EURO
1
  • EURALL
    95.43 0.31%
  • EURTRY
    53.56 0.12%
  • EURMKD
    61.65 0.03%
  • EURRSD
    117.40 0.05%
  • EURUSD
    1.16 0.09%
  • EURGBP
    0.87 0.00%
  • EURCHF
    0.92 -0.02%
  • EURSEK
    10.88 -0.14%
  • EURAUD
    1.63 0.16%
Haberler aranıyor...
Aramak için en az 2 karakter yazın.
7 Haziran 2026 Kosova Erken Genel Seçimleri
00
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye

Kosova Türklerinin Baharı Karşılama Ritüelleri

Kosova Türklerinin Baharı Karşılama Ritüelleri
21 Nisan 2011, 18:49

0 dk

Rituals for Springtime among Turks in Kosovo

Giriş
Balkanlar'da, Sırbistan, Karadağ, Makedonya ve Arnavutluk devletlerine sınırı olan, 1999 ile 2008 yılları arasında Birleşmiş Milletler idaresindeki Kosova, Yugoslavya'ya bağlı özerk bir bölge iken, 17 Şubat 2008 tarihinde bağımsızlığını ilan etti. Kosova'da 250.000 civarında Türkçe konuşuru rakamı zikredilmesine rağmen, bugün Kosova'da ne kadar Türk'ün yaşadığı, hususi sebeplerle, tam olarak bilinmemektedir. Türkler bugün Kosova'da daha yoğun bir şekilde Prizren, Mamuşa, Priştine, Gilan, Doburçan, Yanova, Vuçıtırın, Mitroviça ve İpek yerleşim bölgelerinde yaşamaktadırlar. Kosova'da, Prizren, Mamuşa, Priştine, Mitroviça, Vuçıtırın, Gilan belediyelerinde Türkçe resmî statüye sahiptir. Her millet kendine has uygulamalarla baharı karşıladığı gibi, dünyanın farklı iklimlerinde hayat süren Türkler de baharın gelişini çeşit çeşit adlarla ve seremonilerle kutlamaktadır. Kosova Türkleri de baharı ilk Daltulum'la karşılarlar.
Kocakarı Soğukları (Kocakari Sovklari), Kırlangıç Fırtınası (Kırlancik Fırtınasi), Ayva Baharı (Ayva Beyari), Öküz Soğuğu (Üçüz Sougi), Sultan-ı Nevruz, Hıdrellez (Hıdırlez), Nakıs Salı (Naks Salli), Hıdır Nebi, Ali Günü (Ali Cüni) ilkbaharın gelişini bildiren hususi günlerdir. (Vırmiça 2008: 43).
En ilkel dönemlerden itibaren insan içinde doğduğu çevre de dâhil olmak üzere, varlığın sırrını, oluşumun nedenini aramış, nedenle inanca bağlı olarak kutsalın ve büyünün temelleri atılmıştır. Doğayı tam çözemeyen ilkel topluluklar onun gücü karşısında onunla barışık olma gereği duymuş, doğaüstü güçlerden yararlanma yolları aramış, onları yönlendirmeğe çalışıp yaşadığı zorluklara çözüm aramıştır. (Artun 2000). Baharı bekleyiş ve tabiatın doğumuna topluca iştirak ediş, kış boyunca çaresiz kalan insanın yeni gelen mevsime şirinlik yapmasıdır. Kış mevsiminin sıktığı ruhun özgürlüğüne kavuştuğu zamandır bahar. Sultan Nevruz, soğukların askerini darmadağın etmek, kışın kalbine hançerini saplamak için çıkıp gelen bir kahramana benzer. Kışın dağlar ve ovalar siyahlar giyinmişken, baharla birlikte toprak ve kayalar ipek kumaşlara bürünür. Bilhassa yoğun ve şiddetli kışların yaşandığı iklimlerde en sevgiliyi bekler gibi beklenir bahar. Bahar bir muştucu gibi geldiğinde de onu kış bezginleri debdebe ve tükenmeyen neşe ile karşılar.

DALTULUM
Daltulum, Prizren'in Maraş semtinde, Acize Baba Türbesi'nin karşısına gelen tepenin adıdır. Gün, adını bu tepeden alır. Bütün kentin manzarası bu tepecikten rahat bir şekilde görülür. 14 Mart'ta Prizren halkı bahar bayramlarının ilkini kutlamak için, bir günlük erzaklarını yanlarına alarak, bilhassa Kurila'da ikamet edenler, Daltulum'a veya uzak mahaldekiler de evlerine yakın çayırlara çıkarlar. Daltulum'da geleneksel adaklar da yapılır. Adağı yerine gelmesi için oraya giden ana babalar yanlarına tesliça denilen bir çapa ve bol miktarda sarımsak alırlar. Adağının gerçekleşmesini isteyen kişi, yere sırt üstü yatar, el ve ayaklarını açar. Anne ya da babası vücudunun kenarından toprağı çapayla kazar ve toprağın kazılan yerlerine birer diş sarımsak koyar, aynı anda şu maniyi de okur:
sarımsak sarımsak sal da cit var ise kızımın (oglomon) hastalıgıni al da cit sarımsak sarımsak sal da cel yok ise kızımın (oglomon) saglıgıni ver da cel Geçen yüzyıl seyahatnamelerindeki gözlemlere göre, Türkler çocukları ‘göz değmesi'nden korumak için omuzlarına sarımsak takarlarmış. Yine Balkanlarda kötülüklerden, nazardan sakınmak için kapıya sarımsak sürme, hevenk olarak asma geleneği vardır. Eski Çin, Hint ve Eski Türk kültürlerinde de kötülükleri savmak için ve büyüye, kötü talihe karşı sarımsaktan medet umulmuştur. Bilhassa kokusu sebebiyle kötü ruhları insanlardan uzaklaştıracağına inanılmıştır.
Daltulum'a gidenler, yanlarına evlerde kaynatılmış yumurtaları da alırlar. Yemek zamanı  elince, ilkin yumurtalar tokuşturulur. Birçok insan yumurta bahsine girer, kimin yumurtası kırıldıysa o bahsi kaybeder. Kırılmayan yumurtalar Daltulum'un yüksek yerinden aşağılara bırakılır. Şenlikler akşama kadar sürer. Oğluna gelin arayan anneler için Daltulum tepesi  bulunmaz fırsattır. Güzelliklerini sergileme imkânı bulmuş ter ü taze kızlar Daltulum'da arz u endam ederler. Güneş kaybolup gölgeler uzamağa başlayınca ortalık tenhalaşır. Akşam kara perdesini yaymaya başlayınca, ortalıkta köpek havlamalarından başka ses kalmaz. (İğciler 2002: 65-66, Vırmiça 2008: 45).

SULTAN-İ NEVRUZ
Eski takvime göre, yılın ve baharın ilk günü sayılan, Mart'ın 22'sine rastlayan gün Nevruz olarak kutlanılır.
Kahreden soğukların, bezdiren ayazların geride kaldığı bir mevsim sona ermekte; yeni mevsimin habercisi bahar kuşları gelen mevsimi haber vermektedir. Tabiatın aslî rengine bürünmeye başlaması, ölüm sonrası diriliş gibidir. İnsan, hem zor geçen kışın sıkıntılarını geride bırakmanın hem de tabiatın yeniden dirilişine şahit olmanın mutluluğunu yaşamaktadır bu vakitte.
Günümüzde hâlâ faaliyette olan tekkelerde, bilhassa Rıfâî tekkelerinde, bu gün Hz. Ali'nin doğum günü ve halifeliğinin başlangıcı olarak kabul edildiği için, Nevruz canlı bir şekilde icra edilmektedir.
Nevruz münasebetiyle ayinler yapılır. Bu ayinlerde dervişler şahadet getirir, vücudun belli bölgelerine kızgın demir şiş sokarlar. Bu işleme deşmek/ deşılma denir. Mevlid-i şerif, ilahiler ve kasideler okunur. Zikir sonrası dergâhın dervişleri hususî kisveleriyle Kasaba'da yürürler 1.Prizren evleri Nevruz'dan birkaç gün önce temizlenir, güne özgü yemekler pişirilir. İnsanlar yakınlarının evlerine giderek, birbirlerinin Nevruzunu kutlarlar. (İğciler 2002: 68-69).

HIDRELLEZ (Hıdırlez)
Hıdrellez, kışın son günü sayılan 6 Mayıs'ta başlayıp Kasım ayının 8'ine kadar altı aylık bir dönemdir. Prizren'de Hıdrellez 5 Mayıs'tan itibaren kutlanmaya başlar. Hıdrellez gelmeden önce hamarat kadınlar evlerine çeki düzen vermeye başlarlar. Ev içlerinin Hıdrellez'den önce badanalanmış ve temizlenmiş olması gerekir. Eğer Hıdrellez'den önce ev badanalanmazsa Hızır ve İlyas'ın o eve uğramayacağına inanılır 2.Kutlamalar, Horasan ereni Mustafa Karabaş Baba'nın3 türbesinin bulunduğu alanda yapılır. Kasabalılardan (Prizrenliler, şehirli manasında kasabalı tabirini kullanırlar) başka, civar köylerdeki Arnavut, Boşnak ve Romlar da bu güne katılırlar. Katılanlar bütün günlerini orada geçirirler. Karabaş Baba Türbesi'nin olduğu alan o gün açık pazar yeri gibidir. Burada akşama değin davul zurna eşliğinde şarkılar, türküler söylenir. Türbe ziyaret edilir dileklerde bulunulur, türbeye çaput/adak bezi bağlanır, para atılır, türbenin üstüne havlu serilir, türbenin suyu içilir. Oraya dışarıdan su götürülüp orada bir müddet tutularak aynı gün ve daha sonra içilir. Karabaş Baba ziyaretleri münasebeti ile ilginç olan tespit, dışarıdan türbeye su getirilip adeta oradan hikmet alması sağlandıktan sonra kullanılmasıdır. Suyun hikmeti suyun bizzat kendisinden değil türbeden gelmektedir. Böylece, kendisinde hikmet aranılan su ile hikmetli olduğuna inanılan türbenin suyu farklı mahiyettedirler, denilebilir. Bunlardan birisinde suyun iyesinden gelen güç diğerinde ise suyu da vasıta kılabilen türbedeki pirden gelen güç söz konusudur 4.Aynı alanda bulunan Kemanî Rabia Hanım5, Şeyh Hüseyin ve Şeyh Abdurrahman türbelerine de adaklar adanır. Karabaş Baba, türbesi etrafında tavaf edercesine dönülen yöredeki yegâne türbedir. Türbenin tavafı sağdan başlanılarak sola doğru bir turda tamamlanarak yapılır. İhtiyaçlı çocuk götürülmüş ise o kucakta taşınır. Burası kısmet açılması, çocuk edinme ve benzeri birçok gereksimin için ziyaret edilir. Ortalık kararmağa başladığında insanlar, henüz yeşermeğe başlamış özellikle ceviz ağacından yeşil dalları koparmak için bağlara giderler. Bu dallarla o gece yıkanan kimse, bütün yıl neşeli ve kedersiz olacağına inanır. Akşamın alaca karanlığında yüzlerinde çilleri olan veya güzelliğine güzellik katmak isteyen kızlar bir evde toplanırlar, yanlarına birer işli mendil aldıktan sonra, kente en yakın yerdeki buğday tarlalarına giderler; mendilleri, topraktan boy vermiş buğday ekinlerinin üzerine bırakarak evlerine dönerler ve sokaklarda başlamış olan şenliklere kadınlar bu günde oğullarına gelin beğenirler, kimin hangi ailenin kızını beğenirlerse ailesiyle görüşmeye giderler. Bülbülderesi'ndeki eğlenceler akşam geç saatlere kadar sürer. 10 Hıdır Nebi Bilhassa Çingenelerin kutladığı Hıdır Nebi bayramı, 7 Mayıs'tan başlayarak 22-23 Mayıs'a kadar sürer. Son günleri çok şenlikli geçer. Prizren'de Hıdrellez'den 17 gün sonra kutlanılır. Ömer Baba Türbesi'ne11 gidilir. Pilavlar pişirilir, kuzu veya koyun kızartılır, ateş üzerinden gelenek halini almış atlamalar yapılır. Ömer Baba'nın şarkı ve türkü söylemeyi sevdiğine inanıldığı için, türbe etrafında çalgılı cümbüş kurulur. (Recepoğlu 2001: 248). Ömer (Lez) Baba türbesine adak için girilir ve asırlardan beri muhafaza edilen, yeşil sancak sandukası üzerine serilir. Gidebilenler Lez Köyü'nden 2-3 saatlik uzaklıktaki Cerman Kuyusu'na giderler ve onun etrafında da şenlikler tertip ederek, adaklarını kuyu yakınlarındaki Kesik Baş türbesinde yerine getirdikten sonra, niyetlerinin gerçekleşmesi için kuyuya taş atarlar ve adaklarının kabul edildiğine işaret olmak üzere kuyudan kuş çıkmasını beklerler. (Vırmiça 2009: 77). Bütün gece Lez Baba'da kaldıktan sonra, Çingeneler müzik eşliğinde, sancaktar kafilenin önünde olduğu halde, sabah evlerine dönerler. Kafilenin Ömer Baba'dan dönüşü Prizrenlilerce coşkuyla karşılanır, kafilede bulunan Şeyh'in elini öpmek için sıraya girerler. (Recepoğlu 2001: 248). Sonuç Her millet benzer şekillerde baharı karşılamak maksadıyla farklı adlarla ayinler, şenlikler tertip etmektedir. Dünyanın farklı bölgelerinde hayat süren Türklerin baharı karşılama merasimleri de ad ve uygulama noktasından büyük benzerliklere sahiptir. Bu ritüellerde bütün Türk dünyasında olduğu gibi, su ve ateş kültü ile uygulamaların belirgin bir şekilde yaşamakta olduğu görülmektedir. Yazıda nakledilenler maalesef bir geçmiş zamanı anlatmaktadır. Yoksa artık Prizren'de eskiden olduğu şekliyle ne Daltulum günü var ne de Toçila'ya gece yolculuğu. Toçila şimdi nerede, suları görklü akıyor mu? Yoksa evlattan kesilen yiğitler gibi suları kesilmiş mi, bilen yok. Karabaş Baba Hıdrellez'de Türkler tarafından yine ziyaret ediliyor ama o mekâna eski itibar azaldı.
Kızlar artık kısmetlerini çömleklerden sormuyorlar, niyet tutmuyorlar. Hele hele martıfal bilen ve söyleyen genç kız yok artık. Çok az sayıda yaşlı ninenin hafızasında saklı martıfallar. Ellisini aşmış birkaç bilge Türk kişisinden başka geçmişini hasretle anan ve maziyi diriltmeye  abalayan kimse de yok gibi.
Hepsi masallarda, hepsi belirsiz bir geçmiş zaman, yani bir varmış bir yokmuş...

NOTLAR
1 Fevzi Derviş, 70 yaşında, Prizren.
2 Refiye Derviş, 70 yaşında, Prizren.
3 Karabaş Baba'nın adı Mustafa'dır. Prizren'e
kardeşi Ömer Efendi ile Horosan'dan geldiği ve
birçok savaşa iştirak ettiği rivayet edilir. (Recepoğlu 2001: 239-240).
4 http://www.yasarkalafat.info/index.php?ll=newsdetails&w=1&yid=112
5 Halk arasında burası Kız Türbesi olarak da bilinmektedir. Kare planlı ve üstü çatılıdır. Üç duvarında üstü kemerli birer pencere vardır.
Pencereler demir işli ve parmaklıklıdır. Rabia Hanım'ın keman sanatçısı olduğu ve öldükten sonra mezarına yapılan türbenin iç duvarları kadife ile kaplı olduğu ve duvarda kemanı asılı olduğu bilinmektedir. I. Dünya Savaşında Prizren'e gelen Bulgarlar türbeyi talan etmişlerdir. Kitabesi talik hat iledir. Kitabeden Rabia Hanım'ın H. 1323/ M. 1905 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. (Recepoğlu, 2001: 392-393)
6 Tavşan ve yumurta birçok kültürde bereketin sembolü kabul edilir. Kadim Mısırlılar ve Persler misafirlerine yeni ve uzun bir yaşam dileği olarak lila, pembe, mavi gibi canlı renklerle kaynamış yumurtalar hediye ederlermiş.
(http://answers.yahoo.com).
7 İğciler 2004: 103; Türkiye'nin çeşitli yerlerinde Ramazan ve Kurban bayramlarında olduğu gibi Nevruz sabahlarında da erken vakitte kutsal sayılan bir pınar veya kuyudan su alınır ki bu zemzem suyu olarak kabul edilir. (Çetin 2000:30)
8 Azerilerde Nevruz akşamı özellikle Ordubad bölgesinde cangülüm adı verilen, su falı geleneği ile martıfal arasındaki aynilik dikkat çekicidir. Prizrenlilerin martıfal adını verdiği bu niyet tutma oyunu niyet çekmek, baht çömleği, bahtiyar, gül bahtiyari, yüzük çekmek, martival, vartıval, martufal, martaval, mantıfar, nardugan vb. adlarla Türk illerinde yaşatılmaktadır. (Hacıyev vd. 2000: 4, Çay 1999: 429-432).
9 Kaynak Kişi: Refiye Derviş, 70 yaşında, Prizren.
10 Kaynak Kişi: Fevzi Derviş, 70 yaşında, Prizren.
11 Şar Dağı'nın İpek tepesinin güneydoğu eteğinde bulunan Lez Köyü'nde Ömer Baba'nın türbesi mevcuttur. Baba, türbesinin bulunduğu köyün adı ile de anılmaktadır. Türbenin ziyaret edildiği 19 Mayıs günü Baba'nın ölüm tarihi de kabul edilir. Yaşadığı tarih kesin olarak bilinmemekle birlikte Ömer Baba'nın savaşçı bir Horasan ereni olduğu akla gelmektedir. (Recepoğlu 2001: 248, Vırmiça 2009: 152).

KAYNAKÇA
Artun, Erman. "Türk Dünyasında Nevruz" Uluslararası Türkistan Halk Kültürü Sempozyumu
Bildirileri, 25-27 Ekim 2000, Marmaris (Muğla Üniv.-TİKA). Çay, Abdulhaluk M. Nevruz Türk Ergenekon Bayramı, 8. Baskı, Ankara, 1999. Çetin, İsmet. "Nevruz Kutlamalarında Ortak ve Benzer Pratikler", Uluslararası Nevruz Sempozyumu Bildirileri, KB Yay., 21-23 Mart 2000, Ankara, 2000. Hacıyev, İsmail Muhtar Oğlı. Ebülfez Kulı Amanoğlu, "Nahçıvan Özerk Cumhuriyetinde Nevruz Kutlamaları", Uluslararası Nevruz Sempozyumu Bildirileri, KB Yay., 21-23 Mart 2000, Ankara, 2000.
Hafız, Nimetullah. Kosova Türk Halk Edebiyatı Metinleri, Priştine: Kosova Üniversitesi Priştine Felsefe Fakültesi, 1985. İğciler, S. Ahmet. "Kosova'da Bahar Bayramları", Medeniyet Araştırma Bilim Dergisi, Yıl: 2, S. 2, Prizren 2002, s. 65-66. İğciler, S. Ahmet. Prizren'de Yok Olan Osmanlı İzleri, Prizren: Kosova Türk Araştırmacılar Derneği Yay., 2004. Ögel, Bahaeddin. Türk Mitolojisi, C.II, Ankara: TTK Yay., 1995. Recepoğlu, Altay Suroy. Kosova'da Türk Kültürü veya Türkçe Düşünmek, Ankara: KB Yay., 2001. Sipahioğlu, Bahtiyar. Balkanların Son Kalesi Mamuşa, Bursa: Yyy, 2007. Vırmiça, Raif. Kosova'da Tarih, Kültür, Gelenek ve Göreneklerimiz, Prizren: Kosova Türk Araştırmacılar Derneği Yay., 2008. ------. Kosova'da Fatih Devri Eserleri-Kosova Efsanaleri,
Prizren: Kosova Türk Araştırmacılar Derneği
Yay., Kosova, 2009
http://www.yasarkalafat.info/index.php?ll=newsdetails&w=1&yid=112

Yorumlar (0)

Yorum kurallar'ını okudum ve Onaylıyorum

Yorum Kuralları

  • Kullanıcıların birbirlerine karşı saygılı olması zorunludur.
  • Üyelerin birbirlerine yaptığı ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve küfürlü yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir. Böyle durumda yorumlara müdahale edilecektir.
  • Kullanıcılar tarafından gelen, insanların dini inancına, ırkına, etnik kökenine, yaşına, sosyal durumuna, siyasi görüşüne, cinsel yönelimine, fiziksel durumuna göre kişilere veya belirli gruplara karşı nefrete teşvik edici, şiddet içeren, provokatif, aşağılayıcı içerik ve yorumları yayınlamama hakkını Kosova Haber saklı tutmaktadır.
  • Birey, kurum, kültür veya toplumları küçük düşürücü, küfür, aşağılama veya argo ifadelere izin verilmemektedir
  • Daha sağlıklı bir tartışma ortamının olması için yapılan yorumlarda kullanıcılar, diğer kullanıcıların inançlarına ve görüşlerine saygı göstermeleri zorunludur.
  • Yorumlarda büyük harf kullanılmamalıdır.
  • Site içerisindeki yorumlar Türkçe olmalıdır.
  • Herhangi bir ticari amaç ya da telif hakkı içeren yorumlara izin verilmeyecektir.
  • İnsanları kışkırtan, saldırgan bir kullanıcı adı seçilemez.
  • Spam mesajlar göndermek yasaktır. Aynı ve benzer mesajlar birden fazla kere gönderildiğinde de müdahale edilecektir.
© 2006 - 2026 Kosova Haber. Tüm Hakkları Saklıdır..

Designed and Developed by: Dmarketing