- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Kosova'da Türk topluluğunun var olan haklarını kolaya almayın- Fehat Derviş
Kosova'da Türk topluluğunun var olan haklarını kolaya almayın- Fehat Derviş
0 dk
1912 yılından bu yana bu topraklarda yalnızdık, yetimdik, kimsesizdik ama varız.
Herkes bizi düşman görürken, biz yine ayakta kalmaya ve daha da güçlenmeyi başardık.
Güçsüz ve korkak olanlar bu toprakları terk edip Türkiye'ye sığındı, yıprandık, azaldık ama bizler buradayız ve hala varız ve hep var olacağız.
Çok mu kolaydı ayakta kalma yolu, çok mu kısaydı, engelsiz miydi?
Ne bataklıklar ne yokuşlar, inişler, baskılar gördük, idamlar, hakaretler, küçümsemeler, hainlikler yaşadık biz, hep dikenler üzerinden yürüdük, düşüp kalktık ama ayaktayız.
Kolay mı Sırp, Bulgar, Arnavut kralığını, komünist rejiminde, Aleksandar Rankoviç baskılarını yaşamak ve ayakta kalmak, pek te kolay değildi ama ayaktayız.
Devlet olarak kaybettiklerimizi, komünist rejimi dönemimde geri almak da pek kolay değildi ama aldık ve varız.
Bizler bu topraklarda MÖ IX yüz yıldan bu yana İskit- Saka, Avar, Hun, Peçenek, Kuman, Tatar, Gökoğuz, Sarı Saltık ve Mürşitleri, Yörük ve 500 sene Osmanlı olarak varız.
Ve...... Birileri bugün gelmiş bize,
bu topraklara Türkçe'yi,
Türk kültür ve geleneklerini taşıyacağım diyor.
Yapma bee gardaş..
Sen bari yapma ,
Bizi bu topraklarda Türk olarak tanımayanlar çoktur
Neden sen...
Beni duymuyor musun, anlamıyor musun,
Ben Atatürk'ün Balkanlarındanım...
Dön bana ve benden bilgi al, bu toprakları öğren.
Bu toprakların kokusu bende var.
Bırak etrafı, bırak akraba dediklerini,
Bana, kardeşine dön, buranın en eskisi benim gardaş.
Etraf köylerden Prizrene inen biri var. Meğer se buranın en eski ailelerindenmiş.
Her toplanmamızda önde oturur ve masaldan ibaret biri.
Bunu nerde buldun gardaş ,
Bosnada mı beraber "savaştınız".
Komünist rejimi tarafınca bu topraklarda 1945 yılında varlığımız tanınmadı.
Türk varlığımızı 1949 yılında devlet tarafınca tanınmasını sağladık, Türkçe eğitim 1951 yılında Prizren,
Priştine, Mamuşa , Gilan, İpek, Vuçıtırn ve Dobruçanda açıldı ve varlığımızın bu topraklarda simgesi oldu.
Kadro olmasa bile, ilk adımda lise çocukları, çocuklara ders verdi.
Türk sınıflarında kadro boşluğu nedeni, Sırp ve Arnavut öğretmenleri bizlere Sırp dilinde eğitim verdi.
Lisede Türk-Sırp karma sınıflar kuruluyordu ve 1958-1959 okul yılında, lisede ilk sadece Türk öğrencilerinden oluşan sınıfımız açıldı, öğretmen okulunda Türkçe sınıflar açıldı ve bu kadrolar eğitim fakültelerine yönlenerek, kısa zaman içerisinde tüm eğitimimizi Türkçeleştirmeye başardı.
Bizler de doktor, mühendis, hukukçu ç.. olabilirdik , olmadık.
Öğretmenliği milli görev olarak kabul ettik, başardık ve günümüzde varız.
Eğitimle paralel Prizren'de Doğru Yol, Priştine'de Yeni Yol - Gerçek, Mamuşa'da 1968 yılında Aşık Ferki vb. Türk kültür dernekleri kuruldu. Dernekler varlığımızın kopmaz bir parçasıdır. Kültürümüzü yaşatırken, milli benliğimizi koruduk ve çok zengin bir topluluk olarak bugün ayaktayız.
Radyo Türkçe yayınları, Tan gazetesi , Türkçe TV yayınları , Kuş ,Filiz .... dergilerine sahip olduk ve dilimizi, varlığımızı tüm dünyaya duyurduk.
Polis mi dediniz olmaz mı,
Hep peşimizdeydiler,biz unutsak bile, bizim Türk olduğumuzu onlar unutmadılar ve bizlere hep hatırlattılar.
Propaganda mı, olmaz mı.
Türk eğitimi karanlıktır, geleceği yoktur, çingene dilinde eğitime çocuklarınızı vermeyin ..... ve daha neler, biz yine varız ve dimdik ayaktayız.
Bayrak mı,
Evet devlet makamlarında şanlı Türk bayrağımızı astık ve astırdık. Yugoslavya devlet bayrağının asıldığı yerde, bizim şanlı bayrağımız da dalgalandı.
Biz vardık ve biz koruduk, biz yaşattık, bizimle onlar da yaşadı.
Yugoslavya'da yaşayan Türkler beraberdi, tek yumruk halinde bir güç olarak vardı.
Üsküp'ten -Prizren'e, Prizren'den -Belgrad ve Saraybosna'ya kadar tek bir yumruk halindeydik.
Üsküp'te, Prizren'de, Saraybosna'da, Belgrad'ta, Yeni Pazar'da, Zagreb, Novi Sad, Bar'da yaşayan Türkler acıları ve mutlulukları paylaşıyorlardı.
Başardık, birbirimize sahip çıkarken başardık, birbirimizi desteklerken başardık ve ayaktayız.
Varlığımızın suçunu arayan olursa siyaset değil, dernekler, dernekler ve derneklerde aramalıdır.
Dernekler mücadele yeriydi.
Türk parlamentolarıydı, Bakanlıklarıydı, Milletvekileriydi, çok bağırıp-çağırdılar ve biz varız .
Hep yalnızdık ve kimsesizdik ama bizler vardık ve yine varız.
Miloşeviç mi...
Korkmadık, bu pisliğin yanında oturmadık, üzerine yürüdük , Atamızın dediği gibi akıl ve bilgimizi kullanarak ayakta kalmayı başardık.
Daha da güçleneceğiz diye parti kurduk, yeni dernekler kurduk
ve ...
Hem siyaset hem de derneklerde, birileri tamamıyla bizleri parçaladı, böldü de böldü ve yine bölmeye devam ediyorlar.
Çıkar ,çıkar her şeyi yok etti. Vicdanları susturdu.
Beş para karşılığında, Türk değil, aramızdaki hainler çokuluslu kültür dernekler kurdu
AB nin yok etme propagandası olan ve bizim çıkarcıların inandığı , multietniklik bizim kültürümüzü ve milli benliğimizi yok edecektir.
Kimliğimize soyadlarımızda kasten yapılan sözde hataları Komünist rejiminde bile evrağı memurun yüzüne bastık
Bugün ben Male ,Meshkuj,
Bacım Female ,Femer oldu ve ses yok.
Birilerinden bu evrağın alınması için talimat bile geliyor.
Ne olacakmış,
Male, Meshkuj misin, erkek misin !
Female, Femer misin, kadın mısın !
Ne alaka, hepsi bunlar farklı dillerde bir kelimedir bir anlamdır.
İngilizce desen de, Arnavutça desen de ne olacak gibi birileri konuşuyor
Dedim ya,
Multietnik olacağız artık, dilimiz de mutlti etkinleştirelim
Karşı komşu duymasın,
Multi etnik olursak,
Çok para var!
Nasıl olsa Arnavut kardeşlerimiz artık ana dillerini İngilizceye kaydırıyor.
Bence biz dilimizi Arapçaya mı kaydırsak, sayın "Kosovali"- "Kosovar" kardeşler
Osmanlıdan sonra, 100 senedir hep Türkçe konuştuk, bize "soydaş" diyenler bunu artık istemiyor gibi.
Okullarda öğrencilerimize öğrettiğimiz Türkçe bile kabul edilmiyor.
Onüç sene Türkçe eğitim alan çocuğa,
Türkçe yeterlilik sınavı!
Allah, Allah bunu da gördük
Ama birileri Arapçadan çok hoşlanıyorlar,
Anlamadığımız Osmanlıcada olabilir
Böyle değilse, Arap olayım!
Geçen gün Üsküp Türk tiyatrosunun Plavracı Asker oyununu Prizren'de izledim
Gülsem mi ağlasa mı diyorum
Koskocaman Türk Halklar Tiyatrosu bir ilkokul tiyatrosu seviyesinde oyun sergiledi
Eleştiriye nerden başlasam bilmiyorum
Artsitik yeteneklerden mi, Doğru dürüst Türkçeyi konuşamayan oyunculardan mı , bozuk bir Türkçeden mi, dekordan mı ve konuyu canlandıramayan yönetmenden mi!
Bir ilkokul tiyatrosu olsaydı, ayakta alkışlardım, akşam izlediklerim tam bir,
Profesyonel Tiyatro Rezaletiydi.
Bir zamanlarda Yugoslavya'da Türk kültürünün elçisi olan Üsküp THT nerelere gelmiş.
Evet ...
Balkanlarda Türk kültürünün yıkılışının, yok olmasının çok özel bir örneği akşam Prizren Kültür Evi salonunda sergilendi.
Ne diyorsunuz beyler !
Ben T Ü R K Ç E diyorum !
Türk Kültürü diyorum !
Ya siz, Multietnikçiler .....
Yalakalar,
Çıkarcılar...
Kendini bilmezler..
Milli benliğini her döneme göre uygulayanlar
Siz dönem adamları ve ........ ve ..... demeyelim anlarlar.
Ne Mutlu Türküm Diyene !
Diline, Kültürüne Sahip Çıkana !
Selamlar .... yine selamlar...
Ferhat Derviş
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova Güvenlik Gücü “Yenilmez Kurt 01” Tatbikatını Gerçekleştirdi
Güneşli, Sıcaklıklar 26 Dereceye Kadar Çıkacak
Oy Karşılığı Rüşvet Şüphesiyle Bir Kişi Gözaltına Alındı