- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- II. DÜNYA SAVAŞI SONRASI KOSOVA’DA TÜRK ŞİİRİNİN CANLANMASI
II. DÜNYA SAVAŞI SONRASI KOSOVA’DA TÜRK ŞİİRİNİN CANLANMASI
0 dk
Kosova’da Şairlik Geleneği Kapsamında Türk Şahirlerimiz ve Şiirlerimizin Özellikleri
Raif Vırmiça
II. Dünya Savaşı sonrası yani 1951 yılından başlayarak mevcut olan şartlar altında Kosova Türk şiirinin canlanması aslında Makedonya’da çıkan “Birlik” Gazetesinin yayınlanmasıyla ve Makedonya’da yeni dönem şairlerin ortaya çıkmasıyla başlamıştır. Türk şiirinde yer almak yönünde Kosova’da ise bu yeni dönemin birinci kuşak yazarları ve şairleri olarak İsa Şimşek, Durmuş Selina, Sürreya Yusuf, Naim Şaban, akabinde Nusret Dişo Ülkü, Nimetullah Hafız, Hasan Mercan Enver Baki, gibi şairler gösterilmekte. Bu şairler yazmış oldukları şiirlerinde çağdaş bir şiir anlayışı sergilemeye çaba sarf etmişlerdir ki daha sonra yani 1965 yıllarında “Birilik” Gazetesi çerçevesinde “Sesler”, “Sevinç”, “Tomurcuk” dergilerinin yayım hayatına başlamasıyla şiir alanında ikinci kuşak olarak Bayram İbrahim Rogovalı, Ahmet İğciler, Mürteza Büşra, Arif Bozacı, İskender Muzbeg, vb gibi şairler geleneksel şiire çağdaş bir boyut kazandırmaya yön tutarken, müteakiben, Zeynel Beksaç, Agim Rifat Yeşeren, Altay Suroy Recepoğlu, Aluş Nuş, vb gibi şairlerin ortaya çıkmasıyla ileriki dönemde Kosova’da Türk şairlerinin üçüncü kuşağının yetişmesinde büyük katkıları olmuştur.
Ancak Kosova Prizren’de Türk şiirinin önemli bir gelişme dönemi, 1951 yılında Kurulan Doğru Yol çerçevesinde 1968 yılında “Nazım Hikmet” Yazın Kolunun kurulması ve bu kol çerçevesinde başlangıçta “Doğru Yol” daha sonra da “Esin” Filiz dergisinin yayınlanmasıyla, bilakis Priştine’de TAN gazetesi ve bu gazete çerçevesinde yayınlanan “Çevren” \"Kuş” Çığ, dergilerinin yayımlanmaya başladığı 1969 sonrası dönemdir. Fikri Şişko, Raif Kırkul, Mehmet Bütüç, Fahri Mermer, Aziz Serbest, Osman Baymak, Vahit Ergin, Özcan Micalar vb. gibi bu dönemde ortaya çıkan şairlerdir.
Son Kosova olayları öncesinde, Türkçe olan bütün yayın faaliyetlerinin durdurulması nedeniyle zor günler yaşayan Kosova Türk şiiri, 1999 yılında “NATO” müdahalesinden sonra Kosova’da şairlik geleneği, Türkiye’nin desteği sayesinde, tekrar toparlanma sürecine girmiş bulunmaktadır. Bu dönemde Birlikte Mehmet Bütüç ile kurduğumuz “Yeni Dönem” Bağımsız gazetesinin, müteakip Radyosunun ve Televizyonun Kosova’da yayım hayatına başlaması ve bu gazete çerçevesinde “Kitap Dizisi’nin” faal göstermesiyle, Kosova’da yeni kuşak Türk şairlerin meydana gelmesine etki etmiştir ve bu yönde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu dönemin şairleri arasında Taner Güçlütürk en belirgin örnek olarak gösterilmektedir.
Kosova’da şairlik geleneğinin devam etmesinde andığımız şairler kadar belki değil, fakat ara sıra yayınlamış oldukları şiirleriyle dikkati çeken diğer şairlerimizi de burada anmakta bir vefa borcudur: Güner Ureya, Tahir Vırmiça, Naser Neşo, Semiha Yağcı, Ayla Leskovçalı, vb. şairlerimiz de vardır.
Başlangıçta ufak olarak görülen bu gelişme kısa bir süre içerisinde, Kosovalı Türk şairleri tarafından yaratılan, gerek çocuklara, gerekse yetişkinlere ait şiir ve hikâyeler kalite ve sanatsal değer açısından, günümüze doğru büyük bir hamle göstermiş olup, bugün özgün bir edebiyata sahip olmakla, Çağdaş Kosova Türk Edebiyatı doğmuştur.
Başlangıçta çocuk veya aşk şiirleriyle şiir hayatına başlayan bu şairlerimizin hemen hemen tümü son yıllarda tarzlarında olduğu gibi şiir konularında değişiklik oluşturmakla, (milli duygusallığı ve vatanseverlik konuları ağırlıklı olmakla) Türklük uğruna bir mücadele içinde olduklarının önemli unsuru olarak gösterilmektedir. Aralarında bazı şairlerimiz eski kalıplara dayalı şiirler yazmaya devam ederken, aralarında şiirimizin çağdaşlaşması ve klasikleştirilmesi yönünde çaba harcayan şairlerimiz de yer almaktadır.
Daha önce bazı araştırmacılar tarafından Çağdaş Kosova Edebiyatı’ndaki Türk şiirleri üzerine yayınlanan yazıların mevcut olduğu malumdur. Lakin bu çalışmaların daha çok antoloji, eleştiri veya değerlendirme niteliğinde olduğunu, bizim ise uzun yıllardan beri hazırlamakta olduğumuz “Her Yönüyle Prizren” adı altında büyük bir araştırma çalışmamız tamamıyla araştırma niteliğinde amaç edilen bir çalışmadır. Bu çalışmamızda Kosova’da şairlik geleneğinde yeterince araştırılmamış bazı durumlara da eleştirisel yönüyle aydınlık getirirken, bilim kamuoyuna sunmaktadır amacımız.
Bunu yapmamızın en büyük nedeni de zamanında TAN gazetesinin müdürü ve gazete çerçevesinde yayınlanan dergi ve kitapların Genel Yayın Yönetmeni görevinde bulunduğum sürece, yazar ve şairlerimizin çoğu çalışmalarını ve şiirlerini kitap halinde yayınlayarak değerlendirmelerini de yapmıştık. O zamandan günümüze kadar yine yakinen çalışmalarını izlediğimiz bu ve diğer genç şairlerimizi zamanında “Yeni Dönem” gazetesinde başlattığımız yazı dizimizde kapsamak bizim için yeni bir araştırma ufkunu oluşturmuştu. Şunun da altını çizerek ifade etmekte yarar görüyoruz ki Kosova’da Osmanlının gidişinden günümüze kadar şairlik geleneğin devam etmesinde, yaşatılmasında ve bugünkü seviyeye ulaşmasında bu şairlerimizin ve yazarlarımızın hakkıyla sunmuş oldukları payları olduğu malumdur.
Teferruatlı olarak bütün saydığım şairlerimizin şiirlerine genel ve ortaklaşa bir değerlendirme yapmam gerekirse şöyle bir durum ortaya çıkmaktadır.
Bazı şairlerimiz genelde şiirlerinde işlediği konulardan Türk sevgisi kimliğiyle aşkı, vatanseverliği ve Türklüğü diriltmeye çalışmakla, yükümlüğü her Türkün milli bir görev olarak kabul etmesine işaret etme yanında, genelde tüm toplumla beraberce bura Türk halkının da bütün toplumsal olaylarla yan yana, kendi arasında var olan olumsuz durumunun giderilmesinde yanıt aramakla yol göstermeye çalışmaktalar. Şiirin her zaman ölmez bir silah olduğunu ispatlamaya çalışırken, bazı şairlerimiz yazmış oldukları dizelerinde mesajını da vermektedir: “Şiirin hiçbir zaman ölmeyeceği ifadelerini kullanmaya çalışmışlardır. Topluma ortak bir duyarlık ve bazen vicdan oluşturmakla, bir yandan insanlar arası ilişkileri, diğer yandan da insan doğa ilişkisini düzene koymak suretiyle, sıradan insanın gözlemleyebildiği halde ifade edemediği olayları ve olguları güzel ve farklı bir dil kullanarak gündeme getirmek ve böylece toplumun sözü olmak gibi işlevleri işleyenler de vardır.
Topluma kazandırmak istenen değerlerin sözcülüğünü yapmaya, yenilikleri tanıtmaya, milli ve duygusallık kavramlarının kalıcı olmasında önemli pay sahibi olmaya, şiirde insanın kendisini bulması, özellikle de okurken iletişim kurmasını sağlamaya da bazı şairlerimizin çalıştıkları da anlaşılmakta.
Çoğu şairlerimiz şiir olmayan konuya uyaklar ve sözcük yinelemeleri yüklerken, şiir dilinin kendine özgü yapısını öne çıkartmakla, bunu düzenliliklerle sağlayarak şiirin anlamını ve karakterini belirlemekteler. Bu bağlamda gündelik dilden sessel, sözcüksel, sözdizimsel, anlamsal her türlü sapma ile yineleme ve koşutluklarla şiir dilini öne çıkartan özellikleri kullanmaya çalışmaktadır. Bunları da kullanırken çağdaş şiirde moda olsun diye değil, şiirin derin yapısında bir bağlılaşık bulma şartıyla yaptıkları anlaşılmakta.
Hakeza şairlerimizin birçoğu kendi duygusallığını, vatanseverliğini, içtenliğini dile getirirken, şairlik geleneğimizin bayrağını sallayarak, eşsizliğiyle ve benzersizliğiyle kendine has bir dille, Türk klasik şairlerimizin sayfasına hakkıyla varlığını yazdırıp odaklamaya çalışmaktadır. Bu yüzden bu şairlerin vazgeçilmez tutkusu değil, kavgası, sevdası, benliğinin sırdaşıdır diye nitelendirilebilir.
Çoğu şiirlerde hüznü, şiir okurunu etkilemek için değil, süreci yansıtan doğal bir öğe olarak kullanan şairlerimiz eski zamanlarda, her şeyin daha iyi yaşandığının, varsayıldığı geçmişe özlem duyduklarını, çoğu dizelerin aralarında bunu sürekli olarak fark ettirmektedirler. O şairler çoğu şiirlerinde kent dokusunda yaşanan ideolojik-politik karmaşanın ortasında benliğini yitirmiş bireyi aramaya çalışıyor. Güçlü bir tasvir gücüne sahip olan şiirlerinde sadece duygu ve düşünce birikimini değil, aynı zamanda bir misyonu üstlenmesi gerektiğine vurgulayan genç şairlerimiz konularından da biridir. vb.
Görüldüğü üzere sonuç olarak beli bir dönemin geçmesinden sonra toplumumuzda vuku bulan olaylar nedeniyle Çağdaş Kosova Türk Edebiyatı muhtevasında şairlik geleneğimizi yaşatmaya çalışan bugünkü şairlerimizin son zamanlarda konu itibarıyla tavır değiştirmeleri (vatanseverlik, milli duygulu vb konulu şiirler) Kosova Türk şiirinde Toplumcu Gerçekçi tavır edebiyatının (şairlik geleneğin) değerler üzerinde yükselmesi, şiirlerde halkın sorunlarının dile getirilmesi, ileriki döneme şiirimizde yeni bir yöntem yanında milli mücadele ufkusunu oluşturmaktadır. Lakin “Sanat, sanat için değil, toplum içindir” dendiğinde, şiir de bu yaklaşım içerisinde önemli bir işleve sahip olmakla, coşturucudur ve yönlendiricidir.
Bugün şiir literatürünü karıştırdığımızda bu konudaki çoğu tartışmalara tanık olabiliyoruz. Çünkü artık şiirle devrim yapılamayacağını herkes bilmektedir. Şiire ve şaire ağır görevler yüklemek yanlıştır, dolayısıyla toplumsal olaylara duyarlı davranmak sadece şairlerin değil herkesin görevidir. Bu yüzden şair, bir aydın olarak ne zaman halkın yanında olacağını bilmeli ve ona göre tavır göstermelidir. Çünkü onun tavrı da topluma bir bakış açısı kazandırması bakımından gereklidir. Bunu derken bugün Kosova’da çoğu milli sorunlarımız günümüzde dahi sıcaklığını koruyan ve tartışma konuları olma yanında, şiirin yaşamı yansıtması gerektiği görüşü, gerçekçiliğin temelini oluşturmuş, gerçekliği sorgulamak ve eleştirmek ise Toplumcu Gerçekçilik ile gündeme hala oturtulamamıştır diyebiliriz.
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor