- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Kayıp Parçanın Hikâyesi
Kayıp Parçanın Hikâyesi
0 dk
Affınıza sığınayım, biraz dağınık bir yazı olacak gibi görünüyor. Sesimi duyurabildiğim kadarıyla ve köşemin elverdiği ölçüde parça parça yazdıklarım bir gün birleştirilirse büyük fotoğrafa ulaşma çabamın neden gerekli olduğunu sizler de anlayacaksınız.
Yüzyıldır hasretini çektiğimiz -yarım kalan- bir hikâyenin parçaları çok dağınık ve birbirinden habersiz… Tarihe tesir eden figürlerin olduğu önemli bir fotoğraf karesinin parçalanıp, tüm Balkan topraklarına serpiştirildiğini düşünürseniz toplaması neredeyse imkânsız bir tabloyla karşı karşıya kalırsınız.
Bendeniz de bu acziyeti hissediyor ve kaderin hükmüyle dağılan parçalardan geriye kalanları zihnimde bir araya getirmeye çalışıyorum… Aslında iz sürüyorum diyebilirim… Yitik coğrafyamıza ait bir nefes, bir belge, bir insan, bir hatıra arıyorum. Bulduğum her parça bir diğerine yönlendiriyor, ulaşmak istediğim büyük fotoğrafa işaret ediyor…
***
Galatasaray Spor Kulübü’nün kurucusu Ali Sami Yen ülkemizde popüler bir isimdir. Futbol ile ilgilenenler Cevat Prekazi, Fadıl Vokri, Vedat Muriç isimlerini duymuştur… Bendenizin futbol merakı olmadığı için meseleye başka bir açıdan yaklaşıyorum. Dikkatinizi çekmek istediğim asıl kişi; Ali Sami Yen’in babası Şemseddin Sami’dir.
ŞEMSEDDİN SAMİ, bilinen adıyla Sami Frashëri Arnavut asıllı çok yönlü bir Osmanlı aydını ve entelektüeldir.

Şemseddin Sami Frashëri (1850-1904)
Şemseddin Sami, Osmanlı Devleti’nin –Türklerin- modern anlamda geniş kapsamlı ilk Türkçe sözlüğünü yazan kişiydi. 1901 yılında kaleme aldığı Kâmûs-ı Türkî, Arapça ve Farsça kelimelerin yanı sıra Türkçe kelimeleri halk dilindeki kullanımlarıyla da ele almıştır.
İlk Türkçe roman; Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (1872), ilk Türkçe ansiklopedi Kâmûsü'l-A'lâm (1898) Kâmûs-ı Fransevî adlı Fransızca ve Kâmûs-ı Arabî adlı Arapça sözlükler onun âsarıdır. Türkoloji temelleri onun çalışmalarıyla hayat bulmuştur.
Ağabeyi Abdyl Frashëri ile birlikte, Latin ve Yunan harfleriyle ilk Arnavut alfabesini (1879) ve Arnavutça gramer kitabını yazdı. (1886). Kardeşi Naim Frashëri Arnavut millî şiirinin kurucusu olarak kabul edilir.
Sami Frashëri, 93 harbinden sonra küçülmeye ve toprak kaybetmeye başlayan Osmanlı sonrasında devletsiz kalan Arnavutların “bekâ sorunlarıyla” yakından ilgilenmekle beraber Osmanlı devletinin modernleşerek güçlenmesini savunmuş, bunun için imparatorluğun ortak dili olan Türkçenin önemini vurgulamıştı. Merhuma Allah’tan rahmet diliyorum.
***
Kosova’dan gelen misafirimiz Albanoloji Uzmanı Muhammed Reçica ile Sakarya Arnavutları eşrâfından Öz Kosovalılar Derneği Onursal Başkanı Sabahaddin Aydın Bey sayesinde tanıştım. Bursa-İnegöl üzerinden geldiği Sakarya’daki son gecesinde konakladığı otelin lobisinde saatler süren bir mülakat yaptık. Arnavutça yaptığımız mülakatın ana fikri; Kosova ile Türkiye arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendirmek amacıyla neler yapılabilir sorusuna cevap aramaktı. Diğer bir konu da “Bir milleti birleştiren, milleti millet yapan ana unsur nedir? Sorusuydu.

Albanolog Muhammed Reçica ile (Serdivan, 8 Ekim 2026)
Soru önemli çünkü Kosova’da Katolik inancı taşıyan az sayıda Hıristiyan Arnavut var. Vatikan’ın tesiriyle Kosova’daki sosyal medyada “bilinçli olarak” dolaşıma sokulan milliyetçi tezlere göre; “Ajo që na bashkon nuk është feja, por kombi / Milleti birleştiren din değil, ırktır.”
Elbette ki millet kavramını oluşturan ana omurga inanç birlikteliğidir. Tersini söyleyenler “distopik” olarak ateizmin hâkim olduğu bir devleti işaret ederler ki; bu mümkün değildir. Mümkün olup olmadığı acı bir şekilde diktatör Enver Hoca tarafından ülkesinde test edilmiş ve başarısız olmuştur.
Diğer bir önemli örnek de Bosna’dan. Sırplar ve Boşnaklar SLAV ırkıdır… İnançları farklı olduğu için asla tek millet olamazlar. Boşnakların inandığı İslam dini, onları Slavlardan ayıran ve yeni bir millet yapan ana unsurdur.
Albanoloji Uzmanı Muhammed Reçica, Türkiye’deki Arnavut Diasporanın mevcut durumunu tesbit etmek üzere İzmir, Aydın, Manisa, Bergama, Tokat, Niksar, Samsun, Lâdik, Bafra, Bursa ve İnegöl’de yüzlerce Arnavut aile ile röportajlar yapmış, STK’lar ile görüşmüş. Muhammed Reçica, Kosova Cumhuriyeti Millet Meclisi’nde dil editörü (öğretim görevlisi) olarak halen çalışmaya devam ediyor.
Muhammed Bey, duygularını şöyle ifade ediyor: “Türkiye'de gördüklerim ve öğrendiklerim, hem tarihi merkezler ve anıtlar, hem de sosyal öneme sahip diğer yerler; sokaklar, parklar... Beni çok etkiledi. Türkiye'de gezdiğim yerlerin yanında sizlerin misafiri olduğum Sakarya’ya dair iyi izlenimler edindim. Türk halkı ve devletine karşı her zaman en iyi dostane ve sosyal duyguları besleyerek, tarih, kültür ve özellikle Türk edebiyatı hakkındaki bilgilerimi daha da derinleştirmeyi umuyorum. Tüm bu deneyimleri, anıları ve bilgileri 2027'de yayınlamayı planladığım kitabıma dâhil edeceğim.”
Ankara-Altındağ, Şemseddin Sami Arnavut Kültür Merkezi tavsiyesiyle şehrimizi ziyaret eden Albanolog Muhammed Reçica’ya ve telefon görüşmesiyle tanıştığım Koordinatör Serdal Vardar Bey’e hassaten teşekkür ediyorum.

Prof. Dr. Jusuf Osmani – Serdal Vardar (2025-Ankara)
Not: Kosova Cumhuriyeti arşivleri eski Müdürü Prof. Dr. Jusuf Osmani ile iki yıl önce Priştine’de görüşmüştüm. Prof. Osmani’nin özellikle Niş ve Toplica bölgesinden Türkiye’ye göç eden Arnavutlarla ilgili kapsamlı bir çalışması var. İlgilenenler için duyurmuş olayım. Bu çalışmaların artarak devamını dilerim.
İbrahim Selamet
Yeni Sakarya Gazetesi
16.10.2026
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Termokos, Isıtma Sezonu İçin KEK’ten Buhar Almaya Başladı
Marta Kos: Özel Mahkeme Kanunu’ndaki Değişiklikler Kabul Edilemez
Özel Mahkeme Yasası Cumhurbaşkanlığına Ulaştı