- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Kaybolan Türklerin Diyarı Yanova - Nuhi Mazrek
Kaybolan Türklerin Diyarı Yanova - Nuhi Mazrek
0 dk
Yirmi Ekim, günlerden Pazar. Güneşli bir gün. Bu mevsimde alışılmışın dışında sıcak bir hava. Yanova'ya yaklaşıyoruz. Arabada üç kişiyiz.T.C.Büyükelçilik Ticaret Müşaviri Bilal Akkurt,şair-yazar Mürteza Büşra ve ben. Hoş sohbetten miydi bilmiyorum ama kısa bir yolculuktan sonra Yanova'yı adeta kucaklayan bir tepede durduk. Arabayı istop ettim. Dışarı çıktık. Yanova bura dedim arkadaşlara. İki dağ arasında uzanarak uyuyan bir yaşlı gibi gözüküyordu. Yorgun ve bitkin Yanova. Hüzün bulutları çökmüştü üzerine. Eskiden bambaşkaydı... Belki de bana öyle gözüküyordu... Sanki ağlıyordu Yanova! Kimsesiz, yalınız, kendi haline bırakılmış, hasta bir yaşlı gibi... Oysa ben daha 30-40 yıl öncesinden biliyorum Yanova'yı. Yaz aylarında Mamuşalılar oraya gider aylarca mal satar ve Yanova'daki dostlarında kalırlardı. Sonra kışlarda pastırmalar kesilirken Yanovalılar Mamuşa'ya gelir uzun süre kalırlardı. Adeta et ve tırnak gibi birbirine bağlıydılar. Belki aynı soydan, belki de aynı örf, adet ve geleneklerden kaynaklanıyordu ama çok hakikat dostluklar vardı aralarında.
Arabaya bindik ve Yanova'ya devam ettik. Sararmaya yüz tutmuş bağlardaki asmaların, ceviz ve diğer ağaçların bir kaç renge dönüşmüş yaprakları güzelliğine zor rastlanır bir mazarayı gözler önüne seriyordu. Bir sonbahar kartpostalına bakıyorduk sanki. Bu eşsiz manzara insanın ruhuna işliyordu.
Upuzun bir yoldan Yanova'yı boydan boya geçtik. Eskimiş evler, çukurlanmış yollar, bakımsız sokaklar, bize çok uzun bir geçmişin izlerini yaşatıyordu. Bura buram buram tarih kokuyor. Eski bir medeniyetin ruhunu hala yaşıyor. Yanova sanki bir sır saklıyor içinde... Kimler geçti bu diyardan.... Osmanlı öncesindeki yılları düşünün... Peçenekler, Kumanlar... Kimbilir?.. Nazmi Amca anlatmıştı bana geçenlerde Latinler (bu kasabada yaşayan Hırvat asıllı vatandaşlar) Yanova'da yaşamalarının 700. yılını kutlamışlar. Ayini yöneten Papaz'a sormuş, 700 yıl önce kimler vardı burada.Latinler ve Türkler diye cevap vermiş Papaz... Olabilir dedim. Bura ipek yolu... Burdan tüccar kervanları geçermiş bir zamanlar... Bunları arkadaşlara anlatırken Nazmi Amcaya gidelim dediler.
Kapıyı çalmadan girdik avluya. Karşımıza sekiz yaşlarında bir kız çıktı. Adını sordu Müşavir. Kız omuzlarını sıktı. Soruyu anlamadı diye bir daha sordu. O sıra Nazmi Amca evinin ikinci katının merdivenlerinden inerken,"o Türkçe anlamaz" dedi. Biraz tuhafımıza geldi Nazmi Amcanın cevabı. Müşavire dönerek, bunun hikayesi uzun dedim. Biraz sonra anlarsınız... O da sustu. Balkonda oturduk. Nazmi Amcanın hanımı da yetişti. Hoşbeş ettik. Tanıttım misafirleri. Bize içecekler ikram etti. Su, meyvesuyu, lokum... Osmanlı kültürü... Soylu bir ailenin misafirperverliği. "İyi ki geldiniz "dedi Nazmi Amca! Artık pek gelen yok dostlarımızdan. Türk askeri, Türk Polisi, Büyükelçiler hemen hemen her Pazar günü ziyaretimize gelirlerdi. Eski Büyükelçimiz sayın Metin Ünler çok sık gelirdi ailemize. Çok sevmiştik kendisini. Onun her gelişiyle moral depoluyorduk. Artık partimiz temsilcileri de gelmez oldu. Seçimler bitince adeta kayboluyorlar."
Çocuklarınız Türkçe bilmiyor mu diye sordu Müşavir?
"Bilmiyor "diye cevap verdi Nazmi Amca. Türkçe okulumuz yok. Çocuklarımız Arnavutça okula gidiyorlar. Türkçeyi unuttular. Üzgünüm ama gerçek bu... Türkçe konuşan son kuşak biziz. Bizden sonra Türkçe'den eser bile kalmayacak. Maalesef... Bizi yalnız bıraktılar. Yalnızlıkta kaybolduk. Umutsuzluk bitirdi bizi.
1955'lerde yaşanan göç sırasında yüzlerce aile anülke Türkiye'ye göç etmiş.7500 nufusu olan bu kasaba adeta boşalmış Türklerden. Sonra kalanlar yalnız kalmış. Hiç kimse onlarla ilgilenmemiş. Zor günler yaşamışlar. Ama savaştan sonra özgürlüğe kavuşan Yanova Türklerine yine gereken ilgi gösterilmemiş.
"2006 yılında KDTP şübesini kurduk. Ev ev gezdim. Türk ailelerini kaydettim. Dörtyüz kişi çıktı. Bu yüz aile anlamına gelir. Birer çocuk olsa 100 çocuk kendi andilinde okula gidebilirdi. Çözüm aradık. Öğretmen yok.Şartlar yok.Beceremedik. O yıllar belki de son şansımızdı... Beceremedik... Ne parti ne de başka kurumlar gereken şartları sağlamadı. Daha büyük çaba harcamak lazımdı. Mesela emekli öğretmenler çalışabilirdi. Olmadı. Ve çocuklarımız anadillerini unuttu. Türklük kayboldu. Asırlar sonra. Nice sert rüzgarlara maruz kalmıştık, ama onları atlattık. Bu özgür zamanda hiçbirşey yapamamak gerçekten acı ve hüzün verici. İşitiyorum Yunus Emre derneği kurslar düzenliyor. Çok güzel! Ama bence önce kaybolmak üzere olan Yanova, Vuştri, Mitroviça Türk çocuklarına kurslar düzenlemeleri gerekirdi. Türkler benliğini kaybederken biz başklarına türkçeyi öğretmeye çalışıyoruz..."
Nazmi Amca Yanova'da Türklüğün yokoluşunu anlatırken biz buz kesilmiş, dona kalmıştık. O konuşuyor biz hüzünleniyoruz. Acı ve buruk hikaye bu. Bir yok olmanın hikayesi. Düşündüm, gazetecilik yaptığım zamanlarda bugün Sırbistan'ın içinde kalan Bilaç köyünde aynı hüzünlü hikayeleri dinlerdik. Orada da Türklük bitmek üzere... Üç beş aile ya var ya yok. Doburçan da ona keza... Bitmek üzere.
Nazmi Amca'nın bu hikayesini dinlerken Yanova'ya karanlık çökmeye başlamıştı. Teşekkür ettik Nazmi Amca ve hanımına. Arabaya bindik. Yanova'nın uzun yolundan hareket etmeye başladık. İki yamaç arasına sıkışmış Yanova karanlıkta daha çok kaybolmuştu. Korkunç bir sessizlik ve karanlık. Derin bir umutsuzluk süzülüyordu ortalığa.
Sonra gelirken durduğumuz tepeye varınca bir daha baktık Yanova'ya. Yanova karanlığa gömülerek kaybolmuştu. Tıpkı kaybolan Türkler gibi.
Nuhi Mazrek
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor