- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- KOSOVA'DA ÇAĞDAŞ TÜRK ŞİİR VE ŞAİRLİK GELENEĞİ - Raif Vırmiça
KOSOVA'DA ÇAĞDAŞ TÜRK ŞİİR VE ŞAİRLİK GELENEĞİ - Raif Vırmiça
0 dk
Osmanlıların gidişinden 1951 yılına kadar Kosova'da şairlik geleneğinin sürdürülmesinde bir duraklamanın olmadığını, lakin önceleri gibi büyük bir gelişme sağlanmadığını da söylemek gerekir. Çünkü Osmanlıların gidişinden kısa bir zaman sonra ilkin Rüştiyelerin akabinde medreselerin ve daha sonra da mekteplerin, kapanmasıyla o döneme kadar egemen olan Türkçe eğitimi büyük bir darbe almıştır. Eski kuşaktan kalan bazı hafızların ve şiir sevdalıların Osmanlıca-Türkçe şiir yazmaya devam ettiklerine dair yazmış oldukları divanları kanıtlamaktadır. Bu dönemin en belirgin şairleri olarak Hacı Ömer Lütfi müteakiben Hafız Fethi ve adlarını, divanlarını veya diğer eserlerini bulamadığımız diğer şairlerin de gösterilmesi bir gerçektir.
Bu durumun böyle olmasında bu dönemde okullarda Türkçe derslerin yapılmaması yanında diğer dilerde yapılan eğitimde Latin alfabesinin kullanımı ve etkisi de büyük ölçüde tesir etmiştir. Bu yönde yaptığımız tetkikten görülüyor ki Kosova'da Osmanlı döneminin en son divan şairlerinden birini Hacı Ömer Lütfi onun vefatından sonra da Hafız Fethi'nin olduğu katiyet kazanmaktadır. Dolayısıyla Hafız Fethi'nin, Kosova'da Osmanlılar döneminden 1978 yıllarına kadar yaratılan divan edebiyatımızın son şairlerinden biri olduğunu, vefatından sonra da Kosova'da divan edebiyatının devam etmediğini aksine söndüğünü açıkça söyleyebiliriz.
Osmanlının gidişinden günümüze kadar geçen zaman diliminde Kosova'da göçler, bozgunlar, yıkımlar, acılar ve sıkıntılar içerisinde I. II. Dünya savaşlarını ve 1999 yılında Kosova olaylarını da yaşamak zaruriyetinde kalan Türk toplumunun sayısı önemli bir biçimde azalmıştır. Bunun sonucunda tam bir azınlık yaşantısı sürdüren bu toplum bilinç ve sağduyusu ile geleceğe olan itikadını hiçbir zaman yitirmemiştir. Asırlar boyunca yurt bildiği ve edindiği Kosova topraklarında hiç bitmeyen buranlar muhtevasında zaman zaman yalnız da kalsa yine de zengin ve uygar geçmişinin birikimine güvenmeyi, geleceğini sağlamak açısından ilke kabul etmiştir.
Etkin bir yaşamı elden bırakmadan sürdürmek, ana dilini, dilden dile yaşatmak ve eğitimimizi kültürümüzü, sanatımızı, örf, adet, gelenek ve göreneklerimizi daha da parlak kılmak ve pekiştirmek, halkımızın geçmişten geleceğe taşıdığı özelliklerden en önemlisidir. Bu nedenle bu dönemin olanca karmaşıklığı ve tehlikelerine rağmen bu topraklarda yaşayan diğer halklar gibi Türk toplumunun da yaşantısını etkilemiş, kesintiye uğratmış, fakat hiçbir şekilde söndürememiştir. Çünkü toplumsal bir olay olarak savaşın yararlarının sıralamasında bilincimizin, dinimizin, dilimizin ve atalarımızdan miras kalan kültür sanat ve medeniyetimizin bizlere verdiği umut ve sunduğu yaşama direncinin her şeyden üstün olduğunu kanıtlamıştır.
Bu dönemin en belirgin durumunu 1951 yılında Türk toplumu resmiyet kazanarak Kosova da burada yaşamakta olan diğer halklar gibi Türk toplumunun da yurdu olmuştur. Mevcut olan kopukluğa rağmen, Türk toplumu başta diliyle, diniyle, eğitimiyle, okullarıyla, dernekleriyle, sanatıyla, kültürüyle, şiiriyle, örf, adet, gelenek, görenek ve diğer edinimleriyle kendi mevcudiyetini devam ettirmeye ve günümüze kadar dimdik ayakta tutmaya başarmıştır.
1951'lerden sonra bu topraklarda yetişen sanatçı, yazar, şair, tiyatro sanatçısı, ressam, aydın, tek sözle bayrağımızı dalgalandıranların büyük bir çoğunluğu dernek ve diğer kuruluşlardan duygu ve beceri aşısını almış, bu amaçta hizmeti en kutsal ve onurlu bir görev olarak bilmiştir ve sayıca az olmamıza rağmen, kültür sanat ve şiir alanında göstermiş olduğu başarısıyla bugün kendini önemli ve saygın bir seviyeye ulaştırmıştır.
Bu aşamada halkımız her zaman sanatın, kültürün, şairliğin vb. edinimlerimizin geniş yararlı olma niteliğini göz önünde tutarak, kültürümüzün, sanatımızın ve diğer edinimlerimizin estetik değerlerine önem vererek bu topraklarda sanat dehamız hep güncel olarak kalmıştır ve ileride de kalması için elinden geleni yapmaktadır. Tabi ki bu dehanın güncel olarak kalması muhtevasında Kosova'da şairlik geleneğin devam etmesi ve Osmanlı sonrası dönem şairlerimizin Çağdaş Kosova Türk Şirini ve Edebiyatını ortaya çıkarıp işte biz buyuz demekle onu günümüze kadar yapmış oldukları hazımlı çalışmalarıyla yaşatmaktadırlar.
II. Dünya Savaşı sonrası yani 1951 yılından başlayarak mevcut olan şartlar altında Kosova Türk şiirinin canlanması aslında Makedonya'da çıkan "Birlik" Gazetesinin yayınlanmasıyla ve Makedonya'da yeni dönem şairlerin ortaya çıkmasıyla başlamıştır. Türk şiirinde yer almak yönünde Kosova'da ise bu yeni dönemin ilk kuşak yazarları ve şairleri olarak İsa Şimşek, Durmuş Selina, akabinde Nusret Dişo Ülkü, Nimetullah Hafız, Hasan Mercan gibi şairler gösterilmekte. Bu şairler yazmış oldukları şiirlerinde çağdaş bir şiir anlayışı sergilemeye çaba sarf etmişlerdir ki daha sonra yani 1965 yıllarında "Birilik" Gazetesi çerçevesinde "Sesler", "Sevinç", "Tomurcuk" dergilerinin yayım hayatına başlamasıyla şiir alanında ikinci kuşak olarak Bayram İbrahim Rogovalı, İskender Muzbeg, Ahmet İğciler vb gibi şairler geleneksel şiire çağdaş bir boyut kazandırmaya yön tutarken, müteakiben Altay Suroy Recepoğlu, Zeynel Beksaç, Agim Rifat Yeşeren, Aluş Nuş, Tahir Vırmiça vb gibi şairlerin ortaya çıkmasıyla ileriki dönemde Kosova'da Türk şairlerinin üçüncü kuşağının yetişmesinde büyük katkıları olmuştur.
Ancak Prizren-Kosova'da Türk şiirinin önemli bir gelişme dönemi, 1968 yılında "Doğru Yol" TKSD, "Nazım Hikmet" Yazın Kolunun kurulması ve bu kol çerçevesinde başlangıçta "Doğru Yol" daha sonra da "Esin" dergisinin yayınlanmasıyla, bilakis Priştine'de TAN gazetesi ve bu gazete çerçevesinde yayınlanan "Çevren" "Kuş" dergilerinin yayımlanmaya başladığı 1969 sonrası dönemdir. Mehmet Bütüç, Fahri Mermer, Aziz Serbest, Ethem Baymak, Fikri Şişko, Raif Kırkul, Osman Baymak, Vahit Ergin vb. gibi bu dönemde ortaya çıkan şairlerdir.
Son Kosova olayları öncesinde, Türkçe olan bütün yayın faaliyetlerinin durdurulması nedeniyle zor günler yaşayan Kosova Türk şiiri, 1999 yılında "NATO" müdahalesinden sonra Kosova'da şairlik geleneği, Türkiye'nin desteği sayesinde, tekrar toparlanma sürecine girmiş bulunmaktadır. Bu dönemde "Yeni Dönem" gazetesinin Kosova'da yayım hayatına başlaması ve bu gazete çerçevesinde "Kitap Dizisi'nin" faal göstermesiyle, Kosova'da yeni kuşak Türk şairlerin meydana gelmesine etki etmiştir ve bu yönde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu dönemin şairleri arasında Esin Muzbeg, Taner Güçlütürk en belirgin örnekleri olarak gösterilmektedir. Kosova'da şairlik geleneğinin devam etmesinde andığımız şairler kadar belki değil, fakat ara sıra yayınlamış oldukları şiirleriyle dikkati çeken diğer şairlerimizi de burada anmakta bir vefa borcudur: Naser Neşo, Semiha Yağcı, Ayla Leskovçalı, Güner Ureya, vb.
Başlangıçta ufak olarak görülen bu gelişme kısa bir süre içerisinde, Kosovalı Türk şairleri tarafından yaratılan, gerek çocuklara, gerekse yetişkinlere ait şiir ve hikâyeler kalite ve sanatsal değer açısından, günümüze doğru büyük bir hamle göstermiş olup, bugün özgün bir edebiyata sahip olmakla, Çağdaş Kosova Türk Edebiyatı doğmuştur.
Başlangıçta çocuk veya aşk şiirleriyle şiir hayatına başlayan bu şairlerimizin hemen hemen bütünü son yıllarda tarzlarında olduğu gibi şiir konularında değişiklik oluşturmakla, (milli duygusallığı ve vatanseverlik konuları ağırlıklı olmakla) Türklük uğruna bir mücadele içinde olduklarının en önemli unsuru olarak gösterilmektedir. Aralarında bazı şairlerimiz eski kalıplara dayalı şiirler yazmaya devam ederken, aralarında şiirimizin çağdaşlaşması ve klasikleştirilmesi yönünde çaba harcayan şairlerimiz de yer almaktadır.
Daha önce bazı araştırmacılar tarafından Çağdaş Kosova Türk şiiri üzerine yayınlanan yazıların mevcut olduğuna inanmaktayım. Biz bu çalışmaların daha çok antoloji, eleştiri veya değerlendirme niteliğinde olduğunu, bizim ise uzun yıllardan beri hazırlamakta olduğumuz "Her Yönüyle Prizren" adı altında büyük bir araştırma çalışmamız tamamıyla araştırma niteliğinde amaç edilen bir çalışmadır. Bu çalışmamızda Kosova'da şairlik geleneğinde yeterince araştırılmamış bazı durumlara da eleştirisel yönüyle aydınlık getirirken, bilim kamuoyuna sunmaktadır amacımız. Bunu yapmamızın en büyük nedeni de zamanında TAN gazetesinin müdürü ve gazete çerçevesinde yayınlanan dergi ve kitapların Genel Yayın Yönetmeni görevinde bulunduğum sürece, yazar ve şairlerimizin çoğu çalışmalarını ve şiirlerini kitap halinde yayınlayarak değerlendirmelerini yapmıştık. O zamandan günümüze kadar yine yakından çalışmalarını izlediğimiz bu ve diğer genç şairlerimizi zamanında "Yeni Dönem" gazetesinde başlattığımız yazı dizimizde kapsamak bizim için yeni bir araştırma ufkunu oluşturmuştu. Şunun da altını çizerek ifade etmekte yarar görüyoruz ki Kosova'da Osmanlının gidişinden günümüze kadar şairlik geleneğin devam etmesinde, yaşatılmasında ve bugünkü seviyeye ulaşmasında bu şairlerimizin ve yazarlarımızın hakkıyla sunmuş oldukları payları olduğunu dile getirerek, 2008 yılında "Prizren'de Kültür sanat ve Şairlik Geleneği"
eserimizi de yayınladık.
Sonuçta, beli bir dönemin geçmesinden sonra toplumumuzda vuku bulan olaylar nedeniyle Çağdaş Kosova şairlik geleneğimizi yaşatmaya çalışan bugünkü şairlerimizin son zamanlarda konu itibarıyla tavır değiştirmeleri (vatanseverlik, milli duygulu vb konulu şiirler) Kosova Türk şiirinde Toplumcu Gerçekçi tavır edebiyatının (şairlik geleneğin) değerler üzerinde yükselmesi, şiirlerde halkın sorunlarının dile getirilmesi, ileriki döneme şiirimizde yeni bir yöntem yanında milli mücadele ufkusunu oluşturmaktadır. Lakin "Sanat, sanat için değil, toplum içindir" dendiğinde, şiir de bu yaklaşım içerisinde önemli bir işleve sahip olmakla, coşturucudur ve yönlendiricidir.
Bugün şiir literatürünü karıştırdığımızda bu konudaki çoğu tartışmalara tanık olabiliyoruz. Çünkü artık şiirle devrim yapılamayacağını herkes bilmektedir. Şiire ve şaire ağır görevler yüklemek yanlıştır;
dolayısıyla toplumsal olaylara duyarlı davranmak sadece şairlerin değil herkesin görevidir. Bu yüzden şair, bir aydın olarak ne zaman halkın yanında olacağını bilmeli ve ona göre tavır göstermelidir. Çünkü onun tavrı da topluma bir bakış açısı kazandırması bakımından gereklidir. Bunu derken bugün Kosova'da çoğu milli sorunlarımız günümüzde dahi sıcaklığını koruyan ve tartışma konuları olma yanında, şiirin yaşamı yansıtması gerektiği görüşü, gerçekçiliğin temelini oluşturmuş, gerçekliği sorgulamak ve eleştirmek ise Toplumcu Gerçekçilik ile gündeme hala oturtulamamıştır.
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor