DnV: Seçim Kampanyası Rekabetçiydi Ancak Liderler Etrafında Yoğunlaştı
0 dk
Seçim kampanyasının resmî olarak sona ermesine kısa bir süre kala, Eylemde Demokrasi (DnV), saha gözlemlerine dayanan analitik değerlendirmesini kamuoyuyla paylaştı. Rapor, kampanyanın sahada nasıl yürütüldüğüne, hangi mesajların öne çıktığına ve sürecin vatandaşlar açısından ne kadar kapsayıcı olduğuna dair gerçekçi bir tablo sunmayı amaçlıyor.
DnV Direktörü Ismet Kryeziu, seçim kampanyasının genel olarak sakin bir ortamda ve ciddi güvenlik olayları yaşanmadan geçtiğini belirtti. Ülke genelinde aktif bir siyasi rekabetin, düzenli siyasi faaliyetlerin ve vatandaş katılımının görüldüğünü ifade eden Kryeziu, buna rağmen kampanyanın kalitesini doğrudan etkileyen bazı eğilimler ve zorlukların tespit edildiğini söyledi.
Kryeziu, kampanya sürecinde vatandaşların heyecan düzeyinin düşük kaldığını vurgulayarak, siyasi aktörler ve toplantı türlerine göre katılımın yüzlerce kişiden binin üzerine kadar değiştiğini kaydetti. Faaliyetlerin çoğunlukla kapalı alanlarda yapıldığını, etkinliklerin ağırlıklı olarak büyük şehirler ve seçmen potansiyeli yüksek belediyelerde yoğunlaştığını, küçük belediyelerin ise daha az kapsandığını ifade etti.
DnV’nin değerlendirmesine göre kampanya belirgin biçimde kişiselleşmiş ve merkezileşmiş durumda. Parti liderleri veya başbakan adayları neredeyse tüm etkinliklere hâkim olurken, milletvekili adayları ve diğer parti yapıları ikincil rolde kaldı. Liderlerin yer almadığı toplantıların ise çoğunlukla küçük ölçekli olduğu belirtildi. Bu durumun, adayların programlarını yeterince ortaya koyma imkânını sınırladığı ifade edildi.
Raporda, temsil ve kapsayıcılığın ciddi bir sorun olmaya devam ettiği vurgulandı. Kadınların konuşmacı olarak yetersiz temsil edildiği, ortalama her beş konuşmacıdan yalnızca birinin kadın olduğu, birçok etkinlikte ise hiç kadın konuşmacının yer almadığı belirtildi. Seçim listelerinde kadın temsilinin çoğunlukla yasal asgari oran olan yüzde 30 seviyesinde kaldığı, bunun yasal bir zorunluluğun yerine getirilmesi anlamına geldiği ancak kadınların siyasette güçlendirilmesine yönelik gerçek bir siyasi irade yansıtmadığı ifade edildi. Gençlerin mobilizasyon ve lojistikte aktif rol almasına rağmen karar alma ve temsil alanlarında sınırlı kaldığı, milletvekili adaylarının ağırlıklı yaş aralığının 30–50 olduğu kaydedildi. Engelli bireylerin ise kampanya sürecinde hem izleyici hem de temsil açısından neredeyse görünmez olduğu belirtildi.
Kampanya mesajları ve temalarına ilişkin değerlendirmede, siyasi söylemin ağırlıklı olarak ekonomi, sosyal konular ve güvenlik başlıkları etrafında şekillendiği aktarıldı. İstihdam, maaşlar, sosyal refah, eğitim, sağlık, altyapı ve NATO üyeliği gibi konuların öne çıktığı, maaş artışları ve sosyal desteklerin güçlendirilmesi temasının ideolojik fark gözetmeksizin neredeyse tüm siyasi partiler tarafından kullanıldığı ifade edildi.
Kryeziu, kampanyanın dil ve tonunun genel olarak daha ılımlı olduğunu, hakaret ve ayrımcı dil kullanımının önceki dönemlere kıyasla daha sınırlı kaldığını söyledi. Bununla birlikte siyasi iletişimin ağırlıklı olarak yüz yüze toplantılar, sosyal medya ve geleneksel medya üzerinden yürütüldüğünü, dijital platformların yoğun kullanımının mesajların daha hızlı yayılmasını sağladığını ancak dezenformasyon riski, siyasi söylemin yüzeyselleşmesi ve nitelikli tartışmanın azalması gibi sorunları da beraberinde getirdiğini vurguladı.
DnV, seçim yarışında eşitsizliklerin sürdüğüne de dikkat çekti. Kamu kaynaklarının seçim amaçlı kullanıldığına dair müdahalelerin bu kampanyada da görüldüğü belirtilirken, hükümetin seçimlere sadece birkaç gün kala emekliler ve çocuklar için 100’er Euro ödeme yapılmasına karar vermesinin, kamu kaynaklarının seçim çıkarı için kullanılmasına klasik bir örnek olduğu ifade edildi. Bu tür adımların iktidardaki siyasi aktörlere haksız avantaj sağladığı ve seçim sürecine olan kamu güvenini zedeleyebileceği vurgulandı.
Raporda ayrıca, seçim yönetim organlarının çalışmalarının genel olarak düzenli ve daha şeffaf olduğu, ancak özellikle yurt dışı oy kullanma süreci ve gözlemci akreditasyonu konularında Merkez Seçim Komisyonu toplantılarında zaman zaman gerginlikler yaşandığı kaydedildi.
Öte yandan Seçim Şikâyetleri ve İtirazları Paneli’nin (PZAP), tarafsızlık ve profesyonellik temelinde yürüttüğü çalışmalarla seçim sürecinin bütünlüğüne önemli katkı sağladığı belirtildi. Şu ana kadar kampanya kuralları ve etik kod ihlallerine ilişkin yalnızca 20 şikâyet yapıldığı, bunlardan 7’si hakkında karar alındığı; 4’ünün cezai, 3’ünün ise ret kararı olduğu açıklandı.
Seçim günü olası elektrik kesintilerine dair uyarılara da değinen DnV, yetkili kurumlara sürecin bütünlüğünü zedeleyecek her türlü riskin önlenmesi için gerekli tüm önlemleri alma çağrısında bulundu.
DnV, seçim günü 600 gözlemciyle süreci izleyeceğini, sahadan elde edilen bilgi ve bulguların dört düzenli basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulacağını bildirdi. Kuruluş ayrıca, oy verme ve sayım sürecinin değerlendirilmesine imkân tanıyan ve istatistiksel ilkelere dayanan PVT yöntemiyle seçimleri gözlemleyeceğini; bu yöntemin rastgele seçilmiş temsili sandık örnekleri üzerinden ülke geneline uygulanabilir sonuçlar sunduğunu açıkladı.
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor