- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Bulgaristan'da Türkçe Eğitime Teşvik Etmeliyiz- Nesrin Sipahi
Bulgaristan'da Türkçe Eğitime Teşvik Etmeliyiz- Nesrin Sipahi
0 dk
Türk Dünyasının önemli şahsiyeti İsmail Gaspıralı Kırımda doğmasına rağmen sadece Kırım Türklerinin değil, tüm Türk dünyasının da düşünce insanıdır.Türk Dünyasına tesirleri üzerinde sıkça durulmuş ancak Bulgaristan Türklerine etkisi yeterince incelenmemiştir.
Asırlardır yaşadıkları topraklardan topluca göçe zorlanan bir halkın dramıdır Kırım ve Bulgaristan Türkleri.
Balkanlarda en yoğun Türk nüfusu olan ülke Bulgaristan'dır. Bunun nedeni doğrudan doğruya deportasyon,Osmanlı fütuhatı olan sürgünler ve 1853 Kırım savaşından sonra kurtulduk diye sevinen kırım Türklerinin sonraki katliamdan kaçmak için kendilerini Bulgaristan topraklarına atmalarıdır.
Kazakistan'dan Abaza ve Çerkezlerin de gelmesiyle Bulgaristan'da kalabalık bir Türk nüfusu oluşur.
XVI yy ortalarına ait tahrir defterlerinde Bulgaristan topraklarında Türk-Müslüman nüfusu Hıristiyanlardan çok daha fazladır. Bu nedenle 1877-78 Rus-Osmanlı savaşı, panslavistler için bir ırklar arası yok etme savaşı olarak planlanmış ve tatbik edilmiştir.
Çok kanlı geçen bu savaşta yüzbinlerce masum Türk- Müslümanlar öldürülmüş, canlarını koruyanlar ise bu kez ters istikamete Anadolu'ya göçe zorlanmıştır.
Her şeye rağmen Rus generaller Bulgaristan'ı Türk ve Müslümanlardan temizleyememişlerdir. Demografik bilgilere göre 1900 yılında 531.084 Türk,18.884 Kırım Tatar Türkü, günümüzde ise kesin olmayan sonuçlara göre tahmini 800,000 civarında Müslüman yaşamaktadır.
Gaspıralı, Türk dünyasının bir parçasını teşkil etmeleri ve Kırım-Tatar Türklerinin de olması sebebiyle Bulgaristan'la yakından ilgilenir. Ancak faaliyetleri konusunda elimizdeki bilgiler sınırlıdır T.C.Başbakanlık Osmanlı Arşivinde her hangi bir belgeye rastlanmamaktadır. Tek kaynak dönemin Bulgaristan Türk basınında yer alan haberlerdir. Gaspıralı Bulgaristan Türklerine ilgisini 1883 te yayınladığı "Tercüman" gazetesi vasıtasıyla gösterir.
Bulgaristan Türklerinin düzensizliğini, geri kaldıklarını, eğitimsizliklerini ve cahilliklerini dile getirir. 1905'te Yahudi ve Ermenilerin okuma yazma oranı % 54, Bulgar ve Rumların %32 iken Türklerin % 4 tür. Savaş sonrası siyasi ve sosyal bir birlik düşünceleri yoktur, kendi haklarını savunacak donanımları da yoktur.
1906 yılında Gaspıralı Rusçuk kasabasına gelir,"cemiyeti hayriyeyi" ziyaret eder ve hatta bağışta bulunur. Bulgaristan Türklerinin tek kurtuluşunun eğitim olduğunu fark eder ve halkı bu anlamda yönlendirir.
Aynı yılda Türk basınında Türk-Tatar anlaşmazlıklarını içeren yazılar yayınlanır ve Gaspıralı Tuna gazetesine her iki tarafa ihtar başlıklı yazı yazar.
Muhabbet ve birliğin gayretten doğacağını, şiveler farklı olsa da din ve mezheplerinin bir olduğunu bildirir.
Yazısında, neden naçalnik veya ministır olmak istemediklerini sorar.
Gaspıralı'nın Bulgaristan Türklerine faaliyetleri, uzlaştırıcı tutumu, eğitim tecrübesi Türkler üzerinde olumlu etkisi zamanla fark edilir.
Dönemin siyasi ve kültürel yapısı, hayat tecrübesi, BG Türkleri arasında yüksek bir milli şuur uyandırır. Gaspıralı'nın izinden giden birçok milli şairimiz vardır. Örneğin, Recep Küpçü milli şairimiz faili meçhul bir cinayete kurban olmuştur.
Hz.Mevlananın sözlerinden hareketle;
"Dün geçti, yarın belli değil", Bulgaristan Türklerinin bugünü önemlidir.
Bugün Gaspıralı'nın "bizi ayakta tutan dilimiz ve dinimizdir " sözleri Bulgaristan'da yaşayan Türklere uzaktır.
İsmail Gaspıralı'nın düşüncesini ifade ettiği dönemde bir Türk dünyasından bahsetmek, Türk dünyasının bugünüyle karşılaştırıldığında, geçmiş tarihteki Türk dünyası bugüne göre çok daha anlam ifade etmektedir. Araya giren uzunca bir zaman, Türk dünyasını kendi var olan zemini üzerinde güçlendirmek yerine tam aksi bir yönde gelişmelere sahne olmaktadır. Bu özellikle BG Türkleri için geçerlidir.
Gaspıralı'nın, Türk dünyasında başlattığı cedit, yenilik harekatını BG Türkleri için başlatmalıyız.
Geçmişte adeta Türkçe nefes almak bile yasak olan Bulgaristan'da, bugün yasak değil ve eğitim müfredatında Türkçe "seçmeli" ders olarak yer almasına rağmen, ailelerden talep olmadığı için okunmamaktadır.
Yaptığım araştırmalarda, halk hala totaliter rejimin baskı hissini duymaktadır ve dilekçe vermeye korkmaktadır.
Bu anlamda halkı destekleyecek bir siyasi parti de yoktur. Oysa Bulgaristan 1 Ocak 2007 den bugüne Avrupa Birliği üyesidir ve en doğal insan hakkı olan ana dilde eğitim hakkı olmalıdır. Halkı bu anlamda aydınlatmalıyız, komünizmin narkozundan ayılmaları gerekmektedir. Bunu yaparken de Gaspıralı'yı örnek almalıyız. Gaspıralı bu fikirlerini gerçekleştirirken, Ruslarla da iyi ilişkiler kurmuştur. Biz de Bulgarlarla iyi ilişkiler kurmalıyız, ırkçı söylemlerden uzak, hoşgörü ve denge politikasıyla hareket etmeliyiz. Gaspıralı'nın fikirlerini Bulgaristan Türklerine yeniden empoze etmeliyiz. Türkçe eğitime teşvik etmeliyiz ve acele etmeliyiz, ömrümün buna yetmesini istiyorum.
Doğu-Batı Türkleri olarak değerlendirdiğimde, Balkan Türkleri bugün daha şanslı, doğudaki Türkler ölüyor, Bulgaristan'da bugün Türkler ölmüyor fakat dilimiz ölmeye mahkum ediliyor.
Zira, büyük bir milleti yok etmek önce dilini yok etmekle başlar. Türk milleti büyük bir millettir.
Gaspıralı'nın fikirlerine paralel olan büyük önderimiz Atatürk'ün sözleriyle yazımı tamamlayacağım.
"Bir milletin en belirgin niteliklerinden biri dilidir.
Türk milletindenim diyen insan, kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan, Türk kültürüne bağlılığı iddia ederse, buna inanmak doğru olmaz.
Biz Bulgar Türkü değil, Bulgaristan Türkü'yüz. Bulgaristan'da" Türk" doğduk ve " Türk" kalmalıyız.. Ana dilimizi okumalıyız.
Nesrin Osmanova İspova/Nesrin Sipahi Kıratlı/Eğitimci
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor