- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Balkanlarda Karanlık Eller Devrede: Karadağ’da Yükselen Türk Düşmanlığı ve Tarihî Yankılar
Balkanlarda Karanlık Eller Devrede: Karadağ’da Yükselen Türk Düşmanlığı ve Tarihî Yankılar
0 dk
Yazan: M.Tevfik Yücesoy
Hafta sonu Karadağ’ın başkenti Podgorica’da Karadağ’lı bir gencin bir Türk Vatandaşı tarafından bıçaklandığı haberi neticesinde yaşanan hadiselerden sonra ülke geneline yayılan Türklere karşı nefret ve saldırganlık endişe verici noktaya ulaştı.
Son bir kaç gündür Karadağ’da Türklere karşı artan kin ve nefret söylemleri, özellikle bazı bölgelerde Türk iş yerlerine yapılan saldırılar, Türklere ait araçların yakılması ve “Türklere ölüm” şeklindeki tehditkâr sloganların kamusal alanda dile getirilmesi, yalnızca bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda Balkanlar’ın tarihî travmalarını yeniden hatırlatan endişe verici bir gelişmedir.
Tehlikeli Bir Gidişat: Nefretin Normalleşmesi
Bu söylemler, ırkçı ve ayrımcı bir zemin üzerinde gelişirken, sıradan vatandaşlar arasında da kutuplaşmayı artırmakta ve sosyal barışı tehdit etmektedir. Türk kimliğine yönelik düşmanlık, geçmişte yaşanan büyük acıların habercisi olan göstergelerle benzerlik taşımaktadır.
Srebrenica’nın Yankısı
Srebrenica’da 1995 yılında yaşanan soykırım, önce toplumsal ayrımcılıkla, nefret söylemiyle, sonra da fiziksel saldırılarla başladı. Bugün Karadağ’da yaşanan atmosfer, bazı yönleriyle o karanlık dönemin ön aşamalarını hatırlatmaktadır. Kin söylemlerinin cezasız kalması, radikalleşmiş grupları cesaretlendirmekte, azınlıkları ise korku ve belirsizlik içinde yaşamaya itmektedir.
Hukuk ve Toplum Nerede Durmalı?
Uluslararası hukuk açıkça nefret söylemini, azınlıklara yönelik saldırıları ve etnik kışkırtmaları suç saymaktadır. Karadağ devleti ve güvenlik birimleri bu olaylara karşı etkin bir tavır almazsa, olayların büyüyerek şiddetli sonuçlara evrilmesi kaçınılmaz olabilir. Aynı zamanda sivil toplum kuruluşları, dinî liderler ve medya organları, nefretin karşısında ortak bir ses olmalıdır.
Türkiye ve Uluslararası Toplumun Sorumluluğu
Türkiye Cumhuriyeti, vatandaşlarının ve soydaşlarının güvenliğini sağlama sorumluluğuna sahiptir. Bu bağlamda Karadağ’daki diplomatik misyonlar, hem koruyucu önlemler hem de diyalog kanallarını etkin kılmalıdır. Ayrıca AB, BM ve İİT gibi uluslararası yapılar da bu gidişata karşı sessiz kalmamalı, nefret iklimine karşı barışçıl müdahale mekanizmalarını devreye sokmalıdır.
Tarihi acılar, hafıza kaybıyla değil, ders alınarak aşılır. Karadağ’daki nefretin büyümesine sessiz kalmak, sadece Türklere değil, Balkanların tamamına zarar verir. Srebrenica’nın çığlığı hâlâ kulaklardayken, aynı karanlığa bir kez daha göz yummak, insanlık vicdanında silinmez bir leke bırakacaktır.
Unutulmamalıdır ki; burada aklı selim hakim gelmezse devlet bu kıvılcımı söndürmez ise o minik kıvılcım yangına dönüşür ve ayrım gözetmeksizin herkesi yakar. Başta devlet ricali olmak üzere tüm dini kurumlar camisinden kilisesine kadar ve tabiki âkil insanlar devreye girip bu kör sarmalı durdurmalıdır.
Son söz Yüce Kur’an’dan olsun:
Ey inananlar! Hep birden barışa girin! Şeytanın adımlarını izlemeyin! Şüphesiz ki o, sizin için apaçık bir düşmandır. (Bakara Suresi 208. Ayet)
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova A Termik Santrali'nin A3 Ünitesi Yeniden Devreye Alındı
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü