- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Bağımsızlığın 10. Yıldönümünde Kosova Türklerinin Başar(ama)dıkları- Bayram Pomak
Bağımsızlığın 10. Yıldönümünde Kosova Türklerinin Başar(ama)dıkları- Bayram Pomak
0 dk
Yıldönümleri gibi zamanlar insanların kendilerini hesaba çekme zamanları olduğu gibi toplumlar için de toplumsal eleştiri yapmak için uygun zamanlardır. Aynı şey Kosova Türkleri için de geçerlidir. Bugüne kadar yapılan eleştiriler aslında eleştiriden çok hakaret sayılabilir. Çünkü maalesef Balkan halklarında eleştiri kültürü yeterince gelişmemiştir ve maalesef Kosova Türkleri de bundan nasibini almıştır. En küçük bir eleştiri, düşmanlık gibi algılanmakta ve sesleri bastırmak için her türlü baskı, hakaret yapılmaktadır. Yani eleştiri ile hakareti birbirinden ayırmak gerekir. İlgili kişi ve kuruluşların toplumsal eleştiriyi dinleme kültürü olmalı ve bu eleştirileri kabul etme olgunluğuna sahip olmalıdır. Maalesef bugüne kadar ne kaliteli toplumsal eleştiri, ne de bu eleştirileri kabul edebilecek olgunlukta kişi veya kurumlarla karşılaşamadık.
Kosova Türk Toplumu için yapılacak olan toplumsal eleştiride toplumu üç katmana ayırmak ve bunun üzerinden konuşmak gerekir. Bu üç katman halk, sivil toplum kuruluşları yani dernekler ve siyaset kurumu gelmektedir. Bu üçünün merkezinde halk gelmektedir, çünkü hem derneklerin hem de siyasetin kaynağı halktır.
Kosova Türk Halkının Kosova’da var olan sorunları diğer toplumlarla ortaktır. Yani Kosova’nın genelinde bulunan sorunlar Kosova Türk Toplumu için de geçerlidir. Ancak bazı sorunlar kendine has özellikler taşımaktadır. Türk toplumunun bugün en büyük eksikliği kendisine bir hedef belirleyememiş ve bir lider çıkaramamış olmasıdır. Aynı şekilde bu hedefi gösterebilen dernekler ve siyasetçiler ortaya çıkaramamıştır. Toplum olarak en önemli meselelerden biri sorgulayabilme yeteneğimizin olmasıdır. Sorgulama yeteneğinin gelişmesiyle daha kaliteli dernekler ve daha kaliteli siyaset üretme kapasitesine sahip olma şansımız olacaktır. Çünkü sorgulama yeteneği olan toplumlar işi ehline verme yeteneğine sahip olurlar. Kişisel çıkarlarının yerine toplumsal çıkarları koymayı öğrenirler. En önemli meselelerden biri de demokrasi kültürüne sahip olmak ve kaybetmeyi de bilmektir. Bugün hem dernek hem de siyasi açıdan bölünmüş durumda olan toplumun temelinde demokrasi kültürünün olmaması yatmaktadır. Çünkü bir dernekte başkan olmak isteyenler seçilemedikleri takdirde dernekten yandaşlarıyla birlikte ayrılmakta ve başka bir dernek kurmaktalar. Bu da Kosova Türk toplumunda dernek enflasyonu yaşanmasına neden olmaktadır, halbuki demokraside kaybetmenin de olduğunu bilmek ve illaki başkan v.s. yönetici olmanın ilahi bir kanun olmadığını öğrenmek gerek.
Diğer bir katman olan dernekler ise tam olarak sivil toplumun ne olduğunu öğrenmesi gerekmektedir. Sivil toplum, adı üzerinde sivil toplumu, sivil toplumun taleplerini dile getiren ve siyaset kurumundan bağımsız olan bir kurumdur. Ancak maalesef Kosova Türk toplumunda tam tersi bir durum bulunmaktadır. Sivil toplum kuruluşları siyasetçilerin bir kolu olarak iş yapmaktadırlar. Sivil toplum kuruluşları halk adına siyasetçilere baskı uygulaması gerekirken, tam tersi bir durumla karşı karşıyayız, sivil toplum kuruluşları herhangi bir adım atmak istedikleri zaman siyasetçilerden onay almayı beklemektedir. Bu mesele toplumun çıkarına olan bir durum değildir çünkü sivil toplum halk ile siyaset arasında olan ve halk adına siyaset kontrol eden bir kurumdur. Bu şekilde siyasetin halkın çıkarlarına uygun siyaset yapmasını sağlar. Ancak Kosova Türk toplumunda böyle bir şey kesinlikle yoktur ve sivil toplum örgütleri tam anlamıyla siyasetin kontrolü altında, siyasetçilere oy devşirme görevini üstlenmiştir.
Siyaset kurumu diğer bütün Balkan halklarında ve tabii ki Kosova halkında da olduğu gibi hemen hemen her şeyin belirleyicisi konumundadır. Toplumun merkezinde yer almaktadır. Bugün bölünmüş bir toplum tablosuyla karşı karşıya kalmamızın en sorumlu kurumu siyasettir. Tek bir siyasi partisi olan Türkler daha sonra bir kaç partiye bölünmüştür, bu da yetmemiş partilerin içleri de bir çok parçaya ayrılmıştır. Mesele ne? Mesele kontrol meselesi, partiyi kim kontrol edecek, bunun anlamı toplumu kim kontrol edecek? Halbuki mesele kontrol etmek meselesi mi yoksa topluma hizmet etme meselesi mi? Hizmet sadece seçimlerde kullanılan bir jargondan başka öteye gidememiştir. Siyaset kurumu her şeyi kontrol etmeyi istemektedir. Yani devlet kurumuna girmek isterseniz, siyasilerin elini öpmek zorundasınız. Sizin ne kadar işin ehli olduğunuz önemi yok, sizin siyasilere ne kadar yakın olduğunuzun önemi var. Bu ise uzun vadede topluma çok büyük zararı olacaktır. Somut örnek: Kosova Türk eğitimine bakınız.
Eleştiri babında söylenecek daha bir çok söz var ancak Fuzuli’nin dediği gibi söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil!
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor