(Mufassal haber: M.Tevfik Yücesoy)
Prijedor’da savaş sırasında öldürülen 29 aile ferdinin naaşlarını bulmak için Fikret Bačić’in verdiği mücadele 33 yıldır sürüyor. Yıllar geçiyor, tanıklar hayatını kaybediyor; ancak kayıp yakınlarının aileleri hâlâ umut ve acı arasında yaşamaya devam ediyor. Tüm zorluklara rağmen Bačić, sevdiklerini aramaktan vazgeçmiyor.
“En yakınlarımın naaşlarını arayışım 33 yıldır devam ediyor ve sağlığım ile ömrüm el verdiği sürece de sürecek” diyen Bačić, bugün hâlâ ailesinden tek bir kemiğe bile ulaşamadığını, bu yüzden onları insan onuruna yakışır şekilde defnedemediğini söylüyor.
Bir Ailenin Yok Oluşu
25 Temmuz 1992’de Prijedor yakınlarındaki Zecovi köyünde ailesinin tamamı öldürüldü. Sırp Cumhuriyeti Ordusu (VRS) mensupları tarafından gerçekleştirilen katliamda Bačić ailesinden 29 kişi hayatını kaybetti.
Öldürülenler arasında eşi, annesi, kardeşi, kardeşinin çocukları ve kendi çocukları da vardı. Oğlu Nermin sadece 12 yaşındaydı. Kızı Nermina ise ondan altı yaş küçüktü. İki yaşındaki yeğeni Ernest de katledilenler arasındaydı.
“Bizi Bir An Olsun Anlamaya Çalışsınlar”
Bačić, toplu mezarların yerini bilenlerin, yıllardır kayıp yakınlarını arayan ailelerin yaşadığı acıyı anlamaya çalışması gerektiğini söylüyor:
“Komşularımıza ve bildiğine inandığım herkese sesleniyorum: Kendinizi bizim yerimize koyun. Bosna-Hersek’te hâlâ yaklaşık 7.650 kişinin naaşı aranıyor. Otuz yılı aşkın bir süre boyunca cevapsız yaşamanın ne demek olduğunu düşünsünler.”
Mezarların yerini bildiği hâlde susanlara yönelik sözleri ise oldukça ağır:
“Allah’tan diliyorum ki mezarların yerini bilenlere, gerçeği açıklayana kadar huzur vermesin. Biz sadece her insanın sahip olduğu bir hakkı istiyoruz: Ölülerimizi bulmak ve onları onurlu bir şekilde toprağa vermek.”
Prijedor 1992: Beyaz Bantlar ve Katliamlar
Bačić, 1992 yılında Prijedor’da Boşnak ve Hırvat sivillere karşı işlenen suçların boyutunu da hatırlatıyor:
“Her Boşnak ve Hırvat beyaz bant takmaya zorlandı. Bu, insanların işaretlenmesi anlamına geliyordu. Böylece herhangi biri onları durdurabilir, aşağılayabilir, götürebilir ya da öldürebilirdi.”
Bu politikanın sonucu olarak Prijedor bölgesinde 3.176 Boşnak ve Hırvat sivil öldürüldü.
Boşnak ve Hırvatlar evlerinden sürüldü, toplama kamplarına götürüldü, işkence gördü, tecavüze uğradı ve öldürüldü. Bačić, uzun yıllar boyunca birçok suçun cezasız kaldığını da vurguluyor.
“Her Kazı Yeni Bir Umut ve Yeni Bir Yıkım”
Bačić bugün de gizli toplu mezarların bulunması için yapılan çalışmalara katılıyor. Her yeni ihbar onda umut uyandırıyor; ancak çoğu zaman sonuç hayal kırıklığı oluyor.
Yaklaşık iki hafta önce olası bir mezar alanında yapılan kazının da sonuçsuz kaldığını belirtiyor:
“Kazılar başladığında sevdiklerimi bulabileceğime dair umut doğuyor. Fakat bilginin yanlış olduğu ortaya çıktığında sanki bedenimden ve ruhumdan bir parça kopuyor. Haftalarca kendime gelemiyorum.”
Gerçeği Kimler Biliyor?
Bačić’e göre toplu mezarların yerini en iyi bilenler, savaş dönemindeki kriz masalarında görev yapan yetkililer ve bölgede faaliyet gösteren silahlı birliklerin mensupları.
Yıllar boyunca bilgi almak için para ödediğini ancak verilen bilgilerin çoğunun yanlış çıktığını söylüyor. Kurumların bazı isimleri bildiğini ancak gerçeğin ortaya çıkarılması için yeterince çaba gösterilmediğini düşünüyor.
Buna rağmen umudunu kaybetmiyor:
“Sağlığım yerinde olduğu sürece aramaya devam edeceğim. Zaman bizim düşmanımız. Bir de gerçeği bildiği hâlde susanlar var.”
Son Veda
Bačić’in hafızasında ailesiyle son vedası hâlâ canlı:
“4 Şubat 1992’de çalışmak için Almanya’ya giderken ailem beni evimizin merdivenlerinden uğurladı. Bana iyi yolculuklar dilediler. Birkaç ay sonra yaşanacaklardan hiçbirimiz haberdar değildik.”
Yetkililere Çağrı
Bačić, yerel ve devlet düzeyindeki tüm yetkililere çağrıda bulunuyor:
“Belediye yönetimine, belediye başkanına, meclis başkanına, soruşturma makamlarına ve tüm devlet görevlilerine sesleniyorum: Gerçeği söyleyin ve toplu mezarların bulunmasına yardımcı olun. Gençlerin burada kalabileceği, çalışabileceği ve onurlu bir hayat sürebileceği bir gelecek inşa etmeliyiz. Ancak hakikat ve adalet olmadan bu mümkün değildir.”
Fikret Bačić için bu arayış sadece kayıp yakınlarını bulma mücadelesi değil; 33 yıldır taşıdığı bir özlem, bir adalet arayışı ve insan onuruna yakışır bir veda hakkı mücadelesidir. Yaşadığı sürece de bu mücadeleden vazgeçmeyeceğini söylüyor.