Mufassal haber: M.Tevfik Yücesoy
Karadağ’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu Crnogorski forum Başkanı Jelena Marković, Dr. Dragan Veselinov’un Karadağ’daki Ortodoks Kilisesi meselesine ilişkin yazısına sert bir açıklamayla cevap verdi.
Marković, Karadağ’ın ihtiyacının “yeni bir kilise kurmak” değil, tarihsel, anayasal ve kanonik haklarının geri verilmesi olduğunu savundu. Ona göre yeni bir kilise oluşturulması fikri, Karadağ’ın tarih boyunca sahip olduğu dini ve kültürel mirastan vazgeçmesi anlamına gelir.
“Devleti Kilise Kurmadı”
Marković açıklamasında, bazı çevrelerin öne sürdüğü “Karadağ devletini kilise kurdu” tezinin tarihî gerçeklerle bağdaşmadığını belirtti.
Karadağ’daki dini kurumların ve özellikle Cetinje Metropolitliği’nin, tarih boyunca Balšić ve Crnojević hanedanları gibi siyasi otoriteler tarafından oluşturulduğunu ifade eden Marković, devletin kiliseyi kurduğunu, kilisenin ise devleti kurmadığını söyledi.
“Karadağ Kilisesi Tarihî Olarak Otosefaldi”
Marković, Karadağ Ortodoks Kilisesi’nin tarih boyunca bağımsız (otosefal) bir yapıya sahip olduğunu ileri sürdü.
Bu görüşünü, 1905 tarihli Karadağ Prensliği Anayasası’nın 40. maddesine dayandırarak, söz konusu maddede “Karadağ Kilisesi otosefaldir ve hiçbir yabancı kiliseye bağlı değildir” hükmünün yer aldığını hatırlattı.
Ayrıca bu statünün 1920 yılında Sırp yönetimi tarafından kaldırıldığını ve bugün talep ettiklerinin yeni bir kurum oluşturmak değil, tarihî hakların iadesi olduğunu vurguladı.
Avrupa Kurumlarına Başvuru Yapıldı
Marković, Karadağ’daki Ortodoks Kilisesi meselesine ilişkin hazırladıkları girişimin;
* European Union
* European Commission
* Council of Europe
* Organization for Security and Co-operation in Europe gibi uluslararası kurumlara sunulduğunu açıkladı.
Söz konusu girişimin, Karadağ’daki Ortodoks vatandaşların din özgürlüğü ve kültürel miras haklarının korunmasını hedeflediğini ifade etti.
“Etnik Değil, Devlet Temelli Bir Yaklaşım”
Marković, önerilerinin etnik milliyetçilikten değil, devlet egemenliği ve kanonik hukuk ilkelerinden kaynaklandığını söyledi.
1872 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen Ortodoks Konsili’nin etnofiletizmi (kilisenin belirli bir ulusal kimliğin siyasi çıkarlarına hizmet etmesi) sapkınlık olarak ilan ettiğini hatırlatan Marković, Karadağ’da faaliyet gösteren kilise yapısının bütün Ortodoks vatandaşları kapsaması gerektiğini savundu.
Temel İddia
Açıklamanın temelinde şu görüş yer alıyor:
* Karadağ tarih boyunca kendi otosefal kilisesine sahipti.
* Bu statü 1920’de kaldırıldı.
* Devletin yeni bir kilise kurmasına gerek yoktur.
* Yapılması gereken, tarihî ve kanonik hakların yeniden tanınmasıdır.
* Karadağ’daki manastır ve dini mirasın ülkenin tarihî kimliğinin ayrılmaz parçası olduğu kabul edilmelidir.
Bu açıklama, Karadağ’da uzun yıllardır devam eden Karadağ Ortodoks Kilisesi ile Sırp Ortodoks Kilisesi arasındaki statü ve mülkiyet tartışmalarının son halkası olarak değerlendiriliyor. Konu, ülkedeki kimlik, tarih, din ve devlet ilişkileri ekseninde en tartışmalı meselelerden biri olmayı sürdürüyor.