Bosnalı akademisyen Hamza Preljević, Sırbistan’daki siyasi değişimin iki ülke ilişkilerinde yeni bir fırsat oluşturabileceğini belirterek Bosna-Hersek ile Sırbistan arasında “Normalleşme Forumu” kurulmasını önerdi. Preljević, geçmişin unutulmadan somut adımlar ve karşılıklı güven temelinde yeni bir diyalog sürecinin başlatılması gerektiğini vurguladı.
Bosna-Hersek ile Sırbistan arasındaki ilişkilerin geleceği, Sırbistan’da 25 Ekim’de gerçekleştirilen erken genel seçimlerin ardından yeniden gündeme geldi. Uluslararası Saraybosna Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi ve Balkan Araştırmaları Merkezi eski direktörü Doç. Dr. Hamza Preljević, yayımladığı değerlendirme yazısında iki ülke arasında ilişkilerin normalleştirilmesi için yeni bir diplomatik mekanizma kurulmasını önerdi.
Preljević, 31 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan “Sözler yeterli değil: Bosna-Hersek ve Sırbistan’ın Normalleşme Forumu’na ihtiyacı var mı?” başlıklı makalesinde, Sırbistan’daki seçim sonuçlarının bölgesel ilişkiler açısından yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini ifade etti.
Sırbistan’daki seçimler yeni bir fırsat olabilir
Sırbistan’da 25 Ekim’de yapılan erken genel seçimlerde Öğrenci Listesi’nin ön sonuçlara göre yüzde 53 oy alarak birinci olduğunu belirten Preljević, 14 yıldır ülke siyasetinde belirleyici konumda bulunan Aleksandar Vučić’in siyasi listesinin seçimleri kaybetmesini önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.
Bu gelişmenin 5 Ekim 2000’de Slobodan Milošević yönetiminin sona ermesiyle karşılaştırıldığını hatırlatan Preljević, geçmişte yaşanan siyasi dönüşümlerin komşu ülkelerle ilişkilerde kalıcı değişikliklere dönüşemediğine dikkat çekti.
Bu nedenle seçim sonuçlarının şimdiden tarihî bir dönüm noktası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Preljević, yeni yönetimin söylemlerinin somut politikalarla desteklenmesinin önemini vurguladı.
Bosna-Hersek’in gelişmeleri ne aşırı iyimserlikle ne de peşin bir güvensizlikle karşılaması gerektiğini ifade eden Preljević, Belgrad’ın yeni bir siyasi sayfa açması durumunda Saraybosna’nın iş birliğine hazır olması, ancak kendi devlet çıkarlarını da açık biçimde ortaya koyması gerektiğini kaydetti.
Vučić döneminde söylem ve uygulama arasındaki çelişki
Makalesinde Aleksandar Vučić’in Bosna-Hersek politikasını eleştirel bir perspektifle değerlendiren Preljević, Sırbistan’ın bölgesel uzlaşma ve istikrar söylemine rağmen uygulamada farklı mesajlar verdiğini savundu.
Vučić’in iyi komşuluk ilişkileri ve bölgesel iş birliğini sık sık dile getirdiğini, ancak Bosna-Hersek’teki siyasi krizlerin derinleştiği dönemlerde Bosnalı Sırp yönetimine verdiği desteğin Saraybosna’daki güven sorunlarını artırdığını belirtti.
Sırbistan ve Bosna-Hersek’in Sırp entitesi Republika Srpska’ya bağlı polis güçlerinin ortak tatbikatları, 9 Ocak kutlamalarına Sırp yetkililerin katılımı ve Milorad Dodik’e verilen siyasi desteğin iki ülke arasındaki ilişkileri olumsuz etkilediğini ifade etti.
Preljević ayrıca Vučić’in 20 Temmuz 1995’te Sırbistan Parlamentosunda yaptığı ve bir Sırp’ın öldürülmesine karşılık 100 Müslümanın öldürülmesi gerektiğini dile getirdiği açıklamasını hatırlatarak, bu siyasi geçmişin bölgesel uzlaşma tartışmalarında göz ardı edilemeyeceğini belirtti.
Yazar, Sırp ordusunun eski komutanı ve Srebrenitsa soykırımı başta olmak üzere savaş suçlarından kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunan Ratko Mladić’in 7 Eylül 2026’da Belgrad’da askerî törenle defnedilmesini de Sırbistan’ın geçmişle yüzleşme konusundaki sorunlarının bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Normalleşme geçmişi unutmak anlamına gelmiyor
Preljević’e göre Bosna-Hersek’in Sırbistan’a yönelik temel mesajı açık olmalı: Demokratik, istikrarlı ve kurumları işleyen bir Sırbistan ile karşılıklı saygı temelinde ilişkiler geliştirmek.
Ancak bunun geçmişin unutulması anlamına gelmediğini vurgulayan yazar, Srebrenitsa soykırımı, Saraybosna kuşatması ve diğer savaş suçlarının yalnızca uzlaşma açıklamalarıyla aşılamayacağını ifade etti.
Normalleşmenin öncelikle savaş mağdurlarına saygı gösterilmesini, uluslararası mahkemelerin ortaya koyduğu gerçeklerin kabul edilmesini ve Bosna-Hersek’in egemenliği ile toprak bütünlüğüne saygı duyulmasını gerektirdiğini belirtti.
Almanya ile Fransa arasındaki tarihî düşmanlığa rağmen iki ülkenin zaman içerisinde güçlü bir iş birliği modeli geliştirdiğini hatırlatan Preljević, Belgrad ile Saraybosna arasındaki ilişkilerde de güvenin sözlerle değil, siyasi adımlarla inşa edilebileceğini kaydetti.
Sınır sorunları, savaş suçları ve Sandžak iş birliği
Makalenin önemli başlıklarından birini iki ülke arasındaki çözüm bekleyen meseleler oluşturdu.
Preljević, resmî diplomatik kanalların önemini vurgulayarak normalleşme sürecinde öncelikle şu konuların ele alınmasını önerdi:
-
Devlet sınırının belirlenmesi ve sınır anlaşmazlıklarının çözümü.
-
Kayıp kişilerin akıbetinin açıklığa kavuşturulması.
-
Savaş suçlarının araştırılması ve faillerin yargılanması.
-
Ticaret, ulaşım, altyapı ve enerji alanlarında iş birliği.
-
İki ülke vatandaşlarının hakları ve karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesi.
-
Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesi.
Preljević, özellikle Sandžak bölgesinin iki ülke arasındaki toplumsal, kültürel ve akademik ilişkilerin geliştirilmesi bakımından önemli bir fırsat sunduğuna dikkat çekti.
Bu çerçevede Bosna-Hersek’in Sırbistan’a üniversiteler, kültür kurumları ve yerel yönetimler arasında özel bir iş birliği programı önermesini gündeme getirdi.
Akademik değişim programları, öğrenci bursları, kültürel mirasın korunması ve yerel kalkınma projelerinin bu iş birliğinin temel başlıkları olabileceğini belirten yazar, Avrupa Birliği’nin sınır ötesi iş birliği fonlarından da yararlanılabileceğini ifade etti.
Bosna-Hersek-Sırbistan Normalleşme Forumu önerisi
Makalenin temel önerisi
Preljević’in yazısında öne çıkan en önemli öneri ise Bosna-Hersek ile Sırbistan arasında sürekli faaliyet gösterecek bir “Bosna-Hersek-Sırbistan İlişkileri Normalleşme Forumu” kurulması oldu.
Yazar, resmî diplomatik görüşmelerin tek başına yeterli olmayabileceğini belirterek uluslararası ilişkiler literatüründe “Track 1.5 Diplomasi” olarak adlandırılan yöntemin devreye sokulmasını önerdi.
Bu modelin, resmî devlet temsilcileri ile akademisyenleri, eski diplomatları, güvenlik uzmanlarını, ekonomistleri, iş dünyasını ve sivil toplum temsilcilerini aynı diyalog zeminde buluşturması öngörülüyor.
Önerilen forumun üç temel çalışma alanı bulunuyor:
-
Savaşın mirası ve çözülmemiş meseleler: Savaş suçları, kayıp kişiler, tarihî hafıza ve geçmişle yüzleşme.
-
Ekonomik ve sınır ötesi iş birliği: Ticaret, enerji, altyapı, üniversiteler ve yerel kalkınma.
-
Güvenlik ve Avrupa bütünleşmesi: Bölgesel istikrar, güvenlik politikaları ve Avrupa Birliği süreci.
Forumun temel görevinin, ilgili alanlarda somut öneriler hazırlayarak bunları iki ülkenin yetkili kurumlarına sunmak olması gerektiğini belirten Preljević, hazırlanan tavsiyelerin bağlayıcı olmayacağını ancak resmî karar alma süreçlerine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Ayrıca kurumların bu önerilerden hangilerini hayata geçirdiğinin ve hangi konularda engellerle karşılaşıldığının takip edilmesini önerdi.
Belgrad ile Saraybosna arasında doğrudan diyalog vurgusu
Preljević, Bosna-Hersek ile Sırbistan arasındaki ilişkilerin yalnızca Belgrad ile Banja Luka arasındaki temaslar üzerinden yürütülmemesi gerektiğini de vurguladı.
Sırbistan ile Republika Srpska arasındaki yakın ilişkilerin devam edebileceğini belirten yazar, bu ilişkilerin Bosna-Hersek’in egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve devlet kurumlarının işleyişine zarar vermemesi gerektiğini kaydetti.
Bosna-Hersek’in dış politikasının anayasal yetkiler ve devlet çıkarları temelinde bütüncül biçimde yürütülmesinin önemine dikkat çekti.
Makalesinin sonunda ise diplomatik forumların ve akademik girişimlerin tek başına yeterli olmayacağını belirten Preljević, normalleşmenin gerçekleşebilmesi için Sırbistan’ın komşularına, özellikle de Bosna-Hersek’in egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik yaklaşımında somut bir değişiklik göstermesi gerektiğini ifade etti.
Yazara göre diplomasi yeni diyalog kanalları açabilir, çözüm önerileri geliştirebilir ve siyasi uzlaşma için uygun zemin hazırlayabilir. Ancak gerçek bir normalleşme, ancak siyasi iradenin bu önerileri hayata geçirmesiyle mümkün olabilir.
(Mufassal haber: M.Tevfik Yücesoy)
Kaynak: Hamza Preljević, 31 Ekim 2026, “Riječi nisu dovoljne: Treba li BiH i Srbiji Forum za normalizaciju odnosa?”