- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Buna da İzin Verme Dostum!
Buna da İzin Verme Dostum!
0 dk
"Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol" atasözüyle kıyaslayacak ve bir değerlendirme yapacak olursak bu gün Kosova'da tam dersi bir durum var "Ya olduğu gibi gösterilmiyor ya da gösterildiği gibi olmuyor". Balkanlarda yaşanan gelişmeler, devam eden sorunlar, birbirinden ayrılan ve bağımsızlığını ilan eden ülkeler beraberinde yeni düzenleme ve mücadeleleri ortaya çıkardı. Bunun içerisinde ayrıca azınlık olan topluluklar varlıklarını sürdürebilme, haklarının savunmada mücadelelerini sürdürmekteler. Bir takım endişe ve çaresiz bekleyişler sokaktaki çocuğun yüzüne yansımış ve herkesin dilinde dolanan, her ortamda yapılan sohbetlere indirgenmiştir. İşsizlik ve oluşturulan adaletsizlik rekabet ortamından sonra her vatandaş analizcilik yaparak siyasete soyunmuş durumda. İnsanoğlu böyle bir coğrafya ve böyle bir ortamda bazı olaylara pozitif bakabiliyorsa bunu bir mucize olarak değerlendirmek lazım. Neyin mücadelesini, kim için, ne için verdiğini düşünmeden edemiyorsun, ortaya çıkan sonuçlardan sonra buna şaşırıyorsun. İnsanın karnı aç, cebi boş, düşünceleri çıkmazda ise kahraman olamıyor. Bazı arkadaşlar aralarında yaptıkları sohbetlerde ideallerini anlatırken kendini bir kahraman gibi görüyor, o anı yaşıyor. Bütün bu heves, bütün bu düşünce evde öğlen yemeğinde sofraya oturana kadar sürüyor. "Aç tavuk kendini ambarda görür" misali. Annemle kahvaltı sohbetlerinde durum değerlendirmesi yapıyoruz, yaşanan gelişmeleri ve Kosova'da Türklerin durumunu tartışıyoruz. Anneme verdiğim örneklerle, gelişmelere pozitif bakışımla açıklamaya çalışıyorum. Çok iyi dinleyicidir, ama çok beklenmedik sorularla da beni sıkıştırmaya çalışır. Yine bir gün böyle bir sohbet esnasında kimsenin karamsar olmaması gerektiğini söylüyorum. Hükümete koalisyondayız, her alanda aktif temsilcilerimiz var, Türkiye'den sonsuz destek durmadan devam ediyor, kültür faaliyetleri devam ediyor... Bu sözlerimin peşinden yüzüme baktı, senin söylediğin gibi değil dedi. İçinde birikmiş söylemek istedikleri, haykırmaya çalıştıkları, gördüğü haksızlıkları birinin yüzüne vurabilme hırsı. Ama beni kırmamak için gayet sakin ve hafif gülümser bir tavırla. Senin söylediğin gibi değil, bir bakıma pozitif yaklaşımla karamsar olmadığını gösteriyorsun, ancak sen her zaman doğruları savunan ve söyleyensin, bu sefer öyle olmadı dedi. Çayımı yudumladım ve yüzüne baktım, önce ne demek istediğini anlamadım. Kosova'da Türk olarak biz sayısı çok fazla olan bir topluluk olmasak bile, çok güçlü ve birbirimize çok bağlı bir topluluğuz. Biz her Türk olarak bayrağını, istiklal marşını, Türkçesini ve Türkiye'yi seven insanlarız. Birbirimize saygı duyar, Türklük adına yapılan her şeyi destekleriz. Türkçe yaşasın diye kahvaltılık paramızla gazete aldık, konserlere fazla fazla bilet adlık, mahallemizde, kasabada, iş yerinde, okulda kimliğimizi korumak için savaştık. Her yönetim, her çoğunluk bize bir takım baskılar yaptı, fabrikalarda hak etmediğimiz yaklaşımlara maruz kaldık. Kimi zaman kimliğimizi değiştirme çabaları yapıldı, bizi bize düşman etmeye çalıştılar. Benim ninem, annem ne konuştuysa, nasıl konuştuysa bizde öyle konuştuk, size Türkçeyi öyle öğrettik. Eskiden eksiklerimiz çoktu, temsilcilerimiz, temsil haklarımız şimdiye nazaran daha azdı. Eskiden sohbet ve tartışma programları oluşturma, teknoloji olanaklarımız çok kısıtlıydı. Şimdi öyle değil, her şey var, haklarımız daha fazla, ama yine Türklük adına benim görebileceğim net bir şey yok. Durakladım ve anneme "neden böyle düşünüyorsun" dedim. Sana bir takım sorular sorup sonra karşılaştırma yapacağım dedi.
Kosova'da devlet kurumlarında her yerde temsilcimiz var mı? Kosova devletinde koalisyonda yer alıp hükümete söz sahibi miyiz? Hiç olmadığı kadar çalışan, okuyan, görev yapan Türk bu gün Kosova'da var mı? Kosova'ya Türkiye'den bir ayda beş bakan geldi mi, Ramazan ayında Prizren'i ziyaret ettiler mi? Prizren'de Türkler için merkezler, vakıflar, dernekler kuruluyor mu? Bizim temsilciler sorunlarımızı duyurabilmek için Kosova'dan çok Türkiye'de görüşmelerde bulunuyorlar mı? Türkiye'de üniversite bitirmiş kaliteli gençlerimizin sayısı artıyor mu? Sorularını peş peşe sorunca dikkatlice yüzüme baktı. E dedim, var tabi, doğrudur tabi. Peki, bunlar varsa Yeni Dönem televizyonu kapandı iki hafta aramızda konuştuk olay unutuldu gitti, Yeni Dönem radyosu ve gazetesi kapatıldı yine iki hafta bağırdık, çağırdık duyan olmadı, Türklerin onarımını yaptırdığı okullarda Türk öğretmenlere saygısızlık yapıldı kimse bunun üzerine bir laf konuşmadı, Türklerin yol ve su onarımı yaptığı köylerde Türk bayrağına saldırıldı, olay geçiştirildi, koskoca Türkiye askeriyesi bünyesinde Mehmetçik fm radyosu bütün imkanlar varken nasıl kapatılır, bunu da iki haftada unuturdular, şimdi sıra geldi Prizren Radyosu'na, bunun yankıları galiba iki hafta bile sürmeyecek. Yüz bin eurolar üzerinde projeler desteklenirken bir medya kuruluşunu ayakta tutmak çok mu zordu, bunu bizler kaldıramadık mı. Ben yemek yaparken Türkçe şarkılar, haberler ve reklamları nerden dinleyeceğim. Bir şeyler yapın, buna izin vermeyin diye söylendi durdu. Ben onun hatırına ancak bu yazıyı sizlerle paylaşabildim. Başka ne yapabilirim ki?
Ferdi Kovaç
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor