- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Balkanlar’da Kilise, Siyaset ve Güç: Porfirije Davasının Anlamı
Balkanlar’da Kilise, Siyaset ve Güç: Porfirije Davasının Anlamı
0 dk
Slovenya’da Sırp Ortodoks Kilisesi Patriği Porfirije hakkında mobbing iddiasıyla iddianame
(Haber analiz: M.Tevfik Yücesoy)
Slovenya’nın başkenti Ljubljana’daki devlet savcılığı, Porfirije Perić hakkında iş yerinde psikolojik baskı (mobbing) suçlamasıyla iddianame hazırladı. Olay, Sırp Ortodoks Kilisesi (Serbian Orthodox Church)’ne bağlı Ljubljana Kilise Cemiyeti’nde görev yapan rahip Željko Lubarda ile ilgili bir davaya dayanıyor.
Olayın özeti
Slovenya savcılığına göre olaylar, Porfirije’nin Zagreb-Ljubljana Metropoliti olduğu dönemde (2014–2017) gerçekleşti.
Rahip Željko Lubarda’nın iddiasına göre:
•Kilise kasasındaki mali yolsuzlukları örtbas etmek için kendisinden yalan ifade vermesi istendi.
•Bunu reddettiği için uzun süreli baskı, aşağılanma ve psikolojik tacize maruz kaldı.
•Bu süreçte görev yeri değiştirme tehdidi ve sonunda işten çıkarma gibi uygulamalarla karşılaştı.
Savcılığa göre Lubarda’nın işten çıkarılması “iş gerekleri” nedeniyle değil, cezalandırma amacıyla yapılmış bir karar olabilir.
Suçlamalar
Savcılık:
•Porfirije’nin çalışan haklarını ihlal ettiğini
•Lubarda’ya psikolojik baskı uygulandığını
•Bu durumun Lubarda’da anksiyete ve depresyon belirtileri oluşturduğunu belirtti.
Bu nedenle:
•Porfirije Perić
•ve Ljubljana’daki Sırp Ortodoks Kilisesi cemiyeti Slovenya Ceza Kanunu’nun iş yerinde taciz ile ilgili 196 ve 197. maddeleri kapsamında suçlanıyor.
Mahkeme süreci
Dosya şu anda Ljubljana’daki yerel mahkemenin incelemesinde. Mahkeme iddianameyi kabul ederse, önümüzdeki aylarda dava başlayabilir.
Lubarda ayrıca daha önce Slovenya İş ve Sosyal Mahkemesi’nin, kendisinin “Slovenya’daki en ağır mobbing vakalarından birinin mağduru olduğunu” tespit ettiğini söylüyor.
Arka plan
Olayın bağlantılı olduğu başka bir dava da bulunuyor. Ljubljana’daki eski bir rahip olan Peran Bošković, kilise parasını zimmete geçirmekten şartlı hapis cezasına çarptırılmıştı.
_Balkanlar’da Kilise, Siyaset ve Güç: Porfirije Davasının Anlamı_
Slovenya’da Porfirije Perić hakkında açılan dava yalnızca bir “mobbing” iddiası olarak görülmemelidir. Bu olay, Balkanlar’da dinî kurumların toplum ve siyaset üzerindeki etkisini yeniden tartışmaya açan önemli bir gelişme niteliğindedir.
Kilise sadece din kurumu mu?
Balkanlar’da kiliseler tarih boyunca yalnızca ibadet mekânları olmadı. Özellikle Serbian Orthodox Church, Sırp kimliğinin oluşumunda ve korunmasında güçlü bir rol oynadı. Osmanlı döneminden Yugoslavya’nın parçalanmasına kadar kilise, birçok zaman milli kimliğin taşıyıcısı olarak görüldü.
Bu nedenle kilise liderlerinin attığı adımlar çoğu zaman sadece dinî değil, siyasi ve toplumsal sonuçlar doğurur.
Yugoslavya sonrası dönemde kilisenin rolü
1990’lı yıllarda Slobodan Milošević döneminde milliyetçilik yükselirken, kilise ile devlet arasındaki ilişki de güçlenmişti. Bosna, Hırvatistan ve Kosova savaşları sırasında kilisenin bazı söylemleri Balkan siyasetinde ciddi tartışmalar doğurmuştu.
Bugün de Balkanlar’da dinî kurumlar hâlâ önemli bir toplumsal güçtür. Bu nedenle bir patrik hakkında açılan dava, sadece hukukî bir mesele değil aynı zamanda kurumsal şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmasını da gündeme getirir.
Dava neyi değiştirebilir?
Eğer Slovenya’daki mahkeme süreci ilerlerse, bu durum Balkanlar’da üç önemli sonucu beraberinde getirebilir:
1.Dinî kurumların hukuk önünde sorumluluğu daha fazla tartışılabilir.
2.Kilise içindeki yönetim biçimi ve mali denetim konuları gündeme gelebilir.
3.Balkan toplumlarında din ile siyasetin sınırları yeniden konuşulabilir.
Özellikle Avrupa Birliği hukuk sisteminin güçlü olduğu bir ülkede, yani Slovenia’da böyle bir davanın görülmesi, Balkanlar’daki diğer ülkelerde de benzer tartışmaları tetikleyebilir.
Sözün özü:
Din kurumları toplumun vicdanını temsil ettiklerini iddia ederler. Bu nedenle onların üzerindeki beklenti, sıradan kurumlardan daha yüksektir. Şeffaflık, adalet ve doğruluk ilkeleri yalnızca vaazlarda değil, kurumsal davranışlarda da görünür olmalıdır.
Slovenya’daki dava henüz sonuçlanmış değildir. Ancak şimdiden Balkan kamuoyuna şu soruyu sordurmaktadır:
Dinî otoriteler de diğer kurumlar gibi hukuk önünde tam anlamıyla hesap verebilir mi?
Yorumlar (0)
Son Haberler
Tüm Haberler
Vatandaşlara Cumartesi Günü Jarinje Sınır Kapısından Kaçınma Çağrısı Yapıldı
PDK: Anayasa Mahkemesi’nin Kararını Beklemek Gerekir
Mahkeme, Fikrim Damka Hakkındaki Suçlamaları Reddetti