- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Coronavirus ve Psikolojik Etkileri
Coronavirus ve Psikolojik Etkileri
0 dk
2019 yılının son günlerinde Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede ülkemiz Kosova da dahil olmak üzere, birçok ülkeyi etkisi altında alan Coronavirus (COVİD-19) , Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel salgın (Pandemi) olarak ilan edilmiştir. Akabinde uzmanlar, bu virüse karşı alınabilecek tedbirleri birçok platform üzerinden yayınlamış ve alınan tedbirlerin, virüsün yayılmasını engellemek açısından hayati önem taşıdığını vurgulamışlardır.
İnsan, biyo-psiko-sosyal bir varlıktır. Hem biyolojik, hem psikolojik hem de sosyal açıdan sağlıklı olmak, insan mutluluğunun temelini oluşturmaktadır. Sürekli, Coronavirus’ün (COVİD-19) fizyolojik etkileri üzerine konuşulsa da, virüsün doğrudan veya dolaylı yoldan sebep olabileceği psikolojik problemlerin de göz ardı edilmemesi gerekmektedir.
Coronavirus’ün yol açabileceği psikolojik problemlerin başında Anksiyete (Kaygı Bozukluğu) gelmektedir. Bu süreçte yaşanan belirsizlik durumu (Ne kadar sürecek?, İlaç/Aşı bulunabilecek mi? v.s), endişeler (Bana da bulaşır mı? Bulaşırsa ne yapacağım? v.s), panik, stres gibi olumsuz duygular, kaygı düzeyini arttırabilir.
Coronavirus sebebiyle oluşabilecek bir diğer psikolojik problem de depresyondur. Bireyin kendini sosyal çevresinden izole ederek eve kapatması ve yapmaktan zevk aldığı işlerden mahrum kalması sonucunda depresif ruh hali ortaya çıkabilmektedir. Depresyonun bir diğer tetikleyici unsuru da ‘’monotonluk’’ tur.
Bireyin, virüsün bulaşmasını engellemek adına tedbir kapsamında yapması gereken dezenfekte işlemlerini kontrolsüz ve sürekli yapar hale gelmesi durumu uzun vadede, halk arasında ‘’takıntı’’ olarak bilinen Obsesif-Kompülsif Bozukluk (OKB) probleminin ortaya çıkmasına yol açabilir.
Yukarıda saydığım bazı psikolojik problemlerin tanı alması için, belirtilerinin en az altı ay süreyle baş göstermesi gerekir. Dolayısıyla, içinde bulunduğumuz durumda hissedilen olumsuz duygular veya ortaya çıkan belirtiler bireyin kaygı bozukluğu, depresyon veya OKB ile karşı karşıya olduğu anlamına GELMEMEKTEDİR. Bu zorlu süreçte bireyin bu tür olumsuz duygular hissetmesi, son derece insani bir durumdur.
Peki ne yapabiliriz?
• Bireyin ilk olarak, bu durumun küresel bir sorun teşkil ettiğinin, içinde bulunulan durum göz önüne alındığında bu duyguları hissetmenin normal olduğunun ve bu süreçte yalnız olmadığının bilincinde olması gerekmektedir. Birey, uzmanların tavsiyelerine uyarak, paniğe kapılmadan, sakin ve bilinçli bir şekilde gerekli önlemleri almalıdır.
• Bireyin bu sosyal izolasyon dönemini monoton veya eğlenceli bir şekilde geçirmesi, yine kendi elindedir. Sürekli aynı eşyalarla ve aynı uğraşlarla vakit geçilen bir sosyal izolasyon dönemi, bir süre sonra dayanılmaz hale gelecek ve bireyin psikolojisini olumsuz etkilemeye fırsat yaratacaktır. Bu yüzden bireyin, içerisindeki merak duygusunu gün yüzüne çıkartarak yeni uğraşlar edinmesi gerekmektedir.
• Bu kapsamda, monotonluğu aşmak adına ‘’günlük plan’’ oluşturulması tavsiye edilmektedir. Oluşturulan bu günlük planların içerisinde kafa dinlendirici, eğlendirici ve öğretici etkinliklerin senkronize bir şekilde yer alması büyük önem taşımaktadır.
• Alışılagelmiş sosyalleşmenin dışında da ‘’bir nevi’’ sosyalleşme sayılabilecek bazı etkinlikler yapılabilir. Birey, koşturmacalardan dolayı uzun zamandır konuşamadığı bir arkadaşını arayabilir, grup halinde görüntülü olarak konuşabilir, online oyunlar oynayabilir. Tabii bu durumda ortaya çıkabilecek teknoloji bağımlılığı sorunlarını da dikkate alarak, telefon ve sosyal mecralarda geçirilecek zamanı kontrol altında tutması gerekmektedir.
Çocuklu ailelerde;
• Çocukların algı mekanizmalarının yetişkinlerden farklı çalıştığını da göz önünde bulundurarak, çocukların bulundukları ortamlarda salgın konusunda çok fazla konuşulmaması gerekmektedir. Çocuklar ‘’ölüm’’, ‘’virüs’’, ‘’yoğum bakım’’ gibi kelimelerin anlamlarını bilemeyebilir ve aile bireylerinden bilgi almak isteyebilirler. Bu durumda ailelerin yapacakları açıklamalarda da çok dikkatli olmaları ve çocukların bu durumu ‘’trajedi’’ olarak algılamamalarını sağlayacak türden açıklama yapmaları gerekmektedir.
• Yetişkinler durumun bilincinde olup, sosyal izolasyonu sağlamakta zorlanmayabilirler. Ancak bu durum çocuklarda farklıdır. Evde sürekli oyuncaklarıyla oynamaktan sıkılıp, dışarı çıkmakta direnebilirler. Bu durumla başa çıkmak için de, çocukları aynı monotonluktan kurtararak, evin içerisinde aile bireylerinin de dahil olabileceği, hem eğlendirici hem öğretici yeni oyunlar keşfedilebilir. ( Oyunlar için www.pedagojiderneği.com ‘dan yararlanabilirsiniz)
• Aynı zamanda çocuklarınızın gelişimi için kendilerine sorumluluk verilebilir (ev işlerinde yardım etmek v.s), onlarla birlikte kitap okunulabilir. Böylece bu süreç verimli bir şekilde atlatılabilir.
• Okul çağındaki çocuklar, Kosova Eğitim Bakanlığı tarafından başlatılan uzaktan eğitim çalışmaları ile eğitimlerine evlerinden devam etmektedirler. Bu durumda aileler, çocukların ders saatlerinde, derse odaklanmalarını sağlayacak uygun fiziki ortamı (sessiz, aydınlık, dikkat dağıtıcı unsur bulunmayan v.s) oluşturmalıdırlar. Ders saatleri dışında da çocukların derste öğrendiklerini pekiştirici tekrarlamalar ve ödevler yapılmalıdır. Bu konuda veli-öğrenci-öğretmen koordinasyonu da büyük önem taşımaktadır.
Unutmayalım!
Bu salgın süreci geçicidir. Ancak, bu sürecin yol açabileceği psikolojik problemler daha uzun vadeli olabilir. Evinizde kalın, sağlıcakla kalın!
Saygılarımla,
Onur KOVAÇ
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık öğrencisi
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor