Bilginin Temeli Olarak Vakfiye: Gazi Hüsrev Bey Medresesi 489 Yaşında
0 dk
Yazan: Dr. Senaid Zajimović
Türkçe: M. Tevfik Yücesoy
8 Ocak’ta, Gazi Hüsrev Bey Medresesi’nin kuruluşunu belgeleyen vakfiyenin imzalanmasının üzerinden 489 yıl geçmiş olacak. Bu belge, yalnızca bir vakıf tesisine dair hukuki bir işlem değil; aynı zamanda Bosna-Hersek tarihindeki en derin entelektüel ve medeniyet tasavvurlarından birinin ifadesi olarak öne çıkıyor.
Medrese tarafından haklı olarak “Okul Günü” olarak anılan bu tarih, sadece geçmişe dair bir hatıra değil; Gazi Hüsrev Bey’in bu kuruma nakşettiği bilgi vizyonunun, sorumluluk anlayışının ve ahlaki uyanıklığın kalıcı bir hatırlatıcısı niteliğini taşıyor.
1537 yılında imzalanan Gazi Hüsrev Bey vakfiyesi, kuruluş amacını son derece açık biçimde ortaya koymaktadır: Medrese, “öğrenciler ve genel olarak ilme ve kendini geliştirmeye talip olan insanlar” için kurulmuş; hem “aklî (rasyonel) hem de naklî (geleneksel) ilimlerin” birlikte öğretileceği bir ilim mekânı olarak tasarlanmıştır.
Bu ifade dahi, bilgiyi dar kalıplara hapsetmeyi reddeden geniş bir eğitim anlayışını yansıtmaktadır. Gazi Hüsrev Bey’e göre bilgi bir bütündür; akıl ile vahyin, yöntem ile ahlakın, ilim ile sorumluluğun birleşimidir.
Vakfiyede özellikle müderris profilinin ayrıntılı biçimde tanımlanması dikkat çekicidir. Buna göre müderris; “âlim, üstün nitelikli, örnek şahsiyet sahibi ve basiretli bir kişi” olmalı; “sözlü ve yazılı anlatımıyla hakikatin üzerindeki perdeleri aralamalı” ve “ilmin dalları ile köklerini birleştirebilmelidir.”
Burada yalnızca bilginin aktarımı değil, şahsiyet inşası hedeflenmektedir. Öğretmen, aynı zamanda ahlaki ve entelektüel bir otorite olarak konumlandırılmaktadır. Yaklaşık beş asır önce ortaya konan bu ölçüt, bugün dahi nitelikli eğitimin temel kıstaslarından biri olmayı sürdürmektedir.
Vakfiye bununla da yetinmemekte; Medrese’nin ekonomik temellerini, gelir kaynaklarını, vakfın yönetim biçimini, mütevellinin denetimini ve kamusal sorumlulukları ayrıntılı şekilde düzenlemektedir. Gazi Hüsrev Bey, bilginin ancak sağlam kurumsal ve maddi temeller üzerinde varlığını sürdürebileceğinin bilincindeydi.
Bu yönüyle vakfiye, şeffaflık, denetim ve hesap verebilirliğin dinî ve toplumsal sorumluluğun ayrılmaz bir parçası olarak görüldüğü, erken dönem sürdürülebilir eğitim modellerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Gazi Hüsrev Bey Vakfı’nın direktörü ve mütevellisi olarak bu yıldönümünü, yalnızca Medrese’nin öğrencilerini, öğretmenlerini ve yöneticilerini tebrik etmek için değil; aynı zamanda omuzlarımızda taşıdığımız emaneti yeniden idrak etmek için bir vesile olarak görüyorum.
Gazi Hüsrev Bey Medresesi tesadüfen kurulmamış, atalete kapılarak ayakta kalmamıştır. O, bilgiye, topluma ve Allah’a hizmeti esas alan açık bir amaç doğrultusunda; kurumsal disiplin ve ahlaki sorumluluk temelinde varlığını sürdürmüştür.
Günümüzde bilginin değersizleştirildiği, yüzeyselliğin arttığı ve eğitim kurumlarının otoritesini yitirdiği bir dönemde, Gazi Hüsrev Bey’in vakfiyesi ilham ve ölçü kaynağı olmaya devam etmektedir. Bu belge, eğitimin yalnızca beceri kazanımı değil, insan inşası olduğunu; kurumların isimleriyle değil, misyonlarına sadakatleriyle yaşadığını hatırlatmaktadır.
Bu köklü kurum, vakfedicisinin arzu ettiği gibi, toplumun ve ümmetin hayrına; ilmin, aklın ve imanın bir arada yükseldiği bir ilim meşalesi olmaya devam etsin.
Allah, Gazi Hüsrev Bey’in hayrını kabul buyursun; vakfiyesinin bereketi, gelecek nesillerin zihinlerinde ve amellerinde yaşamayı sürdürsün.
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor