EURO
1
  • EURALL
    95.55 0.29%
  • EURTRY
    53.47 0.15%
  • EURMKD
    61.63 -0.05%
  • EURRSD
    117.38 -0.03%
  • EURUSD
    1.16 0.16%
  • EURGBP
    0.87 0.05%
  • EURCHF
    0.92 -0.04%
  • EURSEK
    10.88 -0.25%
  • EURAUD
    1.63 0.15%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.
7 Haziran 2026 Kosova Erken Genel Seçimleri
00
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye

Fahri Tuna

Fahri Tuna
29 Mart 2010, 10:44

0 dk

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman kalbur saman içinde Taraklı diye bir kasaba varmış. Taraklı'da yaşayanlar bu dünyada mı öbür dünyada mı, bu çağda mı geçmiş çağda mı, bu ülkede mi başka ülkede mi yaşadığını pek de bilmeden ve de düşünmeden yaşarlarmış. Derken günlerden bir gün Serkan ve izzettin adlı iki kafadar, bilgisayar adı verilen tuhaf bir aletle meşgulken, gökyüzünden mi desem yer yüzünden mi desem, ötelerden mi desem berilerden mi desem, Türklerden mi desem ecnebilerden mi desem bir yerden bir ileti almışlar. İleti (e-posta) akıllara durgunluk verecek cinstenmiş; masal gibi bir mesajı varmış. Aynen şöyle diyormuş:

DİMİTRİS PARDON ENVER BEYDEN MESAJ VAR

"Sayin Bay/Bayanlar İlk evvela hepinizden Turkçem zayif olduğu icin ozur dilerim . Size guzel bir masal gibi hakikat anlatmak isterim. 1955 senesinde sizin o zamanlar Tarakli koyunuzde Ataturkun tanimis oldugu Meliha Taner adinda bir Ogretmen vardi, o benim rahmetli annemdi . Onun kocasi da sizin Koyunuzde doktorluk yapan Yorgo isminde Doktor Ciropulos vardi.  Siz onu Doktor Turgut Bey diye tanıyorsunuz. Sonra Annem öldü babam da istanbula tasindi ve Adalar Belediye doktoru oldu. Eger o zamanlar onlari taniyan bir kisi varsa lutfen 54 sene sonra onunla kavusmak ve konusmak isterdim. Ben senelerce Istanbulda buyuyup sonra Yunanistanin Atina sehrine geldim . Size tesekkur ederim Sevgi ve saygilarimla Dimitris Ciropulos". Evet; Dimitris'in deyimiyle "güzel bir masal gibi hakikat"le karşı karşıya kalmışlar; bu masalı bu hikâyeyi araştırmış Faruk Serkan Yılmaz. Biz de sizler adına Faruk Serkan Yılmaz'la işin aslını konuştuk.(1)


HERŞEY ENVER'İN PARDON DİMİTRİS'İN E-POSTASIYLA BAŞLADI

Faruk Serkan Yılmaz; öncelikle seni bir tanıyabilir miyiz?
1983 Taraklı doğumluyum. Süleyman Demirel Üniversitesi Muhasebe bölümünden mezun oldum. Bizim Sakarya Gazetesi Taraklı temsilcisi ve köşe yazarıyım. www.tarakliajans.com adlı internet sitesinde köşe yazdım ve haber editörlüğü yaptım. Kuyu dergisi ve Bizim Sakarya gazetesinde şiirlerim yayımlandı.

Son bir yıl içinde Taraklı bir şehir efsanesi ile çalkalanıyor; güya Rum bir doktor yıllar önce Müslüman kimliği ile Taraklı'da doktorluk yapmış, Müslüman isimli çocukları yıllar sonra Rum kimliği ile ortaya çıkmışlar. Bu başarılı haberciliği ortaya çıkaran kişi de senmişsin. Öncelikle seni kutluyoruz. Serkan kardeşim; bu haberin aslı nedir?
2009 yılı Nisan ayı başlarıydı sanırım. Benim gibi gazetecilik yapan ve internette Taraklı Ajans'ta birlikte çalıştığımız İzzettin kömürcü ile haber yaparken, sitemizin iletişim bölümüne bir mesaj geldi. Mesajda bozuk Türkçesiyle Dimitris Ciropulos adlı bir Yunanlı, 54 yıl önce Taraklı'da doğduğunu, babasının o tarihte Taraklı'da hükümet tabipliği yapan Yorgo adında bir doktor olduğunu, annesinin de - özellikle belirtiyorum - Atatürk'ün tanıdığı Meliha Taner isimli bir öğretmen olduğunu ve annesinin Taraklı'da öğretmenlik yaparken vefat ettiğini yazıyordu. 



HERKES CİROPULOSLARI EVİNE DAVET EDİYOR

İlk tepkiniz nasıl oldu?
Önce şaşırdık, İzzettin ağbi pek de önemsemedi. Ancak Dimitris Ciropulos, Taraklı'da annesini ve babasını tanıyanların çıkması durumunda, bir gün onlarla tanışmak ve kucaklaşmak istediğini söylüyordu. Bu yüzden ilgisiz kalamayacağımı düşündüm. Bu mesajı internet sitemizde haberleştirme kararı aldık. Ve Dimitris Ciripulos'un tam da mesajında kullandığı "Masal Gibi Hakikat" cümlesini haberin başlığı yaparak mesajı yayımladık.

Okurlarınızdan bu ilginç habere ilk tepkiler neler oldu?
Haber Taraklı'da büyük ilgi çekti. İnternette haberin olduğu sayfa adeta yorum yağmuruna tutuldu. Doktor Yorgo'yu ve Meliha Öğretmeni tanıyan-tanımayan herkes haberin yarattığı heyecan ve hadisenin ilginçliği karşısında, yorum atıyordu. Meselâ "zaten Yunanlılarla çok ortak yönümüz, birbirimize çok benziyoruz" tarzında yorumlar geliyordu. Ve yorum yazan hemen herkes Ciropulos Ailesini kendi evinde ağırlayabileceğini yazıyordu.

Nasıl bir araştırma içine girdiniz?
Habere gelen yorumlardan sağlıklı bir sonucun çıkartılamayacağı düşüncesiyle ve internetten uzak olan ihtiyarlarımızdan daha sağlıklı bilgilerin alınabileceği ihtimali beni "derinden bir araştırma" yapmaya sevk etti. Bir sabah namazı sonrasında - tâbiri caizse - yaşlı avına çıkmıştım. 95 yaşındaki Pepe Muzaffer Amcayla, daha sonra rahmetli olan Ayakkabıcı Osman Amcayla, muayenehanesinde Doktor Turgut Beye hizmetli olarak çalışmış olan 80 yaşlarındaki Çolak Saadettin Amcayla, Meliha öğretmenin öğrencilerinden Kaymaz Hayrettin Amcayla görüşmeler gerçekleştirdim. İhtiyarların hafızalarını zorlamak kolay olmadı ama, Ciropulos Ailesine dair yaşanmışlıklar netleşmeye başlamıştı. Sayısı Onu aşan büyüklerimle konu üzerinde araştırmalar yaptım. Araştırmalarıma göre 1950'lerde böyle bir doktor-öğretmen ailesi Taraklı'da yaşamıştı.



TÜRK EŞİNİN PEŞİNDEN SÜRÜKLENEN
KARASEVDALI DOKTOR YORGO

Serkan Bey ödüle değer bir araştırma yapmışsınız? Size "Masal Gibi Hakikat" olan Dr.Turgut - Dr. Yorgo efsanesinin gerçeğini sormak istiyorum. Taraklı'nın altını üstüne getiren bu konunun aslı nedir gerçekten?
Dimitris'in mesajı ve araştırmalarım neticesinde şu bilgilere ulaştım: Evet, 1950'lerin başında - muhtemelen de 1951'de - Taraklı'ya Turgut Taner adına bir hükümet tabibi tayin olur. Eşi öğretmendir ve Meliha Taner'dir. Aile İstanbulludur. Turgut bey, Meliha öğretmene aşıktır, Meliha öğretmen ise mesleğine aşıktır, Meliha öğretmenin peşinden Taraklı'ya gelip yerleşmiştir. Meliha öğretmen, bugün Taraklı Kültürevi olarak kullanılan o günün Taraklı İlkokulu'nda göreve başlar. Taraklı halkı onları mutlu bir çift olarak hatırlamaktadır. İlk çocukları yani kızları  Ahter 1952'de Taraklı'da doğar. 1954'de ise ikiz çocukları olur ve isimlerini Ayfer ve Enver koyarlar. İkizlerin doğumundan kısa süre sonra Meliha öğretmen, halkın tâbiriyle "ince hastalık"tan yani veremden vefat eder. Taraklılıların da katılımıyla Meliha Hocahanımın naaşı İstanbul'da Karacaahmet Mezarlığına defnedilir. Taraklı Hükümet Tabibi olan Dr. Turgut Taner ise, yeni yaptırtmış olduğu evini de bırakıp Adalar Hükümet Tabibi göreviyle İstanbul'a tayin olur. 

Doktor Turgut Taner ve Öğretmen Meliha Taner, kişilik-mizaç açısından halen Taraklıda nasıl birer kişi olarak hatırlanmaktadırlar?
Doktor Turgut Bey, o dönemin şartlarında çok iyi bir doktor olmasının yanında, iyi de bir insandır. Özel muayenehanesinde, parası olmayan Taraklılara her türlü kolaylığı sağlayan, çoğu zaman para almayan, Hipokrat yeminine sadık bir doktor olarak hatırlanmaktadır. Hatta bir amcamızın anlatımına göre şimdiki makinelerin (ultrason vs.) koyamadığı teşhisi, ta o yıllarda hastalara bakmasıyla koyabilen bir hekimdir. Meliha Öğretmen ise, şefkati ve idealistliğiyle öğrencilerinin hâlâ hafızalarındadır. Atatürk'e ve Atatürk devrimlerine bağlılığıyla hatırlanan Meliha Öğretmen, öğrencilerine Rus Bolşevizmini yeren şiirler yanında Türk Milliyetçiliğine yönelik şiirler de ezberletecektir. Hatta bu şiirler öğrencisi Hayrettin Kaymaz'ın  90 yaşındaki annesin de hafızasında hâlâ kalacaktır.   

AHTER, AYFER, ENVER Mİ ?
ANNA, NİKİ, DİMİTRİS Mİ?

Doktor Turgut Beyin Rumluluğu meselesi nedir?
Evet, Doktor Turgut Bey, Rum'dur. Asıl adı da Yorgo'dur. İstanbul'da hekimdir. Yorgo bey, Meliha Hanımı - muhtemelen - İstanbul'da öğretmen mektebinde öğrenim görürken tanır ve aşık olur. Meliha hanım, doktor Yorgo'nun izdivaç teklifini ancak "Müslüman olması şartı" ile kabul eder. Doktor Yorgo da bunun üzerine kelime-i şehadet getirerek Turgut adını alır ve evlenirler. Sonra Taraklı'ya tayinleri çıkar. Sonrası zaten mâlum.

1950'lerin Taraklısında Doktor Turgut Beyin Rum asıllı olup Müslümanlığı seçtiği bilinmekte midir?
 Evet, az da olsa bilinmektedir. Fakat bu durum Taraklı halkınca çok da olağanüstü bir durum olarak karşılanmamıştır. Zaten Turgut Bey de hâl ve hareketleriyle bunu hiç de hissettirmemiştir. O artık Türk'tür. Hatta o artık adeta Taraklılıdır. Sanırım yarım yüzyıldır hafızalardan silinmemesinin nedeni de budur.

Peki Dimitris, Anna, Niki kimdir?
Araştırmaların sonucu öğrendiğime göre; Doktor Turgut Bey, Adalara Hükümet Tabibi olarak yerleşince, Meliha Hanımdan sonra, bu kez bir Rum kızıyla evlenir. Meliha-Turgut Taner çiftinin Taraklı'da doğan çocukları Ahter, Ayfer ve Enver'in isimleri de - sırasıyla - Anna, Niki ve Dimitris olarak değiştirilir.

"SEVGİNİN SINIR TANIMAZLIĞINI GÖRÜYORUZ"

Bu çocuklar şu an nerede yaşamaktadırlar ve ne yapmaktadırlar?
Taraklılıların "Enver" adıyla hatırladıkları Dimitris'le yaptığım yazışmalardan ve telefon görüşmelerinden öğrendiğime göre; üç kardeş de sağdır ve üçü de Atina'da yaşamaktadırlar. Dimitris Bey, Atina'da bir seyahat acentesinde çalışmaktadır.  

Yaptığınız görüşme ve edindiğiniz izlenimlere göre Dimitris, Anna, Niki'nin Taraklı ile ilgili duygu ve düşünceleri nelerdir?
İlk yayımladığımız haber ve daha sonra Taraklılılarla yaptığım söyleşinin yayımlanmasından sonra, üç kardeş de Taraklı halkının kendilerine gösterdikleri sevgi dolu sözler ve yakın ilgiden çok etkilendiklerini söylediler. Hatta özellikle Anna ve Niki, titreyen sesleriyle "bir haftadan beri ağlamaktan gözlerinin şiştiğini", ilk fırsatta da Taraklı'ya gelip anne ve babalarının dostlarıyla kucaklaşıp hasret gidermek istediklerini söylediler. Hatta 2009 Eylül ayında Taraklı'ya gelmeyi programladıklarını söyledilerse de her nedense bu ziyaret gerçekleşmedi. Bu arada beni de defalarca Atina'ya davet ettiler. Henüz bana da gitmek nasip olmadı.

Evet; masal gibi ama gerçek bir hikâye ile karşı karşıyayız. Bu konuda son olarak söyleyeceğin?
Ben sevginin tüketilemeyecek bir duygu olduğunu ve belki de kâinatın sevgi üzerine kurulduğunu bu olayla da anlamış oldum. Meliha Hanım ve Turgut Taner arasındaki sevginin sınır tanımazlığını ve bugün bile geride bıraktığı sınır ötesindeki çocukların bizi sevmesini ve bizim de her nasılsa onları sevdiğimizi gördüm, hissettim.


ÖĞRENCİSİ HATİCE TUNCA:
" ÇOK HATIRNAZ BİR ÖĞRETMENDİ"

"Meliha öğretmen benim ilkokul 1 ve 2'de öğretmenimdi. Zannederim beni 1954 ve 1955de okuttu. Çok hatırnaz, çok iyi bir öğretmenimizdi. 30-35 yaşlarında, orta boylu, yuvarlak taslak yüzlü, zayıfça, kısa dalgalı küt saçlı bir öğretmenimizdi. Bizler onu çok sever, yaklaşmak isterdik, o bizi pek yanına yaklaştırmazdı. Eşi Turgut bey de hükümet doktoruydu. İki kız biri erkek üç çocukları vardı. Bakıcıları da halamın kaynanası Dariye Nineydi. Meliha öğretmenimiz ince hastalıktan vefat edince, Başöğretmenimiz Recep Çiçek Cambaz, hepimizi evin önüne cenaze törenine getirmişti. Törenden sonra da cenazeyi İstanbul'a uğurlamıştık. Çok şiir ezberletirdi bize. Bana 10 kasım şiirini o ezberletmişti. Eşi doktor Turgut bey de çok iyi bir insandı. Ben küçükken zatürre geçirmiştim, babam Turgut beyi eve getirdi, muayene, iğne, ilaç verdi. Babamın ısrarlarına rağmen para almadı, babam da bal vermişti." (2)
 


EMEKLİ METEOROLİ MEMURU ALİ TUNCA:
"NEŞELİ, ŞAKACI, HERKESE TAKILAN BİR DOKTORDU"

"Doktor Turgut Bey Taraklı'da görev yaptığında ben 14-15 yaşlarındaydım. O da 40-45 yaşlarındaydı. O günün şartlarında çok ileri bir doktordu. Nalbant İbrahim'in elini at ısırmıştı, Doktor Turgut Bey dikmişti mesela. Hastalarından kolay kolay ücret almazdı. Fakir babasıydı yani.  Neşeli, şakacı biriydi, herkese takılırdı. O zamanlar Tarkalı'da kapı önlerinde mangal yakmak et kızartmak meşhurdu. Turgut Bey de sık sık mangal yapardı. Turgut Beyi herkese faydası olan iyi bir insan olarak hatırlarız Taraklılılar olarak." (3)  



HAFIZ ALİ SARAÇ:
"TARAKLI SUYU MİDE HASTALIĞI VE KİREÇLENME YAPAR DEDİYDİ"

"Ben 1950'de Yunuspaşa Camiine müezzin oldum. Doktor Turgut Bey de 1951'de Taraklı'ya hükümet tabibi olarak geldi. Hamit Çavuşun alt katı onun muayenehanesiydi. Turgut Bey, çok sevecen, insana yakın, dobra dobra  biriydi. Yalan dolan bilmezdi. Çok cana yakın, şakacıydı. Parası olmayandan da muayene parası almazdı. Benim dostumdu, namaz sonraları beni muayenesine çay içmeye çağırırdı. O zamanlar çok az Taraklılı onun Rum kökenli olduğunu, Müslüman bir öğretmene aşık olup peşinden Taraklı'ya geldiğini bilirdi. Üç çocukları vardı. 4-5 sene filân ya kaldılar ya kalmadılar. Bir gün yine çay içmeye çağırdı. Elinde iki şişe su vardı. Hem Taraklı'nın hem de Göynük'ün sularını Ankara'ya göndermiş, "Taraklı suyu çok kireçli, mide hastalığı ve kireçlenme yapar, Göynük suyu da guatr yapar" dediydi. Üzerinden 50-55 sene geçti, hakikaten de dedikleri aynen çıktı Turgut Beyin. Hanımı burada genç yaşta ince hastalıktan yani veremden vefat etmişti. 5-6 ay sonra Turgut Bey Adalar'a tayin oldu, duyduk ki adı Yorgo Bocanos olmuş." (4) 


ODACISI SAADETTİN KAYNAK:
"ADININ YORGO OLDUĞUNU ANCAK 5-10 KİŞİ BİLİRDİK"

"O çocuk (Dimitris) benim omuzlarımdan inmezdi. Duyuşumuza göre doktor beyin annesi Türk,  babası Rum'du. Taraklı'da onu herkes Turgut doktor diye tanırdı. Adının Yorgo olduğunu Taraklı'da ancak 5-10 kişi bilirdik. Ve herkes tarafından sevilen biriydi. Çok iyi bir doktordu. Bir teşhis koysun, şimdiki makinelerde de (ultrason) aynı sonuç çıkardı. Kimseyi gücendirmezdi. Bu memlekete iyiliği var, kötülüğü yok. Benden bir emanet yollamıştı annesine. Annesi de İstanbul/Cihangir'de otururdu" diyor. Turgut Doktor'un eşi ince hastalığa yakalandı. 1955 yılında vefat etti. Taraklı'yı severdi. Belki de eşinin ölümü yüzünden Taraklı'yı terk etti. Kadıköy'de Uzunhafız Sokak'ta evleri vardı. Üst katını ev olarak, alt katını da muayenehane olarak kullanırdı. Bir seferinde üvey karısı (ikinci karısı) açtı kapıyı. O kadınla ilk karşılaşmamdı bu. İşte o zaman gözlerim dolmuştu".(5)

----
1)    Faruk Serkan Yılmaz'la 13.43.2010 tarihinde Taraklı Han Sofrasında yaptığımız söyleşide anlattıkları,
2)    Hatice Tunca, 1947 Taraklı doğumlu, ilkokul mezunu, evli 2 çocuk annesi, 14.3.2010 tarihinde Taraklı'daki evinde yaptığımız sohbette anlattıklarından,
3)    Ali Tunca, 1940 Taraklı doğumlu, ilkokul mezunu, evli 2 çocuk babası, 14.3.2010 tarihinde Taraklı'daki evinde yaptığımız sohbette anlattıklarından,
4)    Hafız Ali Saraç, 1933 Taraklı doğumlu,ilkokul mezunu, evli üç çocuk babası, emekli imam, 13.3.2010 tarihinde Taraklı Yunuspaşa Camiinde yaptığımız sohbette anlattıklarından.
5)    http://www.tarakliajans.com/default.asp?NetPaper.ANKAmedya=NEWS&NEWS_CODE=4587&HABER=Ciropulos_Ailesinin_Taraklida_Biraktigi_Anilar,

 

Yorumlar (0)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing