18 Mart PrizrenÇANAKKALE ZAFERİ ve ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜPrizren Kültürevi salonu saat 15 .00Anma töreni , protokol ve misafirleri selamlamaktan sonra güne uygun konuşmalarıyla , sinevizonuyla , oratoryosuyla , türküleriyle , anam töreni hazırlıklarında emeği geçen bireylere plakeler sunulduktan sonra toplu fotograf çekimiyle sona eriyor.Bura topraklarda şehitlerimize saygı duruşunda bulunmaktan gururluyuz.Tören bitiminde bir siyasetçimizle sunulan program hakında konuşuyoruz. Tebrikler alıyor teşekkür ediyoruz.Karşımızdaki , Raif diyor yeter ya çocuklarımızı sahnede vurdurmayın , yaralamayın, öldürmeyin.Şaşkın şaşkın bakıyorum siyasetçinin yüzüne , oratoryo şehitleri canlandırmak ,Kutsalığı ortaya koymak amaçlı bir tiyatro türüdür. Çocuklarımız sapasağlam , röl gereği Çanakkale savaşını canlandırırken vuruldular , şehit oldular , kendi küllerinden yine doğdular ve kaldıkları yerden ÇANAKKALE GEÇİLMEZ diye haykırdılar.Siyaçetçimiz devam ediyor : Anladım da ama ana yüreği işte bakamadım , şahsi ben çocuğumu şehit olarak göremem , içim sızlar yüreğim dayanamaz.Ben çocuğumu nasıl doğurdum nasıl büyütüm anca ben bilirim ondandır dayanamam şehit veremem.Boğazım düğümleniyor , tiyatro tekniğini uyguluyorum , bol bol nefes alıyorum , oksijen beynime doldukça doluyor bakarken siyasetçinin gözlerinin içine , ağzımdan ustat şairin dörtlüğü dökülüveriyor :BEN YANMAZSAM SEN YANMAZSANNASIL ÇIKAR KARANLIKLAR ORTAMLIĞAHAVA KURŞUN GİBİ AĞIRBAĞIR BAĞIR BAĞIRIYORUMKOŞUN KURŞUN ERİTMEYE ( Siyasetçi koltuğuna değil )KURŞUN ERİTMEYE ÇAĞIRIYORUM.Cevabi beklemeden sırtımı çeviriyor gidiyorum çocukların yanına HELAL OLSUN diyerek ATAÇOCUKLARIMIZI anlından öpüyorum., İyi ki varsınız diyorum.Yoğun bir çalışma sonrası hazırlanan törenin başarısı yorgunluğumuzu alırken çay yudumluyoruz çay bahçesinde .Rahatlama çalışsam bile rahatlamıyorum Allah allah diyorum , ne demek istedi siyasetçimiz , olamaz diyorum ana yüreği törende duygulanmış , duygularını bastıramamış ki ben çocuğumu şehit olsun diye doğurmadım demiştir.Son dönem siyasetini önümde canlandırıyorum , kendi kendime de soru sormadan edemiyorum. Niye ben benim milletim azınlık - minoritete , AZ ( MİN ) keliemsinden nefret ederim ben MİN işte MİNUMUM .Peki niye biz kırk yıl sonra geriye gidip MİN olduk . 40 yıldır biz yanlızca öldük mü ? hiç doğmadık mı ? yoksa göç mü etik bu topraklardan ? Olabilir diyorum , hepisi olabilir resmi evrak yada bilgileri bilmiyorum ki , düşünüyorum sadece.Kosovada bizim benim miletimden şehitleri niye anmıyoruz , niye özel bir günde toplanıp huzurlaında saygıyla eğilmiyoruz soruyorum kendi kendime. Yoksa benim milletimden , benden Kosova için şehit olan yok mu ? Var herhalde var diyorum sen bilmiyorsundur , olmaz olur mu .Yoksa liderlerimiz bura topraklar için , bu vatan için kan dökmeyin , kazanan kazansın biz nasıl olsa iki tarafla da varız mantığını , siyasetini mi yürütüler acaba.Yok ya olamaz diyorum kendi kendime , yine de rahatlayamıyorum nedense.Rahatlayamıyorum , çünkü ben benim vatanımda MİN-im AZ-ımMİN AZ olmamın sebebi siyatçimizin dediğiBİZ ÇOCUKLARIMIZI BU VATAN İÇİN ŞEHİT OLSUNLAR diye doğurmadık olabilir mi ?Yok ya OLAMAZ OLAMAZ OLAMAZ diyerek kendimi kandırıyorum hisini bir türlü atamıyorum içimden nedense.Benim vekilim bendendir kanını da canını da benimle beraber verir Türkçeme , Türklüğümüze. Vatanım için şehit olmayı kabulenmiş vekil benim - bizim vekilimizdir.Budur işte bu doğrudur böyle olması gerek ve böyledir diye mırıldanıyorum kendi kendime benimle - bizimle vatan uğruna ölmeye hazır olmayan siyasetçi vekilimiz olamaz benim-bizim miletimizin vekili hiç olamaz diyorum , Çanakkalede asker çocuğuna Hatice ananın mektubunu okumaya devam ederken "Sen İSMAİL'sin ......... "Rahatladım gibime geliyor ama kabulenemedim bir türlü bu topraklarda MİN olmamı . Raif BUŞ18 MART 2012