EURO
1
  • EURALL
    95.55 0.29%
  • EURTRY
    53.47 0.15%
  • EURMKD
    61.63 -0.05%
  • EURRSD
    117.38 -0.03%
  • EURUSD
    1.16 0.16%
  • EURGBP
    0.87 0.05%
  • EURCHF
    0.92 -0.04%
  • EURSEK
    10.88 -0.25%
  • EURAUD
    1.63 0.15%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.
7 Haziran 2026 Kosova Erken Genel Seçimleri
00
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye

Batı’nın Ahlâk Krizi, İslam’ın Ahlâk Nizamı… M. Tevfik Yücesoy

Batı’nın Ahlâk Krizi, İslam’ın Ahlâk Nizamı…  M. Tevfik Yücesoy
20 Şubat 2026, 10:48

0 dk

Son iki asırdır insanlığın zihnini meşgul eden temel soru şudur:
Ahlâkın kaynağı nedir? İnsanı iyi yapan ölçü neye dayanır? Güç mü, haz mı, akıl mı, yoksa vahiy mi?

Modern çağda bu soru yalnızca akademik bir tartışma olmaktan çıkmış; savaşların, küresel müdahalelerin, ekonomik sömürünün ve kültürel dönüşümlerin merkezine yerleşmiştir. Ahlâkın kaynağı tartışması, artık insanlığın kader tartışmasıdır.

Batı’nın Ahlâk Felsefesi: Güç, Birey ve Görecelik
      

19. ve 20. yüzyılda Avrupa düşüncesinde ortaya çıkan bazı akımlar, ahlâkı ilahî referanstan kopararak insan merkezli ve çoğu zaman göreceli bir zemine taşıdı.

Friedrich Nietzsche, geleneksel iyi-kötü anlayışını sorguladı; “güç istenci” kavramını merkeze alarak ahlâkı güçlü olanın değer üretimi olarak yorumladı.

Sigmund Freud ise insan davranışlarını büyük ölçüde bilinçdışı dürtülerle açıkladı; böylece ahlâkı aşkın bir hakikatten ziyade psikolojik ve toplumsal bir inşa olarak değerlendirdi.

Bu yaklaşımlar bireysel özgürlüğü güçlendirdi; fakat aynı zamanda ahlâkın mutlak referansını zayıflattı. “Doğru” ve “yanlış”, çoğu zaman kültürel iktidarın ve siyasal gücün yeniden tanımladığı kavramlara dönüştü.

İlahî referansın geri çekildiği yerde ölçü değişkenleşti. Ölçünün değiştiği yerde ise güç, hakikatin yerine geçmeye başladı.

Söylem ve Eylem Arasındaki Mesafe

Modern Batı, insan hakları, demokrasi ve özgürlük söylemini evrensel değerler olarak sunarken; sömürgecilik tarihi, dünya savaşları, Ortadoğu müdahaleleri ve ekonomik yaptırımlar üzerinden ciddi eleştirilerle karşı karşıya kalmıştır.

Bir yerde “insan hakları” adına müdahale edilirken, başka bir yerde benzer ihlallere sessiz kalınması; ahlâkın ilke mi yoksa çıkar mı olduğu sorusunu gündeme taşımaktadır.

İşte “iki yüzlülük” tartışması tam da burada doğar:
Söylem ile eylem arasındaki mesafe.

Ahlâk, eğer güç dengelerine göre uygulanıyorsa artık ilke olmaktan çıkar; araç hâline gelir.

İslam’ın Ahlâk Nizamı: Vahiy, Adalet ve Merhamet

İslam ise ahlâkı beşerî bir uzlaşmaya değil, ilahî vahye dayandırır. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurur:

“Şüphesiz Allah adaleti, ihsanı ve akrabaya yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklar.” (Nahl, 90)

İslam’da ahlâk; güçten değil, Allah’ın emrinden doğar. Güç ahlâk üretmez; ahlâk gücü sınırlar.

Muhammed’in (s.a.v.) hayatı bunun en somut örneğidir:
      •Mekke’nin fethinde genel af ilan edilmiştir.
      •Savaşta sivillere, kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve din adamlarına dokunulmaması emredilmiştir.
      •Ağaçların kesilmemesi, ekinlerin yakılmaması, hayvanlara eziyet edilmemesi öğütlenmiştir.
      •Tabiatın hoyratça tüketimi yasaklanmış; israf haram kılınmıştır.

Bir kediyi aç bırakan kadının azaba uğrayacağı; susuz bir köpeği sulayan kimsenin bağışlanacağına dair hadisler, İslam ahlâkının merhamet ufkunu gösterir. İslam’da merhamet yalnızca insana değil, bütün mahlûkata yöneliktir.

Dolayısıyla İslam’ın kendisi ile onu istismar eden anlayışları birbirinden ayırmak zorunludur. Şiddeti meşrulaştırmak için dini kavramları kullanan yapılar, İslam’ın değil; kendi ideolojik hesaplarının temsilcisidir.

Asıl Kriz: Gücün Ahlâkı Yutması

Bugün dünya bir ahlâk krizi yaşıyorsa bunun temel sebebi şudur:
Gücün ahlâkın önüne geçmesi.

İster seküler ideolojiler olsun ister dinî söylemler; eğer eylem ilkeye tabi değilse, ahlâk araçsallaştırılmış demektir. Ahlâkın araçsallaştığı yerde ise zulüm kaçınılmazdır.

Gerçek soru şudur:
Ahlâk, güce göre mi şekillenecek; yoksa güç, ahlâka mı tabi olacak?

Eğer güç ahlâka tabi olursa; din, felsefeler ve medeniyetler insanlık için rahmet olur.
Aksi hâlde her kutsal değer, gücün ve çıkarın elinde bir propaganda aracına dönüşebilir.

Cevap ideolojilerde değil; vahyin rehberliğinde, ilke ve sorumluluk bilincindedir.

Çünkü gerçek ahlâk; güçlü olana değil, Hak olana dayanır.

Yorumlar (0)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing