Kosova’nın bereketli ovasında, Prizren’in yanı başında yer alan Mamuşa, nüfusunun büyük çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu, dilini, kültürünü ve manevi değerlerini asırlardır muhafaza eden müstesna bir beldedir. Ezan sesinin gönüllere huzur verdiği, camilerin hayatın merkezinde olduğu, misafirin Allah’ın emaneti kabul edildiği bu güzel kasaba; samimiyeti, vefası ve gönül insanlarıyla Balkanlar’ın en kıymetli Türk yurtlarından biridir. İşte Hacı Adil Mazrek de bu güzel beldenin yetiştirdiği, ömrünü insanlığa, camilere ve hayır hizmetlerine adamış müstesna şahsiyetlerden biriydi.
İnsan ömründe bazı insanlar vardır; onları makamlarıyla değil, gönülleriyle hatırlarsınız. Yüzlerini düşündüğünüzde önce bir tebessüm gelir gözünüzün önüne, ardından açık bir kapı, sıcak bir sofra ve samimi bir muhabbet…
İşte Mamuşalı Hacı Adil Mazrek de benim gönlümde böyle yer eden güzel insanlardan biriydi.
2005-2010 yılları arasında Kosova’da görev yaptığım günlerde ne zaman Mamuşa’ya yolum düşse, mutlaka onun evine uğrardım. Daha kapıdan içeri adım atmadan nurlu yüzü, içten tebessümü ve gönülden gelen “Hoş geldiniz.” sözü bütün yorgunluğumuzu alırdı. O ev, sadece bir hane değildi; muhabbetin, kardeşliğin ve bereketin yaşadığı bir gönül ocağıydı.
Çoğu zaman bizi kendi sofrasında ağırladı. İzzet ve ikramı gösteriş için değil, Allah rızası için yapardı. Misafir ağırlamayı bir gelenek değil, bir ibadet olarak görürdü. Sofrasındaki nimetlerden önce gönlünün zenginliği doyururdu insanı.
Biz onu sadece cömertliğiyle tanımadık.
Biz onu Müslümanlara karşı beslediği derin muhabbetiyle tanıdık.
Biz onu camilere duyduğu büyük sevdayla tanıdık.
Biz onu Allah’ın evlerine hizmet etmeyi ömrünün en değerli vazifesi bilen bir gönül eri olarak tanıdık.
Mamuşa camilerinin mütevelli heyeti başkanı olarak yıllarca büyük bir fedakârlıkla hizmet etti. Yaklaşık yirmi yıl boyunca yetimlerin başını okşadı, fakirlerin elinden tuttu, ihtiyaç sahiplerinin duasına ortak oldu. Yaptığı hayırları reklam etmedi; sessizce iyilik yaptı, sessizce gönüller inşa etti.
Bugün ardından konuşulan güzel sözler, onun dünyada bıraktığı en kıymetli mirastır. Çünkü Resûlullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” buyurmuştur. Hacı Adil Mazrek de bu müjdeye nail olabilmek için ömrünü insanlara faydalı olmaya adamış güzel insanlardan biriydi.
31 Temmuz 2026 tarihinde bu fani dünyadan ebediyet yurduna göç etti. Ardında maldan, mülkten çok daha kıymetli bir miras bıraktı: Dualar, güzel hatıralar ve hayırla anılan tertemiz bir isim…
Bugün Mamuşa’nın sokakları biraz daha hüzünlü, camileri biraz daha mahzun, dost meclisleri biraz daha eksik…
Fakat inanıyoruz ki Allah için açılan kapılar kapanmaz; Allah rızası için uzanan eller boşa gitmez; samimiyetle yapılan hizmetler unutulmaz.
Aziz kardeşim Hacı Adil Mazrek…
Seni; güler yüzünle, tevazuunla, cömertliğinle ve ihlasınla hatırlayacağız.
Dualarımızda hep yaşayacaksın.
Yüce Rabbim rahmetini üzerine yağdırsın.
Kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe eylesin.
Makamını âlî, menzilini mübarek kılsın.
Geride bıraktığın ailene, sevenlerine ve Mamuşa halkına sabr-ı cemîl ihsan eylesin.
Ruhun şâd, mekânın cennet olsun Hacı Adil Mazrek…
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.
"Şüphesiz biz Allah'a aitiz ve şüphesiz O'na döneceğiz" (Bakara Suresi'nin 156)
Yazan: M. Tevfik Yücesoy