EURO
1
  • EURALL
    95.55 0.29%
  • EURTRY
    53.47 0.15%
  • EURMKD
    61.63 -0.05%
  • EURRSD
    117.38 -0.03%
  • EURUSD
    1.16 0.16%
  • EURGBP
    0.87 0.05%
  • EURCHF
    0.92 -0.04%
  • EURSEK
    10.88 -0.25%
  • EURAUD
    1.63 0.15%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.
7 Haziran 2026 Kosova Erken Genel Seçimleri
00
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye

Emete G. Civan

Emete G. Civan
3 Mart 2010, 16:10

0 dk

PSİKOLOJİK SAVAŞ KISKACINDAKİ TSK-I


Hakikaten de Kıbrıs'ta sonu ne olacağı sarih olan bir müzakere sürecinin içerisindeyken şu suali sormadan kendimi alamayacağım; Rüzgar hiç ekilir mi? Tabi ki de ekilmez, ancak edebiyat ile uğraşanlar bu deyimi iyi bilirler...Rüzgar ekildi mi sonu ne olur onu da anlarlar. Zira bu işler şakaya gelmez, gelmemelidir de...


Bilmeyenlere yine de bu deyimin tamamını hatırlatalım; Rüzgar eken fırtına biçer! İşte şuan ki sürecin en güzel izahatı sanırım bu şekildedir...Takdir edildiği üzere Türk milletinin varoluşundan günümüze değin Türk ordusu ve ona liderlik yapan şahsiyetler her daim milletin hassas konuları arasında yer  almıştır. Atamızın da deyişi ile "Ordumuz Türk milletinin çelikleşmiş bir ifadesidir" sözü bu tarihi süreçte verilen değer kısaca etlenmesidir. Lakin gelinen süreçte milletimizi kendi içerisinde bölmek ve dış unsurların çıkarları doğrultusunda hareket etmesini sağlamak maksadıyla sinsi bir savaş gerçekleştiriliyor. Bu savaşın adı da Psikolojik savaş. Zamanımızın savaşları artık tankla tüfekle olmadığı için Psikolojik savaş yöntemi ile Devletlerimiz" ve onun temel yapı taşlarından biri olan kısaca milletimizin ruhu, gücü kırılmak isteniyor.
  

Dikkate alalım ve düşünelim; TC Genel Kurmay Başkanlığı kısa bir süre önce ne açıklamıştı? Türk askerine karşı asimetrik bir psikolojik savaş yürütülüyor. Peki nedir bu psikolojik savaş? Bunu en iyi anlamak için tarihin sayfalarına bakmakta fayda vardır. Çinli General Sun-Tzu 2500 yıl önce bu konuda bir kitap yazdı. Bu yazdığı kitap Psikolojik savaşın temelini oluşturmaktadır.


Ancak asıl önemli olan husus şudur ki Sun-Tzu'nun bu kitabındaki önerilerinde esas hedef dönemin Türk devletlerinin parçalanması yatmaktaydı. Tzu'nun ortaya koyduğu bazı önerileri ise  şöyleydi; "Hasım ülkelerde iyi olan şeyleri gözden düşürünüz". Yani toplumun gözünde değeri yüksek olan kurumlaragüveni yıpratınız. "Hasım ülkelerin hakanlarının başarılarını küçük göstererek şöhretlerine gölge düşürünüz ve zamanı geldiğinde de kendi halkının onları hor görmesini sağlayınız".

Geçmişte hem Türk ordularının hem devletlerinin başındaki liderlere karşı uygulanan bu yöntem ne üzücüdür ki bugün de Türk ordusuna mensup önem arz eden kişilere uygulanıyor. Mesela ne kadar emekli subay varsa hemen hemen çoğu "Ergenekon" adı altında içeri tıkıldı. Yargı mensupları ikiye bölündü. Hali hazırda Genel kurmay başkanı aleyhine propagandalar ortaya atıldı...Tzu'nun diğer önerisi ise "Adi ve aşağılık kişilerin işbirliğinden yararlanınız" şeklindeydi. Bunu açmaya hiç gerek yok. Zira onlar kendilerini biliyorlar. Devamla Tzu "Düşman halkın kendi aralarında olan uyuşmazlık ve kavgalarını yayınız" demekteydi. Yani halkın kendi içerisinde ihtilafta olduğu veya ihtilaf içerisine düşmesi muhtemel olan konuları devamla gündeme getirerek iç gerilimi artırılmasını öngörmekteydi. Hiç şüphesiz ki Tzu'nun ortaya koyduğu bu öneriler bugün daha da geliştirilerek dış ve iç unsurlar tarafından Türk milleti aleyhinde uygulanmakta olduğu dikkat çekmektedir.


Hakikaten de bugün Anavatan Türkiye Cumhuriyeti'nde TSK'ne karş sinsi bir psikolojik savaş yürütülmektedir. Bu savaşın özünde yatan temel sebebin Cumhuriyetin temel yapı taşlarını sarsmak olduğu yaşanan süreçle apaçık ortadadır. Aralıksız yok Ergenekon, yok Balyoz darbe planları diyerek Türk ordusunu halkın gözünde küçültüp kafasında şüphe uyandırmak için akla hayale sığmayacak söylemler üretilmektedir. Nerede bir olay olsa asker yaptı dedirtecekler kadar ileri gidilmiştir...


Peki bunu kimler yapmaktadır?Ortak çıkarı olan iç ve dış unsurlar! Bu hareket iki yönlü olmaktadır. Bir taraftan Devletin kendi içindeki bazı siyasal güçleri,kurumları, örgütleri, medya patronları devreye  girmekte, diğer taraftan dış unsurların himayesindeki kurum, örgüt, siyasi oluşumlar hareketin içerisinde yer aldığı gözlemlenmektedir. Dedik ya ortak hedeflerden biri Türk ordusunu yıpratmaktır! O halde bunun için izlenecek yol Türk ordusu hakkında asılsız iddia ve şaiyalar öne sürerek halkın kafasında güvensizlik duygusu yaratmaktır! Ne de olsa psikolojik savaşın ana konularından biri de gerçekleştirilmek
istenen hedef için halk arasında devletin kurumlarına karşı genel bir kaygı, güvensizlik ortamı aratmaktır! Hedef kitle kamuoyudur! Yöntem propogandadır! Propoganda yapılırken yalan iddialarda bulunmaktan sakınmayan bir zümre devrededir! Bu yolla da Devletin temel yapı taşlarını yerinden sökerek Cumhuriyetin temellerine zarar verilmektedir. Tabi bu amaç için ortaya atılan şaiyalar, sözler, demeçlerde esas niyet apaçık bir şekilde ifade edilmemektedir. Bu kısa, orta ve uzun vadede planlanan projeler ile devreye konmuştur. 


Dedik ya bu hain ve sinsi planda sadece iç unsurlar devrede değillerdir. Dış unsurlar da devrededirler. Şuanki kılıf AB kılıfıdır. Daha önce de çok yazdık, çizdik, ama yine de belirtelim; AB'nin Türk milletine ne derece yanlı ve taraflı olduğu, öne sürdükleri taleplerle nasıl Lozan antlaşması ve KKTC Devletinin egemenliğine tahammül edemez halde oldukları anlaşılmaktadır. "Demokratikleşme" adı altında dış unsurların çıkarları için kamuoyunun kitlesel davranışları kontrol edilerek kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesi amaçtır.


PSİKOLOJİK SAVAŞ KISKACINDAKİ TSK-II


Ne ilginçtir ki Türk ordusu aileyhine kampanyalar, sözler, demeçler, asılsız şaiyaların sıkça baş gösterdiği dönem AKP hükümeti dönemine denk düşmektedir.  "AB'ne gireceğiz" diyerek "AB kriterlerine ordunun var olan gücü ve fiili etkisi fazladır" diyen zihniyetler esasen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürkün ordusuna ve Cumhuriyetine tahammül edemeyen şahsiyetlerin ortak örtüşen çıkarlarının bir tezi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kıbrıs'ta da hedef unsurlarından biri şüphesiz adadaki Türk askeri varlığı olduğu kadar ayni zamanda Kıbrıs Türklerinin egemen varlıkları da bu savaşta yıpratılmak, yok edilmek istenen en önemli unsur olarak yer almaktadır.


Nitekim bu savaşın bir uzantısı jeopolitik, jeoekonomik jeostratejik önemi olduğu kadar tarihi öneminin de yer aldığı Kıbrıs adasındaki Türk egemen varlığıdır. Adadaki Türk askeri aleyhine bu güne değin adadaki iç unsurlar yanı sıra dış unsurlar devamla Türk askerini ve Türkiye'yi suçlayıcı söz, demeç ve kararlar almaktan geri durmamıştır. Bunun en son örneği Avrupa Parlamento'sunda Hollandalı Hristiyan Demokrat Ria Oomen Ruijten taradfından kaleme alınan ve oy çokluğu ile Kabul gören Türkiye karar taslağı AP tarafından Kabul görmesidir. Bu karar metninde adadaki Türk askeri hedef alınırken, Maraş'ın Rumlara iadesi, adadaki Türk göçmenlerin durumlarının yeniden ele alınarak geri gönderilmesi hususları dikkat çekmektedir. 


Esasen AB'nin bu tutumu ne ilk ne de sondur. Bu karar hiç şaşırtıcı değildir. AB'nin İki yüzlü ve taraflı duruşu sadece bahsekonu karardan da ibaret değildir. Bunun en bariz örneğini Annan planına evet diyen Kıbrıs Türk halkının gözardı edilen haklılığı ve bu sürecin öncesinde Rumları AB'ne dahil etme dönemine kadar varmaktadır. 


Yine anılan AP  kararı aynen Rum tezleri ile örtüşmektedir. Sanki de Rum ağzı ile Kıbrıs anlaşmazlığının ana sebebi "Türk askerinin adadaki varlığı"  şeklindeki taraflı yaklaşım ile durum ortadadır. Peki Kıbrıs anlaşmazlığı uluslararası kamuoyu tarafından nasıl algılanmaktadır? Bir "işgal" meselesi olarak. Türkiye'nin adada bir "işgal gerçekleştirip, Rumları yerinden yurdundan edip, kendine adanın kuzey bölümünde bir alt yönetim tesis ettiği" şeklinde görülmektedir. Peki gerçekler bilinmiyor mu? Biliniyor, ancak ortak çıkarlar adadaki Türk egemen varlığı ve Türk askeri varlığının sürmesini uygun örmemektedirler. Bunun içindir ki gündeme adadaki Türk askeri varlığının durumu düşürülmek
istenmektedir. Bakınız Anavatan'da da Türk askeri varlığının yani cumhuriyetin temel direklerinden biri olan TSK'nın pasifize edilme çalışmaları sürmektedir. Hem dış hem iç baskılar artırılmak istenmektedir. Birtakım medya patronları ve kalemleri durmak bilmeyen aleyhte saldırılar yapmaktadırlar. Neden devamla bunu gündemde tutmak istemektedirler? Çünkü psikolojik savaşın esaslarından olan ve süreklilik arz eden bir korku, panik, güvensizlik ortamı yaratma bu projenin bir parçasıdır. O nedenle herkes dikkatli olmalıdır. Gerçek mercilerden çıkmayan söz ve demeçlere kulak asmamalıdır....


Şimdi şöyle bir düşünelim lütfen ve hatırlayalım; Rumlar devamla ordularını güçlendirme çabası ile dış güçlerle askeri işbirliği anlaşmaları yapmıyorlar mı? Hali hazırda meclislerinden Türkiye'nin garantörlüğünün yer alacağı bir uzlaşıyı Kabul etmeyeceklerini açıkca ifşa etmediler mi? Bunu yaparken de başta AB'ni arkalarına almadılar mı?Artan bir şekilde silahlanmaya hız vermiyorlar mı? Başta Amerika-  dadaki Echelon dinleme tesisleri ile tüm ada ve bölgenin dinlemsini yani bölgedeki istihbarat bilgilerinin toplanmasını gerçekleştirmiyor mu? Rumlar adanın çevresinde var olan petrol yataklarını dış unsurlarla birlikte  Türkleri dışlayarak paylaşmak istemiyorlar mı? Fransa ile üs anlaşması yaparak Baf'ta askeri üs kullanımına müsade etmediler mi? Ayni zamanda askeri personellerinin Fransa'da eğitilmesine olanak sağlanmadı mı? Hatta  PKK terror örgütüne bariz bir şekilde destek çıkarak güneyde örgütlenmesine yardımcı olmadılar mı? Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın kaçışına yardım maksadı ile kendisine Rum pasaportu verilmedi mi? "Küçük Asya felaketi" diye meclis kararı alan Rumlar değil mi? EOKA'cılara şeref madalyası veren Rumlar değil mi? Orams kararını alan ATAD yargıcına EOKA şeref madalyası verilmedi mi? Dünyanın gözleri önünde Kıbrıs Türklerine soykırım yapılmadı mı? O halde bu gerçekleri görmezden gelen tarafların özdeki niyetleri nedir iyi idrak etmek lazım değil midir?  Bu siyasi taraflılığın öz niyeti nedir düşünmek gerekmez mi? 


Netice itibarıyla geldiğimiz süreç oldukça kritik ve karanlıktır. Türk milletinin çok dikkatli olması, her söylenen söze,demece, köşe yazısına,habere kısaca bilgi, belge, doktrin ve görüşlere inanmaması lazımdır. Halkımızın ordusunu hor görmesi, güvensizlik duyması için yapılan onca propogandanın özdeki niyeti Türk milletini parçalamak ve bu ortamla Devletin temel yapı taşlarını ortadan kaldırarak bizi geçmişin sinsi planlarına hapsetmektir. Tabiki de Gavurun ekmeğini yiyenler gavurun kılıcını sallayacaklardır. Ancak Nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilenler unutmasınlar ki  rüzgar eken fırtına biçer! Anlayana...

Yorumlar (0)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing