EURO
1
  • EURALL
    95.55 0.29%
  • EURTRY
    53.47 0.15%
  • EURMKD
    61.63 -0.05%
  • EURRSD
    117.38 -0.03%
  • EURUSD
    1.16 0.16%
  • EURGBP
    0.87 0.05%
  • EURCHF
    0.92 -0.04%
  • EURSEK
    10.88 -0.25%
  • EURAUD
    1.63 0.15%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.
7 Haziran 2026 Kosova Erken Genel Seçimleri
00
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye

İrfanî Seyahat: Yolun Öğrettiği Hikmet ve İnsan Olma Sanatı

İrfanî Seyahat: Yolun Öğrettiği Hikmet ve İnsan Olma Sanatı
31 Mayıs 2026, 16:24

0 dk

M.Tevfik Yücesoy 
31.05.2026/ İstanbul
 
İnsan yola çıkar. Önce şehirleri görmek ister. Sonra medeniyetleri tanımak ister. Sonra insanları anlamak ister. Fakat yol uzadıkça fark eder ki aslında aradığı şey şehirler, dağlar, nehirler veya ülkeler değildir.
 
Aradığı şey kendisidir.
 
Bu sebeple bütün büyük yolculuklar, sonunda insanın kendi kalbine varır.
 
Eskiler seyahati bir eğlence değil, bir terbiye mektebi olarak görmüşlerdir.
 
“Seyahat edin, sıhhat bulun.” sözü yalnızca beden sağlığını değil, ruhun sıhhatini de anlatır.
 
Çünkü durağan sular zamanla bulanır.
 
Aynı düşünceler içinde hapsolan zihinler körelir.
 
Aynı çevrede yaşayan insan bazen dünyayı kendi mahallesinden ibaret zanneder.
 
Yol ise insana dünyanın kendisinden büyük olduğunu öğretir.
 
Ve daha önemlisi…
 
Kendisinin sandığından daha küçük olduğunu…
 
İşte hikmetin başlangıcı da budur.
 
Kur’ân-ı Kerîm’de tekrar tekrar geçen ilahi davet hakikaten çok dikkat çekicidir:
 
“Yeryüzünde dolaşın…”
 
Bu ilahi emir sigalı tavsiye, basit bir hareket çağrısı değildir.
 
Bu, tefekkür davetidir.
 
Bu, tarihin enkazları arasında ilahi kanunları okumaktır.
 
Bu, medeniyetlerin yükseliş ve çöküşlerinden ders çıkarmaktır.
 
Bu, insanlığın ortak hikâyesini anlamaktır.
 
Kur’ân’ın istediği seyahat; gözün gördüğünü kalbin hissetmesi ve idrak etmesidir.
 
İmam Gazâlî hayatının en parlak döneminde makamı, şöhreti ve itibarı terk ederek uzun bir yolculuğa çıktı.
 
Şam’a gitti.
 
Kudüs’e gitti.
 
Hicaz’a gitti.
 
Fakat aslında Gazâlî’nin yaptığı yolculuk şehirler arasında değil, nefisten hakikate doğruydu.
 
Çünkü bazı yolculuklar vardır ki insanın ayağından çok kalbini yürütür.
 
Gazâlî sonunda şu gerçeği keşfetti:
 
Bilgi insanı büyütmez.
 
Bilgiyi hikmete dönüştürebilmek büyütür.
 
İrfanî seyahat de tam olarak bunu yapar.
 
Bilgiyi hikmete dönüştürür.
 
Muhyiddin İbn Arabî ise hayatını şehir şehir dolaşarak geçirdi.
 
Endülüs’ten Şam’a uzanan yolculukları boyunca insanı ve kâinatı okumaya çalıştı.
 
Ona göre bütün varlık, Allah’ın isimlerinin tecellileridir.
 
Bu yüzden bir dağa bakmak sadece dağa bakmak değildir.
 
Bir ağaca bakmak sadece ağaca bakmak değildir.
 
Bir insana bakmak sadece insana bakmak değildir.
 
İrfan sahibi göz için her şey ilahi bir işarettir.
 
Her şey bir ayettir.
 
Her şey bir hatırlatmadır.
 
İbn Battûta yirmi dokuz yıl boyunca dünyanın dört bir yanını dolaştı.
 
Çölleri geçti.
 
Denizleri aştı.
 
Saraylara girdi.
 
Kervanlara katıldı.
 
Fakat onu büyük yapan sadece gezdiği mesafe değildi.
 
Gördüklerini anlamlandırma çabasıydı.
 
Çünkü yolculuk, görülen yerlerin çokluğuyla değil; kazanılan idrakin derinliğiyle ölçülür.
 
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’si de bunun en güzel örneklerinden biridir.
 
O sadece şehirleri anlatmaz.
 
İnsanları anlatır.
 
Karakterleri anlatır.
 
Kültürleri anlatır.
 
Medeniyetlerin ruhunu anlatır.
 
Bir şehri tanımak için sokaklarını görmek yetmez.
 
Onun hikâyesini duymak gerekir.
 
Onun acılarını bilmek gerekir.
 
Onun dualarını anlamak gerekir.
 
Mevlânâ’nın diliyle söyleyecek olursak:
 
“Sen yolda ol da, ister çölde ister Kâbe’de.”
 
Çünkü asıl mesele nereye gidildiği değil, nasıl gidildiğidir.
 
Kalp uyanıksa her yol Kâbe’ye çıkar.
 
Kalp uyuyorsa insan Kâbe’de bile kendisini bulamayabilir.
 
Yunus Emre’nin hikmeti ise bütün yolcuların kulağına fısıldar:
 
“Bir ben vardır bende benden içeri.”
 
İrfanî seyahat insanı işte o “içerideki ben” ile tanıştırır.
 
Başka insanların hayatlarını gördükçe kendi eksiklerini fark eder.
 
Başka toplumların mücadelelerini gördükçe şükretmeyi öğrenir.
 
Başka coğrafyaların acılarına şahit oldukça merhameti büyür.
 
Ve insan, yavaş yavaş daha insan olur.
 
Muhammed İkbal’in ifadesiyle insan, sürekli yükselmek için yaratılmıştır.
 
Durmak gerilemek demektir.
 
Bu yüzden seyahat yalnızca hareket değil, tekâmüldür.
 
Her yeni ufuk, insanın düşünce ufkunu da genişletmelidir.
 
Her yeni şehir, vicdana yeni sorumluluklar yüklemelidir.
 
Necip Fazıl’ın bütün eserlerinde görülen büyük arayış da budur.
 
O, insanın hakikat susuzluğunu anlatır.
 
Modern insanın en büyük problemi de budur.
 
Çok gezer ama az düşünür.
 
Çok bilir ama az hikmet sahibidir.
 
Çok görür ama az ibret alır.
 
Bu yüzden çağımızın seyahati çoğu zaman bedenleri hareket ettirirken ruhları yerinde bırakmaktadır.
 
Sezai Karakoç’un “Diriliş” fikri ise seyahate yepyeni bir anlam kazandırır.
 
Bir cami yalnızca taş değildir.
 
Bir medeniyet hafızasıdır.
 
Bir köprü yalnızca mimari eser değildir.
 
İnsanlığın kurduğu kardeşliktir.
 
Bir mezar taşı yalnızca ölümü anlatmaz.
 
Hayatın anlamını da öğretir.
 
İrfan sahibi yolcu bunları okuyabilen insandır.
 
Aliya İzzetbegoviç’in Bosna’da bıraktığı en büyük derslerden biri de budur: İnsan, şartlar ne kadar zor olursa olsun insan kalabilmelidir.
 
Saraybosna’nın şehitliklerinde yürüyen kişi sadece mezarlar görmez.
 
İnancı görür.
 
Sabri görür.
 
Onuru görür.
 
Fedakârlığı görür.
 
Ve kendi hayatını yeniden sorgulamaya başlar.
 
İşte gerçek seyahat budur.
 
İnsanı kendisiyle yüzleştiren seyahat…
 
Nefsanî seyahat ise farklıdır.
 
O yalnızca göze hitap eder.
 
İrfanî seyahat kalbe…
 
Nefsanî seyahat tüketir.
 
İrfanî seyahat inşa eder.
 
Nefsanî seyahat geçici heyecanlar bırakır.
 
İrfanî seyahat ise ömür boyu sürecek hikmetler…
 
Biri tatlı görünen bir seraptır.
 
Diğeri ise hakikate açılan bir pınar…
 
Öyleyse yola çıkarken yalnızca bavulumuzu hazırlamayalım.
 
Kalbimizi de hazırlayalım.
 
Yanımıza yalnızca kamera almayalım.
 
Tefekkürü de alalım.
 
Yalnızca gezi rehberleri taşımayalım.
 
Kur’ân’ın ibret nazarını da yanımıza alalım.
 
Çünkü gerçek yolculuk; İstanbul’dan Saraybosna’ya, Mostar’dan Kudüs’e, Semerkant’tan Endülüs’e gitmek değildir.
 
Gerçek yolculuk;
 
gafletten uyanışa,
 
bilgiden hikmete,
 
görmekten anlamaya,
 
kendinden Rabbine doğru yürüyebilmektir.
 
Ve insanın ömrü boyunca yaptığı bütün yolculuklar, aslında tek bir büyük yolculuğun parçalarıdır:
 
Hakikati arama yolculuğunun…
 
Ne mutlu geçtiği her coğrafyadan hatıra değil hikmet, fotoğraf değil ibret, eşya değil marifet toplayarak dönebilenlere…
 
Çünkü yolların en güzeli, insanı Allah’a ve kendi hakikatine yaklaştıran yoldur.
 
Selam ve dua ile…
 

Yorumlar (2)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.

Ali Gözegir

31 Mayıs 2026, 21:58

Allah razı olsun Sevgli Hocam.Ben de bir yıl sonra böyle yollara düşmeyi plânlıyordum..İl İl,İlçe, ilçe,Cami,Cami dolaşmak istiyordum emekli olunca....bana çok iyi geldi bu hikmetli yazınız...Allahın selâmı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun Efendim,Sevgili Hocam...

Avni ALAYBEYOĞLU

31 Mayıs 2026, 19:15

Üç kez döndüm baştan sona tekrar okudum. Duygulandım. Hissettim. İçimden geçenler depreşti. Hep hayal etmiştim de seyehati, zamanı bahane etmiştim. Ne de güzel anlatmışsınız seyehati. Duygulara tercüman denilir ya tam da o cinsten bir yazı olmuş.
Artık demir almak günü gelmişse zamandan.
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Artık vakit doğaya, şehirlere, insanlara en önemli si de kendine haraketvakti.

© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing