- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Diktatörlüğe meydan okuyan bir hafıza, bugünün Arnavutlarının ahlâkî ve siyasî vicdanı için bir imtihan
Diktatörlüğe meydan okuyan bir hafıza, bugünün Arnavutlarının ahlâkî ve siyasî vicdanı için bir imtihan
0 dk
Gazeta Telegraf – 26 Şubat 2026
Ramazan ayı münasebetiyle
Frank Shkreli – Eski Amerika’nın Sesi (VOA) Avrasya Direktörü
{Biyografi ve ek bilgiler: M.Tevfik Yücesoy}
⸻
Hafiz Sabri Koçi (1921–2004)
Vatansever bir din adamı
Hafız Sabri Koçi, 1991–2004 yılları arasında Arnavutluk Müslüman Topluluğu’nun (KMSH) başkanlığını yürütmüş, komünizmin yıkılmasının ardından ülkede İslâmî hayatın kurumsal ve manevî yeniden inşasına öncülük etmiş önemli bir şahsiyettir.
1966–1986 yılları arasında, yaklaşık 20 yıl boyunca, Enver Hoca rejiminin hapishanelerinde siyasî mahkûm olarak tutuldu. Suçu; inancı ve dinî faaliyetleriydi. 1967’de dinin vahşice yasaklanmasının ardından camilerin yeniden açılmasında, dinî hayatın örgütlenmesinde ve İslâmî eğitimin ihyasında kilit rol oynadı.
20. yüzyıl Arnavutluk İslâm tarihinin ve komünizm sonrası geçiş döneminin en mühim şahsiyetlerinden biridir. Merhumla Mart 1991’de, hâlâ komünist rejimin gölgesindeki Tiran’da, ABD Dışişleri Bakanlığı heyetinin Arnavutluk’a gerçekleştirdiği ilk ziyarette tanışma imkânı bulmuştum. Heyet, Hotel Dajti’de mütevazı bir resepsiyon düzenlemiş; devlet yetkililerinin yanı sıra yeni serbest bırakılmış din temsilcilerini de davet etmişti.
O davetliler arasında Hafız Sabri Koçi ile birlikte Katolik din adamı Simon Jubani de vardı. 26 yıl hapis ve sürgün yaşamış olan Jubani, 4 Kasım 1990’da İşkodra’da 23 yıl aradan sonra ilk açık ayini gerçekleştirmişti. Bu ayin, Arnavutluk’un “dünyanın ilk ateist devleti” ilan edilmesine karşı doğrudan bir meydan okuma olarak görülmüştü.
Komünizme Karşı Manevî Direniş
Arnavutluk, 1967’de dinin yasaklanmasıyla dünya tarihinde eşi görülmemiş bir devlet ateizmi tecrübesi yaşadı. Tüm dinî kurumlar kapatıldı; yüzlerce din adamı tutuklandı, sürgüne gönderildi veya susturuldu. Hafız Sabri Koçi de bu zulmün kurbanlarından biri oldu.
Ancak o ve diğer din adamları –Müslüman, Katolik, Ortodoks, Bektaşî– inançlarından da millet sevgilerinden de vazgeçmediler. Onlar için din, yalnızca ibadet değil; insan onurunun ve millî kimliğin de bir parçasıydı.
Hafız Sabri Koçi, ılımlı tavrı, diğer inanç mensuplarına gösterdiği anlayış ve verdiği önem ve Arnavut toplumunun geleneksel dinî uyumunu koruma konusundaki hassasiyetiyle temayüz etti. Bugün dahi Arnavutlar arasında dinî direnişin, affın ve birlikte yaşama kültürünün sembollerinden biri olarak anılmaktadır.
Komünizm Sonrası Yeniden İnşa
Komünizmin çöküşünden sonra Arnavutluk Müslüman Topluluğu’nun başına geçtiğinde, dinî kurumlar harap hâlde; toplum ise manevî bir boşluk içindeydi. Sabri Koçi, hikmet ve itidal ile camilerin yeniden açılmasını, yeni imamların yetiştirilmesini ve dinî hayatın millî gelenek çerçevesinde yeniden yapılandırılmasını sağladı.
En büyük hizmetlerinden biri, Arnavut İslâmı’nı millî ve ılımlı çizgide muhafaza etmesi oldu. Balkanlar’ın etnik ve dinî gerilimlerle sarsıldığı bir dönemde o, diyalog ve birlikte yaşama yolunu seçti. Dış etkilerin manevî boşluğu doldurmaya çalıştığı bir zamanda, “millî sorumluluk taşıyan bir din anlayışı”nı savundu. Ona göre vatan bilinciyle birleşmeyen din araçsallaşır; sorumlulukla yaşanan din ise istikrarın teminatı olur.
1990’da Rahibe Teresa ile yaptığı görüşme de, onun diğer din mensuplarına saygı ve dayanışma anlayışının sembolik bir göstergesiydi.
Ahlâkî Hesaplaşma Meselesi
Hafız Sabri Koçi yaklaşık 20 yılını Enver Hoca rejiminin zindanlarında geçirdi. Ne makam için ne servet için; yalnızca inancından vazgeçmeyi reddettiği için.
Bugün ise, o dönemin bazı zulüm ortaklarının “demokrat” ve “Avrupa yanlısı” sıfatlarıyla kamusal hayatta varlık göstermesi, Arnavutluk’un ahlâkî muhasebesini henüz tamamlamadığını gösteriyor.
Din adamlarını mahkûm eden zihniyetin temsilcileri, bugün dinî hoşgörü ve demokrasi adına konuşabiliyor. Oysa Arnavutluk’taki dinler arası uyumun gerçek mimarları; işkence gören, hapsedilen ama inançlarından vazgeçmeyen bu insanlardır.
Tarihî Adalet Çağrısı
Arnavutluk, komünizm döneminde zulme uğrayan din adamlarına ve aydınlara tarihî bir borçludur. Bu yalnızca sembolik bir takdir değil; kurumsal ve ahlâkî bir yüzleşme meselesidir.
Gerçek bir gelecek inşa etmek isteyen bir toplum, geçmişinin karanlık sayfalarıyla dürüstçe yüzleşmek zorundadır. Zira özgürlük ve demokrasi hediye değildir; bedeli ödenmiş bir mirastır. Bu mirasın taşıyıcılarından biri de Hafız Sabri Koçi’dir.
Bugün Ramazan ayında onun hatırasını anmak; yalnızca bir din adamını yad etmek değil, aynı zamanda Arnavut toplumunun vicdanına yöneltilmiş bir soruyu tekrar hatırlatmaktır:
Özgürlüğün kıymetini gerçekten biliyor muyuz?
Hafız Sabri Koçi, hayatıyla bu soruya cevap vermişti. Şimdi cevap sırası, yaşayanlardadır.
***
Hafiz Sabri Koçi’nin Ana Hatlarıyla Biyografisi
(1921 – 2004)
Arnavut din âlimi, komünizm dönemi mağduru, Arnavutluk Müslüman Topluluğu (KMSH) eski başkanı
Hayatı ve Eğitimi
Hafız Sabri Koçi, 1921 yılında Arnavutluk’ta doğdu. Küçük yaşta Kur’an-ı Kerim’i ezberleyerek “hafız” unvanını aldı. Gençlik yıllarında klasik İslâmî ilimler alanında eğitim gördü ve dönemin seçkin din adamları arasında yer almaya başladı.
Komünizm Dönemi ve Hapis Yılları
Arnavutluk’ta komünist lider Enver Hoca yönetimi özellikle 1967 yılında dini tamamen yasaklayarak ülkeyi “dünyanın ilk ateist devleti” ilan etti. Camiler, kiliseler ve tekkeler kapatıldı; yüzlerce din adamı tutuklandı.
Hafız Sabri Koçi 1966 yılında tutuklandı ve yaklaşık 20 yıl boyunca (1966–1986) ağır hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevinde zorla çalıştırma, baskı ve kötü muameleye maruz kaldı. Ancak inancından ve dinî kimliğinden vazgeçmedi. Bu süreç, onu Arnavutluk’ta dinî direnişin sembollerinden biri hâline getirdi.
Komünizm Sonrası Dönem
1990’da komünist rejimin çöküşüyle birlikte din özgürlüğü yeniden tanındı. 1991 yılında Hafız Sabri Koçi, Arnavutluk Müslüman Topluluğu (Komuniteti Mysliman i Shqipërisë) başkanlığına seçildi. Bu görevi 2004 yılındaki vefatına kadar sürdürdü.
Başkanlığı döneminde:
•Kapatılmış camilerin yeniden açılmasını sağladı.
•Yeni imamların yetiştirilmesi için eğitim faaliyetleri başlattı.
•İslâmî kurumların yeniden yapılandırılmasına öncülük etti.
•Arnavutluk’ta dinler arası diyaloğu ve toplumsal barışı destekledi.
Dini ve Toplumsal Yaklaşımı
Hafız Sabri Koçi, ılımlı ve millî karakterli bir İslâm anlayışını savundu. Arnavut toplumunda geleneksel olarak var olan diğer inançlar arası uyumun korunmasına büyük önem verdi. İslâm’ın siyasallaştırılmasına veya dış radikal etkilerle yönlendirilmesine karşı temkinli bir tutum sergiledi.
Vefatı
Hafız Sabri Koçi 2004 yılında vefat etti. Arnavutluk’ta hem Müslümanlar hem de diğer din mensupları tarafından saygıyla anılan bir şahsiyet olarak hafızalarda yer etti.
Tarihî Önemi
Hafız Sabri Koçi yalnızca bir din adamı değil;
•Komünist baskıya karşı manevî direnişin,
•İnanç özgürlüğü mücadelesinin,
• hoşgörünün sembollerinden biri kabul edilmektedir.
Bugün Arnavutluk’ta dinî hayatın yeniden inşasında oynadığı rol nedeniyle modern Arnavut tarihinin önemli şahsiyetleri arasında gösterilmektedir.
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor