"Geçmişe ve Geleceğe Yolculuk"
0 dk
Prizren'de düzenlenen Türk Sinema Haftası'na misafir olarak gelen değerli sanatçı Zülfü Livaneli Vatan gazetesindeki bugünkü köşesinde Prizren'e yer vermiş. Yazar Kosova deneyimlerini köşesinden aktarmaya devam edecek.
Bu ilk yazısını sizlerle paylaşıyoruz.
Geçmişe ve Geleceğe Yolculuk
Hem yüz yıl öncesine geri dönmek hem de geleceğe uzanmak ister misiniz?
Eğer isterseniz kolayı var. Hemen Priştine'ye giden bir THY uçağına binin, yaklaşık bir saat uçtuktan sonra karayoluyla Prizren'e geçin. Burada sizi bir Osmanlı dünyası karşılayacak. Mimar Sinan'ın şaheserlerinden biri olan Sinan Paşa Camii, Namazgâh, tarihi Şadırvan, Taşköprü, Bayraklı Camii, medreseler, hamamlar ve o dönemin sevimli dilini konuşan Türkler. Elden giden Rumeli'nin feryadını duyuran türküler, menkıbeler, masallar, tekerlemeler.
***
Kosova Meydan Savaşı'nda hayatını kaybeden Sultan Murad-ı Hüdavendigâr'ın altı yüz yıldır koca bir çınarın altında bekleyen türbesi. Ve bu türbede yüz bin kişiyle namaz kılan Sultan Mehmet Reşad'ın anıları, Fatih Sultan Mehmed'in Rumeli'ye vuran gölgesi. Kendilerini hâlâ Sultan Murad'la Lazar arasındaki savaşta hisseden, altı yüz yıl hükmettiği topraklarda gurbetçi durumuna düşmüş bir avuç Türk. Üstelik tarihte yaşayanlar sadece Türkler de değil Sırplar, Arnavutlar, Boşnaklar, Hırvatlar, Karadağlılar, Slovenler, Makedonlar, Goralılar, Pomaklar, yani zamanında Tito'nun bir araya getirip ulus yaratmaya çalıştığı ve kanlı savaşlardan sonra yedi parçaya bölünmüş Yugoslavya halkı.
Sanki insanlar Komünizm dönemini, II. Dünya Savaşı'nı unutmuş, tarihin derinliklerine, din kavgalarına ve yüzyıllar öncesine dönmüş. Zaten bu topraklarda din ve milliyet iç içe geçmiş. Bu yüzden Prizren'de Ramazan, çocukluğumuzdan hatırladığımız bir bayram sevinciyle kutlanıyor. Genç yaşlı demeden herkes oruç tutuyor. İftardan sonra meydanları doldurup, gülerek eğlenerek sahuru bekliyor. Hepsi güler yüzlü, şakacı, açık fikirli. Bazı İslam ülkelerinde görüldüğü ve bizde de ortaya çıktığı gibi, dinin bir tehdit havası yok. Öfke dolu suratlar görmüyor, cihat çağrısı yapan gözlerle karşılaşmıyorsunuz. Zaten bu yüzden çocukluğumuzun Ramazanları gibi diyorum. Türkiye'de de din, siyasallaşmadan önce, Ramazanlarda böyle bir hoşgörü ve şefkat yayılırdı evlerden. İbadet Allah'la kul arasındaydı. Prizrenli Müslümanların bir özelliği de 30 dereceyi aşan sıcağa rağmen ter kokmamaları.
***
Onca yere gittim inanın bana ter kokan bir tek garsona, bir tek kişiye rastlamadım. Herkes hem dindar hem uygar, hem geleneksel hem çağdaş. Bunca tarih kokusu içinde Kosova aynı zamanda geleceği de kucaklamaya başlamış. Her yerde kablosuz internet bulmak mümkün. Gariplikler de yok değil tabii. İlk gözüme çarpan şey Osmanlı geleneğiyle iç içe girmiş olan Amerika etkisi. Siz hiç Bill Clinton Köftecisi, Marlboro Lokantası, Hemingway Kahvesi gördünüz mü?
Kosova'da bunların hepsi mevcut. Aslında bu ilginç ülkeye geliş nedenim, Dolunay Soysert'le birlikte Veda filminin gösterisine katılmak. Yani Rumeli'den gelen kurtarıcıyı, yıllar sonra Rumelililere izletmek. Bu ilginç ülkeyle ilgili izlenimlerimi yazmaya devam edeceğim.
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor