- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- KURTULUŞ MÜCADELESİNDEN SANIK SANDALYESİNE: UÇK KOMUTANLARI DAVASI
KURTULUŞ MÜCADELESİNDEN SANIK SANDALYESİNE: UÇK KOMUTANLARI DAVASI
0 dk
Giriş
Kosova Uzman Daireleri’nin Hashim Thaçi, Jakup Krasniqi, Kadri Veseli ve Rexhep Selimi hakkında verdiği ilk derece kararı, yalnızca dört kişinin cezai sorumluluğunu belirleyen bir hüküm değildir. Karar, Kosova’nın kurtuluş mücadelesine ilişkin tarihsel anlatıyı, bağımsız devletin kurucu kadrolarını ve uluslararası ceza adaletinin güvenilirliğini aynı anda tartışmaya açmıştır. Bununla birlikte hukuki ve siyasi değerlendirmeyi birbirinden ayırmak gerekir: Mahkeme UÇK’yı bir örgüt olarak mahkûm etmemiş, dört sanığın belirli savaş suçlarındaki bireysel sorumluluğuna hükmetmiştir.
Savaş döneminden ilk yargılamalara
UÇK, 1990’ların sonunda Sırbistan yönetimine ve Yugoslav güvenlik güçlerine karşı yürütülen silahlı mücadelenin temel aktörü olarak ortaya çıktı. Kosova toplumunun büyük bölümü için örgüt, Sırp baskısının sona ermesini ve bağımsızlığa giden yolu mümkün kılan kurtuluş gücüydü. Ancak savaş sırasında ve hemen sonrasında Sırplara, Romanlara, siyasi rakiplere ve “işbirlikçi” olmakla suçlanan Kosovalı Arnavutlara karşı suç işlendiğine ilişkin iddialar da gündeme geldi.
Uzman Daireleri’nin incelediği dönem Nisan 1998 ile 20 Haziran 1999 arasını kapsadı. Mahkemenin tespitine göre bazı UÇK mensupları “işbirlikçi”, “casus” veya “hain” olarak gördükleri kişileri hukuki güvenceler olmadan alıkoydu. Tutulan kişilere neden gözaltında oldukları bildirilmedi, bir hâkim önüne çıkarılmadılar ve özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına itiraz edemediler. Mahkeme; aşırı kalabalık odalar, yetersiz yiyecek ve su, sağlık hizmetine erişememe, zincirleme, dövme, ölüm tehdidi ve sahte infaz gibi ağır uygulamalar tespit etti.
Bu iddiaların bir bölümü daha önce Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin önüne gelmişti. Fatmir Limaj ve Ramush Haradinaj’ın da aralarında bulunduğu bazı UÇK komutanları belirli kamplar ve olaylar üzerinden yargılandı; davalar büyük ölçüde beraatle sonuçlandı. ICTY, UÇK liderliğinin bir bütün olarak suç işlemek amacıyla oluşturulmuş ortak bir girişim olduğuna ilişkin genel bir hüküm kurmadı. Sorumluluğu belirli kişiler ve somut olaylarla sınırlı değerlendirdi.
Uzman Daireleri’nin kuruluşu
Kosova Meclisi, yoğun uluslararası baskı altında 2015 yılında anayasa değişikliğini ve ilgili yasayı kabul ederek Kosova Uzman Daireleri’nin kurulmasını sağladı. Kosova hukuk sisteminin parçası olan fakat merkezi Lahey’de bulunan mahkeme, uluslararası hâkimler ve savcılarla çalışacak şekilde yapılandırıldı. Bu düzenleme tanık güvenliği ve yargılamaların bağımsız yürütülmesiyle gerekçelendirildi; ancak yalnızca UÇK bağlantılı suçlara odaklanması nedeniyle başından itibaren “seçici adalet” eleştirilerine uğradı.
2017’de Kosova Meclisi’nde mahkemenin kuruluş yasasını kaldırmaya yönelik girişim başlatıldı. ABD ve Avrupa Birliği, bunun Kosova’nın uluslararası konumuna ve Avrupa’yla bütünleşme sürecine zarar vereceğini bildirdi. Girişim yoğun diplomatik baskı sonucunda başarısız oldu. Böylece mahkemenin Kosova’nın kendi kararıyla kurulmuş olmasına rağmen ne ölçüde özgür bir siyasi iradenin ürünü olduğu tartışması daha yargılamalar başlamadan ortaya çıktı.
Yargılama ve ilk derece kararı
Thaçi, Veseli, Selimi ve Krasniqi hakkındaki ana dava yaklaşık 41 ay sürdü. Yargılama boyunca 273 tanık dinlendi ve yaklaşık 5.500 maddi delil değerlendirildi. Mahkeme 16 Eylül’de açıkladığı kararda sanıkları hukuka aykırı veya keyfî alıkoyma, zalimane muamele, işkence ve hukuka aykırı öldürme olmak üzere dört savaş suçundan suçlu buldu.
Karara göre en az 385 kişi keyfî biçimde özgürlüğünden mahrum bırakıldı, 49 kişiye zalimane muamele yapıldı, 303 kişi işkenceye uğradı ve en az 96 kişi öldürüldü. Öldürmelerin Kosova’nın 12 belediyesinde ve Arnavutluk’un kuzeyindeki bir noktada gerçekleştiği belirtildi. Mahkeme, bu eylemlerin yalnızca kişisel intikam, disiplinsiz gruplar veya münferit faillerle açıklanamayacağı sonucuna vardı.
Ortak suç amacı tartışması
Hâkimlere göre UÇK’nın siyasi ve askerî hedeflerine engel görülen kişilerin etkisiz hâle getirilmesine yönelik ortak bir suç amacı bulunuyordu. Özellikle LDK ve FARK bağlantılı kişiler, Sırp makamlarıyla iş birliği yaptığı düşünülenler ile bazı Sırp ve Roman siviller hedef alındı. Mahkeme, dört sanığın bu amacın uygulanmasına önemli katkıda bulunduğuna hükmetti.
Thaçi’nin planın oluşması ve uygulanmasında kilit rol oynadığı ve bazı suçlara bizzat katıldığı belirtildi. Veseli’nin UÇK İstihbarat Müdürlüğünün başındaki konumu ile şüpheli kişilerin belirlenmesi ve izlenmesindeki rolü öne çıkarıldı. Selimi’nin katkısı kabul edilmekle birlikte Genel Müfettiş olarak yetkisinin daha sınırlı olduğu kaydedildi. Krasniqi’nin ise siyasi konumunu ve otoritesini ortak amacın uygulanması için kullandığı sonucuna varıldı. Bu değerlendirmeler sonucunda Thaçi ve Krasniqi 25’er yıl, Veseli 18 yıl, Selimi ise 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
İnsanlığa karşı suçlardan beraat
Mahkeme buna karşılık sanıkları insanlığa karşı suçlara ilişkin altı suçlamanın tamamından beraat ettirdi. Sivillere yönelik şiddetin yaygın veya sistematik özellikler taşıdığı kabul edilse de saldırının hukuken belirli bir sivil nüfusa yöneltildiği makul şüphenin ötesinde kanıtlanamadı. Hakimlere göre mağdurlar bütün bir sivil topluluğa mensup oldukları için değil; kimlikleri, faaliyetleri veya bağlantıları gibi bireysel nedenlerle seçilmişti. Bu nedenle zulüm, hapis, diğer insanlık dışı eylemler, işkence, öldürme ve zorla kaybetme suçlamaları bakımından insanlığa karşı suç hükmü kurulmadı.
Bu ayrım kararın doğru anlaşılması açısından önemlidir. Hüküm, UÇK’yı hukuken “suç örgütü” ilan etmemiştir. Mahkeme heyeti başkanı da davanın UÇK’nın meşruiyetini veya Kosova’nın bağımsızlık mücadelesini yargılamadığını vurguladı. Aynı şekilde dava, Sırp güçleri ve paramiliter birliklerin Kosovalı Arnavutlara karşı işlediği geniş çaplı suçları yeniden değerlendiren bir yargılama değildir.
Sanık olmayan isimler
Kararın en tartışmalı taraflarından biri, dört sanığın sorumluluğunu ortak suç amacı üzerinden kurarken davada sanık olmayan yedi eski UÇK mensubunun adını da anmasıdır. Bu kişiler hakkında resmi mahkûmiyet kararı verilmemiştir; ancak davanın tarafı olmadıkları için delillere itiraz edememeleri ve nitelendirmeyi temyize taşıyamamaları adil yargılanma tartışması doğurmuştur. Daha önce ICTY’de (Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi) yargılanıp beraat eden Fatmir Limaj’ın bu kişiler arasında bulunması, önceki beraat kararının dolaylı biçimde aşındırıldığı eleştirisini güçlendirmiştir.
Temyiz sürecinde olası sonuçlar
Eski ICTY araştırmacısı Nevenka Tromp’a göre temyizde en fazla tartışılacak konu, ortak suç amacının varlığı ve sanıkların katkılarının yeterince bireyselleştirilip bireyselleştirilmediğidir. Özellikle Selimi bakımından sorumluluğun aktif eylemlerden çok suçları önlememe ve failleri cezalandırmama şeklindeki ihmal üzerinden kurulması önem taşıyor. Selimi’nin hangi suçlardan ne zaman haberdar olduğu, bunları önlemek için ne kadar yetkiye sahip bulunduğu ve hangi adımları atabileceği yeniden incelenebilir. Veseli açısından da suçları bildiği hâlde engellemediği yönündeki tespitlerin delilsel temeli tartışılabilir.
Temyiz aşaması davanın baştan görülmesi anlamına gelmez. Heyet çoğunlukla bütün delilleri yeniden tartmak yerine ilk derece mahkemesinin olgulara hukuku doğru uygulayıp uygulamadığını inceler. Ortak suç amacı tespitinin belgelere, siyasi açıklamalara, savaş dönemindeki örüntülere ve gözaltı merkezlerinin işleyişine dayandırılması, hükmün tamamının bozulmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle kararın bütünüyle kaldırılmasından çok bazı tespitlerin daraltılması veya cezaların değiştirilmesi daha olası görülmektedir.
Savcılığın da temyize başvurabileceği unutulmamalıdır. Savcılık insanlığa karşı suçlardan verilen beraatlere itiraz ederse sanıklar açısından daha ağır sonuçlar doğabilir. Temyiz heyetinin bu suçlardan mahkûmiyet kararı vermesi cezaların artırılmasını gündeme getirebilir. Dolayısıyla temyiz yalnızca ceza indirimi ihtimali değil, mevcut hükmün ağırlaşması riskini de taşımaktadır.
Kosova ve bölge siyasetine etkisi
Kosova’da UÇK, devletin kuruluş anlatısının merkezindedir. Sanıkların eski cumhurbaşkanı, meclis başkanları ve önde gelen siyasetçiler olması, kararın yalnızca dört kişiye ilişkin ceza hükmü olarak algılanmasını güçleştiriyor. Mahkemenin Kosova hukuk sistemi içinde kurulmasına rağmen toplumun geniş bir kesimince dışarıdan dayatılmış görülmesi de meşruiyet tartışmasını derinleştiriyor. Mahkemeyi ortadan kaldırmak teorik olarak mümkün olsa da Anayasa’nın 162. maddesi nedeniyle hem tüm milletvekillerinin hem de azınlık sandalyelerinin ayrı ayrı üçte iki desteğini gerektiren anayasa değişikliğine ihtiyaç vardır. Böyle bir adım ABD ve AB ile ciddi bir siyasi krize de yol açabilir.
Karar Sırbistan’da ise farklı bir siyasi anlatıya hizmet ediyor. Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç hükmü uluslararası adaletteki “çifte standartların” göstergesi olarak yorumladı. Ancak UÇK’nın en üst düzey dört eski yöneticisine ağır cezalar verilmiş olması, “diğer tarafların her zaman kahraman ilan edildiği” iddiasıyla çelişiyor. Bu nedenle Vuçiç’in açıklaması hukuki çözümlemeden çok kararı Sırbistan’ın mağduriyet anlatısı içinde yeniden konumlandırma çabası olarak okunabilir.
Sonuç
16 Eylül’de açıklanan hüküm, UÇK’yı veya Kosova’nın bağımsızlık mücadelesini mahkûm eden kesinleşmiş bir karar değildir. Dört eski yöneticinin belirli savaş suçlarındaki bireysel sorumluluğunu tespit eden bir ilk derece kararıdır. Bununla birlikte ortak suç amacı tespiti, sanık olmayan kişilerin isimlendirilmesi ve cezaların ağırlığı, hükmün etkisini bireysel sorumluluğun ötesine taşımıştır. Bundan sonraki belirleyici aşama temyiz olacaktır. Asıl sınav, savaş suçları bakımından hesap verebilirlik sağlanırken bireysel sorumluluğun bütün bir halka, UÇK’ya veya Kosova’nın özgürlük mücadelesine aktarılmasının önlenmesidir.
Bayram POMAK
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
ABD ile Savunma Ortaklığı: M2M Çalıştayı
Donjeta Sadiku Avrupa Şampiyonası’nda Madalyayı Garantiledi
Abdixhiku, Büyükelçi Hargreaves ile Görüştü