Balkan ülkelerindeki ilahiyat ve İslami ilimler fakültelerinin dekanları İstanbul’da bir araya geldi: Hedef kalıcı akademik iş birliği, ortak araştırmalar ve lisansüstü öğrenci değişimi
Haber Analizi | Mehmet Tevfik Yücesoy
İSTANBUL — Türkiye Uluslararası İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (TİBU), Bosna-Hersek, Kosova, Kuzey Makedonya, Sırbistan’da ve Bulgaristan’da faaliyet gösteren ilahiyat ve İslami ilimler fakültelerinin dekanlarını İstanbul’da bir araya getirdi. Sultanahmet’te gerçekleştirilen ve iki gün süren buluşmada, Balkanlar’ın köklü ilim geleneği, yüksek din öğretiminin geleceği, üniversiteler arası akademik ilişkiler ve ortak araştırma imkânları ele alındı. Toplantıda, karşılıklı ziyaretlerin ötesine geçerek kalıcı iş birlikleri geliştirilmesi ve gelecek yıl yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin TİBU’da ağırlanması hedefi öne çıktı.
Balkanlar’ın farklı ülkelerinde onlarca yıldır dinî ilimler, ilahiyat ve İslami eğitim alanlarında faaliyet gösteren kurumların temsilcilerini aynı akademik zeminde buluşturan toplantı, Türkiye ile Balkan üniversiteleri arasında yeni bir iş birliği döneminin imkânlarını değerlendirmek bakımından önem taşıyor.
TİBU’nun tarihî Sultanahmet yerleşkesinde gerçekleştirilen buluşma, yalnızca akademik yöneticilerin bir araya geldiği bir toplantı olarak değil; ortak tarihî ve kültürel mirasın bilimsel iş birliğine dönüştürülmesi arayışı olarak da öne çıktı.
Balkanlar’ın köklü ilim kurumları aynı çatı altında
Toplantıya Bosna-Hersek, Bulgaristan, Kosova, Kuzey Makedonya ve Sırbistan’daki ilahiyat ve İslami ilimler kurumlarının yöneticileri katıldı. Balkanlar’da 1970’li ve 1990’lı yıllardan itibaren gelişen yüksek din öğretimi tecrübesini temsil eden bu kurumlar, bölgenin dinî düşünce, eğitim ve akademik araştırma birikiminin önemli taşıyıcıları arasında bulunuyor.
Buluşmada yer alan akademisyenler şunlar oldu:
-
Prof. Dr. Muharrem Adilović: Zenica Üniversitesi İslami Pedagoji Fakültesi Dekanı — Bosna-Hersek.
-
Prof. Dr. Mustafa Hasani: Saraybosna Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı — Bosna-Hersek.
-
Prof. Dr. Abdülcemil Nesimi: Üsküp İslami İlimler Fakültesi Dekanı — Kuzey Makedonya.
-
Prof. Dr. İslam Hasani: Priştine İslami İlimler Fakültesi Dekanı — Kosova.
-
Prof. Dr. Enver Omerović: Novi Pazar İslami İlimler Fakültesi Dekanı — Sırbistan.
-
Prof.Dr. Ali Öztürk: Sofya Yüksek İslam Enstitüsü
Akademik birikimleri ve değerlendirmeleriyle toplantıya katkı sunan Bosna-Hersek’ten Prof. Dr. Ahmet Alibašić ile Kuzey Makedonya’dan Prof. Dr. Abasa Jahjai de buluşmada yer alan isimler arasında bulundu.
Farklı ülkelerden gelen akademisyenlerin aynı masa etrafında buluşması, Balkanlar’daki İslami yükseköğretim kurumlarının birbirlerinin tecrübelerinden yararlanması ve Türkiye’deki akademik çevrelerle daha düzenli ilişkiler geliştirmesi açısından bir istişare zemini oluşturdu.
TİBU’nun Balkanlar açılımı: Temastan kurumsal iş birliğine
Toplantının en önemli yönlerinden biri, Balkan üniversiteleriyle ilişkilerin yalnızca ziyaretler ve karşılıklı iyi niyet beyanları düzeyinde kalmaması gerektiği düşüncesiydi.
Balkanlar’daki ilahiyat ve İslami ilimler fakülteleri, kendi ülkelerinin eğitim sistemleri, akademik gelenekleri ve toplumsal şartları içerisinde gelişmiş özgün tecrübelere sahip. Bu kurumlarla kurulacak ilişkiler, TİBU açısından bölgesel akademik birikimi daha yakından tanıma, ortak araştırma alanları belirleme ve uluslararası bilimsel ağlara katılma imkânı sunuyor.
Balkan üniversiteleri açısından ise Türkiye’deki araştırma ve yükseköğretim imkânlarıyla daha güçlü bağlar kurmak; akademisyenlerin, araştırmacıların ve lisansüstü öğrencilerin karşılıklı etkileşimini artırmak yeni fırsatlar oluşturabilir.
Bu nedenle buluşmanın kalıcı sonuçlar doğurması, görüşmelerde dile getirilen hedeflerin somut programlara dönüştürülmesine bağlı olacak. Ortak bilimsel toplantılar, akademik yayınlar, araştırmacı değişimi ve lisansüstü eğitim alanlarında geliştirilecek projeler, bu ilişkinin temel başlıklarını oluşturabilir.
TİBU’nun Balkanlar’daki kurumlarla kuracağı ilişkilerin uzun vadede düzenli bir akademik iş birliği ağına dönüşmesi, bölgenin mevcut bilgi birikiminin ortak çalışmalar yoluyla geliştirilmesine katkı sağlayabilir.
Gelecek yıl yüksek lisans ve doktora öğrencileri TİBU’da ağırlanacak
Buluşmada öne çıkan somut hedeflerden biri, gelecek yıl Balkan üniversitelerinden yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin TİBU’da ağırlanması oldu.
Bu hedefin hayata geçirilmesi durumunda öğrenciler, farklı akademik çevrelerle tanışma, araştırma imkânlarını değerlendirme ve ortak ilmî çalışmalar yürütme fırsatı bulabilecek. Akademisyenler arasında kurulacak doğrudan ilişkiler de lisansüstü eğitim sürecinde bilgi ve tecrübe paylaşımını güçlendirebilecek.
Böyle bir programın etkili olabilmesi için öğrenci kabulünün kapsamı, başvuru ve seçim ölçütleri, eğitim ve araştırma takvimi, danışmanlık imkânları ve ilgili üniversitelerle yapılacak iş birliği düzenlemelerinin belirlenmesi önem taşıyor.
Öğrencilerin yalnızca kısa süreli ziyaretler gerçekleştirmesi değil, belirli araştırma konuları üzerinde çalışması ve akademik çıktılar üretmesi, bu girişimin kalıcılığını artırabilir. Ortak seminerler, araştırma atölyeleri, bilimsel yayın çalışmaları ve tez danışmanlığına yönelik temaslar da programın kapsamını genişletebilir.
Balkanlar’daki üniversitelerden yetişen genç araştırmacıların İstanbul’da akademik çevrelerle buluşması, karşılıklı öğrenme imkânlarını artırırken gelecekteki bilimsel iş birliklerinin insan kaynağını da güçlendirebilir.
Balkanlar’da farklılaşan yüksek din öğretimi tecrübeleri
Balkanlar’daki İslami yükseköğretim kurumları, ortak bir dinî ve kültürel mirası paylaşmakla birlikte, farklı tarihsel ve kurumsal şartlar içerisinde gelişti.
Bosna-Hersek’teki yüksek din öğretimi tecrübesi, köklü medrese geleneği ve kurumsallaşmış akademik yapılarla şekillenirken; Kosova ve Kuzey Makedonya’daki kurumlar da kendi toplumsal ve eğitimsel şartları içerisinde dinî ilimler alanında önemli bir birikim oluşturdu. Sırbistan’ın Novi Pazar şehrindeki akademik yapı ise Sancak bölgesinin dinî ve kültürel hayatıyla yakından ilişkili bir yükseköğretim tecrübesini temsil ediyor.
Bu çeşitlilik, üniversiteler arasında karşılaştırmalı araştırmalar yapılması bakımından önemli bir imkân sunuyor. İlahiyat eğitiminin müfredatı, dinî ilimlerle sosyal bilimler arasındaki ilişki, akademik yeterlilik, eğitimde kalite güvencesi ve mezunların mesleki yönelimleri, ortak çalışmalar için değerlendirilebilecek başlıklar arasında bulunuyor.
Öte yandan Balkanlar’daki kurumların tecrübelerini tek bir model altında toplamak yerine, her kurumun kendi tarihî ve toplumsal şartlarını dikkate alan bir iş birliği yaklaşımı geliştirmek gerekiyor.
TİBU’nun bu kurumlarla yürüteceği çalışmaların, farklı akademik gelenekleri karşılaştırmaya ve ortak sorunlara birlikte çözüm aramaya imkân vermesi beklenebilir. Böylece bölgesel tecrübe, yalnızca yerel ölçekte değerlendirilen bir birikim olmaktan çıkarak daha geniş bir bilimsel tartışmanın parçası hâline gelebilir.
Sultanahmet’in tarihî hafızası yeni akademik ilişkilere ev sahipliği yaptı
Buluşmanın gerçekleştirildiği Sultanahmet yerleşkesi, toplantının sembolik boyutunu da güçlendirdi.
İstanbul’un tarihî ve kültürel hafızasının merkezlerinden biri olan Sultanahmet, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin karşılaştığı ve çeşitli ilim geleneklerinin iz bıraktığı bir coğrafyada yer alıyor. TİBU’nun tarihî yerleşkesinde Balkan üniversitelerinin temsilcilerinin ağırlanması, ortak kültürel mirasın günümüzün akademik ihtiyaçlarıyla buluşturulması açısından anlam taşıyor.
Balkanlar ile İstanbul arasındaki ilişkiler, yalnızca tarihî ve kültürel bağlarla sınırlı değil. Eğitim, bilim, düşünce ve insan yetiştirme alanlarında gelişen temaslar da bu ilişkinin önemli bir boyutunu oluşturuyor.
Bu çerçevede TİBU’nun Sultanahmet’teki konumu, Balkanlar’dan gelen akademisyenlerin İstanbul’un tarihî birikimiyle buluşmasına imkân sağlarken üniversitenin uluslararası akademik kimliğini geliştirme hedefiyle de örtüşüyor.
Rektör Mehmet Görmez’in vizyonu: İlim, hikmet ve çağdaş bilim
TİBU Rektörü Prof. Dr. Mehmet Görmez’in takdim konuşmasında ortaya koyduğu akademik yaklaşım, toplantının daha geniş fikrî çerçevesini oluşturuyor.
Görmez, üniversitenin İslam medeniyetinin ilim, hikmet ve ahlak birikimini çağdaş bilimler ve yeni teknolojilerle buluşturmayı hedeflediğini vurguluyor. Bu yaklaşımda üniversite, yalnızca eğitim veren bir kurum değil; araştırma yapan, düşünce geliştiren ve insanlığın ortak sorunlarına çözüm arayan bir ilim merkezi olarak tanımlanıyor.
Görmez’in “Nûrun alâ nûr” anlayışıyla ifade ettiği fikrî çerçeve, hakikat arayışını bilgi ve ahlaki sorumlulukla birlikte ele alıyor. İslam düşüncesinin tarihî mirasının çağın ihtiyaçlarından koparılmadan değerlendirilmesi, üniversitenin temel hedefleri arasında bulunuyor.
Bu anlayış, Balkan üniversiteleriyle kurulacak ilişkiler açısından da önem taşıyor. Bölgedeki yüksek din öğretimi kurumlarının tarihsel tecrübeleriyle TİBU’nun çağdaş araştırma ve teknoloji odaklı yaklaşımının buluşturulması, ortak çalışma alanlarının geliştirilmesine imkân verebilir.
Özellikle yapay zekâ, dijital dönüşüm, insan ve toplum ilişkisi, ahlak, dinî düşünce ve çağdaş dünyanın sorunları gibi başlıklar, ilahiyat ve İslami ilimler alanındaki araştırmaların farklı disiplinlerle ilişkilendirilmesi bakımından yeni fırsatlar sunuyor.
Bununla birlikte akademik iş birliğinin kalıcı olması, ortak vizyonun yanı sıra bilimsel standartların, araştırma yöntemlerinin ve kurumsal sorumlulukların da açık biçimde belirlenmesini gerektiriyor.
“Tam kalite” hedefi ve uluslararası akademik standartlar
Görmez’in takdiminde öne çıkan bir diğer husus, üniversite kavramının yalnızca isim ve unvanla sınırlı görülemeyeceği yönündeki değerlendirmesi.
TİBU’nun hedefi, tarihî bir yerleşkeye ve özgün bir kurumsal yapıya sahip olmakla yetinmeyerek akademik üretim, araştırma niteliği ve uluslararası bilimsel yeterlilik bakımından da güçlü bir konuma ulaşmak.
Bu yaklaşım, Balkan üniversiteleriyle kurulacak ilişkilerde karşılıklı akademik ölçütlerin önemini artırıyor. Ortak çalışmaların niteliği, bilimsel yayınların güvenilirliği, araştırma etiği, lisansüstü programların yeterliliği ve akademik hareketlilik imkânları, iş birliğinin uzun vadeli başarısını belirleyecek unsurlar arasında yer alıyor.
Balkanlar’daki kurumların farklı eğitim gelenekleri ve akademik tecrübeleriyle TİBU’nun araştırma odaklı yapısının karşılıklı etkileşimi, yalnızca kurumsal temasları artırmakla kalmayıp ortak bilimsel üretimin niteliğini de geliştirebilir.
Ortak araştırmalar için geniş bir çalışma alanı
İki gün süren istişarelerin ortaya koyduğu iş birliği arayışı, gelecekte farklı alanlarda ortak araştırma programlarının geliştirilmesine zemin hazırlayabilir.
Balkanlar’daki medrese geleneği, modern ilahiyat eğitiminin gelişimi, dinî kurumların toplumsal rolü, din ve sosyal bilimler ilişkisi, dinî düşüncenin çağdaş meselelerle buluşması ve bölgenin ortak kültürel mirası, üniversitelerin birlikte çalışabileceği konular arasında bulunuyor.
Bu alanlarda yapılacak araştırmalar, farklı ülkelerdeki akademik tecrübelerin karşılaştırılmasını ve ortak sorunların bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesini sağlayabilir.
Ortak yayın projeleri ve uluslararası bilimsel toplantılar da araştırma sonuçlarının daha geniş akademik çevrelere ulaştırılmasına katkıda bulunabilir. Öğretim üyeleri arasında düzenli bilgi paylaşımı ve lisansüstü öğrencilerin araştırma süreçlerine katılımı ise iş birliğinin sürdürülebilirliğini güçlendirebilir.
Ancak bu hedeflerin somut sonuçlara dönüşmesi, ortak önceliklerin belirlenmesi, sorumlulukların paylaşılması ve üzerinde uzlaşılan çalışmaların belirli bir takvim içerisinde yürütülmesiyle mümkün olacaktır.
Balkanlar ile Türkiye arasında yeni bir akademik köprü
TİBU’da gerçekleştirilen buluşma, Balkanlar’ın farklı ülkelerinde faaliyet gösteren İslami yükseköğretim kurumlarının Türkiye’deki bir üniversiteyle ilişkilerini geliştirme arayışını görünür kıldı.
Buluşmanın önemi, yalnızca farklı ülkelerden dekanların İstanbul’da bir araya gelmesinden ibaret değil. Asıl değer, bu temasın öğrenci hareketliliği, ortak araştırmalar, bilimsel yayınlar ve akademik tecrübe paylaşımı gibi somut alanlara taşınabilmesinde yatıyor.
Balkanlar’ın köklü ilim geleneği ile Türkiye’nin akademik birikimi arasında kurulacak daha düzenli ilişkiler, bölgesel yüksek din öğretiminin sorunlarının birlikte ele alınmasına ve yeni araştırma alanlarının geliştirilmesine katkı sağlayabilir.
TİBU’nun bu süreçte üstlenebileceği rol ise tarihî ve kültürel yakınlığı akademik üretimle desteklemek, farklı üniversitelerin tecrübelerini ortak bir bilimsel zeminde buluşturmak ve uluslararası iş birliğini kalıcı kurumsal ilişkilere dönüştürmek olacaktır.
Sonuç olarak Sultanahmet’te gerçekleştirilen Balkan üniversiteleri buluşması, ortak ilim mirasının geleceğe taşınması için yeni bir istişare zemini oluşturdu. Gelecek yıl yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin TİBU’da ağırlanması hedefi başta olmak üzere, ortak araştırmalar ve akademik çalışmaların hayata geçirilmesi, bu buluşmanın kalıcı değerini belirleyecek. Balkanlar ile Türkiye arasında ilim üzerinden kurulacak köprülerin güçlenmesi, yalnızca üniversiteler arasındaki ilişkileri değil, bölgenin ortak akademik geleceğini de destekleyebilir.