Ataol Behramoğlu: Bebeklerin Ulusu Yok
0 dk
Bebeklerin Ulusu Yok
Haziran Etkinlikleri çerçevesinde şiir dinletisine eşi ile gelen Ataol Behramoğlu Kosovahaber'e konuştu. Kosova, Türkiye ve dünya şiiri üzerinde görüşlerini aldığımız Ataol Behramoğlu, Kosova'dan da barış mesajlarını iletti.
Kosovahaber: Kosova'ya ilk gelişiniz mi? Ve geliş sebebiniz nedir?
Ataol Behramoğlu: Balkan ülkelerinden Makedonya'ya sık sık geldik. Ama eşimle beraber Kosova'ya ilk defa geliyoruz. Prizren'de düzenlenen şiir dinletisine geldik. Çok da memnun oldum. Havaalanında sayın Adem Demaçi, dostum Arif Bozacı ve diğer arkadaşlarla beraber bizi karşıladı. Burada Türkçe ortamını da yaşadık, bundan da açıkçası çok memnun olduk. Arnavutluk'tan çok sayıda şair gelmişti ve onların aralarında arkadaşlarım da vardı.
Kosovahaber: Kosova'nın şiirini daha önceden de tanıyordunuz?
Ataol Behramoğlu: Arnavut dilindeki şiirleri biliyorum, özellikle Agoli gibi ve daha genç arkadaşlardan ve şiirlerinden bilgim var. Kosova Türk şiirleri arasında da Arif Bozacının bizce adı hep malumdur ve İskender Muzbeg'i tanırız, onun dışında Hasan Mercan'ı biliriz, yani bunlar hakkında bilgi sahibiyim.
Kosovahaber: Kosova şiirini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ataol Behramoğlu: Tabi bu konuda bir şey söylemem çok güç. Neden? Çünkü Arnavutça bilmiyorum. Dolayısıyla şiirlerin çevirisi de yoktur. Eğer Arnavutça şiirlerin Türkçe veya İngilizce tercümesi olsaydı daha iyi olurdu, bir fikir sahibi olabilirdik. Ama arkadaşım Arif Bozacı'nın şiirlerini biliyorum, eğer Arnavutça şiirler o düzeydeyse o zaman durumu iyi olarak değerlendirmek lazım.
Kosovahaber: Son dönemlerde sanki şiir arka plana itildi. Bu bütün dünyada böyle. Şiirle ne oluyor?
Ataol Behramoğlu: Şiir tüketilmek için değildir. Şiir insanın daha çok insan olması içindir. İnsanın insanlığında daha çok derinleşmesi içindir. Aslında bütün sanatlar böyledir ama şiir daha fazladır. Çünkü şiir modaya göre yazılmaz. Şiir, sosyalist sistemin yıkılmasıyla, iyice hakim olan tüketim toplumunun isteklerine göre şekil aldı. Örneğin, resim modaya göre para getiriyor. Aynı şekilde roman ona göre yazılarak para getiriyor. Ama şiir öyle bir şey olamaz. İşte şairler tamamen bu yüzden kendi fildişi kulelerine geriye çekildiler ve şiirin etkisi iyice kayboldu. Ama doğru dürüst şairler de, toplumla bağlarını koparmadan şiirlerini yazmaya sürdürüyorlar. Toplumda da etkili olabiliyorlar.
Kosovahaber: Türkiye'de bugün şiirin durumu nedir?
Ataol Behramoğlu: Tabi Türkiye'nin çok büyük köklü gelenekleri var. 20. yy şiir gelenekleri de çok önemlidir. Nazım Hikmet dünyaca ünlüdür, sizler de tabi çok iyi tanıyorsunuz. Dolayısıyla tamamen dağılıp küçülmez Türk şiiri. Ama bana göre istenilen bir düzeyde değil. Türkiye'nin de dünyada da geldiği noktada, insanda derinleşmek ve eleştiri bazında yeterli bir noktada değil.
Kosovahaber: Gençler yetişiyor mu? Ümit var mı?
Ataol Behramoğlu: Tabi ki her zaman var.
Kosovahaber: Şiirin daha etkili olması için nelerin yapılması lazım?
Ataol Behramoğlu: Şiirin böyle ikide bir değişmesine gerek yok. Nazım şiiri, Neruda şiiri, Aragon şiiri eskidi mi? Eskimedi. Dolayısıyla günümüz şairlerin sağlam şiir damarlarından beslenmeyi sürdürmesi ve tabi yeni koşullara göre yeni tarzlarda ortaya çıkması gerekir. Çünkü biliyorsunuz dil değişiyor her geçen gün.
Kosovahaber: Şiiri ve edebiyatı daha fazla tanıtmak için neler yapılmalı?
Ataol Behramoğlu: Vallaha bugünün hükümetlerinden çok fazla bir şey beklemek doğru değil. Şairlerin kendi ararlarında örgütlenmeleri önemli bir şey. Maalesef mesela Türkiye'de bugün vitrinlerde şiir kitaplarını rastlamıyorsunuz. Çünkü para getirmiyor. Şairler ve edebiyat örgütlerinin bu konuda birleşmesi ve yapılması gereken şeyleri konuşup toparlamaları gerekir diye düşünüyorum.
Kosovahaber: Kosovalılara ve Türk toplumuna son olarak bir mesajınız ne olabilir?
Ataol Behramoğlu: Biz Prizren'i bir barış kenti olarak gördük. Yaşanmış acı olayların yaraları sarılmış gibi görünüyor. Dünyanın her yerinde ve Türkiye'de de olması gerektiği gibi Kosova'da da farklı etnik kökenler barış içinde kardeşçe yaşasınlar. Benim bir şiirim vardır, burada da okudum "Bebeklerin Ulusu Yok", bebeklerin ulusal duyguları yoktur. Bu duygular sonradan ortaya çıkıyor. Biz o bebek temelinde, bebeklerin dünyaya bakışlarındaki saflık ve iyilik temelinde hayatın gelişmesi ve örgütlenmesi için bir şeyler yapmalıyız. Şairler de bu konuda mesajlarını vermelidir diye düşünüyorum.
Bebeklerin Ulusu Yok
İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Başlarını tutuşları aynı
Bakarken gözlerinde aynı merak
Ağlarken aynı seslerinin tonu
Bebekler, çiçeği insanlığımızın
Güllerin en hası, en goncası
Sarışın bir ışık parçası kimi
Kimi kapkara bir üzüm tanesi
Babalar, çıkarmayın onları akıldan
Analar, koruyun bebeklerinizi
Susturun susturun söyletmeyin
Savaştan, yıkımdan söz ederse biri
Birakalım sevdayla büyüsünler
Serpilip gelişsinler bir fidan gibi
Senin benim hiç kimsenin değil
Bütün bir yeryüzünündür onlar
Bütün insanlığın gözbebeği
İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok,
Bebekler, çiçeği insanlığımızın
Ve geleceğimizin biricik umudu.
Ataol Behramoğlu
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor