Miraç: Izdırabın Gecesinde Gelen İlahi İmdat
0 dk
İsra ve Miraç, İslam tarihinin yalnızca mucizevi bir hadisesi değil; aynı zamanda insanlığın en ağır yalnızlık, dışlanmışlık ve çaresizlik anlarında ilahi rahmetin nasıl tecelli ettiğini gösteren eşsiz bir hakikattir. Miraç gecesi, bir kaçış değil; tam aksine, yeryüzündeki en ağır yükleri omuzlamış bir peygambere gökten verilen bir teyit, bir teselli ve bir diriliştir.
Miraç’tan Önce: Peygamberin Yaşadığı Büyük Izdırap
Miraç, durduk yere yaşanmış bir mucize değildir. O, yıllar süren sabrın, direncin ve insanüstü bir tebliğ mücadelesinin ardından gelmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.s.), Miraç’tan hemen önce “Hüzün Yılı” olarak bilinen dönemi yaşamıştı. En büyük destekçisi olan amcası Ebû Tâlib’i, ardından hayat arkadaşı Hz. Hatice’yi kaybetmişti. Mekke’de artık ne siyasi ne sosyal bir koruması kalmıştı. Hakaret, alay, boykot ve işkenceler artarak devam ediyordu.
Bu ağır atmosfer içinde son umut olarak gittiği Taif’te ise taşlanmış, ayakları kan içinde kalmış, şehirden kovulmuştu. İnsanlardan umudunu kestiği o an, yüzünü göğe çevirmiş ve şu yakarışı dile getirmişti:
“Allah’ım! Gücümün zayıflığını, çaresizliğimi ve insanlar katındaki değersizliğimi Sana arz ediyorum…”
İşte Miraç, bu duanın ardından gelen ilahi cevaptır.
İsra: Yeryüzünden Göğe Açılan Kapı
İsra, Hz. Peygamber’in bir gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir. Bu yolculuk, sadece mekânsal bir geçiş değil; ümmetin kıblesiyle, geçmiş peygamberlerle ve kutsal mirasla kurulan derin bir bağdır.
Kudüs’te peygamberlere imam olması, Hz. Muhammed’in (s.a.s.) risaletinin evrenselliğini ve son halkayı temsil ettiğini göstermektedir.
Miraç: Gökte Verilen İlahi Teyit
Miraç ise İsra’nın devamı olarak göğe yükseliştir. Sidretü’l-Müntehâ’ya kadar yapılan bu yolculukta Hz. Peygamber, kelimelerin yetersiz kaldığı ilahi tecellilere şahit olmuştur.
Bu gecede üç büyük hediye verilmiştir:
1. Beş vakit namaz
2. Bakara Suresi’nin son ayetleri
3. Şirk koşmayanların bağışlanacağı müjdesi
Özellikle namaz, yeryüzündeki müminler için bir günlük miraç olarak hediye edilmiştir. Miraç, göğe yükselme mucizesi olduğu kadar, yeryüzünde kalıp kulluğu sürdürme sorumluluğudur.
Miraç Bir Kaçış Değil, Dönüştür
Hz. Peygamber, Miraç’tan sonra dünyadan elini eteğini çekmemiştir. Aksine, daha büyük bir kararlılıkla Mekke’ye dönmüş, tebliğe devam etmiş, zulme karşı direnmiş ve insanlığa umut olmaya devam etmiştir.
Bu yönüyle Miraç, acıdan kopuş değil; acıyla baş edebilme gücüdür. İlahi huzurda alınan destekle yeniden yeryüzüne dönmektir.
Biz Miraç’ı Nasıl Yaşayabiliriz?
Miraç, sadece anlatılan bir hatıra değil; yaşanması gereken bir bilinçtir.
• Namaz, kalbi arındıran ve insanı yücelten bir miraçtır.
• Sabır, umutsuzluk gecelerinde Allah’a tutunma iradesidir.
• Dua, Taif’teki yakarış gibi, insanın kendini bütünüyle Allah’a açmasıdır.
• Ahlak, gökte alınan mesajın yerde hayata taşınmasıdır.
Miraç’ı yaşamak, zulüm karşısında susmamak; yalnızlıkta isyana düşmemek; başarısızlıkta umudu kaybetmemektir.
Sözün özü; Her Zor Gecenin Bir Miraç Sabahı Vardır
Miraç bize şunu öğretir:
Allah, kulunu en çok kırıldığı anda göğe çağırır.
İnsanlığın karanlığa gömüldüğü her çağda, gökten yere uzanan bir rahmet hattı vardır.
Yeter ki kul, o hatta tutunmayı bilsin.
İsrâ ve Mi‘rac ile müeyyed olan yüce Nebî’nin izinde, manen mi‘raca yükselenlerden olma niyazıyla; Leyle-i Mi‘rac’mız mübarek olsun.
Selam ve dua ile
M. Tevfik Yücesoy
15 Ocak 2026 / İstanbul
Yorumlar (0)
Anket
Son Haberler
Tüm Haberler
Kosova’ya ABD Büyükelçisinin Atanmaması Ülkenin Washington Nezdindeki Önemini Azaltmıyor
Basha ve Malaj, Kosova–Arnavutluk Altyapı Projelerini Görüştü
KGG, Almanya’daki NATO Konferansına Katılıyor