- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Bir İşaretin İzinde: Londra, Amman, Zagreb, Riyad, Tuzla
Bir İşaretin İzinde: Londra, Amman, Zagreb, Riyad, Tuzla
0 dk
Yazan: Mustafa Cerić
Türkçe: M. Tevfik Yücesoy
Sevgili dostlarım,
Seyahatlerime dair bir raporla sizi fazla yormak istemem; ancak yine de, dünyada bizim hakkımızda konuşulanların ve Bosna’nın küresel kaderine temas eden karşılaşmalarımın tecrübelerini sizinle paylaşma hakkınız olduğunu düşünüyorum. Tesadüf ya da kader; bu son ayda, yani hicri olmayan bu miladi yılın Aralık ayında, yaklaşık on beş gün içinde beş farklı destinasyonu ziyaret etme imkânı buldum: Londra–Oxfordshire; Amman–Akabe–Ürdün’de Beytanya; Zagreb – Dayton’un 30. yılı; Riyad – BM Medeniyetler İttifakı; Tuzla – Gračanica 50 yıl sonra.
Kur’an’da yolculuk, yalnızca mekânlar arasında hareket etmek değildir; görmeye, düşünmeye ve anlamaya davettir. Kur’an’ın şu çağrısı bunu açıkça ifade eder:
“Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın yaratmayı nasıl başlattığını görün; sonra Allah’ın yaratmayı yeniden yapmaya da kadir olduğunu anlayın.” (Ankebut, 29:20)
Yani Kur’an bize, farklı coğrafyalar, halklar, dinler ve kültürlerle karşılaşarak Allah’ın dünyadaki düzenini ve bu düzen içindeki kendi yerimizi daha derin kavramamızı öğütler.
Bu anlayışla yolculuklarımı; öğrenme, şahitlik etme ve iç muhasebe yapma fırsatı olarak görüyorum. Bu yazı da, sadece varmak için değil; dünyada neyin düşünüldüğünü, neye inanıldığını ve özellikle bugün Bosna, Balkanlar ve Avrupa hakkında neler konuşulduğunu anlamak için yapılan bir yolculuğun kaydıdır.
⸻
Elijah Enstitüsü, Oxfordshire (1–4 Aralık 2025)
1–4 Aralık 2025 tarihleri arasında, İngiltere’de Londra–Oxfordshire bölgesinde bulunan Brahma Kumaris Küresel Retreat Merkezi’nde düzenlenen Elijah Enstitüsü’nün dinlerarası diyalog toplantısına katılımımı, dünyaya, dine ve kendi sorumluluğuma bakışımı sessiz ama kalıcı biçimde değiştiren bir tecrübe olarak yaşadım.
Bu buluşmanın atmosferi başlı başına güçlüydü. İngiliz kırsalının dinginliği, merkezin sakin ortamı ve günlük siyasi gürültüden uzak oluşu, gerçek bir diyalog için ideal şartlar oluşturmuştu. Burada amaç, tartışmayı kazanmak değil; Kur’an’ın şu ilkesinde olduğu gibi anlamaktı:
“Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık; birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en üstün olanınız, ahlakça en üstün olanınızdır.” (Hucurat, 49:13)
Merkezi Kudüs’te bulunan Elijah (Arapça: İlyas) Enstitüsü, çağımızın en zor meselelerini korkusuzca ve ezber cevaplar olmadan konuşmak için farklı dinlerden liderleri bir araya getirdi. Bu dört gün boyunca, gerçek diyalogun bildirilerle değil; sabırlı ve derin bir dinleme ile kurulduğunu hissettim.
Balkan tecrübem ile dinlerin bugün karşı karşıya olduğu evrensel sorunlar arasında içsel bir denge kurma imkânı buldum. Fark ettim ki, farklı toplulukların korkuları, güvensizlikleri ve tarihsel travmaları sandığımızdan çok daha benzerdir.
Din–siyaset ilişkisi, dini otoritenin sınırları ve kutuplaşma dönemlerinde liderlerin sorumluluğu gibi zor konulardan kaçınılmadı. Bu bağlamda, Gazze’de insanlığın vicdani çöküşü hakkında açık, net ve korkusuzca konuşmayı ahlaki bir görev olarak gördüm.
Oxfordshire’daki bu dört günü, hazır cevaplar değil; sabır, süreklilik ve cesaret gerektiren bir diyalog bilinciyle ayrıldım. Gerçek diyalog konferans salonlarında değil; inancın bir sınır değil, bir köprü olarak yaşanmasında başlar.
⸻
Akabe Süreci, Amman / Ürdün’de Beytanya (9 Aralık 2025)
Amman ve Beytanya’daki Akabe Süreci’ni yalnızca uluslararası bir forum olarak değil; Balkanlar, din ve dini liderlerin sorumluluğu üzerine derin bir iç muhasebe anı olarak yaşadım.
9 Aralık 2025’te düzenlenen Balkan din adamlarının 11. buluşması, Ürdün Kralı II. Abdullah ve Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın öncülük ettiği güçlü bir diyalog ruhu taşıyordu. Bu, dinlerarası barışın tali değil, küresel istikrar için temel bir mesele olduğunu gösteriyordu.
Konuşmamda, Kral II. Abdullah’ın Sırp Ortodoks Kilisesi’ne Beytanya’da kilise inşa edilmesi için arazi tahsis etmesini özellikle takdir ettim. Bunu, İslam yönetiminin diğer dinlerin haklarını koruyabileceğine dair güçlü bir ahlaki mesaj olarak gördüm.
Bu jestin, Sırbistan’daki Sandžak Müslümanlarının on yıllardır süren Belgrad’da cami talebine karşılık, Sırp Patriği Porfirije için de bir ilham kaynağı olmasını temenni ettim. Bu bir baskı değil, karşılıklılık ve ahlaki cesaret çağrısıydı.
Dönüşte, havaalanında Patrik Porfirije ile yaptığım kısa ve samimi sohbet, diyaloğun hâlâ mümkün olduğunu gösterdi. Akabe Süreci bana, resmi bildirilerden çok bu tür sessiz konuşmaların daha değerli olduğunu hatırlattı.
⸻
Zagreb – Dayton’dan 30 Yıl Sonra (12 Aralık 2025)
Oxfordshire’daki sessizlik ve Amman’daki sorumluluk, beni Zagreb’e taşıdı. 11 Aralık’ta Saraybosna’daki sis nedeniyle kara yoluyla Zagreb’e ulaştım. Ertesi gün, Hırvatistan devletinin düzenlediği “Dayton’dan 30 Yıl Sonra: Yerel Çözümlere Giden Yol” konulu konferansta, “Müdahalecilikten yerel sorumluluğa: İleriye giden yol nedir?” başlıklı panelde konuştum.
Zagreb benim için, 1986–1991 yılları arasında baş imam olarak görev yaptığım, derin kişisel hatıraları olan bir şehirdir. Bu kez dönüşüm nostaljik değil, yüzleşmeydi.
Max Primorac’ın “üçüncü Hırvat entitesi” söylemi ve Hırvatların Bosna’da Avrupa değerlerini temsil eden tek halk olduğu iddiası karşısında sessiz kalamazdım. Avrupa değerleri etnik bir ayrıcalık değil, evrensel bir çerçevedir.
Ayrıca Željana Zovko’nun, Boşnakları Avrupa Parlamentosu’nda Hristiyanları tehdit etmekle suçlamasını da diyalogdan uzak ve temelsiz buldum.
Zagreb’den, diyalog yolunun bazen rahatsız edici gerçeklerden geçmesi gerektiği bilinciyle ayrıldım.
⸻
Riyad – BM Medeniyetler İttifakı (14–15 Aralık 2025)
Riyad’daki “UNAOC: İnsanlık için 20 Yıllık Diyalog” konferansı, bu yolculuğun küresel boyutunu temsil ediyordu. Riyad, aynı zamanda Suudi vatandaşlığı aldığım ikinci vatanımın başkentidir; bu benim için büyük bir onur ve sorumluluktur.
Prens Türki el-Faysal, BM Genel Sekreteri António Guterres, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ve Amr Musa ile görüşmeler anlamlıydı. Eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadić ile sohbet ise Balkan meselelerinin hâlâ ne kadar canlı olduğunu gösterdi.
Riyad artık sadece bir başkent değil; geleceğin planlandığı küresel bir merkezdir. Bosnalı ve Suudi kimliğini birlikte taşımak benim için bir bölünme değil, bir zenginliktir.
⸻
Tuzla – Gračanica: 50 Yıl Sonra (18 Aralık 2025)
Aralık ayını Tuzla’da, “Devlet ve Hukuk – Zorluklar ve Perspektifler” konferansıyla tamamladım. Etkinlik, Omer Hamzić’in 30 yıllık entelektüel çalışmasına ve Gračanički glasnik dergisinin 50. yılına adanmıştı.
Sunduğum tebliğde, İslam’ın Bosna’nın hukuki, ahlaki ve medeniyet yapısındaki rolünü, Gračanica örneği üzerinden ele aldım. İslam’ın kabulüyle Bosna’nın evrensel tevhid medeniyetine dahil oluşunu vurguladım.
Tuzla, bu yolculuğun hem son durağı hem de anlamlı bir kapanışı oldu: yerel tarihin, evrensel değerlerle birleştiğinde zaman ve mekânı aşan bir dile dönüşebileceğinin kanıtı olarak.
Not
Bu satırları yazarken, 27 Aralık 2025 – 1 Ocak 2026 tarihleri arasında Tunus’ta, Şeyh Halid Bentunus’un 50 yıllık manevi hizmetinin anılacağı ve 800 katılımcının yer alacağı uluslararası buluşmaya hazırlanıyorum. Bu etkinlik, barış, eğitim ve yapay zekânın ahlaki iyileşmeye hizmeti üzerine umut verici projeleri içerecek.
Sevgili dostlarım,
Eski yılı uğurlayıp yeni miladi yıla girerken, sizlere sağlık ve mutluluk diliyor; Yüce Allah’tan evimiz, vatanımız ve devletimiz için barış ve güvenlik niyaz ediyorum. Âmin.
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor