- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Kopsun Artık Kıyamet! Zulüm Asrında İman, İrfan ve Vuslat Bilinci
Kopsun Artık Kıyamet! Zulüm Asrında İman, İrfan ve Vuslat Bilinci
0 dk
M. Tevfik Yücesoy
Allah’ım…
Bu nasıl bir asırdır ki zulüm yeryüzünü bir sis gibi kaplamıştır.
Mazlumun sesi toprağa düşer,
zalim ise kibirle yeryüzünde dolaşır.
Bir yerde çocuklar bombaların altında can verir,
başka bir yerde çocukluk, insanın insanlıktan çıktığı yerde ölür.
Evinden koparılan masumlar…
Yurdundan sürülen bedenler…
Ama asıl sürgün, kalplerin adaletten koparıldığı yerdedir.
Mevlânâ der ki:
“Zulüm karanlıktır; karanlıkta yol aranmaz, ışık aranır.”
Evet, tablo karanlıktır.
Bu çağ, ariflerin diliyle “kesif zulmet çağıdır.”
Ama hikmetli bakış bize öğretir ki:
Zulmet ne kadar koyuysa, nur o kadar yakındır.
İşte tam burada iman devreye girer.
Çünkü iman, sadece dayanmak değildir;
hakikati beklemektir.
Zulüm ve İlâhî Adalet: Gecikme mi, Hikmet mi?
İbn Arabî der ki:
“Allah’ın adaleti acele etmez; çünkü acele kusurun işidir.”
Yüce Allah buyurur:
“Zalimlerin yaptıklarından Allah’ı sakın gafil sanma.
O, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.”
(İbrahim, 42)
Hikmet ehli bu ayeti şöyle okur:
Allah zulmü görür,
ama kulun hakikate ermesi için bazen mühlet verir.
Çünkü bazı zalimler bile,
kendi zulmüyle helâk olur.
Resûlullah (sav) buyurur:
“Zulümden sakının. Çünkü zulüm, kıyamet günü karanlıklardır.”
İbn Arabî’ye göre bu karanlıklar,
cehennemden önce kalpte başlar.
Kalp Hakk’tan uzaklaştıkça,
insan zulmü sıradanlaştırır.
Dünya: Gölge mi, Gerçek mi?
Yunus Emre bu dünyayı şöyle tarif eder:
“Bu dünya bir penceredir,
her gelen baktı geçti.”
İnsan dünyanın uzunluğuna aldanır.
Oysa dünya, sûfîlerin ifadesiyle “zıll”dir;
yani hakikatin gölgesi.
Kur’ân buyurur:
“Melekler ve Ruh, süresi elli bin yıl olan bir günde O’na yükselir.”
(Meâric, 4)
Arifler der ki:
Zaman sana uzun geliyorsa,
sebebi Hak’tan uzak oluşundur.
İbn Arabî şöyle der:
“Zaman, kalbin hâline göre uzar ya da kısalır.”
Bu yüzden Hz. Peygamber’den bugüne kadar geçen süre,
meleklerin hesabıyla bir saatten bile azdır.
Kur’ân bu gerçeği şöyle mühürler:
“Onlara vaat edilen günü gördüklerinde,
sanki dünyada yalnızca bir akşam ya da bir kuşluk vakti kalmış gibi olurlar.”
(Nâziât, 46)
Yani dünya, sanıldığı kadar uzun değil;
hakikate göre çok kısadır.
Küçük Kıyamet: Ölmeden Önce Ölmek
Tasavvufta kıyamet,
sadece göklerin yıkılması değildir.
Asıl kıyamet, nefsin yıkılmasıdır.
Resûlullah (sav) buyurur:
“Kimin ölümü gelmişse, onun kıyameti kopmuştur.”
Mevlânâ bu hadisi şöyle açıklar:
“Sen ölmeden önce ölürsen,
mezar sana gül bahçesi olur.”
İbn Arabî ise der ki:
“Ölüm bir yokluk değil,
perdenin kaldırılmasıdır.”
Bu yüzden sûfîler ölümü korku değil,
vuslat kapısı olarak görür.
Yunus Emre’nin diliyle:
“Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez.”
“Kopsun Artık Kıyamet” Bir Feryat mı, Bir Dua mı?
Bu söz bir isyan değildir.
Bu söz, adalete susamış bir gönlün duasıdır.
Kur’ân mazlumun dilini öğretir:
“Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar.”
(Nisâ, 75)
İbn Arabî der ki:
“Mazlumun duası, Hakk’ın adaletini harekete geçirir.”
“Kopsun artık kıyamet” demek;
“Bu perde kalksın” demektir.
“Bu sahte güçler dağılsın” demektir.
“Hak, hakikatiyle görünsün” demektir.
Mevlânâ bu hali şöyle anlatır:
“Zulüm, güneşin önündeki buluttur;
güneş kaybolmaz, sadece görünmez.”
Son Söz: Zulmetten Nura Yürüyüş
Bu çağ karanlık olabilir.
Ama iman bize şunu öğretir:
Karanlık, doğum sancısıdır.
İman;
zulmün geçici,
adaletin ebedî olduğunu bilmektir.
Allah buyurur:
Allah sabredenlerle beraberdir.”
(Bakara, 153)
Yunus Emre bu ayeti şöyle yaşar:
“Sabır gerek bana, sabır.”
Kıyamet kopacak.
Ama korkma…
Çünkü mümin için kıyamet,
zulmün bittiği, hakikatin başladığı andır.
Ve asıl hayat,
işte o zaman başlayacaktır.
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor