- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- EKMEK-Raif Buş
EKMEK-Raif Buş
0 dk
EKMEK
******Kolomoç ( mısır ) ekmeği , Tepsi ekmeği , ev ekmeği , somon , francula , hüçümet ekmeği , pitayka , simit , karışık , cevrek , kifle, topli ....
Balkanların bir köşesinde bir kasaba mahalesinin tam köşesinde yaşıyorum şimdilik. Boş gezenin boş kalfası gibi geziyor gördüklerimi not alıyorum . Karnımı doyurmak için bura imsanların açık yürekliğine sığınıyorum , dolayısıyla aç değilim Hazreti Hızır sayesinde. Örf ve adetler yoğun bir şekilde mevcut. Evin hanımı yemeği hazırlarken yemek yiyecekler sayısından bir fazla tabak yemek hazırlıyor. Buna da Hazreti Hızırın nafakası diyorlar. Biri kapıya dayanır, biri tam yemek zamanı misafir gelir diye, gerekenden bir tabak fazlası pişiriliyor yemekler. Ekmekler de genelde evde yoğuruluyor mahale fırınında pişiriliyor. Ekmek çok önemli, ekmek yemeden yaşayamıyor buradakiler.
Buralarda sofraya yemek yemek için değil ekmek yemek için oturuluyor. Kimse sizi hadi yemek yeyelim diye davet etmez . Edecekse hadi ekmek yeyelim diye davet eder. Yemek yedin mi diye de sormazlar, ekmek yedin mi diye sorarlar. Sofraya ilk önce ekmek, su servis edildikten sonra yemekler geliyor . İki önemli husus var sofrada. Sofrada olan en yaşlısı bismillahi der yemeğe başladıktan sonra ötekiler başlar yemeğe. Etsiz yemeğe de yemek denilmez buralarda. Öyle sizin bildiğiniz kuş başı kesilmiş etlerden değil, büyük parça etler yemeğin içinde. Ulice ( en yaşlı olanı ) sofranın ortasında olan tencerededen etleri birer birer alır herkesin önüne koyar. Yağlıymış, kemikliymiş diye kimse itiraz etmez. Ekmek te aynı şekilde dağıtılır önce bayat ekmekler yenilir, taze fırından çıkmış ekmeği pek fazla göremesin sofrada. Bugün pişirilen ekmek yarın yenilir mantığı var.
İster istemez ekmekler dikkatimi çekiyor. Hele o mahale fırınları yanından geçerek o ekmek kokusu unutulmaz bir his yaratıyor . Fırınlara giriyor fırıncılar ile konuşuyor, herkesin kendine göre bir hikayesi var. Genelde aile yadıgarı fırıncılık . Elden ele, nesilden nesile taşınıyor fırıncılık. Kimileri 100 yıl diyor kimileri kendimi bildim bileli biz fırıncıydık hala da fırıncıyız diyor.
Beyaz işlenmiş undan yapılan ekmekleri madi durumları iyi olan aileler, yarı beyaz orta, kara ve mısır ekmeğini de fakirlerlerin sofrasında görülüyor genelde.
Mısır ekmeğin tarifini soruyom. Kolomoç ekmeği işte, kolomoç (mısır ) ekmeğinin tarifi mi olur derken gülüyorlar aralarında karşımdakiler. Somon, francula, onların var tabi ama nerde, bizden uzak be kardeş anca zengin düğünlerinde yeriz, hem de nasıl yeriz.
Kolomoç ( mısır ) ekmeği, Tepsi ekmeği, ev ekmeği, somon, francula, hüçümet ekmeği, pitayka, simit, karışık, cevrek, kifle, topli da var fırınların hemen hepsinde.hepsi börek çörek misali yapılıyor çeşitli hamurlardan.
Yıllar sonra Piza, hamburger ekmeği de almış yerini fırınlarda, ben hala o mahalenin o evinde kalıyom. Örf ve adetler unutulmuş, Hazreti Hızır uzun zamandır buralara ayak basmamış. Karnım aç, açlığımı gidermek için mahalenin köşesinde fırına doğru yürüyorum. En azından o güzelim ekmek kokusundan aç karnım ziyafet çeker mantığıyla. Yürüken de karşımdakilere selam veriyor aleyküm selam alamıyom. Fırına gelir gelmez aldığım emeklilik maaşımla satın alıyorum diyabet ekmeğimi.
Yaşlı bir adam ekmeğini almış eline tam fırın kapısında olan binek taşında oturmuş etrafa bakınıyor. Selam verdik selamımızı da aldıktan sonra, aco ( amca ) dedik hatırını sorduk. İyiyimiş sağlığın da şikayetçi değil. Birden bire ekmeği anlatmaya başlıyor. Bak dakom ( oğlum ) bu ekmegi cürimisin ben cenç içen bu ekmek bir kiloydi, sora karar cetırdi hüçümet ekmekler 800 gram olacak, sora 400 gram dedilar şindi da 300 gram demişlar. Ben o cünden bucune kadar hep buradan ekmek aldım, aldım da ekmekler hep ayni büklükte, ne da bük ne da küçük. Bi kilolog ekmek ta bukadar büyig idi 300 gram da ayni büklükte. Hep şaşırdım nasıl oli bu iş. Hala cün bucun anlayamadım nasıl yapaylar bu kadar az unlen bukadar bük ekmegi.
Yaşına saygımdan dolayı üstüne gitmedim dediklerinin ama amcanın haklı olduğu aşikardı. Ekmek hamuruna önceleri un-tuz-maya eklenirken, günümüzde çeşitli kimyasallar ekleniyor diye nasıl anlatabilirdim yaşlı amcaya. Yada kolomoç ( mısır ) ekmeğinin buğday bembeyaz ( kimyasallar ile beyazlatırlmış, kansere yol açacak kimyasallar ile tutulan ekmek hamurunu ) ekmeğinden daha ucuz olduğunu nasıl izah edeyim. Amcam biliyor zaten yıllarca fakirlerin maddi olanaklar yüzünden mısır ekmeği yediklerini, mısır ekmeği yenilen evlerin fakir olduklarını biliyor amcam. Günümüz de de mısır ekmeğin yalnızca zenginler ( sosyete ) olan ailelerin yediğini de biliyor. Çavdar - kepek ekmeği fakirlerin ekmeği odluğunu da bilmez mi.
Kendisine teşekkür ediyor peynir zeytin almak üzere giriyom karşıki markette. Gerçi kepek ekmeği peynir zeytin hiç mi hiç birbirini tutmuyor.
Maalesef kepek ekmeği yemeğe devam ta ki bir yerlerde o güzelim somon yada franculayı bulana kadar yaşıyacam " yukarıya inerken " Balkanlarda
( "NeDeN , yukarıya İnİyOrUz " **** öyküler dizisinden )
Raif BUŞ
Ekim 2012
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor