Kosova, Türk-Arnavut İlişkilerini Tartışıyor
0 dk
Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in Kosova ziyareti, gündemi değiştirdi. Ömer Dinçer'in, Osmanlı ve Türkler hakkında olumsuz imaj yaratacak metin ve paragrafların Kosova Tarih kitaplarından çıkarılması talebi, hem bilim adamları ve gazeteciler, hem de halk arasında tartışma konusu oldu.
Kosova'da bazı ilköğretim kitaplarının Osmanlı dönemi ve Türkler hakkında yanlış ve önyargılı ifadeler içeren unsurlardan ve bazı haritaların Türkiye tarafından kabul edilemez adlandırmalardan arındırılması girişimi Mart ayında kurulan bir komisyon tarafından değerlendiriliyor.
Kurulan Komisyon sessiz sedasız çalışmalarını sürdürürken, Bakan Dinçer'in Kosova Eğitim Bakanı Rame Buja ile görüşmesi sonrasında konuyla ilgili açıklaması yaygaraya neden oldu.
Rame Buja ve T.C. Priştine Büyükelçisi Songül Ozan tarafından konuyla ilgili açıklamalar bile "yanlış" (bile bile) anlaşılmaları önleyemedi.
Onlarca makale, köşe yazısı Osmanlı tarihine, Türk-Arnavut ilişkilerine farklı boyutlardan ışık tuttu.
Birileri, Osmanlı'yı ve Türkiye'yi yerden yere vurdu. Yılların birikimi kin ve nefretini, ağza alınmayacak nitelikte ifadelerle yazıya döktü. Özür istedi, soykırım dedi. Yıllarca tekrarlanan "Arnavutların geri kalmasının nedeni Osmanlılardır" tezi ballandıra ballandır anlatıldı.
Birileri de (muhafazakar kesim) "Osmanlı olmasaydı Arnavutlar olmazdı" tezinden hareket ederek Osmanlı'nın Arnavutlara kardeş yaklaşımdan söz etti. Tarih kitaplarını Ortodoks ve Katolik papazlarını yazdığını söylerken yakın geçmişte Türkiye'nin karşılıksız dostluk elini uzattığını hatırlattı.
İki zıt yaklaşım, Arnavut toplumunda çoğu konuların enine boyuna tartışmadığı çok konunun varlığını gösteriyor.
Tartışmalarda, görünürde çoğunlukta olan kesim "milliyetçilik prim yapıyor" düşüncesinden hareket ederek "veryansın" diyor. Hakarete varacak kadar çıkışlardan bile kaçınmayanlar var. Aşırı çıkışlar, halkın 90% Müslüman olan bu ülkede ters tepkiye neden oluyor...
Kamu oyunun aydınlatılmasında farklı fikirlerin ortaya atılması son derece önemli. Karşı argümanlarla çıkanlara medyada alan verilmiyorsa da halka ulaşmak için alternatif yollar işe yarıyor.
...
Tarih kitaplarından kin ve nefret ifadelerin arındırılması sadece Türkiye tarafından değil, uluslararası kurumlar tarafından da yılarca talep ediliyor. Ancak "mallarını iyi tanıyan" siyasetçiler ve yerel ile uluslararası kurum temsilcileri bu konuda ısrarlı olmaktan kaçınıyor.
Demokrasi, düşünce özgürlüğünden bahsedenler "milli" ve "statüko" meseleleri sözkonusu olunca söz söyletmiyor.
Konu hemen çarpıtılıyor. Egemenlik, başka ülkenin içişlerine karışmak, gibi çıkışlarla bastırma ve yıldırma politikalarına baş vuruluyor.
Osmanlı'dan sonraki dönemde de Türkiye ilişkileri keyfi yorumlanıyor. Sırplar ile Türkiye arasında gizli anlaşmalar sayesinde Arnavutların Türkiye'ye göç ettirildiği, isimleri değiştirildiği asimile edildiği vs...
Tarihçilerin oturup değerlendireceği konular, duygusal bir yaklaşımla suiistimal ediliyor. Hemen hemen her makalede birbirini tutmayan görüşler yer alıyor:
- Osmanlıya işgalci deniliyor- yüzbinlerce Arnavut'un Türkiye'ye göç ettiği belirtiliyor.
-
Çekilen işgalcinin ardına kitlelerin gidişini nasıl açıklamalı?
- Onbinlerce insan katliama uğramış deniliyor- Osmanlı idaresinde en fazla paşanın Arnavut olduğu vurgulanıyor.
Bu paşalar acaba hepsi mi halkına ihanet etmiş?
İdare kademeleri ve aydın zümresi Arnavutlar da (Mehmet Akif, Şemsetin Sami vs) göz önünde bulundurulursa "soykırım" yapan kim?
- Sırplarla gizli anlaşma sonucu Türkiye'ye yüzbinlerce Arnavut'un yerleştirildiği -kabul edilenlerin zorla isim ve soy adalarının değiştirildiği iddia ediliyor.
Serbest göç anlaşması ile Türkiye Türk soyluları tebaasına kabul ediyor. Bu denli oranda sahte beyan olur mu?
...
Ben sadece en can alıcı iki noktadaki tutarsızlıklara işaret etmek istedim. Yüzlerce sayfa içinde ne "inciler" daha var?!...
Tarihi değiştirmek (yeniden yazmak) istiyorlar diyerek değil, konuya önyargısız yaklaşıp: Skender Beg'in at üzerinde Türk (Osmanlı sancağı değil) bayrağını ayaklarının altına alması, haritalarda günümüz Türk sınırları içerisinde Kurdistan ve Ermenistan ibarelerini, İstanbul'u fetheden ordunun birkaç yüz kişiyle savunulan Kruja Kalesini ele geçirememesi efsanesinden başlayıp gerçeklerin gün yüzüne kavuşmasına yardımcı olmak, gelecek nesillere en büyük hizmet olabilir.
Bugün (26.08.2011) Türkiye'nin dış politikası rotasını çizen Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu Kosova'ya geliyor. Enver Hoxhaj ile görüşmesinden sonra ortak basın toplantısında medya önüne çıkacak. Tarih kitapları konusu en kışkırtıcı şekilde mutlaka gündeme getirilecek. Yeniden Osmanlıyı şahlandırmak girişimiyle de suçlanan Ahmet Davutoğlu'nun açıklamaları sabırsızlıkla bekleniyor.
Ben de Davutoğlu'nun açıklamalarını merakla bekliyorum. Bakan Davutoğlu'nun açıklamalarını merak ettiğim kadar, belki de daha çok, evsahibi Bakan Enver Hoxhaj'ın tavrını da merak ediyorum...
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor