- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- 'Arnavutluk'ta Bektaşiliğin Coğrafi Yayılımı" Kitabı Yayımlandı
'Arnavutluk'ta Bektaşiliğin Coğrafi Yayılımı" Kitabı Yayımlandı
0 dk
- İlk iki cilt/ Arnavutluk ve dünyadaki Bektaşi objelerinin belgelerini, haritalarını ve fotoğraflarını içeren, nadir bilimsel, tarihi, fikri, dini ve vatanseverlik değerlerine sahip üç ciltlik bir rehber-ansiklopedi dizisi
Kujtim BORIÇI tarafından (Türkçe haber: M.Tevfik Yücesoy)
" Bektaşiliğin Coğrafi Yayılımı" serisinin ilk iki cildi, nadir bilimsel, tarihi, entelektüel, dini ve vatanseverlik değerlerine sahip, Arnavutluk ve dünyadaki Bektaşi objelerinin belge, harita ve fotoğraflarını içeren, üç ciltlik bir rehber-ansiklopedi niteliğindedir. Yazarı, Dünya Bektaşi Dedesi, Hacı Dede Baba Hazretleri Edmond Brahimaj'dır. Bektaşiliğin dünya çapında coğrafi yayılımını konu alan bu serinin üçüncü bölümü hazırlık aşamasındadır. Seriye, Prof. Dr. Kaliopi Naska ve Dr. Dorian Koçi'nin profesyonel sunumları ve Coğrafya Ustası Zerina Temo tarafından hazırlanan çok sayıda çizim ve harita eşlik etmektedir. Kitaplar ayrıca Arnavutluk ve yurtdışındaki Bektaşi objelerinin yüzlerce fotoğrafını da içermektedir. Bu değerli yayın, aynı yazarın "Hazreti Ali", "İmam Hüseyn", "Nefes-Ceta ime" vb. gibi diğer önemli yayınlarının ardından gelmektedir.
"Arnavutluk'ta Bektaşiliğin Coğrafi Yayılımı", Arnavutluk`taki Bektaşi tarikatının kültürel ve manevi bir vasiyeti olarak görülmelidir. Söz konusu olan yalnızca bilgilendirici bir yayın değil, Arnavut ruhunun temel bir parçasını belgeleyen bilinçli bir kültürel eylemdir. Dünya Bektaşileri Merkezi Dedesi Hacı Dede Baba Edmond Brahimaj, bu yayınla, yalnızca kelimenin klasik anlamıyla bir dini lider değil, aynı zamanda barış, hoşgörü ve sevgi kültürünün bir elçisi, inanç sınırlarını aşarak tüm bir milletin manevi lideri olduğunu kanıtlıyor."
DR. D. KOÇI'NIN KİTAP SUNUMU
"Arnavutluk'ta Bektaşiliğin Coğrafi Yayılımı" serisinin yayınlanması, son yıllarda Arnavut Bektaşiliği çalışmalarına yapılan en büyük katkılardan birini temsil etmektedir. Dünya Beştaşileri Dedesi Hacı Dede Baba Edmond Brahimaj tarafından kaleme alınan ve üç cilt halinde yayımlanan bu kitap, yalnızca Bektaşi toplumu için değil, tüm Arnavut kültürü ve tarihi için özel bir önem taşımaktadır.
Eser, bu tarikatın Arnavut ulusal yaşamındaki tarihini, evrenselliğini, coğrafi yayılımını, manevi geleneklerini, toplumsal rolünü ve kültürel etkisini bir araya getiren ansiklopedik bir rehber niteliğindedir. Kitabın temelinde, Bektaşiliğin evrenselliğinin soyut bir kavram değil, manevi pratiğinde ve bu tarikatın etnik, dilsel veya dogmatik farklılıklarla sınırlı olmaksızın farklı kültürel alanlara yayılma biçiminde somutlaşan bir gerçeklik olduğu fikri yatmaktadır. Hoşgörü, manevi eşitlik ve insan sevgisi mesajı, Bektaşiliği küresel ufuklara sahip bir gelenek haline getirmiş ve başkalarına saygı, dinler arası uyum ve toplumsal barış gibi dünya medeniyetinin yüce fikirlerini yansıtmıştır. Bu evrensellik, kitabın tasvir ettiği tarihsel yolculukta açıkça yansıtılmaktadır. Bektaşiliğin 13. yüzyılda efsanevi Sarı Saltık figürüyle bağlantılı erken kökleri, bu tarikatın misyonuna coğrafi ve manevi sınırları aşma fikriyle başladığını göstermektedir.
- Yüzyıllar boyunca Bektaşilik, dışlama iddiası olmayan açık bir tarikat olarak şekillenmiş ve farklı milletlerden ve inançlardan bireyler için manevi bir sığınak haline gelmiştir. Evrensel boyutu, Naim ve Sami Fraşeri gibi büyük şahsiyetlerin, ayrıştırıcı dogmalara değil, ortak değerlere (özgürlük, dil ve vatan sevgisi) dayanan bir ulusal kimlik inşa etmek için Bektaşi felsefesinden ilham aldıkları Ulusal Rönesans dönemindeki katkılarında daha da belirgin hale gelmiştir.
Bu yaklaşım, Bektaşiliği yalnızca bir Arnavut manevi geleneği değil, aynı zamanda ulusu evrensel hümanizm değerleriyle birleştiren özgürleştirici bir unsur haline getirmiştir. 20. yüzyılın başlarında Arnavutluk devletinin kuruluş dönemi ve dini toplulukların tanınması da bu boyutu açıkça ortaya koymaktadır. Arnavutluk'un temel topluluklarından biri olarak kabul edilen Bektaşilik, dini aidiyeti ulusal yükümlülükle birleştirerek devlet ile vatandaş, gelenek ile modernite arasında bir köprü işlevi görmüştür. Bu evrensellik, tekkelerin yeniden canlandırılması, Kırgızistan'ın yeniden inşası ve dünyaya açılmanın Bektaşiliği yalnızca ulusal bir gelenek değil, aynı zamanda Arnavutluk sınırlarının ötesinde temsil ve etkiye sahip uluslararası bir gelenek haline getirdiği 1990'lardan sonra bile güçlü bir şekilde geri dönmüştür. Bu şekilde, Baba Mondi'nin eseri yalnızca bir tarikatın coğrafi yayılımının titizlikle belgelenmesi değil, aynı zamanda Bektaşiliğin evrenselliğinin bir manifestosudur.Bu, bu tarikatın yalnızca Arnavutlar için değil, tüm insanlık için bir arada yaşama ve toplumsal barış modeli olarak hizmet edebileceğini kanıtlamaktadır. Dolayısıyla Bektaşilik, yalnızca Arnavutların içsel bir gerçeği olarak kalmamakta, aynı zamanda kültürümüzün dünya medeniyetine değerli bir katkısına dönüşmektedir. Bektaşiliğin Arnavut topraklarındaki kökleri, 13. yüzyıla ve sözlü gelenek ve erken Bektaşi kaynaklarına göre, bu tarikatın Arnavut ve Balkan bölgelerindeki yayıcısı olarak ortaya çıkan efsanevi ve tarihi şahsiyet Sarı Saltik'e dayanmaktadır. Bektaşilik tarihinde önemli bir an, tarikatın evrensel boyutlarda manevi bir hareket olarak pekiştiği 18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başıyla bağlantılıdır.
Dede Edmond Brahimaj'ın 'Arnavutluk'ta Bektaşiliğin Coğrafi Yayılımı' adlı eseri, olayların kronolojik anlatımı veya ana figürlerin tasviriyle sınırlı kalmayıp, Bektaşi dünyasının en kapsamlı panoramasını sunmayı hedeflediği için bir ansiklopedi yöntemi kullanılarak oluşturulmuştur. Tarih, teoloji, antropoloji ve kültürel coğrafya unsurlarını bir araya getirerek okuyucuya bu tarikatın bütünsel bir resmini sunar. Ansiklopedik niteliği, Bektaşiliğin kökenlerinden çağdaş gelişmelerine kadar her yönünün, veriler, haritalar, belgeler ve toplumun günlük yaşamından somut örneklerle özenle sunulmasında yatar.
Tasavvuf İslam'ının güçlü mistik temelleri üzerine kurulmuş olmasına rağmen, aynı zamanda yerel kültür unsurlarını da özümseyerek dini gelenek ile Arnavut toplumsal gerçekliği arasında özel bir uyum oluşturmuştur. İçsel manevi dünyanın yerel kültürel kimlikle bu birleşimi, Bektaşiliği yalnızca dini bir tarikat değil, aynı zamanda evrenselcilik ve hoşgörünün canlı bir ifadesi haline getirmiştir. Bir diğer önemli an ise Bektaşiliğin derin bir yeniden yapılanma yaşadığı 17. yüzyıldır. Hacı Dede Baba Mondi'nin eseri, bu tarikatın İslam mistisizmini yerel kültür unsurlarıyla birleştiren evrensel bir felsefe temelinde nasıl kurulduğunu anlatır. Bu dönemde tarikat geniş bir yayılma alanı kazanmış ve etkisini Arnavutluk'un ötesine, Makedonya, Yunanistan, Bulgaristan ve hatta Anadolu'ya kadar genişletmiştir. Bu cildin bir diğer önemli bölümü, ulusal aidiyet duygusunun güçlü manevi ve kültürel temeller üzerinde şekillendiği önemli bir dönem olan Arnavut Ulusal Rönesansı'nda Bektaşiliğin rolüyle ilgilidir. Hoşgörü, vatan sevgisi ve özgürlük felsefesiyle Bektaşilik, Rönesans insanlarının ideallerini inşa ettiği manevi bir çerçeve sağlamıştır.
Naim Fraşeri ve Sami Fraşeri gibi büyük şahsiyetlere, yalnızca yazar ve düşünür olarak değil, Bektaşi geleneğinden gelen derin bir felsefenin taşıyıcıları olarak da özel bir yer verilmiştir. 19. yüzyılda Arnavut tekkelerinde bu rolü eşsiz kılan canlı bir faaliyet yaşanmıştır. Tekkeler kültürel ve siyasi direnişin merkezleri haline gelmiştir: Osmanlı İmparatorluğu tarafından yasaklanan kitaplar burada dağıtılmış, Arnavut dili burada korunmuş ve öğretilmiş, Rönesans insanlarının gizli toplantıları burada düzenlenmiş ve her şeyden önce özgürlük ideali orada canlı kalmıştır. Arnavut okullarının az ve yasak olduğu bir dönemde tekkeler, din, kültür ve kimlik arasındaki bağı sağlam tutarak ulusal eğitimin merkezleri haline gelmiştir. Bu yaklaşım, Bektaşi felsefesinin tek bir dini toplulukla sınırlı olmadığını, tüm ulusa yayıldığını ve yeni bir toplumsal ve ulusal idealin temeli haline geldiğini kanıtlamaktadır.
- 1912'de Bağımsızlık ilanından sonra Bektaşiler, yeni Arnavut devletinin en güçlü destekçileri arasındaydı ve onu onlarca yıldır uğruna çalıştıkları ideallerin vücut bulmuş hali olarak görüyorlardı. İkinci cildin bir diğer önemli kısmı da Bektaşiliğin Arnavut devletiyle ilişkisine ilişkindir. Luşnja Kongresi Tüzüğü'nden (1920) ve dini cemaatlerin tanınmasından bu yana Bektaşilik, ülkenin dört ana cemaatinden biri olmuştur. Bektaşi kongreleri, özellikle 1920'ler ve 1930'lardakiler, dini ve siyasi seçkinlerin bir araya geldiği bir dönemi işaret ederek tarikatın ulusal yaşamda ayrılmaz bir unsur olduğunu göstermiştir. Bu kitap, Arnavutluk toprakları boyunca uzanan tekkeler ve kutsal mekanlardan oluşan coğrafi bir tasvir rotası biçimindedir. Avlonya'daki Kuzum Baba'dan Fraşeri Tekkesi'ne kadar uzanan bu kitap,Korça'daki Melçan Tekkesi'nden Kruja, Elbasan, Gjirokastra ve kuzeydeki yaylalara kadar, her tekkenin bir kültür, inanç ve yerel kimlik merkezi olduğu Arnavutluk'un manevi bir haritası sunulmaktadır. Yazar, bu merkezleri yalnızca ibadethaneler olarak değil, aynı zamanda festivallerin, toplantıların, fikir alışverişlerinin gerçekleştiği ve toplulukların hafızalarının korunduğu popüler kültür kurumları olarak görmektedir. Bektaşiliğin temeli olan hoşgörü erdemine özel bir bölüm ayrılmıştır. Katoliklerin, Ortodoksların, Müslümanların ve Bektaşilerin yüzyıllardır bir arada yaşadığı Arnavutluk'ta bu felsefe istikrar sağlayıcı bir unsur olmuştur. Kitap, Bektaşiliğin, dinin bir ayrım olarak değil, ortak bir değer olarak görüldüğü benzersiz bir birlikte yaşama modeli sunduğunu göstermektedir. 90'lardan sonraki dönem, Bektaşilikte güçlü bir canlanmayı temsil eder. Komünist rejimin onlarca yıl süren acımasız baskısının ardından tarikat, yenilenmiş bir güçle geri döndü ve yalnızca yıkılan tekkeleri yeniden inşa etmekle kalmadı, aynı zamanda modern kurumlar da kurdu.
“…Kitabın bir diğer değeri de günümüz akademisyenlerine bir pencere açmasıdır. Bektaşiliği geçmişin bir kalıntısı olarak değil, günümüzde de toplumsal, dini ve kültürel ilişkileri etkilemeye devam eden yaşayan bir gelenek olarak görme fırsatı sunar. Tekke, tarihi şahsiyetler, eğitim ve siyasete katkıları üzerine yapılan detaylı araştırmalarla kitap, daha ileri akademik araştırmalar için sağlam bir temel oluşturur ve bu eşsiz Arnavut olgusuna yeni ve disiplinlerarası bir yaklaşımın önünü açar. Bir başka açıdan eser, bir düşünce ve ruh ekolü niteliği de taşır…”
- Tiran'daki Dünya BEKTAŞİ Merkezi önemli bir dini, kültürel ve araştırma merkezine dönüştürüldü. Bektaşi Odeon'unun inşası, Bektaşi Müzesi, Kütüphane ve Arşiv'in açılması bu kuruma ulusal ve uluslararası bir statü kazandırdı. Bu bağlamda ve bu kitapta, Dünya Bektaşi Dedesi Hacı Dede Baba Edmond Brahimaj'ın katkısı, Bektaşilik geleneğinin değerli bir mirasçısı, aynı zamanda Bektaşiliği toplum ve dünyayla yeni bir iletişim aşamasına taşıyan bir modernleştirici ve vizyoner olarak ortaya çıkıyor. "Arnavutluk'ta Bektaşiliğin Coğrafi Yayılımı" adlı çalışma, olayların kronolojik anlatımı veya ana figürlerin tasviriyle sınırlı kalmayıp Bektaşi dünyasının en kapsamlı panoramasını sunmayı amaçladığı için bir ansiklopedi yöntemi kullanılarak oluşturulmuştur. Tarih, teoloji, antropoloji ve kültürel coğrafya unsurlarını bir araya getirerek okuyucuya bu tarikatın bütünsel bir resmini sunmaktadır. Ansiklopedik niteliği, Bektaşiliğin kökenlerinden çağdaş gelişmelerine kadar her yönünün özenle sunulmasında, veriler, haritalar, belgeler ve toplumun günlük yaşamından somut örneklerle betimlenmesinde yatar. Bu sayede kitap, akademisyenler, inananlar ve aynı zamanda genel halk için vazgeçilmez bir kaynak haline gelir; çünkü okuyucuya Arnavut Bektaşiliğinin kökenleri ve temel özelliklerinin açıklandığı açık bir bilgi laboratuvarı hissi verir. Kitabın temel değerlerinden biri, Arnavutluk topraklarındaki tekkelerin dağılımının eksiksiz bir coğrafi haritasını sunmasıdır. Tekkeler yalnızca ibadet merkezleri değil, aynı zamanda çevredeki toplulukların yaşamının geliştiği manevi ve kültürel noktaları da işaretler. Frashëri, Melçani ve Kruja'daki tarihi tekkelerden Vlora, Gjirokastra ve İşkodra'dakilere kadar, kitap, Bektaşiliğin hem güneyi hem de kuzeyi etkileyerek tüm Arnavut bölgelerinde nasıl var olduğunu anlamaya yardımcı olur. Kitap, Bektaşilik merkezlerini anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda Bektaşilerin Arnavutluk tarihindeki kritik anlardaki rolünün de net bir resmini sunuyor. Naim ve Sami Fraşeri gibi şahsiyetlerin Bektaşi ruhunda ulusal ideallerin vücut bulmuş hali olduğu Ulusal Rönesans döneminden, 1912 Bağımsızlık Bildirgesi'ne kadar Bektaşiler, ulusal hareketin manevi bir direği haline geldiler. Tekkeler, Arnavut dilinin korunması, kitapların dağıtılması ve vatanseverlerin gizli toplantılarının düzenlendiği merkezler olarak hizmet verdi. Daha sonra, Luşnja Kongresi ve devletin konsolidasyon yıllarında, Bektaşiler modern Arnavutluk'un güçlü destekçileri oldular. Rollerine dair bu genel bakış, Bektaşiliğin kapalı bir tarikat değil, bölgesel ve dini farklılıkların ötesinde ortak bir Arnavut kimliğinin yaratılmasına yardımcı olan ulusal tarihte aktif bir güç olduğunu göstermektedir.Eserin en özgün unsurlarından biri, Bektaşilikte her zaman temel bir erdem olan dinsel hoşgörünün analizidir. Kitap, bu tarikatın hiçbir zaman dogmalarla sınırlandırılmadığını, Müslüman, Hristiyan, Yahudi veya dinsel açıdan tarafsız olsun, her zaman başkalarına saygıyı teşvik ettiğini göstermektedir. Bektaşiliğin bu ruhu, Arnavut kültürünü doğrudan etkilemiş ve dinsel hoşgörüyü evrensel bir Arnavut kavramı haline getirmiştir. Kitabın analizinde, Bektaşiliğin yalnızca mistik bir doktrin değil, aynı zamanda ulusal birliği korumaya yardımcı olan ve Balkan bölgesinde de örnek teşkil eden bir barış içinde bir arada yaşama modeli olduğu açıkça görülmektedir. Son olarak, eser, daha sonraki çalışmalar için metodolojik bir model görevi görmektedir.
Baba Mondi, tarih, coğrafya, arşiv belgeleri, sözlü tanıklıklar ve sosyolojik analizi bir araya getirerek, eksiksiz bir Bektaşilik Ansiklopedisi'nin temelini oluşturabilecek ansiklopedik bir format oluşturmuştur. Kitabın sunduğu bu geniş vizyon, akademisyenleri, tarihçileri, antropologları ve ilahiyatçıları Bektaşilik üzerine kapsamlı ve uzun vadeli bir bilgi tabanı oluşturmak için iş birliği yapmaya davet ediyor. Bu anlamda, çalışma yalnızca günümüz için bir başarı değil, aynı zamanda Bektaşilik çalışmalarının geleceği için de bir öncül niteliğindedir. "Arnavutluk'ta Bektaşiliğin Coğrafi Yayılımı", ülkemizdeki Bektaşi Tarikatı'nın kültürel ve manevi bir vasiyeti olarak görülmelidir. Sadece bilgilendirici bir yayınla değil, Arnavut ruhunun önemli bir bölümünün belgelendiği bilinçli bir kültürel eylemle karşı karşıyayız. Dünya Bektaşi Dedesi Hacı Dede Baba Edmond Brahimaj, bu yayın aracılığıyla yalnızca kelimenin klasik anlamıyla bir dini lider değil, aynı zamanda barış, hoşgörü ve sevgi kültürünün bir elçisi, inanç sınırlarını aşarak tüm bir milletin manevi lideri olduğunu kanıtlıyor. Çalışma, Bektaşiliği Arnavut kimliğinin merkezine yerleştirerek, onu yalnızca mistik bir İslami gelenek olarak değil, din ve millet arasında bir köprü olarak sunmaktadır. Bektaşiliğin, dini ritüellerin ötesine geçen, sanat, edebiyat, dil ve ulusal ideoloji üzerinde doğrudan bir etkiye sahip bir kültür olduğunu ve olmaya devam ettiğini kanıtlamaktadır. Kitabın bir diğer değeri de günümüz akademisyenlerine bir pencere sunmasıdır. Onlara Bektaşiliği geçmişin bir kalıntısı olarak değil, günümüzde de sosyal, dini ve kültürel ilişkileri etkilemeye devam eden yaşayan bir gelenek olarak görme fırsatı vermektedir. Tekke, tarihi şahsiyetler, eğitim ve siyasete katkılar üzerine yapılan detaylı araştırmalarla kitap, daha ileri akademik araştırmalar için sağlam bir temel oluşturarak, bu eşsiz Arnavut olgusuna yeni ve disiplinlerarası bir yaklaşımın önünü açmaktadır. Bir başka boyutta ise, eser bir düşünce ve ruh okulu niteliği de taşımaktadır. Son olarak, geleneği aydınlatarak,Arnavut tarihi ve kültürü bir bütün olarak ele alındığında, bu çalışma Bektaşiliğin ulusal mirasın en değerli varlıklarından biri olmaya devam ettiğini kanıtlıyor. Bu, evrensel hoşgörüyü ve tüm Arnavutlara ait kolektif bir hafızayı içinde barındıran manevi bir kimliktir. Dolayısıyla, "Arnavutluk'ta Bektaşiliğin Coğrafi Yayılımı" adlı çalışma, sıradan bir kitap değil, bir geleneğin ulus tarihinin bir parçası haline geldiğinde sahip olduğu gücü günümüz ve gelecek nesillere anlatan kültürel bir anıt, manevi bir arşiv ve canlı bir vasiyetname niteliğindedir.
SÜTUNUN DEVAMI
Bektaşiliğin Dünya Bektaşileri Dedesi Hacı Dede Edmond Brahimaj'ın "Bektaşiliğin Coğrafi Kapsamı..." serisinin ilk iki cildi tamamlanma aşamasındadır. Bu serinin üçüncü bölümü, Bektaşilik nesnelerinin dünyadaki yaygınlaşmasını, sekiz asırlık barışçıl Bektaşi inancının tarihinde dini ve vatansever inanç merkezleri olarak rollerini ele almaktadır. Baskıdan yeni çıkan yayınlar, Kasım 2025 ortasında Tiran'daki Kongre Sarayı'nda düzenlenecek olan Kitap Fuarı-2025'te özel bir toplantıda sizlere sunulacak ve bu yıllık fuarda Dünya Bektaşi Merkezi stantlarında yer alacaktır.
DÜNYA BEKTAŞ ŞEFİ HACI DEDE BABA, EDMOND BRAHIMAJ'DAN MESAJ
Değerli inananlar ve hayırseverler! Arnavutluk'taki Dünya Bektaşi Merkezi (28 Ocak 1930'dan bugüne), bu 95 yılda, yalnızca Arnavutluk için değil, aynı zamanda dünya için de değerli bir miras olarak, dinler arası uyum ve bir arada yaşamadaki rolüyle katkıda bulunmuştur. Ancak bazı gruplar, çeşitli çıkarlar uğruna toplumsal, bölgesel, ahlaki ve dini dengeleri ihlal etmeye çalışmaktadır. Bu kitapta, Bektaşiliğin yüzyıllar boyunca gelişiminin tarihsel olgusuna ek olarak, bu olgulardan bazılarını ele almayı amaçladım. Ayrıca, kötü niyetli eğilimler ve temelsiz kıskançlıklara karşı, dünya çapında tanınan ve tanınmaya devam eden barışçıl inancımızın rolüne olabildiğince yakın olmak için, dönemin gerçekliğinin arşiv ve tarihi belgelerine dayanarak, Arnavutluk ve yurtdışındaki Bektaşi tarikatının nesnelerini de sunuyorum. Bektaşiliğin yeniden canlandığı bu 35 yılda, 1990'lardan sonra bile yapılan tüm çalışmalarla, belgeleri, fotoğrafları ve yazıları, efsaneleri ve gelenekleri, eski kitapları, müze objelerini, kadim güzel yerlerin tespitini vb. bulmamıza yardımcı olmanızı rica ediyoruz. Bunlar, Bektaşi Merkezi arşivini zenginleştirecek ve bu kitabın yeniden basımına da yansıyacaktır. Bu kitabın hazırlanmasında emeği geçen ve katkı sağlayan herkese şükranlarımızı sunarız. Elinizde tuttuğunuz bu hacimli kitap, onların yardımları olmadan hayata geçirilemezdi. Gelecekte yeniden basım için önerilerinizi bekliyoruz. Allah razı olsun! Amin!
YAZARIN KİTAPLARI
-Hazreti Ali
-İmam Hüseyin
-Nefes-Hayatım
- Bektaşiliğin Arnavutluk'taki coğrafi yayılımı - Birinci Cilt
- Arnavutluk'ta Bektaşiliğin Coğrafi Yayılımı - İkinci Cilt
-Bektaşiliğin Dünyadaki Coğrafi Yayılışı-(baskıda)
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor