- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Matematik, Hayatımın Anlamı
Matematik, Hayatımın Anlamı
0 dk
Prizren Eğitim Fakültesi'nde öğretim üyesi Hülya Gür ile yaptığımız röportajda matematiğin neden sevilip-sevilmediğini sorduk. Hocamız, Kosova'yı nasıl gördüğünü ve geleceğiyle ilgili beklentilerini de anlattı.
Hülya Gür, 1988 yılında Balıkesir "Necati Bey" Eğitim Fakültesinden mezun. Orda matematik üzerine "Graf Teorisi" yüksek lisans yaptı. Doktora eğitimini de Balıkesir'de yaptı. Sonra yurtdışı sınavı açıldı, sınava katıldı ve kazandı. Yolculuk İngiltere'yeydi. Doktorayı bitirdikten sonra Türkiye'ye döndü. Yardımcı doçent oldu. Bundan iki hafta önce ise doçent oldu.
--Hocam, Kosova'ya gelme sebebinizi anlatır mısınız ve ilk izlenimlerinizden biraz bahseder misiniz?
--Birkaç sebep var. İlk sebep burada Matematik-Enformatik Bölümü yeni kuruluyor olması, çünkü İngiltere'den Türkiye'ye döndükten sonra Türkiye'de bilgisayar Bote öğretmenliği yani bilgisayar öğretimi teknolojileri öğretmenliği dersi verdim. Matematikle bilgisayarın iç içe olması avantajlı geldi. Artı Türkçe olması ekstra bir avantaj, Avrupa'da olması bir avantaj. Bu arada kızım Avusturya'da okuyor. Avusturya'ya yakin olması da bir avantaj. Bir de yurtdışına çıkınca, ister istemez insanda yurtdışına çıkma isteği doğuyor. Yani Türkiye'de iken Hollanda'ya gittim, konferans için, Fransa'ya, Amerika'ya gittim. Yani her yere gittim. Öyle olunca deneyim kazanalım, bide ikinci çocuğumun bu sene birinci sınıfta bulunması avantajlıydı. Aslında bir gün eşimle konuşurken, ne yapalım böyle bir teklif var gidelim mi, gitmeyelim mi? diye konuşurken eşim tamam dedi, formu gönderelim. Formu gönderdik. Ertesi gün Ankara'ya mülakata çağırıldık. Niye gitmek istiyorsunuz dediler, size saydığım sebepleri saydık. Tamam dediler sizi gönderelim. İlk izlenimlerime gelince, burada olmaktan çok mutluyum. Öğrenciler de çok iyi...
--Buranın yerli halkıyla iletişiminiz nasıl, zorluk çekiyor musunuz?
--Yok çok iyi, hiç sorun yasamıyorum. Arnavutlarla da Türklerle de anlaşıyorum. Ev sahibimiz zaten Arnavut, mesela ona Türkçe öğrettik, kadın şimdi bülbül gibi şakıyor.
--Kosova'ya ilk gelişiniz mi?
--Evet ilk gelişimiz. Zaten Balıkesir'den geldik, burası Balıkesir'e çok benziyor.
--Buradaki yaşama alıştınız mı?
--Vallahi bir yemek konusunda sıkıntı çekiyorduk, ona da alıştık. Çünkü burada öğle yemeği yok, kuşluk dedikleri yemek var 5'te bir daha yemek filan yok.
--Hocam önce bize matematiği kısa bir cümleyle özetler misiniz? Genelde öğrencilerin sıkıldığı ve zorlandığı bir ders olarak yargılandı.
--Matematik bence hayatın anlamı. Yani matematik sadece sayılar, semboller demek değil. İyi bir problem çözebilen, hayatı anlayan, hayatı kolaylaştıran bir şey için matematik lazım. O nedenle matematikle hayat iç içe. Matematiği çözen bir insan, aslında hayatı çözmüş, mutlu, iyi problem çözebilen, hiçbir şekilde sıkıntı çekmeyen insanlardır diye düşünüyorum. Hayat zaten problemlerden ibaret, matematikte problem çözme üzerine kuruludur. Ya da doğadaki bir olayın sembollerle ve şekillerle ifadesidir. Mesela geometri niye çıkmış? diye bir baktığımızda tarihe, Nil nehrinin taşması sebepmiş. Suların taşması ve çekilmesiyle insanların tarlaları değişiyor. Ve böylece Geometriye gereksinim duyularak, doğuşu oluyor. Ya sayılara niye gerek duyulmuş? Mağaradaki yaşayan insanlara baktığımızda duvarlara çekikler attıklarını görürüz. Yani mutlaka saymaya bir şeyleri sembollerle ifade etmeye gerek var. Ama ille de matematiği sayılarla birle, beşle, yapacaksın diye bir şey yok. Mesela ben öğrencilere hep şunu söylüyorum. Romen rakamlarında sıfır yoktur. Sıfır olmadan acaba hayat nasıl olurdu? Şu an sıfır olmasaydı nasil olurdu? Vallaha Romalılar çokta iyi uygarlıklar geliştirmişler, demek ki sıfıra aslında çok fazlada gerek yokmuş...
--Peki, matematiği sevmeleri için ne gibi önerileriniz var?
--Bir kere istekli olmaları lazım, bu bolüme niye geldiklerini bilmeleri lazım. Matematiğe ihtiyaç duymaları lazım ki ondan sonra matematiği sevsinler. Yoksa ihtiyaç duymuyorsa, benim ne işime yarayacak zaten, laf olsun diye gelip gidiyorsa zaten bir şey yapmak çok zor. Mesela öğrenci ben çıkacağım, sıkıldım diyor. Halbuki insan derste sıkılmaz, çünkü bir şeyler yapıyorsan sıkılmana zaten vakit kalmaz. Yapacaksın, düşüneceksin, eleştireceksin, yazdığını sorgulayacaksın, bu nerden geliyor, neden ben bunu yapıyorum? Yani yapıyorsan bir amacının olması lazım. Amacın yoksa bir şey yapamazsın. Yapsan da öyle oradan oraya boşu boşuna savrulursun.
--Kosova'da matematik eğitimiyle birlikte genel eğitim nasıl sizce, eksilerimiz artılarımız neler?
--Ödev verilmemesi en büyük eksik. Liselerde nasıl bilmiyorum ama ilköğretimde çok az. Ama sanırım yeni mezun olanlar öğretmenliğe farklı bakıyor. Türkiye'de de çok farklı değil. Yani emekliliği yaklaşan bir öğretmen yeni şeylere çok kapalı. Mesela ben öğretmenlere de, müfettişlere de seminer verdim. Eğer yaşı 45'in üstündeyse, emekliliğe bir adım daha yaklaşmışsa, zaten bana ne bu yeni metotlardan, dendiğini duydum. Öğretmenlerde kendilerini geliştirmeliler. Çünkü teknoloji hızla ilerliyor, her gün 10.000 yeni bilgi üretiliyor. Yani bir şekilde öğretmenin teknolojiye ayak uydurması lazım, yenilikleri takip etmeli, aksi halde mümkün değil.
--Eğitimdeki sorunları nelere bağlıyorsunuz?
--Bana göre eğitimde en büyük problem, ödev verilmemesi. Yani bir ödev veriyorsun çoğu yapmadan geliyor. Bir ödev veriliyorsa bir amacı vardır mutlaka. Çünkü hayatta hiçbir şey rastgele değil, mutlaka bir amacı var. Doğayı çizmek için cetvel geliştirilmişse onu kullanmak lazım. Mesela Türkiye'de bir iki araştırma yapmıştım. Her öğretmen adayı kendi eğitim hayatı boyunca hangi aleti kullandıysa, öğretmen olunca da onu kullanıyor. Ya da dört senelik eğitim döneminde pergel, cetvel kullandıysa, öğretmen olunca da kullanıyor. Fakat eğitiminde gereken malzemeleri kullanmadıysa, öğretmen olunca da kullanmıyor. Bazı alışkanlıkların temelden kazandırılması gerekiyor. Ama bilinçli olmak lazım. Eğer bir işi yapıyorsan en iyisini yapacaksın. Öğretmende olsan, çöpçüde olsan en iyisini yapacaksın. Bir işe başladıysan en iyisini yapacaksın. Ya da yapmıyorsan, çekileceksin. Bu iş bana göre değil yapamayacağım diyeceksen... Yani anlamsız, yoksa senin emeğine, parana, zamanına yazık. Ailene yazık, en önemlisi de yeşerttiğin umutlara yazık...
--Düzeltmeler için öğretmen ve öğrencilere ne gibi önerileriniz var?
--Bir kere eleştiren, sorgulayan bireyler olması lazım öğrencilerin. Önce ben bu işi niye yapıyorum, ya da yapmalı mıyım, ya da ben bu işi seviyor muyum diye kendisine sorması lazım. Yapacaksa zaten biz elimizden geleni yapıyoruz. Yani benden yardım istesinler, isterse gece olsun kalkar anlatırım, hiç problem değil. Ama öğrenci ne yapacağına karar vermeli. Bir de burada birbiri arasında paylaşım hiç yok. Ders bitince hiçbir öğrenciyi bulmak mümkün değil. Herkes toz oluyor,nereye Şadırvana...
--Son olarak da matematikle hiçbir türlü baş edemeyen öğrencilere neler önerirsiniz?
--Öncelikle matematik ezber olmaz. Ezberi çok iyi olan öğrenciler vardır matematikte sorunlar yaşarlar. Onun için matematikte yorum olacak, eleştiri olacak. Bir öğrenci matematik öğrenmede zorluk çekiyorsa eğer, kendisi o konuyu öğrenmek istemiyordur. Ya da öğrenmek istiyor ve yapamıyorsa, bu sefer temelden problem var. Mesela dört işlemi bilmiyordur: sayıları bilmiyordur, ondan önceki konuları bilmediği içindir tüm sıkıntıları. Çünkü matematik merdiven gibidir. Basamak basamak, birini bilmeden ötekini bilmek zor. Belki bilirsin ama mutlaka boşluk kalır, bir yerde tıkanır kalırsın. O nedenle alttaki konuları bilmelisin. Her sene baktığımızda programa önceki senenin tekrarı, üzerine yeni bir iki şey koyarsın. Ama alttaki taşlar eksik olursa bir gün bina yıkılır. O nedenle eksiği neyse bir kere öğrencinin bunu saptaması lazım. Acaba ben neyi biliyorum, neyi bilmiyorum diye...
--Hocamızdan Kosova'nın geleceği hakkında küçük bir not.
--Bence birkaç sene için burası Avrupa'nın en iyi sayılı Üniversitelerinden biri olacak. Çünkü Türkiye'de bir sürü öğrenci Avrupa'da okumak için yer arıyor. Mesela Kosova onun için ideal. Bir de denkliği olursa... Burada hayat ucuz, yaşam şartları da... Türkiye'de üniversiteye girmek çok zor bir iş... Gelecek 10 sene içerisinde durumun çok parlak olacağını düşünüyorum. Yaşadığınız yerin değerini bilin o yüzden şimdiden kendinize yer ayırın...
Söyleşiyi gerçekleştirenler: Metin Topalli, Aysun Esler, Sibel Sumuc
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor