Karadağ’ın Ulcinj kentinde lise müdürlüğüne yapılan atama, siyasi tartışmaya dönüştü. Arnavut Alternatifi lideri ve Başbakan Yardımcısı Nik Đeljošaj, atamayı “Arnavut karşıtlığı (albanofobi)” olarak nitelendirirken, Eğitim Bakanlığı ise seçimin adayların milliyetine göre değil, bilgi ve yeterliliklerine göre yapıldığını savundu.
Tartışmanın merkezinde yalnızca müdürün etnik kimliği bulunmuyor. Asıl mesele, Arnavut nüfusun yoğun olduğu Ulcinj’de kamu eğitim kurumlarında Arnavutça’nın kullanımı ve Arnavut toplumunun anayasal ve yasal haklarının nasıl uygulanacağı sorusu.
Đeljošaj’ın Eğitim Bakanı Anđela Jakšić-Stojanović’e, Ulcinj Gimnaziyası’nı birlikte ziyaret ederek yeni müdürle kameralar önünde Arnavutça konuşma çağrısı yapması, tartışmayı daha da görünür hâle getirdi. Bu çıkış, “Müdürün Arnavutça iletişim kurabilmesi, Ulcinj gibi Arnavut nüfusun çoğunlukta olduğu bir bölgede görevin gerekliliklerinden biri midir?” sorusunu gündeme taşıyor.
Öte yandan Bakanlığın “en iyi aday milliyetine göre değil, bilgisine göre seçildi” açıklaması da önemli. Çünkü kamu görevlerinde liyakat ilkesinin etnik kimliğe göre geri plana itilmesi başka bir sorun oluşturabilir.
Ancak Arnavut siyasetçilerin itirazı da yalnızca “Arnavut bir müdür atanmalıydı” şeklinde okunmamalı. Çapuni ve diğer Arnavut temsilcilerin açıklamalarında özellikle Anayasa, kanunlar, azınlık hakları ve Arnavutça eğitim hakkına vurgu yapılıyor.
Asıl sınav Karadağ’ın çok etnili yapısı
Ulcinj örneği, Karadağ’ın çok etnili ve çok dilli yapısının ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Burada iki ilkenin birbirine karşı konulmaması gerekiyor:
Liyakatten vazgeçilmemeli; ancak azınlıkların anayasal ve yasal hakları da “siyasi kota” olarak görülmemeli.
Dolayısıyla en sağlıklı yaklaşım, müdürün hangi milletten olduğundan ziyade, görevin gerektirdiği dil yeterliliğine sahip olup olmadığı, Arnavutça eğitim hakkını ne ölçüde güvence altına alabileceği ve ilgili mevzuata uyup uymadığı üzerinden değerlendirme yapmak olacaktır.
Bu nedenle Đeljošaj’ın “albanofobi” suçlaması ciddi bir siyasi iddia; Eğitim Bakanlığı’nın “liyakat” savunması ise ciddi bir karşı iddia. Her iki tarafın da kamuoyuna somut kriterleri ve hukuki dayanakları açıklaması, tartışmayı etnik ve siyasi polemik olmaktan çıkarıp hukuk ve eğitim eksenine taşıyabilir.
Ulcinj’deki mesele aslında tek bir müdür atamasından daha büyük: Karadağ, Avrupa Birliği’ne ilerlerken çok etnili devlet yapısını, azınlık haklarını ve liyakat ilkesini aynı anda ne ölçüde hayata geçirebildiğini de sınamaktadır.
Mufassal haber tahlil: M.Tevfik Yücesoy