- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- İmamlık(İmamet): Beşerî Bilimler Mahkemesinde
İmamlık(İmamet): Beşerî Bilimler Mahkemesinde
0 dk
İmamlık görevinin bütüncül anlamı —kısaca ifade edecek olursak insanla doğrudan çalışmak ve insanın ahlaki ve manevi inşasına dair en temel soruları ele almak— dikkate alındığında, imamlık mesleğinde yaşanan krizi; piyasa taleplerinin, tüketim kültürünün ve insanın dünyadaki rolüne dair algının agresif biçimde çarpıtılmasının yol açtığı küresel beşerî bilimler krizi bağlamında ele almak kaçınılmazdır.
Yazan: Hasan Hasić
Türkçeye: M. Tevfik Yücesoy (Metin aslına sadık kalınarak sadeleştirilmiştir)
Son dönemde Bosna-Hersek İslam Topluluğu bünyesinde imamlık mesleğinin krizi üzerine tartışmalar yoğunlaşmıştır. Gerek kamuoyunda yapılan değerlendirmelerde gerekse kurum içi yapılarda, imamlığın cazibesi ya da cazibesini yitirmesi sıklıkla gündeme gelmektedir.
İmamlığa yönelik ilginin azaldığı açıkça görülmektedir. Bu durum eğitimsel ve sosyo-ekonomik etkenlerle de ilişkilidir. Ancak çoğu tartışmada, imamlık mesleğinde yaşanan krizin aslında dünya genelinde beşerî bilimleri sarsan daha geniş bir krizin parçası olduğu yeterince dile getirilmemektedir.
Bu bağlamda teoloji eğitimi de —örneğin Saraybosna Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi’nde olduğu gibi— beşerî bilimler alanı içerisinde yer almaktadır. Buna karşılık STEM alanları (fen, teknoloji, mühendislik ve matematik) uzun süredir öncelik kazanmıştır. Kimileri bunu, piyasa odaklı çağdaş toplumun doğal bir yönelimi olarak görmekte ve endişe verici bulmamaktadır.
Piyasanın Hâkimiyeti
Ağır kapitalist baskılar ve hızla tüketen bir kültür altında yaşayan günümüz insanı için, daha fazla para üreten her şey cazip hâle gelmiştir.
Ancak beşerî bilimlerin giderek marjinalleşmesi yalnızca bu alanlarda çalışanları değil; toplumun yönünü yalnızca piyasa ve kâr ölçütlerine göre belirlemesine karşı çıkan düşünür ve entelektüelleri de ciddi biçimde endişelendirmektedir.
Manevi, dini, ahlaki ve etik boyutları dışlayan dünya görüşleri, insana duyulan saygının hızla zayıflamasına yol açmaktadır. Son dönem insanlık tarihi bunu açıkça göstermektedir: Zengin-fakir uçurumu derinleşmekte, küresel şirketler tekelleşmekte, dijital ilerleme ve yeşil dönüşüm söylemlerinin ardında yoksul ülkelerin acıları gizlenmekte, uluslararası adalet güçlünün lehine işlemekte, sosyal sorumluluk çoğu zaman yalnızca bir pazarlama aracına indirgenmektedir.
Tüm bunlar insanın gündelik yaşamını ve hayatı anlamlandırma biçimini doğrudan etkilemektedir. Küreselleşmiş dünyada piyasa olağanüstü bir hızla gelişmekte; dijital endüstri ve yapay zekâ gibi alanlar öne çıkmaktadır. Bu durum, özellikle Z kuşağı için yüksek kazanç, esneklik ve yaşam-iş dengesi sunan meslekleri cazip kılmaktadır.
Sosyal medya, hızlı ve büyük kazanç vaat eden içeriklerle doludur. İnsan giderek kendi ürettiğiyle değil, küresel piyasanın sunduklarıyla yaşamaktadır. “Yeter” duygusu bozulmuş, dünya ile kurulan denge sarsılmıştır.
Bu hız ve tüketim ortamında, başkasına karşı duyarlılık için zaman kalmamaktadır. İnsan, toplum ve devlet inşası; piyasanın ritmine kayıtsız şartsız uymaya indirgenmiştir. Böyle bir ortamda insanla derinlikli biçimde ilgilenmeyi esas alan imamlık mesleğinin cazibesini yitirmesi şaşırtıcı değildir.
Şiddetin artması, ruh sağlığının bozulması ve insan haklarının zayıflaması dahi yeterli alarm olarak görülmemektedir. Oysa insanın varoluş amacını ve ilerleme kavramını yeniden düşünmek zorunludur.
Bu sebeple imamlık mesleğindeki krizi, beşerî bilimlerin yaşadığı küresel krizden bağımsız ele almak mümkün değildir. Teolojiye yönelik ilginin azalması, imamlık mesleğini de doğrudan etkilemektedir. Güçlü bir geleneğe sahip olsa da imamlık, çağın şekillendirdiği bu zorluklarla yüzleşmek zorundadır.
Din Görevlisi Sayısındaki Küresel Azalma
Bu durum yalnızca İslam dünyasına özgü değildir. Katolik Kilisesi’nde de rahiplik mesleğine ilgi uzun süredir azalmaktadır. Ekim 2025’te yayımlanan Agenzia Fides raporuna göre, dünya genelindeki rahip sayısı son beş yıldır düşüş göstermektedir. Özellikle Avrupa’da ciddi bir azalma yaşanırken, Afrika ve Asya’da artış gözlenmektedir.
Benzer endişeler Bosna-Hersek ve Hırvatistan’daki kilise yetkilileri tarafından da dile getirilmektedir. Bu durum, daha geniş bir manevi kriz bağlamında değerlendirilmektedir.
Kadro Sorununun Ötesinde
Pastoral hizmetlere ilginin azalması, küresel ölçekte yaşanan karmaşık dönüşümlerin sonucudur. Batı’daki Müslüman topluluklar da imam eksikliği ve imamların geçim baskısı nedeniyle görevlerine yeterince yoğunlaşamaması sorunlarıyla karşı karşıyadır.
Bu tür krizlere yalnızca maddi çözümlerle yaklaşmak yeterli değildir. Asıl ihtiyaç, insan algısının çarpıtıldığı bu dünyaya karşı ilkeli ve cesur bir duruş geliştirmektir.
Eğer çıkış noktası bu olursa, imamların eğitildiği sistemler de daha cesur biçimde sorgulanabilir. Çünkü bugün imam eğitimi de, beşerî bilimleri marjinalleştiren aynı zihinsel iklimin içindedir. Bu da nihayetinde insanın dünyadaki anlamını zayıflatmaktadır.
(İslamske informativne novine – Preporod)
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor