- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Kosova anarşiye mi sürükleniyor? - Ferhat Derviş
Kosova anarşiye mi sürükleniyor? - Ferhat Derviş
0 dk
Niş şehri Sırpların eline geçtiğinde dedem, 1875 yılında İpek şehrine yerleşiyor.
Babam 1892 İpek doğumludur. İpek benim aile geçmişimin bir parçasıdır.
21 Mart İpek'te bir tanıdığımızı ziyaretine gittik ve bizi, İpek merkezinde bir kafeteryada ağırladı. Yanımda İstanbul'dan çok yakın bir arkadaşımın iki oğlu vardı. Uzun uzun sohbet ettik.
İkindi namazı yaklaşınca İpek'teki arkadaşımız bir cenazeye katılmak üzere bizden ayrılacağını söyledi.
Kafeteryanın bahçesinde vedalaştık ve bir anda silah sesleri... Allah'ın yardımıyla yere atladık. İyi ki oturduğumuz masadan kalkmıştık. Kalsaydık bizler de delik deşik edilirdik.
Ateş, kafeterya kenarında duran bir arabadan geliyordu. Aynı zamanda arabanın ön camından bir kişi, arka camından da iki kişi otomatik tüfeklerle, kafeterya bahçesinde olanlara kontrolsüz ateş açtılar. Ben ve İstanbul'dan çocuklar arabadan 3-4 metre mesafede yere yatmıştık.
Bir metre uzağımda, kahve içen yaşlı biri yere yıkıldı. Diğer taraflardakiler de delik deşik edilmiş bir durumda yerlerde yatıyordu. Kafeterya bahçesi can pazarına döndü.
Arabaya bir süre baktım, maskeli kişiler ateş ediyorlar.
Bu anda tek düşündüğüm bu mermilerden hangisi bana ve yanımdaki çocuklara isabet edecek ve hayatımıza son verecek olacak.
Şarjlar boşalınca araba olay yerinden uzaklaştı ve biz rahatladık. Çocuklara döndüm, Allah'a şükür, bir sorun yoktu. Çocukların hiçbir şikâyeti yoktu. Yara almadıklarını görünce tek diyeceğim; Allah'a şükürler olsundu.
Bana bir mermi parçasının isabet ettiğini anlamadım. Sadece ayakkabımın kan içinde olduğunu gördüm. Ayağımın tabanından kan fışkırıyordu.
Ayağımı ellerimle sıktım ve az da olsa kanamayı durdurmaya başardım. Arkadan çocuklardan biri ayağından çorabını çıkarıp bana uzattı ve çorapla ayağımı sıkınca çorap işe yaradı, kanama tamamıyla durdu.
Hastane ve doktorların ilk yardımı.
Acil kana boyanmıştı, artık herkes kurşun yaralarının acısını hissetmeye başlamıştı. Karşımdaki genç, tecrübeli hemşire ve doktorların bütün müdahalelerine rağmen vefat etti. Yanımda yatan ve kefeteryada kahve içenin de bir anda durumu kötüleşti ve bir ölü daha bu trajik kazada, daha doğrusu katliamda. Karşımda, oturduğumuz kafeteryada bize hizmet eden garson, kalbine çok yakın geçen ve koluna isabet eden mermiyle ağır yaralı yatıyordu.
Peki bu nedir!
Millet bahar havasını koklamak için sokaklara dökülmüş ve bir anda patlamalar, barut kokusu ve mermiler...
İki aile arasındaki kan davasıymış meğer. Senelerce kavga eden ve 18 kadar ölü veren bu kavga, çok erkenlerden başlamış.
Peki Devlet nerelerde?
Kosova'da devlet var mı?
İpek Hastanesinde, aşağı yukarı iki saat kaldım.
İpek Belediye Başkanını göremedim. Hastaneye kendi vatandaşlarına geçmiş olsun demeye bile gelmedi.
Bu adam da İpek Belediye Başkanı.
Hastaneye gelen ölen vatandaşların ailelerine başınız sağolsun demek, yarlılara acil şifalar dilemek bile yok.
Başbakana, Cumhurbaşkanına, Meclis Başkanına ve parti liderlerine gelelim. Çıt yok.
Senin ülkende masum vatandaşlara katliam yapılmış ve sen yoksun!
İki vatandaşının ailelerine bile başsağlığı mesajı yok.Yaralılara acil şifalar mesajı yok.
Acaba Kosova Parlamentosu Milletvekillerinin kınama kararı yeterli mi?!
Evet, Devlet sesini çıkarmıyor.
Yoksa liderler kan davası diye, bu katliama milli gelenek olarak mı bakıyor.
Ölenler ve yaralılar.
Ölen masum vatandaşın ailesine, Devletin nasıl bir maddi ve manevi yaklaşımı oldu, çok ilgileniyorum.
Yaralılarla neler oldu?
Bana İpek'te ilk yardım verildi. Aldığım yara hafif olduğu için ve benden daha ağır yaralılara müdahale etmek öncelikli olduğunu biliyordum. Hatta bunu çok normal kabul ettim. Sancılarıma rağmen karşımdakilere bakarken, benim doktorları meşgul etme hakkım olmadığını gördüm. Yaralı arkadaşlara benim bir dayanışmamdı.
Doktor tarafından Prizren'e gelmem tavsiye edildi.
İlk yardım yapılırken serum ve ağrı kesici almam gerekiyordu. Bu ilaçlar hastanede yok, ikisini de eczaneden aldırdık.
Prizren Hastanesi'ne gelince nöbetçi doktor tarafından yapılan küçük bir ameliyat sonrası, mermi parçası ayağımdan alındı.
Sabah ve akşam serum,antibiyotik ve ağrı kesici.Bunlarda hastanede yok.Eczaneden aldırmak zorunda kaldık.
İlaç masrafları günde 20-30 euroya dayanıyor. 10 gündür bu ilaçları alıyorum.
Benim emekli maaşım da 112 euro.
Ben en hafif yaralananlardanım. Ya ağır yaralıların masrafları ne olmuştur? Mutlaka benimkilerin iki katı.
Devlet nerelerde acaba? Devlet hastanelerinde ilaç yetersizliğini bilmiyor mu? Bir katliamda yaralananlara, tedavisi için bir programı varmı acaba?
Yok, beyler yok, ben diyorum ya Kosova'da Devlet sadece seçimde vatandaşın yanındadır.
Bugün İpek, yarın Prizren, bir gün Priştine vb. sıraya gelecektir.
Esas İpek vatandaşlarının protestoları, Kosova vatandaşlarını korumak içindi.
Demokrasi ve Anarşi kardeştir. Biri yoksa diğeri öne geçer.
Kosova'da anarşi, kardeş, bence koşuyu kazanmak üzere...
Tanrı Kosova Vatandaşını korusun!
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor