Fizik hocası etki ve tepkiyi bize açıklarken, şaka niyetine verdiği örnek şu oldu Şu anda ben yüzünüze bir tokat indirsem, hissedeceğiniz ağrı etkidir. Ama etki olayı hiçbir zaman tepkisiz kalmadığına göre, elimde hissedeceğim ağrı tepkidir.' O zaman yanılmazsam ilköğretim 8. sınıftaydım. Fizik öğretmenimiz Yücelci rahmetli Mustafa Ruşit'ti.
Herkes güldü. Çocuklar bir başka örnek verdiler: Peki vuran el bir çiftçi eli olursa o ağrıyı hissetmeyecek. Buna göre gelen etki tepkisiz kalır!' Diyerek güldüler.
O zaman hoca söze karıştı: Verdiğiniz örnek doğru değildir. Çiftçi eli, o ağrının çok azını hissedecektir. En kötü ihtimalle ağrı hissetmeyebilir. Ama gıdıklamayı kesinlikle hissedecektir!' Nedir ki, o zaman biz çocuk yaştaydık... Her şeyi anlayamazdık!
Bunu kafamdan geçirirken Makedonya Türk toplumu olarak kendimizi de düşünmekteyim... Oysa Makedonya benim yurdum olduğundan, yurdumun insanlarını da hesaba katmalıyım. Onlar benim insanlarımdır! Makedonya yurdumdur. Burada doğdum. Burada çalıştım. Kırk sene çalışan sadık bir vatandaş olarak bu devlete vergilerimi verdim. Oysa ne kadar eşit olsak dahi, bazı alanlarda farklılıklar sezilmektedir. O zaman aklıma şu geliyor:
Bu farklılıkların aşılmasında işin kolayını bulmuşuz sanki... Hemen ana ülkemize dert yakınıyoruz... Türkiye neredeyse hemen yardımımıza koşuyor... Her zaman olduğu gibi... Eskiye nispeten bu konu bugün ve her geçen gün daha da hissedilir bir durumdadır. Olacak da.
Bir mücadele sonucu ortaya çıkan anayasamızın giriş metni vardır. Size giriş metninin içeriğini hatırlatayım: Makedonya Cumhuriyeti vatandaşları, Makedon halkı ve Makedonya sınırları içinde yaşayan Arnavut ulusunun, Türk ulusunun, Ulah ulusunun, Sırp ulusunun, Roman ulusunun, Boşnak ulusunun birer parçası olarak onlarla diğerleri vatanlarının şu andaki durumu ve geleceğinin sorumluluğunu üstlenerek, bağımsız ve egemen Makedonya devletinin oluşturulmasında atalarının verdikleri kurban ve çabalarının farkında olup...' denilerek devam eden bu metin şöyle son buluyor: ...özgür ve demokratik seçimlerde seçilmiş olan Makedonya Cumhuriyeti meclisindeki temsilcileri aracılığıyla Makedonya cumhuriyetinin bağımsız ve egemen devlet olarak oluşturulmasını kararlaştırmış ve aşağıdaki anayasayı kabul etmişlerdir...
Yaptığım bu tekrarlamadan sonra aranızdan kimse: Ama da çok başvurduğun metin bu' diye tepki gösterecek. Doğaldır. Her zaman anacağım! Bu metin o kişilere etkisini gösteriyordur anlaşılan. Bununla ilgili tepki oluyorsa, o Makedonya Anayasasının giriş metniyle her zaman yüzlerine vurduğumdan ileri gelmektedir Tepki varsa, metin anlaşılmıştır. Tepki çoksa metin de çok anlaşılmıştır!
Sonra ikinci bir mesele daha vardır. Bu metni bendenizden çok daha duyacaksınız. Onu tekrarladıkça metin zihnimize okulda öğrendiğimiz etki-tepki gibi yerleşecektir...
Burada bir başka şeyi anayım: Anayasanın giriş metni ve bütün maddelerinde siz devlete ödediğiniz vergilerden toplum olarak yararlanmıyoruz gibisinden bir anlam çıkaramazsınız. Ne de öyle bir yasanın çıkarılmasına dair bir madde görülemez.
Dernek ve vakıflar yasasını ortaya koyan bu Anayasa, bize vakıf ve dernekler kurma hakkını da tanıyor. Buradan giderek bizim Makedonya'nın eşit haklı vatandaşı olduğumuz belli oluyor. Eşit haklı vatandaş olmamıza karşın, gene de çok yerde eşit olmadığımız izleniyor.
Bugünkü durumumuzdan hareketle, görülen odur ki, gelen yardımlar bize, Makedonya devletine tarafımızdan ödenen vergileri unutturuyor... Bunu etki ve tepkiyle kıyaslarsak, etki bizi giderek tepkisiz bırakıyor.
Allah göstermesin... Farz edelim ki, yardımlar bilinmeyen bir durumdan durduruldu... Ama tepki olarak devlet tarafından giderilmesi gereken haklar unutulmuş... Tepki olarak kendimizin maddi gücümüze dayanan vakıflarımız oluşmamış. Tepki olarak belirmesi gereken birçok şey daha unutulmuş kalmış... Aslında onlar değil: unutulan tepkidir... Biz her yerden yüzümüze indirilen tokadın acısını hissetmiyoruz ki, etkiye karşı tepki verelim...
Buradan çıkan gerçek, yüzümüze vuran el çiftçi elidir. Anlaşılan yüzümüzün derisi, çiftçinin elinin deriden daha kalındır tepki vermediğimize göre.
Etkiyle tepkiyi anlatmak için öğretmenimin anlatmadığı bir fıkrayı size anlatayım:
Tecrübeli bir piyanist konser için sahneye çıkmış. Salon ağzına kadar doluymuş. Piyanist, piyanosunun başına geçip tam çalmaya başlayacakken, aklına bir fikir gelmiş. Tüm salon sessizlik içinde onu beklerken, adam sadece piyanoya dokunuyormuş gibi yaparak kafasını sallıyormuş. Hiçbir tuşa dokunmadan bir saate yakın bir süre sahnede konser veriyormuş gibi yapmış.
Konser bitiminde ayağa kalkan piyanist, seyircilerin karşısına geçerek, teşekkür mahiyetinde selam vermiş. Bütün salon piyanisti ayakta alkışlamış.
Piyanist perde arkasına geçince, genç yardımcısı, Bunu neden yaptınız hocam?' demiş.
Piyanist, Bir milletin ne kadar tepkisiz olabileceğini ölçmek istedim!' demiş.
***
Fıkradan alınacak dersi anladığınızı sanıyorum... Fıkrayı anlatmamda gaye de oydu zaten... Çevremdekiler gizli etkilerin farkında değiller... Göremediklerinden de ciddi bir biçimde tepkisiz kalınıyor.
Oysa: Tepkisiz olmak, yapılanlara razı olmak' demektir.
ZAMAN-MAKEDONYA, Sayı: 758, 19-25 Ocak 2011, Üsküp