Boşnak âlim Hasan Kâfî Pruşçak’ın yaklaşık 430 yıl önce, 1596’da kaleme aldığı “Nizâmü’l-Âlem” (Dünyanın Düzenine Dair Hikmetlerin Temelleri) adlı eserinden seçilen bölümler, devlet yönetiminde akıl, adalet, liyakat, istişare ve samimiyetin önemine dikkat çekiyor.
İIN Preporod tarafından 2 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan “Önsöz Yerine” başlıklı seçkide, Pruşçak’ın yönetici ve danışmanlara yönelik tavsiyeleri aktarılıyor.
Eserde yer alan temel ifadelerden biri şöyle:
“Akıl gibi rehber, adalet gibi koruyucu, hakikat gibi kılıç ve samimiyet gibi yardımcı yoktur.”
Pruşçak, yöneticinin her görevi o konuda ehil ve liyakat sahibi kişilere vermesi gerektiğini vurguluyor. Bunun aksine hareket edilmesinin toplumda huzursuzluk ve düzensizliğe yol açacağını belirtiyor. Hz. Muhammed’in, bir göreve daha ehil bir kişi varken başka birinin getirilmesini ağır biçimde eleştiren hadisini de bu bağlamda aktarıyor.
Eserde, ehliyetsiz insanların önemli görevlere getirilmesinin toplum üzerindeki zararlarına dikkat çekilerek, “Kötüler yönetimi ele geçirdiğinde en iyiler zarar görür” anlamındaki hikmetli sözlere yer veriliyor.
İyi yönetici, iyi danışmanla tamamlanır
Pruşçak’ın üzerinde özellikle durduğu konulardan biri de danışman seçimi. Ona göre yöneticinin yanında bilgili, dürüst ve iyi bir danışmanın bulunması büyük önem taşıyor.
Eserde şu anlayış öne çıkarılıyor:
“Yöneticiye bakıp kim olduğunu sorma; danışmanının nasıl olduğuna bak.”
İskender’in uzun yıllar birlikte çalıştığı bir yardımcısıyla ilgili anlatılan kıssada da yöneticinin hatalarını hiçbir zaman dile getirmeyen bir danışmanın güvenilir olamayacağı ifade ediliyor. Çünkü danışman ya yöneticinin hatalarını fark etmiyorsa bilgisizdir ya da fark ettiği hâlde söylemiyorsa samimiyetsizdir.
Bu nedenle gerçek danışmanın, yöneticiyi sürekli öven değil, gerektiğinde doğruyu açıkça söyleyebilen kişi olması gerektiği vurgulanıyor.
İstişare, tek başına düşünmekten üstündür
Pruşçak, yönetimde istişarenin vazgeçilmezliğine de geniş yer ayırıyor. “Kendi görüşünde yalnız kalan kişinin gerçek bir görüşü yoktur” anlamındaki sözün ardından, istişarenin önemini anlatan çeşitli hikmetli ifadeler aktarılıyor.
Eserde, insanın kendi eksiklerini tek başına fark etmesinin güç olduğu belirtilerek şu benzetmeye yer veriliyor:
“Göz hem yakını hem uzağı görür; fakat kendisini ancak aynada görür.”
Bu anlayıştan hareketle, insanın kendi aklına ve bilgisine aşırı güvenmemesi, farklı tecrübe ve düşüncelerden yararlanması gerektiği ifade ediliyor.
Hz. Lokman’a atfedilen şu söz de aktarılıyor:
“Tecrübeli olana danış; o sana bedelini pahalıya ödediği tecrübeyi karşılıksız verir.”
Her danışman da doğru danışman değildir
Eserde, istişare yapılacak kişilerin seçimine de dikkat çekiliyor. Özellikle cimri, korkak ve açgözlü insanların önemli kararların alınmasında belirleyici olmaması gerektiği belirtiliyor. Çünkü bu kişilerin kendi karakter ve çıkarlarının, verecekleri tavsiyeleri etkileyebileceği ifade ediliyor.
Pruşçak’a göre planlamayı ve doğru karar almayı zorlaştıran unsurlar arasında ise çok fazla ve birbirinden farklı görüşün çatışması, danışmanlar arasındaki kıskançlık ve kişisel çıkarlar ile gerekli bilgiye sahip insanların kişisel sebeplerle danışmanlık yapmaktan uzak durması bulunuyor.
Adalet, ilim, ibadet ve cömertlik
Eserde dikkat çeken bir başka söz ise dünyanın düzenini dört temel unsur üzerine oturtuyor:
“Bu dünya dört unsur üzerinde durur: âlimlerin ilmi, yöneticilerin adaleti, iyilerin ibadeti ve cömertlerin cömertliği.”
Yöneticinin ağırbaşlı, yumuşak huylu, sabırlı ve güvenilir olması gerektiği belirtilirken, duyduğu bir haber üzerine insanları hemen cezalandırmaması konusunda da uyarıda bulunuluyor.
Gücün azalmasının işaretleri
Pruşçak, yöneticinin gücünün ve yönetimdeki etkinliğinin zayıflamasının bazı belirtilerini de sıralıyor. Bunlar arasında tecrübesiz ve sonuçlarını düşünmeyen kişileri danışman olarak seçmek, yakınlarına haksızlık etmek, gelir-gider dengesinin bozulması, atama ve görevden almalarda akıl yerine duygularla hareket etmek ve âlimlerin tavsiyelerini küçümsemek bulunuyor.
Eserde ayrıca şu hikmetli söz aktarılıyor:
“Düşünmek, güçlü ellerden daha iyi bir korumadır.”
Halife Mansur’un oğluna verdiği iki öğüt ise şöyle aktarılıyor: “Düşünmeden konuşma; planlamadan hiçbir işe girişme.”
Fadl bin Sehl’in sözü de bu anlayışı tamamlıyor:
“Düşünmek körleşmiş kılıcı keskinleştirir; kılıç ise körleşmiş düşünceyi keskinleştiremez.”
430 yıl öncesinden günümüze mesaj
Hasan Kâfî Pruşçak’ın 1596 yılında kaleme aldığı bu değerlendirmeler, yönetimde akıl, liyakat, adalet, istişare, ehliyet ve samimiyetin önemini merkeze alıyor.
Eserin sonunda ise düşünme ve istişarenin ihmal edilmesinin yanlışlıklara ve zayıflıklara yol açacağı belirtilerek, yöneticilerin âlimlerin ve hikmet sahiplerinin faydalı tavsiyelerinden yararlanmaları ve doğru kararlar verebilmeleri için Allah’ın kalplerini birleştirmesi temenni ediliyor.
(Mufassal haber: M.Tevfik Yücesoy)
Kaynak: IIN Preporod, “Umjesto uvodnika: Nema vodiča kao što je razum niti pomoći kao što je iskrenost”, 2 Ekim 2026.