- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Kosova Nüfus Sayımları ve Türkler-Cemil LUMA
Kosova Nüfus Sayımları ve Türkler-Cemil LUMA
0 dk
İstatistik verilerine göre, Kosova’da ilk Nüfus Sayımları 1948 yılında, akabinde 1953 ve 1961, 1971, 1981 yıllarında, her on senede gerçekleştiğini görmekteyiz. Haliyle, toplamda her sayımda nüfus artışı kaydedilmiştir. Kosova’da her nüfusun artışını Türk sayısının azalışı takip etmiştir. 1971 sayımlarında, erime potasına maruz kaldığımızı hatırlayanlar, nasıl bir haksızlığa uğradığımızı bilirler…
Nüfus sayımlarında yapılan usulsüzlükleri kabullenemeyenler tepkilerini dile getirdiklerinden dolayı görevlerinden ayrılıp istifa etmek durumunda kalmıştır.
On sene sonra, yani 1981 sayımlar farklı bir ortamda gerçekleşmişti. Kosova’da o yıl, gergin bir dönem başlamıştı. Sayımlar bu gergin döneme denk gelmişti. Yaşananlara tanık olan biri olarak, hatta olup-bitenlerin mağdurlarından biri olarak, büyük bedel ödememize rağmen pes etmedik. Bu sayımlar da, eskiden olduğu gibi, bize pahalıya mal oldu. Sayımlarda olagelen usulsüzlükler tek partili rejime havale ettirilmeye çalışıldı…
1999 yılında savaşın sona ermesini, kurtuluş, hürriyette kavuşma umutlarıyla yeni dönemin başlangıcına kucak açmış halkımız, parlak bir gelecek bekliyordu. Geçmişte yaşananlar, özellikle 1971 ve 1981 nüfus sayımlarında hüsrana uğradığımız hadiseleri, hafızalardan silinmemişti.
Nihayet, otuz yıl sonra, Kosova’nın kurtuluşundan 12 sene sonra, 2011 yılına geldiğimizde, yeni şartlar altında Kosova’da Nüfus ve Hanelerin Sayımı yapılması kararlaştırılmıştı. Beli ki geçmiş olan otuz yılda bir hayli değişmeler yaşandı. Sayımlarla otuz yaş yaşlananlar yanı sıra ilk defa karşılaşacak yeni bir nesil vardı. Geçmişteki sayımlarda yaşanan olumsuzlukların geride kaldığını, tarih sayfalarına gömüldüğü inancıyla, bir de yeni oluşan siyasi kadromuz sayesinde, bu sayımların hakkıyla yapılacağı konusunda umutlanmıştık. Eskisinin tekrarlanmayacağına gönül bağlamıştık. Bağımsız hukuk devleti, insan haklarına saygı, demokrasi ilkeleri geldiğine inanıyorduk. Yeni bir Kosova’mız vardı artık. Her ihtimale karşı, eskide edindiğimiz tecrübeleri gözönünde bulundurarak, olası karşılaşabileceğimiz sorunları daha kolay aşabilmemiz uğuruna bazı önlemlerin alınmasında fayda gördük. Bu nedenle ön çalışmalar başlatıldı. Konuyla ilgili Kosova’da Nüfus ve Haneler Sayımı konulu açık oturuma, dönemin
KDTP Prizren Şubesi Başkanı sıfatıyla katıldım. Oturum, Şubat 2011’de düzenlendi. Açık oturumda 50’nin üzerinde katılımcı ve STK temsilcileri yer alırken, davetiyeleri olmasına rağmen (Türk) milletvekillerin ve toplumu yönetenlerin oturuma katılmamaları manidardı. Bölüşmelerin sayımlara da yansıyacağı işaretiydi…
Sözü geçen toplantıda bilinçlendirme ve tanıtım çalışmalarını yürütecek kurulun oluşturulması kararlaştırıldı. Kurulun girişimiyle irtibat büroları/bilgilendirme ofisleri Prizren’nin üç bölgesinde açıldı. Çalışmaları takip etmek adına, STK temsilcisi bir koordinatör ve üç bölge ofisine birer sorumlu seçildi. Kısıtlı imkanlarımızı zorlayarak bilgilendirme ofislerini açtık, sayımlarla ilgili bilgilendirme malzemeleri ile ofislerin donatımı yapıldı. Ofislerin açılış amacı, Kosova Sayım Komisyonu tarafından hazırlanan formları kullanımında, belediyemiz tarafından görevlendirilmiş sayman / anketör ve kontrolörlere yardımcı olmaktı. Bilgilendirme ofisleri Şubat sonu çalışmalarına başladı. Bilgi alabilmek için gelenlerin sayısı her geçen gün artıyordu. Bilinmeyen sebeplerden birileri rahatsız olmuş olmalı ki, basın kullanılarak saldırı içerikli manşetler atılmaya başlandı. Bununla tatmin olmadılar, polis müdahaleleri ve tehditlere maruz kaldık.
4 Nisan 2011 tarihinde, dönemin Prizren Belediye Başkanı ile görüşmelerim oldu. Görüşmede ilk sorulan soru: Bakanınla görüştün mü? oldu. “Hayır, görüşmelerimiz olmadı” dedim. Yetkililerinin aldığı kararı üzere bilgilendirme ofislerini kapatmak zorunda kaldık. Bizim Kosova kurumlarına güvencemiz tam olduğunu, aynı zamanda belediyemizin yönetimine her zaman olduğu gibi saygımızı sunma hazırlığını gösterdik. Aynı gün saat 15 gibi, Prizren Sayım Komisyon Başkanı acilen belediye binası ofisine gelmemi istedi. Priştina ve Prizren en üst düzey sorumluları sayımlarla ilgili ifade vermemi istediler. Kosova Kamu Yönetimi Bakanı’nı bu toplantıda danışmanı temsil etti. Tartışmalar sonunda Kosova İstatistik Kurumu Başkanının “Bizlere farklı bilgiler verildi, bu çalışmaların iyi niyeti olduğu belli oldu, sadece şunu size (şahsıma) vurgulamak isterdim ki ‘yine suç sizde’ dedi, iki ay önce bu projeyle bize gelmiş olsaydınız biz desteklerdik ve finans kaynağı sağlardık,”sözleriyle toplantı sona erdi.
Bu sözleri duyduktan sonra üzüntüm kat be kat artı. Yazık oldu, birlik beraberliğin olmasına en çok ihtiyaç duyulduğu dönemde, birilerinin milli duygu yoksunluğundan, şahsi çıkarları yüzünden yekvücut olamadık. Ne yaptıksa kendi kendimize yaptık, suçu başkalarında aramak acizlik olur, diye düşünüyorum. Çünkü, bakan makamında yer alan zatın talimatları, Türkleri temsil eden merkezi sayım komisyon üyemiz, milletvekillerimiz, sayımlar hakkında yapılan çalışmaları desteklemek bir yana, şahsi davranışlarıyla, sergiledikleri tavırlar sonucu, sayımlarda emek verenleri ve halkımızı hayal kırıklığına uğrattı. Sayım sonuçları bunun göstergesidir…
Bu günlerde Nüfus ve Hanelerin Sayımları konusu Kosova Meclisi çalışmalarında gündemde yer almaktadır.
Peki şimdi ne olacak?
2022 sayımlarında 2011 sayımlarında yaşananlar tekrarlanırsa alınabilecek sonuçlar, Kosova/Prizren Türklerini hüsrana uğratabilecek endişesi yok mu?
Türklük adına: para, ev, mal, mülk edinenler buna ne diyecekler merak edilmez mi?
Yapılan son sayımlar ve yapılacak sayımlar arasında on iki yıl geçmişken, toplumumuzu yönetenler, Kosova Türklerinin liderleri olduklarını iddia edenler, var olan sorunları ve eksikleri bilmelerine rağmen, tek bir defasına gündeme almadı. Sayımları önemsemeyenlerin deve kuşu misali davranışları neyi ifade etmektedir?
Buna rağmen ve buna karşı, biz Türkler ilgilenmediğimiz bu hassas konu ile, Kosova’da görevde bulunan uluslar arası temsilcilerin ilgisini çektiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Yeni Kosova oluşumunda, Kosova nüfusu mozaik yapısını öğrenmek için Alman askeri görevlileri, Prizren’de Türk varlığı hakkında ve bu topluluğun durumuyla ilgili bizlerden (şahsımla görüşerek) çalışmalarımızdan elde edilen verileri istemiştir.
Bu fırsatla,Alman görevlilerinin kendi ihtiyaçları için 2000 yılında titiz çalışmaları sonucu Prizren’de yaşayan Türk sayısı tespit edildiğini, on bir yıl sonra 2011yılı sayımlarında sayımızın artmasını beklerken, tam tersi sayımızda ciddi düşüşü kayda geçtiği tespit edildiğini aktarmak istiyorum. Bunun ne anlama geldiğini herkesi düşündürmelidir, fakat bunun asıl sorumluluğu, sözde Türk topluluğunu temsil edenlerdedir.
Yapılması öngörülen Nüfus ve Hanelerin sayımı geçmiştekilerinin hiçbirine benzemez, bu sayımların sonuçları yarınlarımızın kaderidir.
Yukarıda vurgulandığı gibi 1999 – 2011 yılları yeni dönem olarak adlandırılan, on iki yılık zaman dilimindeki gelişmeleri nazari dikkate alırsak, toplumumuzun yeni nesil siyasi temsilcilerle tanışması doğal bir süreçti. Halkımızın beklentisi buydu, diyebiliriz. Fakat azınlıkta olan toplumun kaderini belirleyecek hassas konuyu tartışmak gerekirken önde gelenler; çeşitli eğlenceler, kutlamalar ve seçimlere kendilerini kaptırdılar. Halbuki, eğlenceler ve kutlamaları fırsata çevirip nemalanmalar, oluşumlar, daha iyi bir gelecek getirmez, getiremez. Toplumun kaderi seçimlerde verilecek oylara değil sayımlarda çıkacak nüfus sayısına bağlı olduğu bilinmeli. Gerçekleri kavrayamayan bir zihniyete sahip sağduyu yoksunu bazı siyasetçileri, halk hiç mi hiç beklemiyordu. Acemiliği, tecrübesizliği, kabullenebilirsiniz, birilerinin maddi durumundan dolayı yapılan hatalara da göz yumarsınız, fakat nüfus sayımlarında toplumun yarınlarını belli edecek çalışmalara takoz koyar, ters yönde hareket ederseniz, bedeli topluma ağır olur, affedilemez mahiyetini taşır, onları ve öylelerini destekleyenler de tarih karşısında sorumluluğa çarpılır.
Gereken önlemler alınmasa, önümüzdeki Nüfus Sayımları, beş yüz yıllık medeniyete kâbus olur, büyük bir varlığın erimesine sebep olur, yeni neslin hayalleri kırılır, büyük bir hazine tarih sayfalarına gömülür. Bunun sorumlusu sadece kastedilen kişiler olmaz, bunlara yön verenler ve yönetenler, seçimlere müdahale ederek kimin kazanması, kimin kaybetmesi düşüncesinin ötesinde, kimin hangi göreve geleceğini karar verenlerin de bir o kadar sorumluluk taşımaktadır. Çözülmesi zor olan bu kör düğümün yaratılmasına, ayrışımlar ve bölüşmelere, söz konusu şahısların katkıları büyüktür. Onun da böyle bilinmesi gerekir…
Okuyuculardan birileri haklı olarak sorabilir, eleştirebilir. Ha şikâyet etiğim konularda benim de hatalarım var mı? Tabii ki var, olumsuz gelişmelere benim de katkım olabilir mi düşündüğümde, vicdani rahatsızlığın üzerimde gezdiğini hissetmişimdir. Keşke tüm olumsuzlukların tek suçlusu ben olsaydım ve toplumumuzun sorunlarına son verilseydi. Vicdanım o zaman belki rahat olabilirdi. Hâlbuki yıllardır hiçbir siyasi etkinliğim olmadı, ne yazık Kosova Türklerini yıllardır temsil eden ve kaderini belirlemekte söz sahibi olan siyasilerin beceriksizliği ve çıkarları adına, kavgaların zirveye ulaşmasına sebep olanlar, nüfus sayımlarını ne yönde etkileyeceklerinin farkında bile değiller.
Bu tür çıkarcı siyasiler yüzünden Kosova Türkleri, siyasi boşlukları doldurmak için dolgu malzemesi olarak kullanıldı. Bunun karşılığında da toplumumuzun oylarına pazarlıklarda biçilen değer kadar itibarımız da kaldı. Övündüğümüz geçmişimizi değersizleştirdiler, onurumuzu bitirdiler, gururumuzu yerle bir etiler…
Belki bir gün beş yüz yıllık mirasın değerini bilenler çıkar ve bunu düşmanca, sorumsuzca tüketip harcayanlardan hesap sorar, ancak maalesef biz başaramadık…
ALLAH HAYIR ETSİN
5 Mayıs 2022 P R İ Z R E N
Saygılarımla
Cemil LUMA
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor