EURO
1
  • EURALL
    95.55 0.29%
  • EURTRY
    53.47 0.15%
  • EURMKD
    61.63 -0.05%
  • EURRSD
    117.38 -0.03%
  • EURUSD
    1.16 0.16%
  • EURGBP
    0.87 0.05%
  • EURCHF
    0.92 -0.04%
  • EURSEK
    10.88 -0.25%
  • EURAUD
    1.63 0.15%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.
7 Haziran 2026 Kosova Erken Genel Seçimleri
00
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye

Gani Müjde 'Atavatanı' Kosova'yı Yazdı

Gani Müjde 'Atavatanı' Kosova'yı Yazdı
2 Ocak 2012, 10:08

0 dk

Yapımcı ve senarist Gani Müjde, ailesinin göç ettiği Kosova'yı ilk kez 'henüz' Yugoslavya'nın bir parçasıyken görmüş. Ardından iki seyahat daha yapmış ata topraklarına. Gani Müjde, 'Avrupa'nın ortasındaki Anadolu'yu AKŞAM PAZAR okurları için yazdı.


Bin atlı, o gün çocuklar gibi şendiler Kosova Ovası'nın bu en güzel kentine geldiklerinde.
Osmanlı Ordusu, Namazgah'ta namazını kılıp şehre girdiğinde yüzyıllar sürecek bir barış ve bereket tohumunu da ekivermişti Kosova Ovası'na. 


Herkes dininde ve dilinde serbest olacaktı.


Evlad-ı Fatihan, yeşillikler içinde sıcak ve huzurlu yuvasını bulmuştu... 


İçinden her Avrupa kentinden olduğu gibi bir akarsu geçiyordu ve hala Osmanlı kokan bu şehrin adı Prizren'di.


Ve yazarınız, 'cennet kuşu Gani Müjde' burada yüzyıllardır kök salan bir çınarın, rüzgarla uzaklara savrulmuş bir yaprağı idi... 


***
Defalarca gittim Avrupa'nın ortasındaki bu Anadolu'ya...


İlk gidişimde henüz ortaokul öğrencisiydim. 


Aksaray'dan aksıra tıksıra yola koyulan bir otobüsün valizlerinden daha hafif çeken yolcularıydık.
Babam Türkiye'de emekli olmuştu ve emekli ikramiyesiyle sanırım orada kalan eşe dosta biraz da hava atmak için; yıllarca yaşadığı, askerliğini yaptığı, evlendiği, üç çocuğunun doğduğu (Ben, made in Turkey'im) ve sonra bir kofer (bavul) ile yola koyulup anavatana kapağı attıktan sonra bir daha arkasına bakmadığı topraklardaydı ilk kez.


Babam, annem, ben ve küçük ablam, doğruca annemin genç kızlığını yaşadığı ve evlendiği Raalin Mahallesi'ndeki evlerine gittik.


Geniş avluda bir bayram havasını yaşadım, o güne dek çok az gördüğüm akrabalarımla.
Hasret günlerce gözyaşı oldu aktı potoklardan (evlerin önündeki küçük su kanalları).
Yazdı... 


Şimşir ağaçlarının kokusu Bistrica'nın sıcaktan buharlaşan sularıyla kaynaşıyor, tüm şehir taze kesilmiş ot kokusuyla sarmalanıyordu. 


Bir de bisiklet verdiler bana. Gezmediğim, adım atmadığım sokak kalmadı, bakımlı ve geniş şehirde.

İstanbul'da bulamadığımız, lüks saydığımız her şey onların evlerinde sıradan bir eşyaydı aslında.
Renkli televizyonu ilk orada gördüm.

Her evin otomobili vardı ve elektrik süpürgesi sıradan bir ev aletiydi.

Her bayram, yaşayan tüm toplulukların bayrakları asılıyordu meydanlara.

Arnavutluk bayrağı, Türk bayrağı, Yugoslavya bayrağı ve Komünist Partisi'nin bayrağı.

Gündüzleri bisikletimle tüm şehri turluyor, nehirde yüzüyor, akrabalarımın dükkanlarına ve evlerine uğruyor, gece olunca da her gece başka bir akrabamızın evinde kurulan uzun içki sofralarının ucuna ilişiyordum.

Komünist Parti'ye yakınlığı sayesinde önemli mevkilere gelmiş olan dayım, sıcacık gülümsemesiyle sabah hepimizden önce kalkmış kahvaltı sofrasının ucuna ilişmiş oluyordu her seferinde.

Fırınlardan çıkan 'pofuduk topli'ler (bir çeşit ekmek) ellerle koparıldıklarında içinden çıkan buhar avlunun içinden dans ederek uzaklaşıyordu gökyüzüne doğru. 


Yıllar sonra arabamla yeniden gittiğimde dayım yoktu artık.

Ama en az onlar kadar sevdiğim bir dolu akrabam yaşıyordu.

Ve savaş acı yüzüyle kabus gibi çökmüştü insanların üzerine.

Sınıflar ve halklar arasına kara kedi girmişti.

Eskiden 'Yetiş ey gamze yetiş imdade' diye haykırılan sofralar yeniden kuruluyordu akşamları ama bu kez kim Türk, kim Sırp, kim Arnavut yazdırdı kendisini nüfus kayıtlarında tartışması yapılıyordu.

Dayımın çok sevdiğimiz küçük oğlu Nadi Ağabey, hastalıklarla boğuşuyor ama gene de oğlunun düğününde neşemizi bozmamaya çalışıyorduk.

Sinan Paşa Camii'nden gene ezanlar yükseliyordu ama eskisi gibi akmıyordu Bistrica.

Yugoslavya dağılmış, Sırbistan'da kalmıştı Kosova ama özerk olmak istiyordu.

Sırplar ise 'yüzyıllardır bizim olan toprakları niye size veriyoruz' derdindeydiler.

Kentteki gerginliği geride bırakıp İstanbul'a dönmüştüm ama aklım oradaki dostlarımda kalmıştı.

***

Yıllar sonra Kültür Bakanlığı'nın bir etkinliği için tekrar yola düştüğümde Bağımsız Kosova devletinin topraklarına değmişti uçağın tekerlekleri.

Sırplar çekilmiş, ortak bir din kültürüyle birbirine zaten bağlı olan Türkler ve Arnavutlar da birlikte yaşamanın ortak yolunu bulmuşlardı.

Kosova Türk Partisi'nin milletvekilleri, Kültür Derneği'nin temsilcileri ağırladılar bizi.

Dayımdan sonra, dayımın oğlunu da kaybetmiştik geçen zaman içinde.

Ama ana evimizdi orası. İnsanı İstanbul'da yaşıyor olmaktan dolayı utandıran bir konukseverlikle ağırlandık yine de.

Evin tüm gelinleri hasta olan eşimin başında günlerce nöbet tuttular. Her gün tüm sıkıntılarını aşıp yüzümüzü güldürecek ziyafet sofraları hazırlandı.


Bilmediğimiz, uzak olduğumuz bir geniş aile sıcaklığı vardı her tarafta.

Sinan Paşa Camii, Taş Köprü ve babamın tüm gençliğini geçirdiği Şadırvan Meydanı'nı arkamda bırakıp yeniden İstanbul'a dönerken daha huzurluydum artık.


Avrupa'nın ortasındaki Anadolu'da yeniden huzur hakim olmuştu.
 

Yorumlar (0)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing