- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Bosna-Hersek Cumhuriyeti Ordusu’nun Kuruluşu: Dün Bir Direniş, Bugün Bir Sorumluluk
Bosna-Hersek Cumhuriyeti Ordusu’nun Kuruluşu: Dün Bir Direniş, Bugün Bir Sorumluluk
0 dk
Yazan: M.Tevfik Yücesoy
[15 Nisan Bosna Hersek Cumhuriyeti Ordusu’nun Kuruluşu vesilesiyle kaleme alınmıştır]
15 Nisan, Bosna-Hersek tarihinin sadece bir askerî dönüm noktası değil; aynı zamanda bir milletin varoluş iradesinin, kimlik bilincinin ve devlet şuurunun en güçlü şekilde tezahür ettiği gündür. Bosna-Hersek Cumhuriyeti Ordusu’nun kuruluşu, yokluklar içinde doğmuş bir ordunun, imkânsız denileni mümkün kılarak bir ülkenin kaderini değiştirdiği tarih olarak hafızalara kazınmıştır.
Bu tarih, aynı zamanda bir sorunun cevabıdır: Bir halk, en zor şartlar altında bile kendi varlığını koruyabilir mi? Bosna’nın verdiği cevap nettir: Evet, eğer irade, inanç ve birlik varsa.
Yokluk İçinden Doğan Bir İrade
Bosna-Hersek Cumhuriyeti Ordusu kurulduğunda, ne klasik anlamda bir askerî güç vardı ne de güçlü bir devlet mekanizması. Ancak bu eksikliklerin yerini dolduran çok daha güçlü bir unsur vardı: Vatan sevgisi ve özgürlük arzusu.
“Altın Zambak” nişanıyla onurlandırılan 1.782 kahraman, bu ruhun en somut temsilcileridir. Büyük bir kısmının şehit olması, verilen mücadelenin ne denli ağır bir bedelle kazanıldığını göstermektedir. Bu mücadele, sadece cephede değil; şehirlerde, köylerde, ailelerde ve kalplerde verilmiştir.
Murat Avdić’in ifade ettiği gibi, Bosna halkı tarih boyunca çoğu zaman başkalarının savaşlarında yer almış; ancak ilk kez kendi devleti, kendi bayrağı ve kendi geleceği için savaşmıştır. Bu yönüyle 15 Nisan, sadece bir askerî organizasyonun kuruluşu değil; bir zihniyet dönüşümünün de başlangıcıdır.
Bu noktada, Bosna mücadelesinin sadece askerî değil, aynı zamanda ahlaki ve insani bir liderlikle yoğrulduğunu da vurgulamak gerekir. Aliya İzzetbegoviç, Bosna-Hersek Cumhuriyeti Ordusu’nun sadece bir savaş gücü değil; aynı zamanda bir değerler ordusu olması gerektiğini savunmuştur. Onun liderliğinde şekillenen bu anlayış, savaşın en zor anlarında bile insanlığın, adaletin ve merhametin terk edilmemesi gerektiğini öğütlemiştir.
Aliya’nın duruşu, askerlere yalnızca nasıl savaşılacağını değil; neden ve hangi sınırlar içinde savaşılması gerektiğini de göstermiştir. Yiğitlik onun nazarında sadece cesaret değil; aynı zamanda zulmetmeme, haksızlığa sapmama ve insan kalabilme erdemiydi. Bu nedenle Bosna ordusu, birçok cephede sadece direnişiyle değil, sergilediği insani duruşla da tarihe geçmiştir.
Direnişin Destanı: Cerska’dan Krajina’ya
Bosna savaşının en çetin anlarından biri, Srebrenica çevresinde ve özellikle Cerska’da yaşanmıştır. Sayıca ve donanım açısından üstün güçlere karşı verilen uzun süreli direniş, sadece askerî bir başarı değil; aynı zamanda insan iradesinin sınırlarını zorlayan bir destandır.
Bu direniş, karşı cephede dahi hayranlık uyandırmış; bir düşman subayı tarafından “aşılamaz beton” olarak tanımlanmıştır. Bu ifade, Bosna askerinin sadece silahıyla değil, ruhuyla savaştığını açıkça ortaya koymaktadır.
Öte yandan Krajina bölgesinde verilen mücadele, çok daha karmaşık bir tabloyu yansıtır. Hem dış tehditler hem de iç siyasi kırılmalar ihanetler arasında sürdürülen bu savaşta, Fikret Abdić’in oluşturduğu ihanet ayrışma gibi zorluklara rağmen birlik korunmuş ve direniş devam etmiştir.
Bu süreçte nice liderlerin rolü hayati olmuştur. Onların askerî dehası, disiplini ve karizması, sadece savaşın seyrini değil; aynı zamanda askerlerin moralini ve inancını da şekillendirmiştir.
Bir Ordudan Fazlası: Devletin Teminatı
Agan Elkasović’in de vurguladığı gibi, Bosna-Hersek Cumhuriyeti Ordusu’nun kurulmamış olması hâlinde, bugün Bosna-Hersek’in varlığından söz etmek neredeyse imkânsız olurdu. Bu ordu, sadece sınırları koruyan bir güç değil; devletin bizzat varlık sebebi ve teminatı olmuştur.
Bu yönüyle Bosna ordusu, modern tarihte nadir görülen bir örnektir: Devleti kuran ve aynı anda onu savunan bir güç.
Bugünün Perspektifi: Kazanılan Barışın Sorumluluğu
Bugün Bosna-Hersek’te silahlar susmuş olabilir; ancak mücadele sona ermiş değildir. Artık savaş cephede değil; siyaset, ekonomi, eğitim ve toplumsal birlik alanlarında verilmektedir.
Günümüz Bosna-Hersek’i, savaşın yaralarını büyük ölçüde sarmış olsa da hâlâ önemli sınamalarla karşı karşıyadır. Kurumsal yapıların güçlendirilmesi, adalet duygusunun pekiştirilmesi, genç nesillerin ülkelerine bağlılıklarının artırılması ve çok etnili yapının korunması, bu mücadelenin yeni cepheleridir.
Bu noktada en büyük sorumluluk gençlere düşmektedir. Çünkü bugünün gençliği, dünün fedakârlıkları üzerine inşa edilmiş bir geleceğin mirasçısıdır. Onlardan beklenen, sadece geçmişi hatırlamak değil; o geçmişin anlamını doğru okuyarak geleceği daha sağlam temeller üzerine kurmaktır.
Hafıza ve Kimlik: Unutmamak, Unutturmamak
15 Nisan gibi tarihlerin en büyük anlamı, hafızayı canlı tutmalarıdır. Çünkü hafıza, bir milletin kimliğinin temelidir. Unutulan her değer, zayıflayan her bilinç, geleceği de riske atar.
Bu nedenle, Bosna-Hersek Cumhuriyeti Ordusu’nun kuruluşu sadece anılacak bir tarih değil; her yıl yeniden idrak edilmesi gereken bir bilinçtir. Bu bilinç, geçmişin fedakârlıklarını anlamak ve o fedakârlıklara layık bir gelecek inşa etmek demektir.
Sözün özü: Dünle Bugün Arasında Bir Köprü
15 Nisan, dün verilen mücadelenin bugüne bıraktığı en büyük mirastır. Bu miras, sadece bir zafer hikâyesi değil; aynı zamanda bir sorumluluk çağrısıdır.
Bosna vardı, bugün var ve yarın da var olacaktır. Ancak bu varlık, kendiliğinden değil; bilinçli, kararlı ve sorumluluk sahibi nesiller sayesinde sürdürülebilir.
Bu yüzden Bosna-Hersek Cumhuriyeti Ordusu’nun kuruluşu, sadece geçmişin bir hatırası olarak değil; bugünün rehberi ve geleceğin teminatı olarak görülmelidir. Çünkü o gün kurulan ordu, aslında bir milletin kaderine sahip çıkma iradesinin adıdır. Ve o irade, yaşadığı sürece Bosna da yaşamaya devam edecektir.
Selam ve dua ile…
İstanbul/ Nisan 2026
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Şingin’de Hayatını Kaybeden İki Kosovalı Genç Son Yolculuklarına Bugün Uğurlanacak
Bugünkü Akaryakıt Fiyatları Açıklandı
AB–Batı Balkanlar Zirvesi Bugün Tivat’ta Başlıyor