan’ı”na Türkiye Bektaşilerinden tepki: Emperyal devletlerin tuzağı*

- Bektaşi Postnişini Ali Haydar Ercan Dedebaba’nın talimatıyla Halifebaba Hacı Dursun Gümüşoğlu, Türkiye Bektaşileri adına yaptığı açıklamayla Arnavutluk’ta kurulması planlanan Bektaşi “Vatikan’ı”na tepki gösterdi: “Bektaşi erkânına göre Arnavutluk’ta bırakın dedebabayı, halifebaba bile yoktur. Yüzyıllardır devam eden geleneğe ve kurala göre dedebabanın Türkiye sınırları içinde ikamet etmesi şarttır. ’Ali’siz Alevilik’ olarak adlandırılan bu proje, emperyal devletlerin Alevilik inancı üzerinden menfaat temin edebilmesi için açtıkları bir tuzaktan ibarettir.”

- Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, Tiran’da Vatikan benzeri mikro bir Bektaşi devleti kurmak için hazırlıklara başladıklarını açıkladı.
 ⁠

- Planlanan “Bektaşi Tarikatı Egemen Devleti” için Tiran’da Vatikan Şehri’nin yaklaşık dörtte biri büyüklüğünde bir alan tahsis edildi. Bektaşi devletinin kendi yönetimi, sınırları ve pasaportu olacak. 

- Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, yeni devletin amacının İslam’ın hoşgörülü bir versiyonunu teşvik etmek olduğunu söyledi.


*Türkiye Bektaşileri: Emperyalist tuzak*

- Türkiye Bektaşilerinin en üst temsil makamı olan, 88 yaşındaki Ali Haydar Ercan Dedebaba’nın talmatıyla, Halifebaba Hacı Dursun Gümüşoğlu söz konusu girişime tepki gösterdi.

- Yayımlanan açıklamada Bektaşiliğin merkezinin Türkiye olduğu vurgulandı. 
- ⁠Arnavutluk’taki Vatikan tipi Bektaşi Devleti girişiminin Bektaşiler için yok hükmünde olduğu, devlet başkanlığına adı geçen Bektaşi’nin temsil yetkisinin bulunmadığı belirtildi. 
- ⁠Emperyalist baskı ve hesaplarla böyle bir işe girişildiği; adımın, Avrupa merkezli Alevi-Bektaşiliği İslam’ın dışında ayrı bir din olarak gösterme planının parçası olduğu savunuldu.
- ⁠Açıklamanın tamamı şöyle:
Arnavutluk’ta bugün itibarı ile uzun zamandır kıpırtılarını hissettiğimiz gizli faaliyetlerden biri medyaya düşmüştür. 

- Habere göre; Arnavutluk devleti sınırları içinde Tiran’da Baba Mondi (Edmond Brahimaj) başkanlığında bir Bektaşi Devleti kurulması için çalışmalar başlamıştır. Öncelikle Arnavutluk’ta ikâmet eden Baba Mondi’nin kendisini Dedebaba ilan etmesi, Bektaşilik erkânına göre geçersizdir. 
- ⁠Enver Hoca döneminden sonra Arnavutluk’tan Reşat Bardi Baba’ya, Bektaşi camiasının lideri rahmetli Doç. Dr. Bedri Noyan Dedebaba tarafından İzmir’de halifebabalık verilmiş ve kendisi halifebaba olarak Arnavutluk’a gönderilmiştir. 
- O zaman derviş olan Mondi, Reşat Bardi Halifebaba’dan babalık almıştır. Reşat Bardi Halifebaba’nın vefatından sonra kimse halifelik erkânı görmediği için Bektaşi erkânına göre Arnavutluk’ta bırakın dedebabayı, halifebaba bile yoktur. 
- ⁠Baba Mondi’nin dedebabalığı bir yana; dedebabalığın bir alt mertebesi olan halifebabalık erkânı dahi kendisine uygulanmamıştır. Bu durum inkâr edilmez bir gerçektir. Başka bir söylemle bir yüzbaşının albay olmadan general rütbesi takması kadar abes bir durumla karşı karşıyayız. 
- ⁠- Yüzyıllardır devam eden geleneğe ve kurala göre dedebabanın Türkiye sınırları içinde ikamet etmesi şarttır. 
- ⁠- Türkiye’de bu hiyerarşik sistem, tarih boyunca devam ettiği gibi kesintisiz bir şekilde bugün de devam etmektedir. 
- ⁠Bugün dedebabalık makamını Ali Haydar Ercan Dedebaba temsil etmektedir. Onun yönetsel alt kurumları ise halifebabalar, babalar, dervişler, muhipler şeklinde bir hiyerarşiye sahiptir. Dedebaba makamının alacağı kararlar, Bektaşiliğin yönetim kurulu sayılabilecek Halifebabaların onayı ve dedebabanın tasdiki ile hayata geçer. 
 ⁠
- Bu bağlamda Baba Mondi’nin kendisini Dünya Bektaşilerinin lideri olarak iddia etmesi asla kabul edilemez. Bu karar ve Bektaşi Devleti gibi kavramlar Bektaşilik yolunu temsil eden bizler için yok hükmündedir. Özellikle son dönemlerde Baba Mondi’nin son derece neşeli, samimi bir şekilde kimlerle fotoğraf çektirdiği, kimlerle ilişkilerinin olduğu asıl kimliğini göstermeye yeterli delildir. Siyasi olarak birileri tarafından bilinmeyen emperyal baskı ve hesaplarla böyle bir yapılanma kabul edilse ve resmi kimlik kazansa bile bizler için manevi anlamda geçersiz bir girişimdir. 
- ⁠Öncelikle Bektaşilik, Hacı Bektaş Veli’nin, ahlak temelli, akılcı, ön yargılardan uzak, bilimsel düşünmeyi esas alan, insanın en yüce değer olduğunu kabul eden İslam’ın tasavvufî bir yorumudur. 
- ⁠Yüzyıllar boyunca bu inanca gönül verenler kendi içlerinde manevi ve hiyerarşik bir sistem içinde yaşamaktadır. 
- ⁠Bektaşilik; dini, inancı, rengi, dili ne olursa olsun ahlaklı, dengeli yaşamayı amaç edinen ve bunda samimi olan herkesin dâhil olabileceği bir yoldur. 
- ⁠Bu yol ve erkândaki insanların birbirlerine olan bağları asla maddi değildir, tamamen manevidir yani gönül bağıdır. Bunun denetimini de yüzyıllardır devam eden kendi hiyerarşik yapısından almaktadır. Bu nedenle Bektaşiliğin âşıklık, muhiplik, dervişlik, babalık, halifebabalık ve dedebabalık olmak üzere hiyerarşik aşamaları mevcuttur. 
- ⁠Bir kişinin bu manevi yola girmesi Bektaşi kimliğini kazanması ömür boyu geçerli değildir. Geçerli olması için her sene Bektaşiliğin ahlak ilkelerine uyduğunu, kul hakkı yemediğini, eline-beline-diline, aşına-eşine-işine sahip olduğunu ispat etmesi gerekir. Bu koşullara uyan kişinin başı okunur yani bir tür yıllık sınavını vermiş olur. O kişinin Bektaşiliği bir sene daha uzar. Bu süreç son nefesine kadar devam eder. Kesinti olursa yoldan çıkmış olur ve düşkün sayılır. 
- ⁠Yüzyıllardır kendi ülkesine devletine bağlı olan, maddi hiçbir beklentisi olamadan yaşamını sürdüren, gönül bağı ile birbirlerine bağlı bulunan, Bektaşilik inancını sürdüren bizler için Baba Mondi’nin son girişimi hiçbir anlam ifade etmemektedir. 
“Emperyal devletlerin Alevilik inancı üzerinden menfaat temin edebilmesi için açtıkları bir tuzaktan ibaret”

- Baba Mondi, dedebabalık sistemine bağlı olmadığı için Bektaşilik yolunun da dışındadır ve yok hükmündedir. 
- ⁠Aleviliğin İslam İnancı Dışında Olduğu İddialarına Cevap İkinci konu ise özellikle Avrupa merkezli olarak oluşan Aleviliği ve dolayısıyla Bektaşiliği, İslam dışında gösterme çabalarıdır.  Bunun kabulü kesinlikle mümkün değildir. 
- ⁠Bu girişim Türkiye’nin gelecekte yeni sorunlara muhatap olmasını beraberinde getirecektir. Çünkü Ali’siz Alevilik olarak adlandırılan bu proje, emperyal devletlerin Alevilik inancı üzerinden menfaat temin edebilmesi için açtıkları bir tuzaktan ibarettir. 
- ⁠Baba Mondi’nin sözde Bektaşi Devleti girişimi, bu uzun vadeli hesapların ayak seslerinden başka bir şey değildir. 
- ⁠Alevilik, Anadolu ve Balkan coğrafyasında yayılan İslam’ın ahlak ve irfan temelli bir yorumudur. 
- ⁠Kurân-ı Kerim kutsal kitabı, Hazret-i Muhammed peygamberi, Hazret-i Ali Şah-ı Velayet yani velilerin ilk halkası olarak kabul eder. Bunun dışındaki iddiaların inançsal, tarihsel veya bilimsel hiçbir dayanağı yoktur. Bu temel inanç kavramları aynı şekilde Bektaşilik için de geçerlidir. Kamuoyuna saygı ile arz ederiz. 

Hademü’l-Fukara ALİ HAYDAR ERCAN DEDEBABA’nın talimatıyla   
Hacı Dursun Gümüşoğlu – Halifebaba (Balım Sultan Bektaşilik Araştırmaları Derneği Başkanı)

 

Galeri

Yorumlar (0)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing