- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Kosova Türkleri Edebiyatı - Prof. Dr. Mustafa İSEN
Kosova Türkleri Edebiyatı - Prof. Dr. Mustafa İSEN
0 dk
Kosova’nın başkenti Priştine civarında Kosova ovasında 1389 yılında yapılan Kosova Meydan Savaşı Türklere Balkanlar’ı bütünüyle açan çok önemli bir dönüm noktasıdır. Bu tarihten itibaren Kosova, Osmanlı Devleti’nin önem verdiği ve çevresi büyük ölçüde Müslüman nüfustan oluşan bir yöre olarak kaldı. Bu nüfusun çok önemli bir bölümünü de Türkler olşuturuyordu. Bu yüzdendir ki Kosova’yı meydana getiren Priştine, Pirizren, Yakova, İpek gibi şehirler Osmanlı uygarlığının yansıdığı önemli merkezler olarak dikkat çekti. Başka alanlar gibi edebiyat tarihi açısından da bölgeden çok sayıda isim yetişti. Kosova sınırları içinde yer alan Prizren ve Priştine şair kaynakları olarak dikkat çekerler. Aşık Çelebi (ö. 1572), Bahârî (ö. 1551), Mü’min, Nehârî, Sûzî, Şem’î (ö. 1530) ve Tecellî Prizren, Azmî, Hâtifî, Levhî, Mesîhî (ö. 1512), Mustafa Çelebi (ö. 1565) ve Nûhî Priştineli şâirlerdir.
Kosova bölgesi, daha yakın dönemlerde de şair ve yazarlar yetiştirmeye devam etmiştir. Nitekim yakın döneme ait biyografi kaynakları tarandığında çağdaş sanat içindeki bir kısım şâir ve yazarın doğum yerinin Kosova olduğu hemen görülecektir. İlk akla gelenleri şöyle sıralamak mümkün: Enver Ziya Karal (Kosova, 1906-1982), Recep Bulut (İştip), Ahmet Samim (Prizren, 1884-1910), Zekeriye Sertel, (Ustrumca, 1890-980), Macit Cevat Doğudan (Vulçitrin) gibi.
Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı sonrası Balkanlar’ın büyük bölümü gibi Kosova’dan da çekildi. Çekilişin ardından ortaya çıkan yöresel yönetimler, aralarındaki ihtilafları kısmen çözerek l9l8- l9l9 yılında Yugoslavya’yı kurdular. l946 yılına kadar devam eden bu yönetim ve arada ortaya çıkan Alman ve Bulgar işgalleri yörede Türkçe yazılı basına imkan vermedi. Ancak sözlü edebiyat geleneği ve Priştine, Prizren, Yakavo, İpek gibi şehirlerde faaliyet gösteren tekkelerde geliştirilen tasavvuf edebiyatı canlılığını koruyordu. Ama bu ürünlerin o dönemde hiç biri basılma imkanı bulamadı. Bunların içinde Hacı Ömer Lütfi’yi (1870-1928) ve Âşık Ferki’yi istisna saymak gerekecektir. Halk edebiyatı geleneği çerçevesinde üretilen metinlerin Türkiye’deki örneklerden -küçük ayrıntılar dışında- bir farkının olmadığını bilmem söylemeye gerek var mı? Beş yüz yıllık bir birliktelik içinde Osmanlı Devleti’nin iki kanadını oluşturan Anadolu ve Balkanlar ayağının bu yüzünde üretilen halk edebiyatı örnekleri ne ise öbür taraftakiler de neredeyse aynıdır. Kar’la İzmir arasında hangi farklardan söz edilebilirse Trabzon Prizren arasındaki farklardan da o ölçüde söz edilebilir. Kosova halk edebiyatı ürünleri de masallardan, türkülerden, manilerden, destanlardan, ata sözleri ve bilmecelerden oluşmaktadır. l945 yılında Yugoslavya adıyla kurulan sosyalist yönetim ülkedeki azınlık haklarına saygı göstereceği sözünü tutarak çeşitli dillerde yayın organlarının neşrine ve okulların açılmasına izin verdi. Makedonya’da Birlik Gazetesi’nin neşri (l944) ve Türkçe radyo yayınlarının başlamasına paralel olarak Türk edebiyatı da filizlenmeye başladı. Fakat aynı yönetim altında olmakla birlikte Kosova Özerk Bölgesi’nde yaşayan Türkler, Makedonya’da yaşayanlara oranla kültürel imkanlardan epeyce geç yararlandılar. Bunun sebebi Kosova’da hakim nüfus olan Arnavutlarla Yugoslav yönetimi arasındaki ilişkilerdir. Kosova’da Türklerin konumu yönetimin Arnavutlarla ilişkilerine bağlı olarak inişli çıkışlı bir seyir izler. Yönetimin arası Arnavutlarla iyi ise Türkler unutulur. Tersi durumlarda ise hatırlanırlar. Böyle bir ilişkiden dolayı Kosova doğumlu Türk şâir ve yazarlar, ilk ürünlerini Makedonya’da çıkan yayın organlarında neşretmiş, 1969 yılından itibaren ise Kosova bölgesi Türkleri, kendi yayın organlarına kavuşmuşlardır. Denebilir ki bu bölgede yeni dönem Türk edebiyatı ancak 1960’lı yıllardan itibaren kıpırdanmaya başlamıştır. Bu yıllardan başlanarak şiir ve hikaye, ciddi aşamalar kat etmiş, öteki türlerde de eserler verilmiştir. Birlik ve Tan dizileri arasında bu bölge doğumlu yazarlara ait çıkan çok sayıda kitap, nicelikle birlikte niteliğin de belli aşamalar kaydettiğinin ifadesidir.
l99l yılına gelinceye kadar Yugoslavya, Sırbistan, Hırvatistan, Makedonya, Bosna-Hersek, Slovenya ve Karadağ’dan oluşan bir federatif cumhuriyetti. Kosova ve Voyvadina, Sırbistan içinde iki özerk bölge olarak yapılanmıştı. Fakat bu görüntüye rağmen ipler büyük ölçüde Sırpların elindeydi. Yaklaşık kırk beş yıl böyle devam eden yapı, 1992 yılında parçalandı. Birlikten önce Slovenya, ardından Hırvatistan koptu. Fakat Bosna-Hersek’in ayrılışı çok kanlı gerçekleşti. Makedonya’nın da ayrılmasından sonra yeni Yugoslavya, Sırbistan ve Karadağ Cumhuriyetlerinden ibaret kaldı. Sırbistan içinde mütalaa edilen Kosova Özerk Bölgesi de 1999 yılında Birleşmiş Milletler müdahalesi ile şu anda statüsü belli olmayan, ama Yugoslavya ile de bağlarını koparmış bir konuma dönüştü. Böylece günümüzde Yugoslavya toprakları içinde Türk nüfus kalmadı. Kosova’da yaşayan Türklerin nüfusunun 30-40 bin civarında olduğu sanılıyor. Bölgenin başkenti Priştine’de Tan Gazetesi (1969), Çevren dergisi (1973) ve Kuş (1979) çocuk dergisi yayınlanmaktaydı. Ayrıca Prizren’de Esin (1979) ve Çığ (1990) dergileri çıkmaktaydı. Savaştan sonra bunların yayınına ara verildi. Buna karşılık şimdi Prizren’de özel gayretlerle Bay (1994), Sofra ve Türkçem dergileri ile Yeni Dönem adlı haftalık gazete çıkmaktadır. Son olarak bu bölgede Demokrasi Ufku adlı on beş günde bir çıkan yeni bir siyasi gazete yayına başlamıştır.
Kosova bölgesinde savaş sonrası da Türkçe eğitime devam edilmektedir. Sınırlı konumda da olsa radyo ve televizyon yayınları da başlamıştır. Özellikle Türklerin yoğun olarak yaşadığı Prizren ve çevresinde Türk askerinin yerleştirilmiş olması pek çok sorunu da çözmeye yaramıştır. Ayrıca bölge için çok önemli olan kültür, güzel sanatlar dernekleri faaliyet halindedir. Kosova Türklerinin Balkanlar’da yaşayan Türkler içinde ayrıcalıklı bir konumları vardır; bölgede yaşayan bu nitelikteki unsurun aksine özellikle Prizren ve Priştine’de oturan Türklerin tamama yakını şehirlidir. Bu özellik de hem hakların savunulmasında hem de sivil örgütlerin oluşturulmasında çok etkili olmuştur.
Kosova doğumlu olmamakla birlikte Süreyya Yusuf (1923-1977), bölgedeki edebiyatın gelişip serpilmesinde yazar, bilim adamı ve eleştirmen olarak çok önemli bir yere sahiptir. Onun yönlendirmeleri bölge edebiyatının derlenip toparlanmasında önemli rol oynadı.
Genelde Balkanlar’da olduğu gibi Kosova bölgesinde de edebiyat denince akla şiir gelmektedir.
Bunu hikaye izler. Süreyya Yusuf dışında Fahriye Çerkez (1929), Naim Şaban (l935-l961), Nusret Dişo Ülkü (d.l938), Nimetullah Hafız (d.l939), Enver Baki (d.l943), Hasan Mercan (d.l944), Arif Bozacı (d.l944), Ahmet İğciler (1945), Şecaettin Koka (1945), Sadık Tanyol (1946), Bayram İbrahim (l947), İskender Muzbeğ (d.l947), Fikri Şişko (1949), Altay Suroy (d.l949), Fahri Mermer (1950), Agim Rıfat Yeşeren (d. l95l), Zeynel Beksaç (l952), Ethem Baymak (1952), Osman Baymak (l954) Aziz Serbest (1954), Reşit Hanadan (1955), Mehmet Bütüç (1955) Nuhi Mazrek (1956) Raif Kırkul (1964), Özcan Micalar (1965) Burhan Sait (1967), Raif Vırmıça Hüseyin Kazaz ve Şükrü Mazrek Kosova Bölgesi’ndeki Türk edebiyatının başlıca temsilcileridir.
Kosova’daki Türk edebiyatı dil, ifade ve üslup bakımından Makedonya ile -aynı ülkenin farklı bölgeleri oldukları için- büyük benzerlik gösterir. Fakat Kosova Türk edebiyatı sosyalist sistemin soğumaya yüz tuttuğu bir dönemde gelişmeye başladığı için içerik bakımından Makedonya’daki ilk örnekler kadar güdümlü bir görüntü sergilemez.
Kosova’da tiyatro yazarlığı farklı bir yere sahiptir. Çünkü bu bölgede 1950 sonrası ilk edebi örnekler tiyatro eseri olarak görünür. 1951 yılında Durmiş Selina ve Aziz Buş’un kaleme aldığı Çiçekli Ali ve Ben Rıza Ağa adlı oyunlar, daha sonra takipçi bulamamaşıtır. Ancak yakın yıllarda Hasan Mercan, Süreyya Yusuf, Alim Rıfat Yeşeren ve Nuhi Mazrek yeniden bu türe canlılık getirdiler.
Roman diğer Balkan ülkeleri gibi Kosova Türk edebiyatında da dikkate alınması gereken örneklere sahip değildir. İskender Muzbeg’in Yanan Sevgiler, Hasan Mercan’ın Namus Köprüsü ve Reşit Hanadan’ın Sel adlı çalışmaları birer deneme mahiyetindedir.
Eleştiri ve deneme alanında ilk akla gelen isim Süreyya Yusuf’tur. Bunu Ethem Baymak izler.
Nüfusla orantılı olarak düşünüldüğünde günümüzde de Kosova’da zengin bir Türk edebiyatından söz edilebilir. Hal böyle olmakla birlikte bu edebiyat, bütün Türkiye dışı Türk edebiyatları gibi yakın bir ilgiden yoksundur. Ancak son yıllarda bazı kitap ve antolojilerin neşriyle Türkiyeli okuyucu sözü edilen örneklerden haberdar olmaya başlamıştır.
Kosova Türk şiiri aslında Türkiye dışındaki azınlık şiirlerinin ortak özelliklerini yansıtır. Kosovalı şair de II. Dünya Savaşı’nı yaşamış ve çağdaş şiirlerini bu tarihten sonra başlatmışlardır. Sosyalist yönetimlerce yönetildikleri için toplumcu şiir bu ülkelerde daha farklı algılanmaktadır. Azınlıklar için önemli rol oynayan anonim halk edebiyatı örneklerinden yararlanma eğilimi Kosovalı şairlerde de fazladır. Çağdaş Türkçeyi kullanma konusunda yöredeki Türkçe konuşma dili ile Türkiye’deki dil devrimini izleyen Türk şiir dili arasında bocalama söz konusudur. Benzer yöreler gibi Kosovalı şairler de büyük ölçüde Nazım Hikmet’in çekim alanı içindedirler. Aslında laik bir yaşantı içinde olan yöre Türk aydınları kendi kimliklerinin en önemli öğeleri olan İslami ve milli değerlere sahip çıkıp onları eserlerinde yansıtmaya özel önem verirler. Ama bu konum onların çevre kültürlerle temasını engellemez (Yaşın, 1995, s. 51). Kuşkusuz bu bakış açıları 1990 sonrası kısmen değişti. Ama bu edebiyatın 1960-1990 yılları arasını kapsayan dönemi için büyük ölçüde geçerlidir. 1990 sonrası ise dini ve milli kimliğin daha da öne çıktığı söylenebilir. Buna karşılık toplumcu şiirden neredeyse tümüyle vazgeçilmiştir.
Özetlemek gerekirse Kosova’da Türkçe, XIV. yüzyıldan beri konuşma ve yazı dili olarak yaşamaktadır. Günümüzde özellikle Prizren’de çok canlı bir edebi faaliyet dikkat çeker. Bunların içinde şiir ve hikaye, onların içinde de çocuk edebiyatı önemli konumdadır. Var olan potansiyel geliştirilirse Türkçe bir ses bayrağı olarak Kosova’da dalgalanmaya devam edecektir.
Prof. Dr. Mustafa İSEN
Başkent Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi / TÜRKİYE
Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 20 Sayfa: 464-469
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor