- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Dingareti -Düğün
Dingareti -Düğün
0 dk
Yılların vazgeçilmezi sünnet , evlililik düğünlerin iki çeşidi vardı bura topraklarda : dingareti ve düğünler.
Düğüne selam ile davet edilenler gelir , selamı olmayan gelmezdi , gelemezdi düğüne .Dingareti ve düğünün arasında tek fark düğünün davetli olması ve düğünde davetlilere büyük sofralarda yemek verilmesi . Yemekler gekleneksel olarak paça-müseka- yahni ( tava ) - sarma - baklava ve tuzlu sütlaçtan oluşurdu .
Dinagareti adı verilen düğünü bir hatırlayalım.
Düğün sahibi tarafından mahalede uygun büyük bahçeli evi olan ev sahibi ile anlaşılarak "konak " alınırdı komşunun evi. Düğün akşamı geldiğinde konak evin kapıları açılır , müzisiyenler ( Klarnet- Çümbüş - darbuka ) o güzelim halk oyunları nağmeleri bütün mahaleye yayılınca misafirler gelmeye başlardı. İsteyen gelebilir dost-arkadaş-komşu-vatandaş , davetiye yok , selam yok.
Konak avlusunda mahalenin FRONT'undan ( devlet tarafından kurulmuş her mahaleye özgün kurum ) emanet alınan tahta rahleler dizilmiş , kahveci mangalını yakmış düğün kahvesini hazırlamış ,düğünün çavuşu dümencileri ayarlamış. Birileri misafir bekler birileri sohbeti başlatır - yöneltir , birileri kahve ( düğün kahvesi ) dağıtır. Birileri de çavuşun el kol işaretiyle hemen devereye girmek gereğini yapmak için hazırda beklerler.Yakın dost arkadaş dingaretine gelir elinde hediyelerini (tencere -tepsi ) hemen kapıda karşılayan görevliye teslim eder konağa girer yerini alırdı.
Düğünün çavuşu gelen misafirleri izler düğünün gidişatını kafasında planlar. Misafirler arasında kim var kim yok diye bakar , sohbeti - müziği gözlemine göre yönlendirir. Bir de düğünleri teke teke gezen gençler konak kapısına dayanınca çavuş hemen devreye girer , gençleri içeriye oyun oynamaları için davet eder müzisiyenlerden de geleneksel halk oyunlarını çalmasını ister .
Halk oyunları oynanmaya başlar , halaya oyunu bilenler ( oyuncular ) katılır bilmeyenlerde kenardan oyuncuların adımlarını takip ederken bir sonraki oyun turuna kendisini hazırlar. Başlanır yavaş yavaş adımlarla halay ( ORO ) oynanmaya ,oyuncular takip eder birbirlerini , oyun adımları takip edemeyenler elenir kendi kendisine . Hızlanır ritim , adımları artık takip etmek oldukça zorlaşırken halayda sırf "oyuncu"lar kalır ve başlar erkek halk düğünü oyunları oynanmaya , genelde kılıç oyunuyla bitirmek amacıyla . Oyuncular ter içinde alkış alır düğüncülerden , ardına da bu tür düğünlerde tek ikram olan kahve içirilir gençlere .Gençler soluğu alır almaz hemen başka bir mahalede başka bir düğüne gider , gece boyu düğünleri gezerler. Düğün sahiplerinden takdir alır Allah riza olsun derler gençlere düğünümüzü şenlendirdiniz diye. Bundandır oyuncu kıtlığı yoktu erkekler arasında yaz boyu dernek ( Cumartesi ) akşamları düğünleri geze geze profosionellere taş çıkartacak niteliğe kavuşurlardı gençlerimiz.
Dingaretine yalnızca erkekler katılır , bayanlar komşu evlerin pencerelerinden izleyebilirdi dingareti düğününü. Bayanların gençleri izlemesi ilerde kendilerine , komşuları dostlarına olabilecek damat adaylarını görmesi önemliydi.Ovardalar - iyi oynayan gençler çok daha şanslıydı evlilik konusunda.
Konakta olanlarla devam eder halk oyunları , şarkıcı yada şarkı söyleyebilenler varsa aralarında o güzelim yöre türküleride söylenirdi. Şakalar - espiriler yapılır herkesin yüzü gözü gülerken , işki masasına davet edilirdi yaşlılar.
Manga ( içki sofrası ) kurulur çay bardaklarında bidonlarla alınmış rakılar dolar boşanırdı türküler nağmeleri yayılırken bütün mahaleye. İçki- alkohol alamazdı her kim ister yada kendi keyfine içemezdi herkez rakıyı. Düğün sahibi ve düğün çavuşu yönlendirirdi kim nerde oturacak . Manga başına genelikle bekrileri davet eder etrafa da bizler gençler oturur izlerdik öğrenirdik içkinin nasıl içileceğini , sohbetin yapılışını , şarkı-türkülerin okunuşunu.
Mangada ,sinide ( büyük tepsi ) rakı ile doldurulmuş çay bardakları , yiyecek meze olarak düğün için kesilmiş hayvanın ciğerleri - işkembesi - bağırsakları düğün yemeklerınden artmış olan sarma - müsaka da gelirdi ara sıra mangaya meze olarak.
Sabahın erken saatlerine kadar sürerdi içki sofrası . Sabah ezanı yaklaşırken izin istenirdi düğün sahibinden "hayırlı uğurlu olsun " kutlamalar yapılırken bekriler müzisiyenleri yanına alır evlerine kadar müzik eşliği ile giderlerdi.
Düğün çavuşu konak evini temizlemeye girişir dümencileri ile . Tahta rahleler avlu kenarına dizilir , yada hemen emanet olan fronta götürülürdü. Bardak, yemek kablarını hanımlara yıkansın diye teslim eder 3-4 saat sonra kadınlar için düğün yapılacak konağı tertemiz teslim ederdi kadın düğün çavuşuna.
Peki ya şimdi : Balkanların Kültür Mrkezinde 2012 de düğünler ne alemde ?
Anlatamam , yazamam . Hanımların yarı çıplak halerini mi , erkeklerin masa başında saatlerce oturmalarını mı , ikram edilen yemeklerin hicbiri bizim mutfağımızdan olmayışını mı , müziğin dijital olmasını mı , kuaföre - düğün salonuna arabayla gidip gelişi mi , halk oyunları adımlarını bilmeden halaya katılışını mi , kılıç oyunun oynanmayışını mı , yarı çıplak gelinlere pasta yedirişini mi , gelin ve damadın bizden olmayan dans oyunu oynayışlarını mı , kadınların iki düğüne aynı elbise giymeşini mi , düğünlerin özelikle sünet düğünlerinin sırf kadınlara düzenlenmesi mi ,düğünlerin düğün salonunda önceden belirlenmiş saatler içinde oluşunu mu , o güzelim düğün adına banket deyişini mi , dört duvar arası tekbir bile doludüzgün çekilmeden çocuğun sünet oluşunu mu , saat 20.00 de başlayacak düğünün saat 22.00 de başlamasına mı , kulaklarımızı çınlatan yüksek sesli amfi - hoparlörleri mi , ne yapayım herkes böyle yapıyor moda bu babo moda savunmasına mı , bunları mı yazayım , yazık olur kaleme kağıda , karalamayayım daha iyisi . Bilemem , belki ilerde "banketçi " olduğumuzda yazılır "moda" uğruna .
Raif BUŞ
Haziran 2012
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor